23 Nis 2012 için arşiv

23
Nis
12

23 NİSAN

Kökeni,  Ulusal  Kurtuluş  Savaşımıza  dayanan  Türkiye  Büyük  Millet  Meclisi’nin  açılışının  92. yılını  kutlamaktayız.

Bu anlamlı günü borçlu olduğumuz Mustafa Kemal Atatürk’ü ve tüm devrim şehitlerimizi sevgiyle, şükranla ve özlemle anmaktayız. 92 yıl önce açılan bu meclis, hem ülkemizin kurtuluşuna, hem de yeni bir devletin kuruluşuna öncülük eden, yeryüzünde eşi olmayan tarihi bir olguya sahiptir.

Dünyada ilk kez emperyalist devletlere karşı zafer kazanılarak, çürümüş ve yozlaşmış bir imparatorluktan yepyeni bir cumhuriyetin kurulması, demokratik ve laik bir yönetim biçiminin gerçekleşmesi, çağdaş ve aydınlık bir yaşam biçiminin belirlenmesi ve bunun için yapılan tüm yenilikler, 23 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal’in liderlik ettiği TBMM’nin attığı adımlarla gerçekleşmişti.

Ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık olmak üzere devletimizin başlıca iki temel niteliği bulunmaktadır
. Ulusal egemenlik, ulusun kendi kendisini yönetmesidir. Tam bağımsızlık, başka bir devletin yönetimi altına girmemektir. Egemenliğin ülke içinde kullanımı ulusal egemenlik, ülke dışında kullanımı ise tam bağımsızlıktır. Emperyalizmi rahatsız eden bu iki temel nitelik, günümüzde türlü işbirliği ve oyunlarla yok edilmek istenmektedir.

Ulusun kendi kendini yönetmesi olan ulusal egemenlik kavramı uzun yıllardan beri yok sayılmaktadır. Ülkemizin her yerine, her işine yabancıların el attığı bir ortamda ulusal egemenlikten söz etmek, artık bir nostalji halini almaktadır. PKK terör örgütüyle savaşırken, istihbaratı emperyalist bir devletten almak, ulusal egemenlikle çatışmaktadır. Başka bir devletin yönetimi altına girmemek olan tam bağımsızlık kavramı da, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra terk edilmeye başlanmıştır. NATO, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, Avrupa Birliği gibi kuruluşlarla ilişki içinde olarak, tam bağımsızlıktan söz edilemez. PKK terör örgütüyle mücadele ederken, emperyalist devletlerin sözlerinin dışına çıkılamaması, tam bağımsızlık kavramıyla çelişmektedir.

Bugün ülke olarak geldiğimiz durum çok karanlık ve belirsizdir. Yıllardır ülkeyi yöneten aydınlıktan ve bilimden payını alamamış sığ iktidarlar, ülkemizi yangın yerine dönüştürmüş ve içinden çıkılması zor sorunlarla karşı karşıya bırakmışlardır. Ülkemiz, tarihinde eşi görülmemiş bir ekonomik ve siyasi bunalımla karşı karşıyadır. İşsizlik, yoksulluk, açlık ekonomik krizle daha da artmıştır; her gün yeni bir yolsuzluk ortaya çıkmaktadır. Yolsuzlukları ortaya çıkanların pişkinlikleri, toplum tarafından hayret ve ibretle izlenmektedir. “İleri demokrasi” adına yapılan hukuk dışı uygulamalar, zulüm boyutuna varmış ve insanlara korku salarak, olumsuz etkiler yaratmaktadır. Kendilerine muhalif olan herkese öfke saçan ve saldırgan tavırlarda bulunan siyasi iktidar, ileri faşizme doğru hızla yol almaktadır. Atatürk’ün Aydınlanma Devrimini ortadan kaldırmak için var gücüyle çalışan siyasi iktidar, ülkemizi ortaçağın karanlığına döndürmek için yoğun bir şekilde uğraşı vermektedir.

Darbelerle hesaplaşıyoruz aldatmacasıyla, bir komedi sergilenmektedir. Darbelerden beslenenlerin, darbeleri yargılamaları mümkün değildir. 28 Şubat’ın hesabını sormak isteyenlerin amacı, irticayı tehdit görenleri yok etmektir. Yeni ve sivil anayasa yapmak yalanının ardında ise Atatürk’e, ilke ve devrimlerine veda ederek, bölünme anayasası için ortam hazırlamak bulunmaktadır. Takla atılarak, demokrasi geliştirilemez, sadece toplumda kesin olarak itaat kültürü oluşur. Ve bu kültür sonucunda sorgulamayan, araştırmayan tarikatvari bir yapı içinde yetişen nesillere “ileri demokrasi” aldatmacası yutturulur.

TBMM’nin açılışından 92 yıl sonra, bugün ülkemizde yetkili ve güç sahibi olanlar, yurtseverlere ve ulusal güçlere saldıran, 1919’lu yılların mandacılığını, sömürgeciliğini kabul edenlerin devamıdır, torunlarıdır. Bugün vatan hainleri anılmakta, kahraman yerine konulmakta ve isimleri çeşitli kuruluşlara verilmektedir. Ülkemizin yönetim kademelerinde olanlar tarafından, yeraltı ve yerüstü kaynaklarımız, tüm ulusal değerlerimiz, ulusal egemenliğimiz ve tam bağımsızlığımız emperyalistlere peşkeş çekilmek istenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk Milleti’nin değerlerine saldırılarak, ülke bütünlüğünü dağıtmaya, etkisizleştirmeye, itibarsızlaştırmaya ve parçalamaya yönelik eylemler yapılmaktadır. Cumhuriyetin içi boşaltılırken, sessiz kalanlar da tarihin sayfalarında karanlıklar içinde, “gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde” kalacaklardır.

Bu karanlık ve işbirlikçi günlerden nasıl kurtulacağımızı eşsiz liderimiz Atatürk, “Gençliğe Hitabe”sinde söylemiştir: “İşte bu ortam ve koşullarda bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Gereksindiğin güç, damarlarındaki soylu kanda vardır.” Mustafa Kemal Atatürk’ten, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinden, ulusal egemenlikten, tam bağımsızlıktan, Türkiye Cumhuriyeti’nden yana olanların, güçlerini birleştirerek, örgütlü mücadele yapmaları gerekmektedir. Yapılacak bu örgütlü mücadele, yeni bir ulusal kurtuluş savaşını başlatarak, aydınlık günlere kapıyı aralayacaktır. Ve emperyalist güçler ile yerli işbirlikçilerinin yoğun çabalarına karşılık Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş felsefesine bağlı olarak, sonsuza dek Atatürk ilke ve devrimleri temelinde hep yaşayacaktır.

Suay  Karaman   /  Tüm  Öğretim  Elemanları  Derneği  (TÜMÖD)  Genel  Sekreteri

http://www.ilk-kursun.com/haber/102012

23
Nis
12

Sözüm işgali görenlere…

Vatan  ne  demek  “namus”

Kanlarıyla,canlarıyla bize onu bize armağan eden kahraman atalarımızdan bize miras,sonraki kuşaklara kadar korumamız gereken emanet…

İşgal’i anlamayanlara, görmeyenlere,namusumuza göz dikildiğinden, milli malvarlığımızın özelleştirme maskesiyle yabancılara satılması ve nato füze kalkanlarıyla vatanın üzerine değen namahrem ellerle uğranılan tecavüzlerden, içimizdeki teksaslıların vatanı teksaslı cavuşa peş keş çektiğinden habersiz fatmagül‘e yapılan tecavüzden ve acundan haberli yaşayan beyinleri esir çoğunluğa değil sözüm…Onlar göremezler çünkü beyinleri artık esir; beyinlerini özgürleştirecek olan sensin sen başkası değil…
Sözüm  sana…

Sözüm  işgali  görenlere…
“Vatan  işgal  altında”  saptamasına  katılıyorsak…
“Vatan  namustur”  saptamasına  katılıyorsak…

Namussuzlar tarafından namussuzca yönetilmeyi, sessiz ve derinden yürüyen bu namussuzca işgali,namusuna el sürüldüğü halde buna kayıtsız kalıp namussuzca yaşamayı içimize sindiremiyorsak…
Hasan  Tahsin  ne  yaptıysa  onu  yapacaksın…
Şerife  Bacı‘m  ne  yaptıysa  onu  yapacaksın..
Kara Fatma  ne  yaptıysa  onu  yapacaksın…
Gördesli  Makbule  ne  yaptıysa  o…
Yörük  Ali  Efe  ne  yaptıysa…
Nezahat  Onbaşı  olacaksın…
Tayyar  Rahmiye  Ana
Telgrafçı  Hamdi
Köprülülü  Hamdi  bey
ve adları satırlara sığmayacak kadar çok olan bize vatanı armağan eden, “namusun  gibi  koru”  diye  emanet  eden  binlerce  kefensiz  yatan  kahraman…
her  sabah  ANDIMIZ‘ı  okuyup  and i çtiysen…
varlığını  Türk  varlığına  adayan  bir  Mustafa  Kemal  olacaksın….

Güneş  ERKUL

http://www.ilk-kursun.com/haber/102075




İstatistikler

  • 2.307.795 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Nisan 2012
P S Ç P C C P
« Mar   May »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

En fazla oylananlar