27 Nis 2012 için arşiv

27
Nis
12

AKP’NİN ELE GEÇİREMEDİĞİ İKİ DİRENÇLİ KALE HANGİSİ

Daha  önce  de  yazmıştım.   Ama  korkularım  sürerse  daha  sonra  yine yazmaya   devam  edeceğim…

AKP  için  en  ‘ele  geçirilemez’  görünen  iki  dirençli  kale  var :

Biri  Alevi  kalesi…

Diğeri  ise  İzmir  Büyükşehir  Belediye  Başkanlığı...

Son  zamanlarda  Alevilere  yönelik  niyetlerini  saklayamaz  oldularsa  da,  yine  de,  yeni  bir  Alevi  açılımı  aldatmacası  peşinde oldukları  yönünde  söylentiler  var.

Üstelik,  Alevi felsefesinden  nasibini  almamış  kimi  ‘zayıf’  Alevi  kökenlileri  de  ( bazı  çıkarlar   karşılığı )    yanlarına  çekmişler…

Amaç  fotoğraf  çektirmek…

AKP’li   Başbakan   yanındakileri   sıkıştırıyormuş :

“Alevilerin   oylarını   istiyorum..!!!”

“İzmir’i   istiyorum..!!!”

****

Önce  İzmir’den  başlayalım  ve  yaşamsal  bir  soru  soralım !

AKP  iktidarı,  her  seçimde  daha  da  artırdığı  oylarını,  İzmir’i  ele
geçirebilecek(!)  düzeye  çıkarabilir  mi ?

Ne yazık ki bu soruya ‘Kesinlikle hayır!‘ diye bir yanıt vermek olası
değil. Çünkü geçmişte bunun örnekleri var…

İzmir, büyük çoğunluğu ile batılı yaşam tarzını benimsemiş bir
kenttir. Bu nedenle ilk bakışta İzmirlinin, AKP iktidarının dayattığı
– din figürleri taşıyan- yaşam tarzından korkacağını düşünebilirsiniz.

Ya da Cumhuriyet mitinglerini gözünüzün önüne getirip, ‘İzmirlinin
Cumhuriyeti koruma refleksi yüksektir
‘ diyebilirsiniz.

Ve bu iki önemli sonuçtan yola çıkarak, İzmirlinin AKP iktidarına
teslim olmayacağı kanısına varabilirsiniz…

Ancak durum o kadar net değil…

Çünkü İzmirlinin kafasını çelen başka faktörler var.

Bunları ikiye ayırmak olası:

Biri, AKP’nin ‘hücum taktiği‘ sırasında kullanacağı sanılan enstrumanlar…

Diğeri ise, yerel yönetimlerin başarısı hakkında İzmirlinin kafasında
oluşmaya başlayan soru işaretleri…

****

Önce AKP’nin İzmir taktiklerinden söz edelim…

AKP genel seçimde İzmir’e, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım gibi
yumuşak görünümde birini transfer etti.

Ve Sayın Yıldırım üzerinden, daha genel seçimlerden başlayarak çok
iddialı projelerle İzmirliye büyük umutlar verdi. Her ne kadar bu
projelerin çoğunun adı geçmez olduysa da yerel seçim yaklaştıkça
yeniden gündeme getirileceği bir gerçek.

Binali Yıldırım’ın, kendi alanı dışında fazla konuşmamasını ve
polemiklere girmemeye özen göstermesini, ‘kendini İzmirliden saklamak’
olarak değerlendirenler var. Ama şu bir gerçek; sosyal demokrat
İzmirliyi fazla rahatsız etmiş bir değil. Eğer gelecek yerel
seçimlerde Sayın Binali Yıldırım İzmir BŞB için başkan adayı olursa
şaşırmamak gerekir.

AKP İzmir’i ele geçirmek için elinden gelen her şeyi yapmak
isteyecektir. Zaten İzmir BŞB’sini itibarsızlaştırma için başlattığı
mahkeme harekatının temel nedeni de budur. Ancak bu harekat
istedikleri gibi sonuç vermemiş, Aziz Kocaoğlu ve arkadaşlarına
yapılan ‘acımasız ve haksız‘ muamele, İzmirli tarafından kolayca
algılanmıştır. AKP burada beklediğinin tersine, kazanım değil kayıp
yaşamıştır.

Ama yine de, kolay unutan bir halk olduğumuzu gözönüne alırsak ve
yerel seçime daha iki yıl gibi uzun sayılabilecek bir süre olduğunu
düşünürsek, AKP’nin yapacağı yeni atraksiyonlara hazır olmamız
gerekecektir.

İzmir için eski başkanlardan Sayın Burhan Özfatura’nın aday
gösterilebileceğini de söyleyenler var. Bu olasılığı öne sürenler,
AKP’nin sadece onunla İzmir’i kazanabileceğini iddia ediyorlar.

Sayın Özfatura ile Başbakanın arasının çok iyi olmadığı bilinse bile,
kişisel sıkıntıların İzmir’i ele geçirme hırsı yanında ikinci planda
kalabileceği söylenmektedir.

Kaldı ki, Başbakanla ters düşmüş olan bir AKP’liyi İzmir’den aday
göstermenin iyi bir seçim stratejisi olacağı da belirtiliyor.

Sayın Özfatura’yı yakından tanıyanlar, onun böyle bir öneriyi kabul
etmeyeceğini, neredeyse kesin bir dille söylüyorlarsa da, asıl hedef
AKP’nin İzmir’i ele geçirmesi olduğundan, ne yapıp edip Burhan Bey’i
ikna edebileceklerine inananlar da var…

****

Gelelim AKP’nin, Alevilerin oylarını ele geçirmek için yaptıklarına ve
bunun Aleviler üzerinde olası etkilerine…

Genel seçimde her tür yöntemi kullanarak neredeyse iki kişiden birinin
oyunu almış görünen AKP, iddiasını ‘düşmesi imkansız’ sanılan bir
kaleye yöneltmiş durumda…

Bu kale, Alevi toplumu…

Gerçek kimliğini saklayarak ve doğasında var olan ‘takiyye’ yani
‘öyleymiş gibi görünme‘ aldatmacasını kullanarak, Alevileri de
etkilemeye çalışan AKP, bu toplumun oyunu almak için çalıştaylar
topladı. Bu yolla gazete manşetlerinden mesajlar verdi…

Ancak, bazı Alevileri milletvekili yapmış olsa da, bazı Alevi kökenli
sivil toplum önderlerinden destek almış olsa da, Alevi toplumu bugüne
kadar hep sağduyuyla hareket etti. AKP’ye umduğu desteği vermedi…

Elbette vermemeliydi…

Çünkü bugüne kadar ne çekmişlerse, AKP’nin temsil ettiği-ama onlardan
saklamaya çalıştığı- bağnaz zihniyetten çektiler…

Alevilerin, İslam dininin dogmatik kurallarını kendilerine göre
yorumlayarak ve yaşadıkları ortamla bu yorumun bir sentezini yaparak
oluşturdukları inanç felsefesi, İslamcılar tarafından her zaman öcü
gibi görüldü. Bu insancıl felsefenin sahipleri yüzyıllar boyu işkence
gördü ve dışlandı. Hele de Osmanlı’nın yükselme devrinde büyük kitle
katliamlarına uğradılar.

AKP’nin, bazı Alevi ileri gelenlerini de kullanarak düzenlediği Alevi
Çalıştayları, bazı aleviler tarafından olumlu karşılanınca aklıselim
sahibi kesimler, ‘Eyvah! Yoksa Aleviler bu oyunu anlamadı mı?’ diye
korkuya kapıldı. Ama korkulan olmadı. Çünkü, gerçeği herkesten önce
onlar anladı.

Çünkü onlar, tarihten gelen ‘can yanmışlığı’ ile AKP’nin niyetini
herkesten daha iyi çözümsediler.

Bu Alevi kurultaylarının, Alevilerin inanç sistematiğine devletin
saygı ve katkısını artırmak için yapılmadığını, asıl niyetin
Alevilerin Sünnileştirme yollarının aranması olduğunu anladılar…

Gerçekten de, Alevi çalıştaylarının, ‘Alevilerin Sünnileştirilmesi’
için yöntem bulma gayretleri olduğunu, yine Alevi çalıştayında banda
alınmış bir konuşmadan anlıyoruz.

Aralık 2009′da toplanan Alevi Çalıştayı’na ait banttaki konuşmaların
sahipleri, Alevi çalıştaylarının koordinatörü Necdet Subaşı ile
Tunceli Müftüsü Arslan Türk…

Necdet Subaşı, ‘Din derslerinde Alevilik konularının yer alması’
hakkındaki öneri için konuşurken, “…bir şekilde devşirilmiş, üretilmiş
Alevi öğretmenler mi bunu sunacak?
” diye soruyor.

Tunceli Müftüsü Arslan Türk ise kendi bölgesindeki Alevilerle ilgili
yapılması gereken çalışmaları anlatırken işi daha da ileri götürüyor
ve şöyle diyor;

“…Oralarda şöyle iyi çalışılırsa, halk kısa sürede Sünnileştirilebilir!”

İşte AKP’nin, Alevi kurultayları ile yapmak istediği her şey bu
cümlede özetlenmiş oluyor…

Alevilerin Sünnileştirilmesi…

****

Kim ne derse desin AKP, ‘ele geçirme’ planlarını uygularken inanılmaz
yolları deniyor…

Alevi kesimi gibi bilinçli ve inanç felsefelerine söz ettirmeyen
kesime ‘diş geçirme‘ çabası bu inanılmazların başında geliyor…

Bundan sonra da ‘Alevi kalesine’ girmek için yeni yollar bulmaya, yeni
dehlizler açmaya devam edecekleri kesin.

Bu kesimle mayaları farklı olsa da, Alevileri kendi bağnaz dünyaları
için büyük tehdit görseler de, ‘oy‘ için yapmayacakları şey yok…

İzmir’e gelince…

Aleviler için söylediğimizi ne yazık ki, İzmir için söyleyemiyoruz.

Çünkü Alevilerde var olan birliktelik İzmir’deki CHP’lilerde yok. Ne
yerel yöneticilerin kendi aralarında ve ne de parti ile yerel
yöneticiler arasında…

Kaldı ki, yerel yönetimlere halktan gelen köklü eleştiriler de var…

Yerel seçimlere daha yaklaşık iki yıl olduğu düşünülürse, İzmir için
çok geç olmadığını söylemek mümkün.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun, İzmir’e olan yakın ilgisinin devam
ettiği anlaşılıyor. İzmir’de, Büyükşehir ile ilçe başkanları
arasındaki limoni ilişkiler, Kocaoğlu’na yapılmakta olan AKP saldırısı
nedeniyle biraz ‘dondurulmuş’ olsa da seçimlere yakın yeniden
alevlenebilir. Böylesi bir durum CHP için intihar anlamına gelir…

Bu ilişkilerin düzeltilmesi çok zor olsa da, CHP’ye zarar vermeyecek
düzeyde tutulması şarttır.

Ancak altı çizilmesi gereken bir nokta var; İzmir CHP’de, başkanlar
arası ve parti içi barışı sağlamaya soyunanların, kendileri ‘taraf’
olmamak zorundadır. Yoksa bu tür bir arabuluculuk, bırakınız barışı
sağlamayı, sorunları daha da derinleştirerek partiye zarar verebilir…

****

AKP’nin  ele  geçirmeye  çalıştığı  iki  ‘dirençli’  kale  olan  İzmir  ve
Aleviler  için  sonuç  olarak  şunlar  söylenebilir :

Aleviler,  öyle  küçük  oyunlarla   ele  geçirilebilecek   bir  kesim  değil.

AKP  bu   kesimle   ilgili   planlarında   ancak   avucunu   yalar…

İzmir  konusunda  ise,  o  kadar  rahat  olunmamalıdır…

Prof. Dr. Suat  ÇAĞLAYAN

http://www.ilk-kursun.com/haber/102563




İstatistikler

  • 2.309.441 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Nisan 2012
P S Ç P C C P
« Mar   May »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

En fazla oylananlar