31 Mar 2013 için arşiv

31
Mar
13

ÜÇ YÜZ AYDIN ve TÜRK MİLLETİ..!!!

Üç  yüz  aydın,  ahval  ve  şeraitin  gidişatının  gereği  olarak  bir  bildiri  yayımlamış  ve  “ Türk  Milletinin  aklı  selimine”  seslendiklerini  dile  getirerek,  bu  bildirinin  altına  imza  atmışlardır.
Kendilerini  kutlarım…

Türk  milletini  kimliksizleştirmek,  Anayasa’dan  Türkiye  Cumhuriyeti’nin  kurucusu  ve  gerçek  sahibi  bir  milletin  adını,  Türk  milletinin  adını  çıkarmak  isteyenlere  haklı  bir  uyarıda  bulunmuşlardır.

Doğru  mudur ?

Doğrudur…

“AŞAĞIDA  İMZASI  BULUNAN  BİZLER,  TÜRK  MİLLETİ’NİN  AKLI  SELİMİNE  SESLENİYOR,  TARİHİN  BU  DÖNEMECİNDE  TÜRK  MİLLETİ  ADINA  HAREKET  EDENLERİ  AŞAĞIDAKİ  HUSUSLARDA  UYARIYORUZ..!!!

1 –  Türkiye  Cumhuriyeti  Devleti’nin  kurucusu  ve  sahibi  olan  Türk  Milleti’nin  adı,  vatandaşlık  tarifinden  ve  Anayasa’dan  çıkarılamaz.

2 –  Devletimizin  eşit  ve  şerefli  üyeleri  olan  aziz  vatandaşlarımız,  ırklara  ve  mezheplere  ayrıştırılamaz.

 3 –  Anadolu  coğrafyasında  Selçuklu  ile  başlayıp  Osmanlı  ile  devam  eden  Türk  Milleti’nin  kesintisiz  egemenliğini  esas  alan  büyük  Atatürk’ün  kurduğu  milli  devlet  yapısı  ortadan  kaldırılamaz.”

****

Aydınların bildirisinde 2. Madde’de işaret edildiği gibi Türk milleti etnik kökenlere, ve mezheplere göre de ayrıştırılamaz. Aksi davranış emperyalizmin borazan başıcılığıdır.  bölücülüktür.
Cumhuriyetle birlikte var olan ve Türk Milletinin kesintisiz, kayıtsız ve şartsız egemenliğini temel olarak kabul eden, MİLLİ DEVLET yapısı, yok edilemez.
Elbette Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tıpkı 1920-1938 yıları arasında olduğu gibi Türkler tarafından, Türk  budunu için yönetilmelidir.
Ve bu yönetim şekli Türk Devleti’nin olmazsa olmazı olmalıdır.
Doğru  mudur ?
Doğrudur…
“Selçuklu  ile  başlayıp  Osmanlı  ile  devam  eden  Türk  milletinin  kesintisiz  egemenliği”

Doğru   mudur ?

Hayır,   değildir..!!!

Yanlıştır…

Çünkü  1071  Malazgirt  Savaşı  aslında ;  “Müslüman”  Türklerin,  diğer  Türk  boylarından  sonra  Anadolu’ya  kimbilir  kaçıncı  tekrar  girişlerinin  tarihidir.
”Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. 
Bu sahne 7 bin senelik, en alasından bir Türk beşiğidir. 
Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı.
Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı.
O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı onların oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. 
Türk budur.
Yıldırımdır.
Kasırgadır,  dünyayı  aydınlatan  güneştir.”
Mustafa  Kemal  ATATÜRK
***

“M.Ö.   2500 — 2000   HATTİ  KRALIĞI

Anadolu’da Hatti uygarlığının hakim olduğu döneme ait, bugün elimizde binlerce yazılı belge var.

Bu belgelerin birine göre, Anadolu’da Türkler’in yaşadığı kesin olarak anlaşılmaktadır.

Söz konusu belge, İÖ. 2350 – 2150 yılları arasında Mezopotamya’da büyük bir devlet kurmuş olan Akad imparatorlarından Naram- Sin’e ait olup, Anadolu hakkında bilgi veren ilk yazılı belgedir.

Bu belgede, Kral Naram- Sin, “ Purattu ( günümüzdeki Fırat ) Nehri’ni geçerek Anadolu’ya girdiğini ve Hatti Kralı Pampa başkanlığında toplanan 17 Anadolu kralına karşı mücadele ettiğini belirtmekte ve kendine karşı çıkan bu kralların isimlerini vermektedir.

“ŞARTAMHARİ METNİ” adı verilen ve “ MÜCADELENİN KRALI” anlamına gelen bu belge, aslında üç kopya olup, biri Mezopotamya’da Babil’de, ikincisi Mısır’da Tel el Amarna’da, üçüncüsü de Anadolu’da Hattuşaş arşivinde bulunan metindir. Baştan 7 satırı kırık olan metnin 15 nci satırı Türki Kralı İlsu- Naşil’den söz etmektedir. (Konu hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyenlerin Prof. Dr. Ekrem Memiş’in Eskiçağ’da Türkler kitabını öneririm.)

Görülüyor ki, bu metin Anadolu kökenli olmamakla beraber, Anadolu hakkında bilgi veren en eski yazılı belgedir.

TURUKKULAR

Fırat Nehri kıyıları, İÖ. 4 000 yıl ve devamı boyunca ve 2 000 yılları başlarında önce Sümer, sonraları Babil nüfusunda bulunuyordu. Bölgenin başkenti Mari, Fırat Nehri’nin doğu sahillerinde, Suriye’nin Deyü’z-Zor eyaletindeydi. Bugün, antik kentin bulunduğu yöre Tel Hariri adıyla bilinmektedir.

Burada, Fransız Arkeoloji Enstitüsü mensupları, 1933 – 1939 yılları arasında kazılar yaptılar. Kazıda mabetler, etkili duvar resimleriyle süslenmiş bir saray ve yüzlerce çeşitli buluntu ele geçti. Ama, en önemlisi değişik odalarda ele geçen binlerce tabletin oluşturduğu arşivdir.

Bu çivi yazılı tabletlerde sık sık karşılaşılan bir isim de, (TURUKKU)’dur.
Ayrıca, Urfa- Harran’da Ay(Sin) Tanrısı mabedinde bir antlaşmanın imza edildiğine dair kayıtlar da ele geçmiştir.

****
Bu  tabletlerden  birkaç  örnek  görelim :

16 numaralı tablet :  “…Uyuyanları uyandıran ve uyandırdıklarına hiç tayın vermeyen Turukkular gibi yapacağız”.

21 numaralı tablet :  “…Bu akından beri Turukkular’ın sayısı fazla görünmüyor. Fakat artabilir. Onlar gelmeye devam edecekler.”

22 numaralı tablet :  “…Bana yazdığın Turukkular’la ilgili haberler değişti.”

23 numaralı tablet :  “… Bana Turukkular hakkında yazmıştın. Turukkular’ın çıkış hareketinde bulundukları gün çok meşgul olduğumdan sana haber veremedim.”

87 numaralı tablet :  “…Kral bana her şeyden önce, Turukkular’ın hücum ettiklerini, Nithim’i kuşattıklarını yazdı.”

Güneydoğu Anadolu’da yaşayan, cengaverlikleri Orta Asya Türk akıncılarını andıran, ana merkezden takriben 400 km. uzaklaşıp, düşman ordugâhlarına saldıran bu Turukkular, sizce Türk’ten başka kim olabilir ?

Konu hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyenlere, ( Sadi Bayram, Güneydoğu Anadolu’da Proto- Türk İzleri, Türk Dünyası Araştırma Vakfı Yayını) öneririm.”

MALAZGİRT’TEN   ÖNCE   ANADOLU’YA   TÜRK   AKINLARI

Malazgirt Meydan Muharebesi’nden önce, Anadolu’ya yapılan Türk akınları şöyle özetlenebilir:
İÖ. 7 nci yüzyılda, Kafkasya üzerinden gelen Saka Türkleri, Kızılırmak havzasına kadar hakim oldular.
İS. 451 yılında Akhunlar, Kafkasya’dan gelerek Doğu Anadolu’da yer tuttular.
İS. 550 yıllarından itibaren Sabir- Belencer gibi Türk boyları, Anadolu’ya gelerek yerleştiler.”

****

Ayrıca  Türk  Milletinin  Anadolu’da  egemenliğinin S elçuklarla  başladığını  söylemek,  Kürtlerin  “Anadolu’da  Türklerden  önce  biz  vardık.  Bu  toprakların  sahibi  biziz”  iddiasını  desteklemekten  öteye  gitmemektedir.

İddia edildiği gibi; Anadolu’da Türk egemenliği 1071′de Selçuklularla  birlikte  başlamamıştır.

Bu  topraklarda  Türk’ün  varlığı  Mustafa  Kemal  Atatürk’ün  de  işaret  ettiği   gibi  oldukça  eski  ve  M.Ö.lere  dayanmaktadır.

Bunun  yanı  sıra  Osmanlı’da  Türk  Milletinin  egemenliğinden  de  söz  etmek  mümkün  değildir.

Çünkü  Osmanlı’da  ne  millet  ne  de  vatan  kavramı  yoktur.

Topraklar  Memalik-i  Osman,  bu  topraklar  üzerinde  yaşayanlar  da  kuldur.

Hele,  Osmanlı-Rus  Savaşı’nın  ardından  alınan  beş  milyon  İngiliz  lirası  ile  başlayan  borç  batağından  sonra  kurulan  Düyun-u Umumiye  gibi  uluslar  arası  bir kuruluşun  (1872-1939)  denetiminde  olan  Osmanlı’da,  Türk  milletinin  kesintisiz  egemenliğinden  bahsetmek  son  derece  komiktir.

Sadece  ve  sadece  1920-1938  yılları  arasında,  Mustafa  Kemal’in  Türk milleti ile birlikte, kanla, irfanla  ve  devrimle  kurduğu  Cumhuriyet’in  tam  bağımsız  ve  Türk  milletinin  kayıtsız  ve  şartsız  egemen  olduğunu  söylemek  mümkündür.

****

Türk milleti küresel çetelerin Türkiye’de uyguladığı sisteme baş kaldırmakta ve emperyalizmin tuzaklarına karşı direnmektedir.

Bu direniş ve bu ayağa kalkış elbette “Dünya Hükümeti”ni endişelendirmekte ve milli halk muhalefetinin çatısını aşağıya çekmek için çaba göstermektedir.

Millette mevcut olan sisteme karşı baş kaldırış ve memnuniyetsizlik bir  “UMUT  DALGASI”  ile  ötelenmelidir.

Millet bu umuda sarılıp, heyecanlanmalı ve hatta bu bildirinin  altında  imzası  olan  aydınlara   “Tamam,  haklısınız..   İlân e ttiğiniz  üç  maddede  biz  sizinle  beraberiz.   Ama somut  önerileriniz  nedir,  nasıl  yapacaksınız?”  diye  sormayı  da  unutmalıdır.

Ama  ben  bu  bildiride  imzası  olan  aydınlara  soruyorum :

Bu  aymazca  gidişe  “DUR”  diyecek  bir  somut  öneriniz  var  mı ?

Ne  yapacaksınız  ve   de   hep   beraber   ne  yapmalıyız 

da   bu   hayasızca   akını   durduralım..?!!!

Keşke  bu  bildiri  “İLMİYE  SINIFI”nın  bildirisi  olmasaydı..

Örneğin imza atanlar arasında vaktiyle ADD’nin sitesinde  PKK’lılara  “GERİLLA”  diyen  zat-ı  muhteremler  olmasaydı.

Keşke esnaf, meslek odaları, gerçekten milli demokratik kitle örgütleri, işçi, memur sendikaları, işçi, çiftçi, köylü, kentli, öğrenci, şehit aileleri, öğrenciler, ev kadınları, Yörük Obaları olsaydı..

Bu  bildiri  buram  Anadolu  koksaydı…

Ama  bildiride  Türk  Milletinin  birlikteliği  sağlanamamıştır.

Bu  birliktelik  mutlaka  sağlanmalıdır.

Okumaya devam edin ‘ÜÇ YÜZ AYDIN ve TÜRK MİLLETİ..!!!’




İstatistikler

  • 2.331.799 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Mart 2013
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

En fazla oylananlar