19
Eyl
14

İŞGAL ALTINDA OLAN ‘İNSAN’DIR..!!!

İŞGAL  ALTINDA  OLAN  İNSANDIREkim  sonu  çıkacak  ‘TEZGÂH’  isimli  kitabımda  bahsetmiş  olsam  da,  vahametin  boyutları  o  derece  büyüktür  ki,  arka  arkaya  beş  kitap  yazılsa  da  kâfi  geleceğini  düşünmüyorum..

zira,  insanlığın  karşı  karşıya olduğu  felâketin  boyutları,  her  gün  farklı  ve  daha  vahim  yüzüyle  ‘şifre’ler  şeklinde  malum  medyalarca  (tüm  dünya)  veriliyor  olsa  da;  sistemin  değersel  veriler  ve  geçmişten  bugüne  ulaşan  ‘ahlâki  yapı’  üzerinde  sürdürdüğü  ‘psikolojik  operasyon’lar  neticesinde  kafa karışıklığı  yaşayan  halk  ya  da  yaşatılan..

doğru  bilgiye  ulaşmaktan  oldukça  uzaktır.

Mikro milliyetçilik akımlarının ‘güya’ karşı çıkılan akımlar olması, söylem ve eylemlere yansırken; aslında olan, tam da mikro akımların başarıya ulaşabileceği zeminlerin hazırlanıyor ve kutsanıyor olmasıdır.  Ülkemizdeki ‘kürtçülük’ hareketi, yerel bazda en yakın örneği temsil etse de, ulusalcı ya da milliyetçi güçlerin tek başına bu örnekten hareketle gardlarını alıyor olmaları kafi değildir; zira, evrensel plan çok daha grift ve derin işlemektedir. Yani toprağı korumak zihniyetinde kalanların gözden kaçırdığı asıl ayrıntı, o toprakta yaşamak için ‘hava’ ve ‘su’ya da ihtiyaç olduğudur..  geçmişte verilen ‘devrim’ci mücadelelerin hiç biri için bu sorunlar mevcut değildi..

‘Kemalist Devrim’ (Türk Devrim)nin önemini azaltmak değil niyetim (tek amacım yeniden hayata geçirmektir), ancak şartların ve küresel güçlerin hareket tarzının ve sömürü mekanizmasının ve dolayısıyla ‘emperyalizmin’ ele geçiriş mantığının, dünden bugüne çok değiştiği ve işin içine; chemtrails, gıda terörü (gdo), kimyasal-biyolojik silahlar, ilaç sanayi ve daha pek argümanın dışında.. ayrıca ‘insani olmayan hırs’ında karıştığı bir garip durum mevzu-bahistir..

Yani  toprağınızın  sınırlarını  korumanız  tek  başına  yeterli  değildir..

asıl  olan  ‘insanınızı’..

‘insan’ı  nasıl  koruyacağınızdır..

her halde ‘insan’ı korumadan ‘Türk’ü korumanın imkansız olduğu gerçeği, tek-düze düşünmeyenlerce sabittir..

Evet tarihten beri ‘Türk’e karşı insafsızca bir saldırı ve yok etme planı mevcuttur ve aslında bu planın altında yatan şifreler kırıldığında pek çok gerçek gün yüzüne çıkacak ve tarih yeniden yazılacaktır..

benim bu gerçeğe inancım tamdır ve belki kapsamlı bir araştırama da yayınlayabilirim yakın bir gelecekte; ancak, vahametin boyutları artık ‘insan’ odaklı ilerlemekte..

Evet ..  hedef   Türkiye   tespiti  çok  doğrudur,  ama  yeterli  değildir..  

küresel güç, artık hedefe ‘insan’ı koymuştur ve ‘değişim’i, insan DNA’sına müdahale boyutuna getirmiştir ki..

işte  vahamet  buradadır,  demem  ondandır.. 

doğal  besine  alışık  olan  insan  vücudu,  GDO’lu  gıdalarla,  ilaçlarla  ve  havadan  soluduğu  ‘bilinmeyen’  maddelerle  nesilsel  bir değişime  tabi  tutulmakta..

ve  asıl  olan,  ‘hafıza’  mekanizması  ile  ilgili  ‘güya’  bilimsel  araştırmalar  kılıfıyla..

daha  neler-neler..

Yani demem o ki, artık saldırı ve ‘işgal’ anlayışı tamamıyla şekil değiştirmiş ve sıradan halkın, algı sınırlarının ötesine taşarak ve aynı zamanda ‘karşı algı’ yaratılarak, yaşanan tüm gelişmelere razı gelir bir kalabalık kitle yaratılmıştır..

hem  de  ‘sosyal  bilinçli’  olduğu  savı  işlenerek..

Yeni  tip  insan  modelinin  ilk  nüveleri  toplumlara  karışmaya  başlamış,  ‘bireysel’  haklar  konusunda  oldukça  bilinçli  olduklarına  yönelik  sahte  bir  algı  yaratılmıştır  halihazırda..

sonuca gitmeyen ve hiçbir etkisi olmayan ve ancak görsel şölen olarak medyaca sunulan; ‘duran adam’.. pencerelerden tencerelere çatal kaşıkla vurulan ve anlamsız sesler çıkarılan eylemler.. ışıkları yakıp söndürmeler.. ‘güya’ hastalara yardım ettikleri savıyla ‘şaklabanlık’ yapanlar.. ve daha pek çok ‘sharp’ tekniği ile ‘güya’ bilinçli ve haklarını aramayı bilen ‘bireyler’ süsü verilen bu yeni tip insan.. aslında düştüğü ya da düşürüldüğü durumun vahametinden habersizdir.. aynı zamanda ‘sermaye’ye karşı çıkarken; mesela ‘rakçı’ bir genç, yine ‘sermaye’nin sponsor olduğu festivallerde bulunmakta sakınca görmemektedir.. insanlığın en büyük belası olan ‘yoksulluk’ ve ‘açlık’tan dem vuran güzel bir hatun.. işte tüm bunların sorumlusu olan küresel sermayeye ait bir mekanda oturup, kahve içmekte bir beis görmemektedir.. veya jön bir adam.. bu örnekler aklın sınırlarını zorlayacak derecede genişletilebilir.. veya küresel sermayenin, bankalardan ve sigorta firmalarından sonra en büyük yatırımlarından olan ‘telekomünikasyon’ firmaları aracılığıyla dört numara çevirdikten sonra Somali ya da Gazze’ye yardım ettiğini düşünenler…

İşgal  altında  olan  ‘insan’dır..

ve  insan  beyni  iğdiş  edilmekte..dir..

Bu sebepten, mikro milliyetçilik akımlarının karşısına, yine aynı düzenin sahiplerince dikilen ‘sığ milliyetçi’ akımlar; söylem ve eylem farklılığı geliştirememekte, bilgi ve bilinçten ve en önemlisi ‘farkındalık’tan uzak mücadele teknikleriyle gerçek ‘milliyetçi’ akımlara da darbe vurmaktadır.. yani bıçağın iki yüzü de emperyalist düşünce tarafından kullanılmakta, gerçek olan ‘zarar’ görmektedir!.. hiçbir hazırlığı ve dağınık konular içersinde hakim olduğu hiçbir ‘gerçek bilgi’ bulunmayan kalabalık kitleler, yine halkın yanında görülen-gösterilen kişilerce savaşmaya davet edilmektedir.. ki asıl gaflet ve plana tersten hizmet, tam da burada başlamaktadır!..

Bilinçli olmayan halk kitleleri kolayca manipüle edilmekte, yine ‘tezgah’ın sahiplerince, ‘güya’ karşı duruş şekliyle tersten de olsa plana hizmet etmektedirler.. işte ‘farkındalık’ konusu üzerinde durmam bundandır!.. bugün dünyada ‘özgün’ hareket planı olmayan hiçbir düşünce sonuca gidemez, ihtimali olsa bile; sonuç, Ukrayna.. ya da Mısır gibi olur..

Son dönem halk hareketleriyle ilgili büyük bir kalabalığın anlamadığı budur! ya da bizim anlatamadığımız.. gerçi sabah-akşam anlatıyorum ama, köşeleri tutmuş , ulusalcı ya da milliyetçi geçinen ‘balık kafalar’ önümüzü her nedense hep kesmekte..  daha doğrusu yokmuşuz gibi davranmaktadırlar..

sizce neden!..

Söyleyeyim hemen, kompozisyon mezarlığına dönmüştür sosyal medya denen çukur da ondan..  giriş, gelişme, sonuç  tamam..  al sana on!..  ‘yazar’sın.. yalan değil, yazıyor..

Ama işte mevzu tek başına edebiyat değil.. gerçi onu beceren de çok az ya.. neyse..

Günümüzün ölçüsü ‘medyatik olmak’dır..  tükürsen, sıvar pasta diye sunarlar milletin önüne..

Bir de ulusal medyanın kırk haramileri vardır, her devrin ‘güya’ yılmaz muhalifleri, araya da onları serpiştirdiler mi.. al sana Atatürkçülük.. yersen Kemalizm..

Şu İskoçya meselesine değinelim biraz da. Şu dakikalarda ‘Birleşik Krallık’tan ayrılıp-ayrılmama referandumu yapılmakta İskoçya’da.. yani henüz sonuç belli değil; ancak bu oylamanın sonucu da o kadar önemli değil aslında.. çünkü oylamanın kendisinin ifade ettiği bir gerçek var ki; o da, küresel gücün egemen ülkelerinden biri olan İngiltere, bölünmeyi göze almıştır ve bence bu olay son yılların en önemli siyasi gelişmesidir ve dediğim gibi sonucu önemli değildir.. zira arkasından ‘abd’ gelecektir.. tabi yarın değil..

yarın değil demesem, ulaşmak çok kolay ya bize, bir hafta sonra soracak bana; ‘hani abd dağılıyordu.. noldu!’’ diye..  ve bunu yapanın, sadece kendisi olduğunu sanmaktadır ve bu söylemini sosyal medyada önümüze yorum olarak koyacaktadır.. ‘yorum’!.. sildiğimizde de, vay efendim ne demokratlığımız kalır, ne başka bir şeyimiz.. ama bilmediği şudur, her gün kendisi gibi en az elli kişi ulaşmakta bize.. en azından bana..  nasıl cevap vereyim, siz söyleyin.. ortada eleştiri yok ki; atış serbest ya, ağzına ne gelirse.. ama adı eleştiri..

Geçenlerde çok sayıda kitabı olan ve yazdığı bu kitaplardan dolayı uzunca bir süre içeride yatan bir yazarımıza, zıp-çıktının biri sayfasında aynen şöyle yazmış; ‘pabucumun demokratı’..  niyeymiş efendim, yorumunu silmiş.. o yorumu ben de okudum, yorumdan ziyade ‘partizan’ bir söylemden başka bir şey değildi.. buna karşılık, sayfasında yazdığı ‘pabucumun demokratı’ cümlesi.. düşünsenize her gün bunlar gibi niceleri ile didişmek zorunda kalmak..

İşte ben çözümümü buldum, engelle gitsin.. çünkü ne bilgi var, ne görgü var ne de saygı..  Adam onca yıl içeride yatmış, onca eseri var, çatlağın biri çıkacak.. hadi oradan.. dümbelek deyince de kızıyorlar..

.. zira arkasından ‘abd’ gelecektir.. demiştik en son..  bu referandum şu demek oluyor; küresel elitler, ulus devletlerden vaz-geçerken, artık sıranın kendilerine de geldiğinin farkında ve bunu kontrollü bir şekilde ve yine planları dahilinde yapmak istiyorlar; bu sebepten, bu referandum bir pilot uygulama aslında, sonucu ne olursa olsun.. artık kendi halkları da bir şekilde yeni düzene hazırlanmak zorunda ve bunun için yumuşak bir geçiş ve algı yaratılması gerekiyor..du…

‘breva heart’ -cesur yürek- filmi bir ön hazırlık ve nabız niteliğindeydi..  yarın devrim yapacaklara duyurulur, çalışmaların nasıl kurgulandığı ve zaman faktörüyle ilgili olarak..

Abd’nin çeşitli eyaletlerinde de uzun yıllardır bu algı çalışması yapılmaktadır, ‘güya’ egemen gücün karşı çıkmalarıyla karışık..

Tabi tüm bunların yanında devasa bir ‘Çin’ faktörü vardır ve büyük bir kitle, -düşünen kitle- tüm bu kaos planı içinde parçaları birleştirememektedir, bu da çok doğaldır; çünkü Çin denklemin ‘bilinmeyen’i  durumundadır.. ama şu var ki, son otuz yılda büyük bir değişim yaşayan Çin, adeta kapitalizmin yeni baştan yazıldığı ülke konumundadır ve küresel sermayeye katkısı da gün geçtikçe artmaktadır..  aslında bu plana Çin’in entegre aşamasında da her hangi bir sorun yaşanmayacağı kanaatinde olmama rağmen, nedenleri üzerinde çok fazla durmayacağım; zira bazılarının sınırlarını zorlamamak gerektiğine inanıyorum.. çünkü işin bu kısmında çok daha farklı argümanlar devreye girecektir.. en azından bu yazı için erken olduğunu düşündüğüm için devamını getirmiyorum.. ikinci bir kitap bu entegrasyonu anlatabilir.. bakalım artık..

Giriş, gelişme.. paldır-küldür derken geldik sonuca..

Sonuç:  illa da devrim, diyorsanız.. ki ben, o diyenlerdenim..

Devrim; bilgi-bilinç ve farkındalık kazanmış ‘birey’lerin, bireysellikten ziyade, toplumsal bakış açıları geliştirmeleri ve ayrım gözetmeksizin diğerlerine bulaştırmalırıyla mümkündür.. hamasi söylem ve nutuklar.. yine ‘tezgah’a hizmet eder.. şu an ettiği gibi..

Cem  Yağcıoğlu   /   edebiyatgazetesi

http://www.edebiyatgazetesi.com/2014/09/18/isgal-altinda-olan-insandir-cem-yagcioglu/


0 Responses to “İŞGAL ALTINDA OLAN ‘İNSAN’DIR..!!!”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 2.272.771 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Eylül 2014
P S Ç P C C P
« Ağu   Eki »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

En fazla oylananlar


%d blogcu bunu beğendi: