13 Nis 2012 için arşiv

13
Nis
12

Ulaklar ve Uşşaklar

Kafaları  Amerikancılıkla,  emperyalizm  şakşakçılığıyla  sakatlananlar  kabul  etmese  de,  ABD  Harp  Akademileri’nde  yetişenler  bilmese  de,  NATO  ABD’nin  savaş  ve  işgal  örgütüdür.

1949’da  Washington’da  imzalanan  antlaşmayla  kurulmuştur.

ABD’nin  yan  kuruluşu,  uzantısı,   aparatı  olarak  işlev  görür.

İttifakın kuruluş amaçları arasında, savunma, güvenlik, caydırıcılık bağlamında topyekûn mukabele anlayışı öne çıkarılmıştır.

Yani bir ülkeye yapılacak saldırının, üye devletlerin hepsine yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.

Ama  gerçek  böyle değildir.

Örneğin  Türkiye  söz  konusu  olduğunda,  bu  kurallar  geçerli  olmaz,  olmamıştır  da.

1964  tarihli  Johnson  Mektubu,  1974  Kıbrıs  Barış  Harekâtı  nedeniyle  Türkiye’ye  konan  ambargo  bunun  ilk  akla  gelen  kanıtlarıdır.

Durum böyleyken, NATO adına savaşmak, ABD adına müdahalede bulunmak, kuryelik, aracılık yapmak, emperyalizmin maşası, taşeronu olmak demektir.

Ancak  şu  kuralı  unutmamak  gerekir.

Efendileri adına ulaklık ve uşaklık yapanları emperyalizm ateşteki kullanır ve atar.

Ortadoğu’daki liderlere de böyle bakar.

Bu nedenle geçmişte desteklediği Arap liderleri, son kullanma tarihleri dolunca ve yeni ittifaklar doğunca, hemen gözden çıkarmıştır.

Eskiden hiç sorun yaşamadığı, tersine sadakatlerinden emin olduğu diktatörleri, darbeci generalleri bir anda defterden silmiş, yerine yenilerini oturtmuştur.

Bir zamanlar, “radikal dinciler iktidara gelir” endişesiyle desteklediği Arap liderleri atıp, ılımlı hale getirdiği eskinin radikal İslamcı gruplarıyla işbirliği yapmaya başlamıştır.

O  yüzden  ABD’ye  kesinlikle  güvenmemek  gerekir.

Eş  başkanın  iş  adamı  danışmanı  Amerikalılara,   “Bu  adamı  deliğe  süpürmeyin,  kullanın”  diye  boşuna  yalvarmamıştır.

Hafızalarımızı tazeleyelim. ABD, Soğuk Savaş döneminde SSCB ve komünizme karşı, Baas rejimine karşı, İslamcı hareketleri doğal müttefik olarak görmüştür.

Onlarla Yeşil kuşak projesi kapsamında sıkı işbirliği yapmıştır. Tunus, Cezayir, Mısır, Ürdün gibi ülkelerdeki liderler de, kendi halklarına karşı İsrail’i bahane olarak kullanmışlardır. İsrail karşıtlığı Arap kamuoyunda çok işe yaradığından, geri kalmışlığı, açlığı, yoksulluğu, yolsuzluğu, diktatörlüğü hep “İsrail karşıtlığı” üzerinden bastırmışlardır. Ülkelerinde İsrail karşıtı söylemleri öne çıkaran Arap liderler, dışarıda ABD üzerinden İsrail’le ittifak yapmış, İsrail’i hiç tedirgin etmemiş, tersine işini kolaylaştırmışlardır. Filistin davasına göstermelik destek vererek, para yardımı yaparak, işi idare etmişlerdir. İç politikada İsrail karşıtlığı yaparken, İsrail’in en yakın müttefikinin ABD olduğunu bal gibi bilmelerine karşın, halklarına Filistin meselesiyle “ilgileniyormuş” görüntüsü vermişlerdir. Gerçekte ise bu sorunun çözümsüz kalmasından, iç politikadaki dikkatleri oraya çekmek adına yararlanmışlardır.

Arap liderler, ülkelerine az da olsa demokrasi gelirse, kargaşa çıkacağını, sokakların hareketleneceğini, istikrarın bozulacağını söyleyerek, ABD ile ilişkilerini sıcak ve halklarını baskı altında tutmuşlardır.

Kendilerini eleştirenlere, “Henüz erken, toplum hazır değil” derken, ABD’ye de “Aman bizi destekle, biz gidersek radikal İslamcılar gelir” şeklinde mesaj vermişlerdir.

Ancak bu liderlerin, ABD’nin o İslamcılarla gizliden gizliye görüştüğünü, onları ılımlı hale getirdiğini, işbirliği zemini yarattığını bildikleri de aşikârdır.

Anımsanacağı üzere ülkemizde de Tansu Çiller, 1995 genel seçimlerinden önce ABD’ye “Beni destekleyin. Ben gelmezsem Refah Partisi gelir” demiş, bunu derken de el altından tarikat ve cemaatlerle işbirliği yapmıştır.

95 seçimlerinden hemen sonra kurulan ANAP- DYP hükümeti çökünce de, kısa süre öncesine kadar öcü diye gösterdiği Refah Partisi ile koalisyon kurmuştur.

ABD, Ortadoğu ülkelerindeki bu siyasetçi tipini çok iyi bildiğinden, dahası çoğunu kendisi yetiştirip, devşirdiğinden, “Arap Baharı” denilen süreci, emperyalizmin talepleriyle birlikte ele almak gerekir.

Zira  Arap  ülkelerinin  örgütü  olan  Arap  Birliği  bile,  diplomaside  ABD’nin  uydusudur,  hiçbir  ağırlığı  yoktur.

Okumaya devam edin ‘Ulaklar ve Uşşaklar’

13
Nis
12

AÇıK MEKTUP..!!! SURİYE İLE SAVAŞA HAYıR..!!!

İhanet   ve   gasp   çemberi   sarmalındayız!.. 

Büyük   tehlike   içinde  bölge !..

Yangının   geniş   alanları   sarması  an  meselesi !..

Birileri   üzerimize   çekmekte   ateş   topunu !

İhanet   ve   gasp   çetesi   başarıya   ulaşırsa,  

bu   korkulu   rüyanın   gerçekleşmesi   kaçınılmaz..

Her   ülkenin   vardır   haini.

Ne  var  ki;  yüksek  mercilerle  doğrudan  bağlantılı  olmayan  ihanetlerin  başarı  şansı azdır!..

Bu nedenle emperyalizm bölmek-yönetmek ve yutmak istediği ülkelerin kritik su başlarına ülke içinden hainler arar bulur-getirir!… Asli amaçlarına ulaşıncaya kadar da onları her alanda desteğini sürdürür; işbaşında tutar!..

Eşbaşkanlık görev ve makamı da bu amaçla ihdas edilmiş olmalı!..

Damat Ferit Hükümeti de, ayni amaçla işbaşında tutulmak istenmişti geçmişte!…

Bir yüce Kahramanla bu zorlu oyun o dönemde bozuldu…

Ancak gerek müstemleke sevdalılarının işbirlikçi torunları, gerekse, emperyalizmin yurt içi ve yurt dışı uzantıları, Sevr artığı posalar, kursaklarında kalan bölme-paylaşma-yutma arzularını hiçbir zaman unutmadılar!..

Benzer oyunlar yine sahnede!.. Oyun aynı, hamam aynı, tas aynı!..Sadece ihanetin tellakları değişti!..

Ellerini ovuşturmakta iç ve dış ihanet tezgahının patronlar ve onların taşeronları..

Irak, Sudan, Mısır, Libya..Suriye… derken sıranın bize gelmesi için, işbirlikçi tetikçilerin birer elleri tetikte diğer elleri duada!..

Irak işgalinde, Amerikan askerlerinin sağ-salim ülkelerine dönmesi için edilen dua, iddiamıza bir delil!.. Ne var ki; iddiamızın tek delili sadece bu dua da değil!.. Öncesi var!..

Kurtuluş yıllarında mütareke basının Ali Kemal’leri, Refiğ Cevat’ları; Sait Molla’ları; Mustafa Sabri Efendi’leri, Mehmet Asım’ları da benzer görüntüleri, bugün ki liboş-dönek-yandaşlar kadar açık sergilenmişlerdi tavırlarını.

Oyuna konu olan devletlerin tümü müslüman olduğu ve Allah’ın onlara bir nebzecik olsun yardım etmediği göz önüne alınırsa, bize de yardımcı olmayacağı açıktır!..

Bu nedenle, bizim ülkemizin makus talihini kurtarmak da yine milletimizin azim ve kararına kalmıştır!.. Dua çözüm değil!..

İlk hedef, ülkenin başına musallat olmuş ihanet şebekelerinin bertaraf edilmesidir…

En zorlu tarafı da budur işin!..

Aç veya cahil insanı yalanlarla aldatmak kolay, gözlerini açmak zordur.. Hem aç hem cahil insanları aldatmak çok daha kolaydır.. Bir torba erzaka teslim alınan o zavallı kişilerin boynuna ister torba tak, istersen yular!.. Din adına teslim aldıktan sonra iş zaten kolay!..

Karanlık ve sisli ortam, ihanetin pusu ve tuzak için tam aradığı ortamdır!.. Haini çok olan ülkelerde halk kolay düşürülür kaos tuzaklarına.. Bu nedenle düşmandır ihanet çeteleri aydınlığa şeffaflığa-ışığa..Karanlıkta kalsın isterler çevirdikleri dolaplar, işledikleri günahlar!.

Gizli tanıklar da böyle ortamların ürünüdür!..

Din, böylesi kaotik ortamların vazgeçilmez bir aldatma-kandırma enstrümanıdır.

Halk; ölülerden, ululardan mezarlardan, sakalı şeriften dualardan medet umarken; emperyalizm, din kardeşlerinin katli için ön açmaya-destek olmaya-sözde diktatörleri devirmek adına insanlık dışı mezalimliklere top-tüfek ve nifak ulaştırmaya devam eder!..

Din adına, dindarlar, kendi dindaşlarının katlini emperyalizmin sağladığı silahlarla gerçekleştirmekte beis görmedikleri gibi; her öldürüleni kendi zafer hanelerinde birer artı olarak görürler.

En büyük korkumuz bu!.. Bu nedenle karşı çıkıyoruz, emperyalizm destekli kardeş kavgasına!.. Suriye’den sonra sıranın bize geleceğinden korkuyoruz… Kaygımız bu!…

Savaşları kimlerin, niçin istediği, kimlere yaradığı artık bilinmeli!..

Uyanmak, uyutulmaya tepkinin ilk adımıdır!.. Uyarmak da yurtseverliğin!..

Arap Baharı adı altında halklara dayatılan sahte bahar; tarihleri boyunca uğradıkları en büyük mezalimdir-zulümdür!..

Bu zulmete-ihanete-insanlık dışı sömürge savaşına arka çıkmak-yandaş olmak; sıranın kendisine de geleceğini bile bile- Suriye bizim iç işimizdir- diyerek – emperyalizmin sözcülüğünü yapmak,
Eşbaşkanlık görevinin kimlere niçin verildiğinin tam bir kanıtı; hatta. açık itirafıdır!.. Kuşkumuz; içi boş bir kuruntu değil!..

“Arap Baharı” safsatasıyla; biribirlerine adeta, soy kırım uygulayan halkın her iki tarafıda “Allahü Ekber” diye bağırmakta!.. Bu slogan, ne zalimi zulmünden alıkoymakta; ne mazlumlar daha az ölmekte!..

Artık bilinmelidir ki; bu savaş Müslümanlar eliyle uygulanan “Haçlı” savaşının günümüzdeki yeni versiyonudur!..!..

*****

Sadece müslümanları değil, Allah’ı da aldatmakta çok usta emperyalizm ve işbirlikçileri!..

Avrupa’nın “en büyük soygun” dediği ve uzantılarını Türkiye’de gösterdiği soygunlar Allah adıyla, kullar aldatılarak yapılmadı mı!?

Kayıp Trilyonun bugün paylaşılamayan mirasları hangi haramzede din bezirganlarının kursağından arta kaldı!?.. Sorumlularından birisi hangi makamda, hangi yüzle oturuyor!?..

Yaşanan soygunlar, küçük hırsızlar misali, acemice, el feneri soygunu değil!.. Hukukun da hukuksuzluğa destek yapıldığı bir ortam gözler önüne sergilenmiş durumda!.. Aymazlık seyirde!..

Seyretmekle kalmıyor basiretsiz hukuk: koruyor kolluyor da; hırsızlığın çok daha büyüklerine cesaretin kapısını açmak adına!.. Savaş naraları da bu amaçla atılıyor olmasın!..

Savaş tamtamlarının niçin çalındığını bir de bu açıdan bakıp tahlil etmek çok mu yanlış!?!..

Büyük olayların kamuflajı, ancak daha büyükleri ile sağlanır..

Gündemi saptırmak, dikkatleri başa yöne çekmek, emperyalizmin talebi doğrultusunda tutmak ve yaşanan çirkinliklere kamuflaj sağlamak adına, savaş tamtamları çalınıyor olmasın!?..Çok mu olasılık dışı bu ihtimal!.. Siyasetin çirkin yüzü bir taşla iki kuş avlamaya bayılır!..

Emperyalizmden insanlığın sesine kulak vermesi beklenemez!..,

İkincisi de; ülkelerin hain kontenjanı sıfırlanıp kökü kurutulamaz!..

Öyleyse; halka düşen en büyük görev, Suriye ile savaştan önce; kendi içinde barınan hain kontenjanını en aza indirme savaşına katılmak ve çirkin siyasete karşı durmaktır!..

Nasıl  soyguna,  vurguna,  hukuksuzluğa,  faşizme  HAYIR  diyorsak;  ” SURİYE  İLE  SAVAŞA  HAYIR!..”  kampanyasına  gönülden  katılıyor,  bu  yürekli  çıkışı  sonuna  kadar  destekliyoruz !..

Zincir  olalım;  emperyalizmin  uşağı  savaş  çığırtkanı  canilere  engel  olalım…

Emekli eğitimci
Mehmet  Halil  ARIK

http://www.ilk-kursun.com/haber/101393




İstatistikler

  • 2.304.234 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Nisan 2012
P S Ç P C C P
« Mar   May »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

En fazla oylananlar