09 Nis 2012 için arşiv

09
Nis
12

BU YAZıYı SAKLAYıNıZ

Yazının  iddialı  bir  başlığı  olduğunu  görüyorsunuz.

Gerçekten  de  bu  yazıyı  saklamanızı  istiyorum.

Bu  yazıda  savunacaklarım,  yalnızca  bugün  ülkeyi  yönetenlere  değil,  bundan  yıllar  sonra  da  ülke  yönetimine  talip  olanlara  ders  olacak  nitelikte  bir  değerlendirme  içermektedir.

Gelelim  konumuza.

Bugün  Türkiye’yi,  bölgemizi  ve  hatta  dünyayı  ilgilendiren  en  önemli  sorun,  küresel  güçlerin  Orta  Doğu  coğrafyasında  oynadıkları  tehlikeli  oyundur.

Bu oyun sonucunda bazı ülkelerde yönetimler değiştirildi. Tunus ve Mısır gibi ülkelerde yönetim değişiklikleri daha kolay olmuşken, Libya’da küresel güçlerin silahlı müdahalesi ile binlerce insanın hayatına mal olan bir iktidar değişikliği gerçekleştirildi.

Sırada  ise  Suriye  ve  İran  olduğu  görülüyor.

Suriye’de  yapılan  hesaplardan  kolay  bir  sonuç  elde  edilemedi.

Suriye’de istenilen yönetim değişikliği başarılamayınca da İran’a yönelik planlar askıda kalmaya devam ediyor.

Küresel güçlerin Soğuk Savaş sonrası planı, hayali bir küresel düşman (küresel terör) yaratarak dünyayı yeniden biçimlendirmek oldu.

Küresel odakların yarattığı düşman (El Kaide), ABD’de yaşanan 11 Eylül gibi, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birkaç ülkede sahneye çıktı.

Bunun ardından Afganistan ve Irak işgal edildi.

Bugün Irak’tan çekilmek zorunda kalan küresel güçler, kendi elleriyle yarattıkları işbirlikçi iktidarı bile denetleyemeyecek noktaya geldiler.

İşbirlikçi bazı iktidar uzantılarının ülkeden kaçmak zorunda kalması gösteriyor ki, Irak, küresel planların güdümünden çıkmaya doğru ilerlemektedir.

Küresel işgalciler, Afganistan’dan ise yakın zamanda çekilmek zorunda kalacaklar.

Küresel güçler, Tunus’ta rejimi değiştirip istedikleri bir rejimi kurmak konusunda başarılı olsalar da Mısır’da Mübarek sonrasında planlanan iktidar değişimini gerçekleştirmekte zorlanıyorlar. Bu nedenle Mısır, askeri bir yönetim tarafından küresel planlara hazırlanıyor. İşbirlikçi hükümetin ömrünün çok uzun olmayacağı ise görülecek.

Küresel yeniden yapılanma projesinin en önemli ayağı olan petrol coğrafyaları arasında Libya yer alıyordu. Libya’da Kaddafi iktidarı post modern işgal yöntemiyle silahlı işbirlikçiler ve NATO desteğiyle devrildi ve geçici bir yönetim oluşturuldu. Sırada ise Suriye ve İran bulunuyor.

Bütün bunlar bizleri neden ilgilendiriyor? Küresel güçlerin yeni emperyalist politikalarının hedefinde olan iki ülke, Türkiye’ye sınır komşusudur. Özellikle Suriye’deki küresel planlar, Türkiye üzerinden yönetilmekte olup Suriye’de Esad yönetimi iç müdahaleler ile devrilemeyince Türkiye’nin müdahil yapılacağı silahlı bir müdahale planları yürürlüğe girmek üzere. Eğer Suriye planı başarılı olur ve Esad yönetimi devrilirse, sıraya hemen İran rejiminin de aynı yöntemle devrilip işbirlikçi bir yönetimin getirilmesi planı işlemeye başlayacak.

Bu noktada Türkiye’de ülkeyi yönetenleri ilgilendiren önemli bir konu gündeme geliyor. Yazımızdaki temel iddiamız şu:

“Ülkesini savaşa sokan hükümetlerin sonu, güçlü olsalar bile iktidarı kaybetmeleridir.

Bu konuda sayısız örnek vermek olasıdır. Aklımıza ilk gelen örnek, ülkesini II. Dünya Savaşı’na sokan Hitler’dir. Aynı savaştan sonra 1945 yılında Churchill’in iktidarı kaybettiğini de hatırlamak gerekir. Aynı Churchill, I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale yenilgisinden sonra da Bakanlık görevini bırakmak durumunda kalmıştı. Yalnızca savaşları kaybeden II. Dünya Savaşı öncesi liderler Mussolini, Franco, Salazar gibiler değil, ülkesini savaşa sokup savaşları kazanan liderler de iktidarlarını çoklukla kaybetmişlerdir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’nı kaybetmesi ile Talat Paşa hükümetinin istifa ettiğini ve Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihe karıştığını hatırlamak gerekir. Kurtuluş Savaşı sonrası denize dökülen Yunan hükümeti istifa etmiştir. Kıbrıs’ta savaş ortamını yaratıp 1974 müdahalesi sonrası iktidarı kaybeden askeri cunta da bir diğer örnektir.

Ülkelerini haksız savaşlara sürükleyen liderler ve iktidarlar, çok büyük halk desteğine sahip olsalar bile iktidarı kaybetmek durumunda kalıyorlar. Her savaşın faturası, ülkesini savaşa sürükleyen hükümetlere çıkar. Savaşlarda kazananlar, genellikle silah tekelleri ve küresel güçlerken, savaşta yer alan hükümetler ise savaşı kazansalar bile iktidarları çok kısa ömürlü olmaktadır. Özellikle ülkelerini haksız savaşa sürükleyen ülkelerde iktidar değişiklikleri kaçınılmazdır.

Türkiye, küresel güçlerin zorlamasıyla Suriye ve İran ile haksız bir savaşa girişmesi durumunda hükümetin ülkeyi yönetemeyeceği ve iktidardan gitmesinin kaçınılmaz olacağı bilinmelidir.

Bu gerçeği, herkesten önce ülkeyi yönetenlerin bilmesi gerekir.

İddiamızı  bir  kez  daha  yineleyerek  yazımıza  noktayı  koyalım :

“21. yüzyılda   ülkesini   savaşa   sokan   hükümetlerin  

sonu,   güçlü   halk   destekleri   olsa   bile   iktidarı  

kaybetmeleri   olacaktır.”

Sonrasında   halkın   bu   “iktidar”a    neler   yapacağını  

ise   bir   tek   ALLAH   bilir…

Devlet   “yönetim”i   nâmına   herşeyin   içine   edip    

batırdıktan   sonra;   ülkeyi   savaşa   sokarak,   böylece  

haltettiklerinin   hesabını   vermeden   kolayca   işin  

içinden   sıvışabileceklerini   de   zannetmesinler…

ONA     GÖRE..!!!

Birol  ERTAN

http://www.ilk-kursun.com/haber/100927




İstatistikler

  • 2.314.606 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Nisan 2012
P S Ç P C C P
« Mar   May »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

En fazla oylananlar