Temmuz 2014 için arşiv

20
Tem
14

haberi yok !.. aramızda..

hariçten   gazel   okumak   moda   oldu..  

kötünün   iyisini   seçmek   ‘demokrasi’ !..

hiç  kimse  sormuyor  Kılıç  paşa  ile  Bahçeli  efendiye;  ‘nasıl  oldu  da  bu  isimde  birleştiniz’  diye !..

ilham  nereden  geldi..

iyinin  iyisi  dururken..  hadi  vazgeçtik,  öyle  bir  isim  yok;  iyinin  kötüsü  dururken..

neden  illâ  da  kötünün  iyisi !..
KÖTÜNÜN  İYİSİ
kötünün  iyisi  olur  mu !    olursa  bu  gerçekten  ‘iyi’  olur  mu !

yoksa  bir  başka  komplo  planının  parçası  mı  bu !

tayyip   cumhurbaşkanı   iken   mi   daha   tehlikeli !..

yoksa   ‘başbakan’   kaldığında  mı !..

sistem  değişiminde  başbakan  ve  bakanlar  kurulu  ve  dahası  ‘meclis’  mi  etkili !

TAYYİP  ISMARLAMIŞyoksa  Cumhurbaşkanlığı  mı !..

akp’nin  fiiliyatta  bölünmüş  olduğu  gerçeği  göz – ardı  ediliyor..

tokat  yiyen..   hakarete  uğrayan  bakan  ve  milletvekilleri  aportta  bekliyor..

Gül  faktörü  ve  ‘gizli’  hıncı  ve  cemaate  yakınlığı  yine  göz  ardı  ediliyor..

Kraliçe  ne  düşünüyor !..

 

acaba  bu  büyük  planın  arkasında  abd  ziyareti  sonrası  aralık  operasyonları  –  şerefine – patlatılan,  Kılıdaroğlu’nun  hinliği  mi  yatıyor !..

plan   içinde   birkaç   plan,   aynı   anda   mı   işliyor !..

her  birinin  gerçekleşmesi,  farklı  senaryoları  ortaya  koyacakken..   her  biri  ‘şer’  kokan..   yönetmen  ve  yapımcı  kim  ola  ki..

Gezi  ve  diğer  halk  hareketleri  ve  seçimlerle  ber-taraf  edilemeyen  tayyip  ‘başkanlık’  sistemi  masalıyla  kendi  sonuna  ilerliyor  olmasın !

İsrail  bile  son  operasyonlarla  ‘kendisine  küfür  ettirerek’  – ki  asırlık  taktiğidir –  aynı  amaca  hizmet  ediyor  olmasın !..

çocuklar  ölmüş  kimin  umurunda..

seçimlerle  yıkılamayan,  ‘eski  dost’..   yine  seçimlerle  ve  seçilerek  yıkılacak  olmasın !..

şimdi  bazı  ‘kendini  bilmezler’,  suçlamaya  kalkacaktır..  tayyip’e  mi  çalışıyorsun,  diye..

yok  bebeğim..   senin  için  çalışıyorum,  senin  için  yazıyorum,  başkaları  yazmıyor..  okuyasın, öğrenesin  diye !..

sevgili  dostum  Anayasa  Prof.  Meltem D. Caniklioğlu’nun  da  fikri  bu  yöndedir..

TAYYİP  İŞİNİ  BİLİYORDerin   ihtimallerden   biri..

ve  sizlere  dillendirilmeyeni  budur !.. 

bilginiz olsun diye yazdım..

yoksa  benim  fikrim  sabit !   kötünün  iyisi  olmaz..

ama  belki;  Kılıç  paşa  ile  Bahçeli  efendi  çok  daha  detayına  hakimdirler  konunun..

zira  şapkadan  tavşan  çıkaran  onlar !..

da  illüzyon  kime  ait..   ona  bakmak  lâzım..

ha,   tayyip’in   haberi   yok   daha..   aramızda..

Okumaya devam edin ‘haberi yok !.. aramızda..’

20
Tem
14

bizi sakın affetme !..

İKİYÜZLÜLER

Güzel  kızım,  onların  derdi  zulme  uğrayanların  yanında  olmak  değil..   onların  derdi,  zulmün  yaratıcılarıyla  ortaklık  yaparken,  zulme  uğrayanların  yanında  durmak  ve  timsah  gözyaşları  dökmektir..

bu  nasıl  bir  ortaklıktır  bilemezsin  sen..

ah  be  güzel  kızım,   nasıl  bir  ikiyüzlülüğün  ortasındayız  bilemezsin  demeyeceğim;   çünkü  sen  henüz  baharında  kar  altında  üşürken,  biz  de  adamız  diye  dolanmaktayız  ya..

bize  de..   bana  da  yazıklar  olsun..

bu  çaresizliğimizden  yine  biz  sorumluyuz !..

bizi   affet.. 

demeyeceğim !..

Okumaya devam edin ‘bizi sakın affetme !..’

20
Tem
14

SEÇİM SİZİN !.. İLLÂ seçin !..

CUMHURRUMUN  BAŞŞI

Cumhurbaşkanı   seçiyoruz   derken,   aslında   ülkenin   bölünmesi   konusunda  

tercih   yapıyor   olacaksınız ; 

ve   siz   ancak, 

‘seçilmiş’ler   arasından   bunu   kimin   yapacağına

“karar”   “vermiş”   olacaksınız..

Bu   kadar   basit…

size  ‘prezantabl’  bir  ‘İslâm’cı  aday  olarak  sunulan  kişinin  ‘ümmetçi’  yapısı,  zannımca  herkesçe  malumdur..

tayyip  efendiyi  tarife  hacet  yok..   seçim  zamanları  ‘milliyetçi’  nutuklar  atsa  da..   at-avrat-bayrak  dese  de..   Türkiye’nin  birliğiyle  bir  ilgisinin  ve  de  ‘endişe’sinin  olmadığı  açık !..

geriye  kalıyor,  ‘sevgi’,  ‘barış’,  ‘kardeşlik’  teraneleriyle  ‘kürt  bölücülüğünün’  simgesi  bir  adam !..

oy   vermek   ‘ortak   olmaktır !..

arzu   ettiğin   aday   seçilmese   bile,   sonradan   itiraz   etme   hakkın   olmaz..

neticede   seçime   katılmış..

ortak   olmuşsundur !..

habire  ‘çözüm’  nedir  diye  soranlara  da..   bu  sistemin  içinde  ‘çözüm’  yoktur!   demekten  başka  çaremiz  yok..

gece  mezarlıktan  tek  başına  geçmeye  korkanlara  da  ‘çözüm’ümüzü  söylesek..   akıl  tutulması  yaşayacaklardır..   o  yüzden  şimdilik  sessiz…iz.

 ama   çözüm ; 

‘seçilmiş’lerin   arasından   ‘biri’ni   seçmek   değildir..

biz   en   azından   bunu   biliyoruz..   ‘ortak   olmuyoruz’ !..

ki   ileride,   yüzümüz   kızarmadan   konuşabilelim..

“hür”  “irade”   sizin..   konuşturun  onu..

Okumaya devam edin ‘SEÇİM SİZİN !.. İLLÂ seçin !..’

16
Tem
14

çözüm.. nefes olmamaktır !.

ÇÖZÜM
Rihanna ‘Özgür Filistin’ diye bir paylaşımda bulunuyor.. ‘hamas’ı mı destekliyorsun diye tepkiler gelince, siliyor..daha önce bir basketbolcu aynı paylaşımda bulunup sekiz dakika sonra özür dileyerek paylaşımını silmiş..

her fırsatta ‘mağdur’u oynama ‘hilesi’ne başvuranların pişkinliğini dünya çapında görebilirsiniz..

yani Filistin’e destek verdiğinizde karşınıza koyulan ‘hamas’ı mı destekliyorsunuz, yaklaşımı; aslında hamas’ın kuruluş ve Filistin mücadelesini bölmüş olmasının ayrıntılarını kendi içinde barındırmaktadır..

İsrail’in  kuruluşunda  ‘hitler’in  üstün  çabaları  gibi..

mesela ben.. hiç birini desteklemiyorum! ezen İsrail ezilen Filistinliler olduğu için ‘Filistin’lilerin yanında görüyorum kendimi..  ama davaları beni ilgilendirmiyor; zira bir-birlerini besleyen..  bir-birlerini ‘legalize’ eden karşıtların, -halkları ayırarak- aynı göle su taşıdıklarına inanıyorum..

tayyip’in ve kızının ‘güya’ İsrail karşıtı..   son zamanlar depreşen bayrak aşkı..  avrupa ve abd’nn son dönem tayyip karşıtlığı..   ‘tıpış-tıpış sandığa gideceksiniz, cümlesi içinde yatan sistem yandaşlığı ve gizli ‘dikta’ ve sahibinin sesi benzerliği..

ehven-i şer dayatmalarını bilimsel mantık süzgecinden geçirenlerin, tarihten ders almamaları. ve ille de ‘sizin çözümünüz ne’ diye soruyla karışık baskı yaratmaları..  yukarıda Filistin’e destek verenlerin ‘hamas’cı olarak sunulmasıyla eş-değerdir..

zat-ı  muhterem  utanmasa  ‘beni-bizi’  tayyip’ci  ilan  edecek..

neden!..   dayatmaları kabul etmiyoruz diye..   halen daha oynanan oyunun farkında değiller..

‘peki  ama  çözüm  ne !..’

öncelikli  çözüm;  Cumhurbaşkanlığı seçimini baz alacak olursak, kendimize şu soruyu sormak olmalı!.

‘bu  aday  nereden  çıktı ?’

halkın hafızasında olmayan bir ismin nereden çıktığı çok açık değil mi!..

tabi  ki  tayyip’in  çıktığı  yerden..   felsefeden..

mahalle  kabadayısının  karşısında,  ‘prezantabl’  bir  ‘İslam’cı..  dikkat  edin  tırnak  içinde  İslamcı  diyorum..

peki CHP  ve  MHP  içinde  Atatürkçü  ve  milliyetçi  kimlikleriyle  mangalda  kül  bırakmayanlar  ne yaptı!..   yani  ortada  bir  ‘tezgah’  olduğu  belli  iken  ve  bunu  sokaktaki  vatandaştan,  daldaki  kargaya  kadar  herkes  bilirken..   ne  oldu  da  ölüm  sessizliğine  büründü  herkes..

ortada  bir  ‘tezgah’  varsa  ve  samimi  isen  davanda..   istifa edersin !..

 ”çözüm  mü  peki ?”  diyenler  olacaktır  elbette..   yaklaşık  on bin  yıldır  aynı  lakırdıyı  etmekten  bıkmadılar..   çözüm  değil  tabi !..

ama  çözümün  başlangıcı,  ‘karşı  çıkmaktır’!..   ortak  olmamaktır !..

siz  ortada  olmadığınızda  kiminle  ve  kime  karşı  ‘tezgah’  yapacaklardır !..

çözüm..   alet  olmamaktır !..

çözüm..   nefes  olmamaktır!.

çözüm..   doğru  yoksa,  eğriye  katlanmamaktır !..

çözüm..   ölümün  karşısında  sıtmaya  razı  olmamaktır !..

uluslararası  siyasetin  öldüren  taktiği  budur..

özgür  Filistin’  diyemezsiniz..

ama  ‘özgür  kürdistan’  demek  serbest!..   ‘entelektüel’  kimlik  yanında  hediyesi..

bir  ‘abd’  projesine..   güya  abd  karşıtı  kimlikle  taraf  olmak!..   ve  bu  komediyi;  ‘sevgi’,  ‘barış’,  ‘kardeşlik’   yalanlarıyla   süslemek..

Okumaya devam edin ‘çözüm.. nefes olmamaktır !.’

16
Tem
14

Kıssadan Hisse — Almak İsteyene..!!!

Üçün   birine   tav   olanlara   ithafen :

CUMHURBAŞKANI  SEÇİMİ  AHA  DA  SİZE  ÜÇÜN  BİRİ2006  Yılından  bu  yana  yazıyorum.

EKMELLLEMEKKaranlıklara  bir  mum  tutmaya  çalışıyorum.

Hırsızın,  arsızın,  hainin,  yalancının  üzerine  fenerimi  tutup,  işte  burada  diyorum.

Ülkeyi,  geleceğimizi  elimizden  alıp  emperyalizme  peşkeş  çekenleri  gösteriyorum.

Önceleri  hırsızın – arsızın – yolsuzun – hainin – münafığın – yalancının  ortakları,  yalakaları  suçüstü  olmanın  paniği  ile  saldırıp  ağzından  salyalar  akıtarak  küfürler  ediyordu.

Şimdi  Cumhura  seçtirmeyip  dayatılan  adaylara  itiraz  ettiğim  için  parti  kuşları saldırıyor.

Bir  anda  hain  olduk…

Zannedersiniz   ki   mahkemeler  ile   uğraşan   bizler   değil ,   bu   klavye   kahramanı 

parti   kuşlarıydı.

Elini  değil,  gövdesini  taşın  altına  koyanları  parti  müritleri  “hainlikle”  suçluyor.

Komik.

Elma  şekeri  elinden  alınan  çocuklar  gibi…

Zannedersiniz   ki   onların   maaşlı   yazarlarıyız.

Görüşlerimizi  yazmayacağız  ki,  onların  vicdanı  rahat  etsin…

Gazozlarına  katılan  ilâcı  söylemezsek,  uyandıklarında  “bilmiyordum,  tuzağa  düştüm”  diyebilecek  bir  bahaneleri  olsun  istiyorlar…

Zannedersiniz  ki  Abdullah  Gül’ü  Çankaya’ya  biz  çıkardık.

Zannedersiniz  ki  Kemal  Derviş  gibi  küresel  bir  oyuncuyu  dışarıdan  biz  ithal  edip  bakan  yaptık.

Zannedersiniz  ki  Libya’yı  soyguncu  Haçlıya  peşkeş  çekmeye  meclis  kararı  ile  biz  onay  verdik.

Zannedersiniz  ki,  diktatör  hastalandığında;   “O’na  bir  şey  olursa  kaos  çıkar”  diyen  bizdik.

Yani Zat  diyor  ki;   “Ona  bir  şey  olursa  biz ülke  falan yönetemeyiz(!)”…

Sanki  diğeri  ülke  yönetiyor  da…

Ülkeyi bölüp parçalamanın, soyup soğana çevirmenin adı da ülke yönetmek oldu.

Söyleyin, yukarıda yazdığım fiillerin sahibine hiç “hain” dediniz mi ?

Y-CHP’nin başındaki zat Atatürk’ü Tunceli’de “Dersim katili” ilan ederken nerede idiniz?

Partinin üst kısmını Soros’un elemanlarıyla, etnik Kürtçülerle doldurduğunda nerede idiniz?

Kılıçdaroğlu’nun eşinin akrabası olan Hüseyin Aygün Türk Devletini Yunan soykırımı yapmakla suçladığında, yani bir milletin meşru bir hak olan vatan savunmasına soykırım diyerek iftira ettiğinde nerede idiniz?

Daha dün AKP ve BDP ile birlikte bölücü yasayı onaylayan bizler değil, Kılıçtaroğlu ve partisiydi.

AB’nin dayattığı şehir devletçikler yasasına AKP gibi bir parti bile şerh koymuşken, biz şartsız kabul ediyoruz diye söz veren Kılıçdaroğlu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ha, bir de “akil denen soytarıları kendisinin önerdiğini beyan etmişti” zat-ı yandaş muhalefet başkanı değil mi?

Ayrıca bölünmeye meşruluk kazandıracak olan “ikiz yasaları” AKP ile CHP birlikte kabul ettiler, unutmayın.

Biz AKP ve politikaları ile keyfimizden, özel kinimizden falan mücadele etmedik.

Bu ülkeye karşı işledikleri cinayetler nedeniyle mücadele ettik. Ülkeyi talan ettikleri, bütün kurumları çökerttikleri için mücadele ettik.

Şeytana asker oldukları için, karanlığa ve kötülüğe hizmet ettikleri için mücadele ettik, etmeye de devam edeceğiz.

Bizim asıl mücadelemiz zihniyetledir.

Şeytanın değirmenine su taşıyan kim olursa olsun mücadele etmek boynumuzun borcudur.

Yürüdüğümüz  yolda  şunu  gördük:

Rüzgar  ilk  çıktığında  en  çürükler  döküldü.

Rüzgar  hızlandıkça  kökü  zayıf  olan,  iradesi  zayıf  olan,  direnci  zayıflayanlar  teslim  olup  tek  tek  düşmeye  başladı.

Ve  bizler  giderek  azalmaya  başladık.

Bu  duruma  şaşırmadık.

Çünkü doğruları söyleyenler insanlık tarihi boyunca ya yalnız kalmıştır, ya taşlanmıştır, ya da Engizisyon mahkemelerinde ölüme mahkum edilmiştir.

Yakılmıştır.

Dünyanın yuvarlak olduğu kadar basit bir ifade bile, birçok insanın okyanusların döküleceğine inandığı için imkansiz görülerek dalga geçilmiştir. Şimdi bize saldıranların da okyanusların sularının döküleceğine inananlardan pek farkı yok. Ufku dar olanlar, olayları miyop-astiğmat bir bakışla yorumlar. Doğruyu söyleyenlere de ufku ve ufkun ötesini göremediği için saldırırlar. Çölde serap görmek iyidir de, susuzluğu gidermez.

Galileo dünya yuvarlaktır dediği için giyotinle idam edilmiş, İtalyan bilim adamı ve rahip Giordano Bruno ise dünya bir gezegendir ve güneşin etrafında dönmektedir dediği için yakılarak öldürülmüştür. Enginizisyon mahkemesi Galileo’ya “eğer dünya düz bir tepsi gibidir dersen seni affederiz” diyor. Günümüz Engizisyon ekibi de bize “dünya tepsi gibidir deyin” diye dayatıyor. Yazık!!.

*   *   *   *   *

Hatırlayalım !!.

Hüseyin Kıvrıkoğlu…

Genelkurmay Başkanları içinde Amerika’ya gitmeyen ve milli diyebildiğimiz bir isimdir.

Küresel güçlerin Ortadoğu ve Türkiye üzerindeki emellerini anladığı için millileşme çalışmaları yapan ve yüzünü Doğu’ya çeviren ilk Genelkurmay Başkanıdır. Çevik Bir herkesçe malum olan bir isimdir. 28 Şubat sürecinde Amerikalı Yahudi kökenli askerlerin yönlendirmesiyle hareket edip, AKP’nin doğmasına sebep olan şahıstır. Amerika’da bir Yahudi sevgilisi olduğunu gören tanıdıklarım var. Milli olduğundan emin olduğum Kıvrıkoğlu Çevik Bir’den kurtulmak için Hilmi Özkök’ün önünü açmıştır. Yani; “ehven-i şer” denmiştir.Kıvrıkoğlu’nun Genelkurmay Başkanlığı iki yıl uzatılabilseydi, yani Ecevit ile Yılmaz’ın imzaladığı uzatma kararını Bahçeli de imzalamış olsaydı Hilmi Özkök emekli olmuş olacaktı.

Ehven-i Şer denilen Hilmi Özkök şer olanın iyisi olmadı. Türk Ordusu’na kurulan tuzağa Hilmi Özkök olur vermemiş olsaydı bu duruma gelinmezdi. Darbe iddiaları için; “var da diyemem, yok ta diyemem” diyerek silah arkadaşlarını satan Hilmi Özkök… Hain Fetullah’ın “Hilmi Özkök gelince her şey değişir(lehlerine)” diyerek referans olduğu şahıs… Sabahattin Önkibar’a “Kıbrıs sırtımızda kambur” diyecek kadar gayri milli, Amerikan çıkarlarını kollayan zat… İzmir’de bir yemekte bir tanıdığıma; “Amerika ile çıkarlarımız ortak” diyebilecek kadar Türkiye ve Ortadoğu gerçeklerine Fransız olup Amerikan gözlükleri ile bakan zat… Türk askerinin başına çuval geçirildiğinde kılını kıpırdatmayan, başında çuvalla gezen Genelkurmay Başkanı eskizi… Bu yaşanmış “ehven-i şer” tercihi sizlere belki bir fikir verir.

Amerikan mandasıyla İngiliz mandası arasına sıkışan beyinler, bizleri de mandacı olmaya ikna için çabalıyor. Ve mandacı olmadığımız için bizi suçluyor. Çünkü Kurtuluş Savaşını bilmiyor. Çünkü “ya istiklal, ya ölüm” diyen Atatürk’ü hiç anlamamış. Kendini yok sayan, görüşlerine zerre kadar değer vermeyen yandaş muhalefetin başkanlarının emrivakisine boyun eğiyor. Milletin tercih hakkını yok sayanlar onuruna dokunmuyor ama biz eleştirince mesele yapıyor.“Tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz” diyecek kadar edep yoksunu şahsın buyruğuna alınmıyor da, bizim yazdıklarımızdan rahatsız oluyor…

*   *   *   *   *

Bir  de  Balyoz  kumpasından  içeride  olup  ta  çıkan  bazı  askerlerin  konuşmasına  şahit  olduğumda  epeyce  şaşırmıştım.

İki  hafta  şehir  dışında  olduğum  için  konuşmaları  yorumlamak  bu  yazıya  kaldı.

Adını  hatırlayamadığım  bir  albay  çıktığında  Cumhurbaşkanı  adayı  için  aynen  şunu  söylemişti :

“İçeride  idik,  tam  izleyemedik.   Yalnız  bir  şey  söylemek  istiyorum.   Bir  insan  babası  nedeni  ile  suçlanamaz (!)..”

Bu  albay  kime  selâm  çaktı  bilmiyorum  ama  kendisine  şunu  sormak  isterim ;

Beyefendi,  askeri  okullara  öğrenci  alırken,  polis  okullarına  öğrenci  alırken  yapılan  güvenlik  soruşturmasında  ailede  bir  suçlu  kişi  olduğu  zaman  öğrenci  neden  kabul  edilmiyor ?

MİT  eleman  alacağı  zaman  neden  yedi  sülalesini  araştırıyor  o  zaman ?

Ayrıca  yabancı  istihbaratlar  neden  devletle  sorunlu  ailelerin  çocuklarına  ulaşıp  eğitiyor.

Bir  örnek  vereyim :

1974  yılı  Kıbrıs  çıkarmasında  Rumların  yanında  yer  alan,  yani  ihanet  eden  hain  Kıbrıs  Türkleri  TMT  tarafından  öldürülür.

Çocukları  üzülmesin,  kin  duyguları  ile  büyümesinler  diye  şehit  oldukları  söylenir.

Günümüze  geldiğimizde  o  çocukların  “Türk  askeri  adada  işgalci”  diyenlerin  arasında  yer  almasını  nasıl  açıklıyorsunuz ?

Aynı  çocukların  “yes  be  annem”ci  olması  bir  tesadüf  mü ?

Ne yazık ki hayat iyi temenniler üzerine kurulu değildir.

Tarihte yaşananlar uyarıcı değilse, günümüzde yaşadıklarınızdan ibret almadıysanız, bu bedelleri neden ödediniz?

Sadece  asker  olduğunuz  için  mi  ?

Bengi Türk  televizyonunda  Engin  Alan  Paşa’yı  izledim.

Kendisine  Ekmeleddin  İhsanoğlu’nun  adaylığı  sorulduğunda  dedi  ki ;

“Aday  açıklandığında  ben  içerideydim.   Bizim  aldığımız  eğitimde  karardan  önce  şiddetle  tartışılır.   Karar  verildikten  sonra  alınan  kararın  gereği  için  var  gücünle  çalışılır.”

Bu  cevabı  yüreğinden  verdiyse  çok  yazık.

O  zaman  kendisine  sormak  isterim :

“Sayın  Alan,  Mustafa  Kemal’i  ASKERİN   SİLAHLARINI  TOPLASIN  DİYE  Anadolu’ya  Vahdettin  ile  Damat  Ferit  göndermişti.

Bu  mantığa  göre  Atatürk  var  gücüyle  silahları  toplamalı,  halkın  direnişini  engellemeli,  İngilizleri  memnun  etmeliydi  öyle mi ?

Gene  bu  mantığa  göre  Kâzım  Karabekir  Paşa  askerlikten  atılmış  olan  Mustafa  Kemal  ile  birlikte  hareket  ederek  yanlış  yapmıştır  öyle  mi ?

Çünkü  bu  cevaptan  bu  sonuç  çıkıyor.”

Siz   artık   bir   ordu   mensubu   olarak   görev   yapmıyorsunuz.

Emir – komuta   zinciri   içinde   değilsiniz.

Vekil,   milletin   vekilidir.

Yani   bizler   asılız,   sizler   de   bizim   vekilimizsiniz.

Gösterilen  aday  hakkında  siz  vekaletini  aldığınız  vatandaşa  görüşlerini  sordunuz  mu ?

Sormadınız.

Soracak  zamanınız  da  zaten  olmadı.

Yalnız  verdiğiniz  cevap  da  olmadı.

*   *   *   *   *

Bizi  eleştiren,  hızını  alamayıp  hain  ilan  edenlere ;

Atatürk   mandayı   kabul   etmedi.

Biz   de   etmiyoruz.

Yazarın   görevi   kişileri   mutlu   etmek   değildir.

Doğru   bildiğini   söylemek,   uyarma   görevi   yapmaktır.

İster   alırsınız,   ister   almazsınız.

Oyunuzu  Ekmel’e  vermek  istiyorsanız,  verin.

Yalnız  oyunuzu  verirken  şunu  unutmayın :

Okumaya devam edin ‘Kıssadan Hisse — Almak İsteyene..!!!’

15
Tem
14

Banu Avar’ın bu iddiası çok konuşulacak..!!!

OYUN  KURUCULAR,  İKİ  PARTİLİ  ‘BAŞKANLIK  SİSTEMİ’NDE  AKTÖRLERİ  BELİRLEDİ.

Cumhurbaşkanlığı  seçimleriyle  Ekmeleddin  İhsanoğlu  ‘muhalefet  lideri’  olarak

ortaya  çıkarılmıs  olacak.

İhsanoglu,  Tayyip  Erdoğan’ın  kazanmasını  garantileyecek  ama  bu  arada  chp  ve  mhp’yi  eriterek  tek  çatı  altında  toplayacak.

Böylece  bir  yıl   sonraki  genel  seçimlerde  ABD  modeli  Başkanlık  Sistemi’nin  olmazsa  olmaz  iki  partisi  siyaset  sahnesine  oturtulmuş  olacak.

Ekmelleddin  ve  Tayyipli  ve  az  sonra  Abdullah  Öcalan’lı  siyaset  “sahne”si.

İktidar  ve  muhalefet  “mutabakat”ı  ile  Anayasa  değişikliği .

Ve  federasyonu  mümkün  kılan  Başkanlık  sistemi..!!!

“Batı”nın   Türkiye   için  “öngördü”ğü   adımlar   bunlar…”

*        *        *        *        *        *        *        *ANADOLU  SÜRÜSÜNE  İTHAFEN

Eeyyy ;   Türklük’le   alâkası   belirsiz,  

artık   rahatına   bile   kıyamayan  

madden   ve   mânen   bizanslaşmış  

Anadolu   sürüsü..!!!

Bütün  dünya  bilyor  ki  geçmişte  sen,  

tertemiz   bir   nehir   gibi   Orta  Asya’dan   buralara   akıp,  madden   ve   mânen  

çürümüş   Bizans   bataklığını   temizleyerek,   asırlardır   Anadolu’ya   hayat  

vermiştin..!!!

Oysa   şimdi…

Bak   ne   haldesin..?!!!

Ve   şunu   kesinlikle   unutma   ki,

Bugüne   kadar   ülkenin,   gevşeyip   bizanslaşmayan   ve   de   zor   zamanların  

tek   ve   son   “dayanağı”   sendin,   memleketin   selâmeti   senden   başka   hiç  

kimsenin   umurunda   olmadı,    bundan   sonra   da   olmayacak..!!!

Kendi   başımızın   çaresine   ancak   ve   ancak   ve   ancak,   yine   kendimiz  

bakmak   zorundayız..!!!

“Yerli   malı”   gâvur   uşşaklarının   yabancı   senaryolu   “‘A’   mı   ‘B’   mi ? ”  

adlı   tiyatro   “kavga”sının   gözünü   kör   etmesine   fırsat   verme..!!!

Başkalarının   senin   başına   çörap   örmesinin   “satranç”   hamlelerini   trene  

bakar   gibi   izlemeyi   bırak   ve   cümle   gericinin   amına   koy   artık..!!! 

Evvelce   “otto”mana   biat   ve   kula   kulluk   etmekle   kendi   “şan”lı  

geçmişini   siktiğinin   farkında   mısın   behey,   her   boka   tüy   diken   ama   ülke  

sorunlarının   akılcı   ve   gerçek   çözümlerine   sağır  dilsiz   kalan   sığır  sürüsü.!!!

Çocuklarınızın   sizin   mezarlarınıza   tükürüp   lânet   etmelerini   istemiyorsanız  

onlara   TAM   BAĞIMSIZ   TÜRKİYE   bırakmak   zorundasınız..!!!

Bu   kadar   basit..!!!

 

 

12
Tem
14

‘hadi bakalım kolay gelsin’.. BONZAİ.. BONZAİ.. BONZAİ..

BONZAI
ve   serbest   piyasada   son   nokta; 

dünya  uyuşturucu  tacirleri  yeni  ürün  tanıtımlarında  hükumet  ve  medya  ayağını 

kullanıyor..

ve  insanlık;  bu  tanıtım  çalışmalarından  çok  memnun !

çocuklarının  emin  ellerde  olduğunu  sanıyorlar..

operasyonlar..  haberler..  afişler..

artık  bonzai’nin  varlığından  habersiz  kimse  kalmadı..

tanıtım   çalışmalarında   son   nokta !

Büyük şehirler dışındaki uyuşturucu tüketiminden rahatsız olan ‘tacir’ amcalar; ki maaşlarınızı onların bankalarından alırsınız..

onların  hastanelerinde  sağlığınızı  ararsınız..  ara  ki 

bulasınız..

onların  üniversitelerinde  ‘adam’  olur  sanırsınız  çocuklarınız..

bonzai  reklamı  ve  ardından  sigara  yasağının  genişletileceği  haberleri..

sanırsınız  ki  akp,  ‘son  kurtarıcı’..

ya tayyip’in sanatçı dostları; gördünüz mü son ‘çapulcu’ları.. artık manadan geçmiş, ‘aslı’ olmuşlar..

tarih boyunca, sarayın.. padişahın.. imparatorun ve de şahların himayesinde ‘sanatçı’ kisvesiyle soytarılık yapan çapulcular, dün ne iseler bugün de aynı yolun yolcusudurlar..

oturma organımın ‘sosyalist’i, banka reklamlarında boy gösterdi mi.. ‘ama ben onun sanatıyla ilgiliyim’ diyen bir ucubeler ordusu..

mason örgütlerinden aldığı ödülü havaya kaldırarak, ‘aldığım en önemli ödül bu..’ diyen bir üfürükçüyü, Atatürkçü sanan zevat..

hal böyle olunca.. reklam da böyle olur!..

‘bonzai’.. gel vatandaş gel.. bilmeyen.. almayan..

ha, bir de kullanmayan kalmasın!..

bir marka nasıl yaratılır gördünüz mü!

sigara  yasak..  geri  kalan  herşey  serbest..

çok   yakında..

dünya  kadın  nüfusunun  yarıdan  fazlası  ‘dünya  sağlık  örgütü’  aracılığıyla 

uyuşturulmuş  durumdadır  zaten..

‘psikiyatri’  bilimi  sağolsun..

ama  bu  yazı  da  birilerine  göre  ‘komplo  teorisi’dir..  eyvallah..

siz  yine  de  çocuklarınıza  sahip  çıkın..

onların  arkadaşı  değil,  babası  ve  annesi  olun !..

arkadaş  arkadaşı  yoldan  çıkarabilir..

cümlelerin  çekiciliğine  değil!   içeriğine..  verdiği  mesaja  bakın..

çoğunuz  bunları  zaten  biliyorsunuz..   iyi  işte,  katkı  yapın  insanlığa..

hadi  bakalım..   kolay  gelsin..

Okumaya devam edin ‘‘hadi bakalım kolay gelsin’.. BONZAİ.. BONZAİ.. BONZAİ..’

07
Tem
14

Kimse Bizi Susturamaz..

SUSMAM

Yazarken  herkesi  memnun  etmek  çok  zor;  haklı  olarak  bulunduğu  açıdan  ne  görüyor,  ne  hissediyorsa;  elbette  o  açıdan  görünenin  yorumunu  ya  da  en  azından  kendisini  ilgilendiren  boyutunu  görmek..   ya  da  duymak  istiyor..

Bugün  mevzu  Irak  ise,  dışında  bir  yorumu,  dolaylı  bağlantıyı  çok  da  gerekli  bulmuyor..   ve  hâttâ  gereksiz  buluyor..

Oysa bugün yeryüzünde birbiriyle alakasız gibi görünen, vuku bulan pek çok olay; aslında çok gizli ve grift ağlarla tek bir planın parçası gibi işliyor..

Çin’in  Uygur  Türklerine  uyguladığı  baskı,  zulüm,  şiddet;  nasıl  ki,  egemen  tröstlerin  bir  taktiği  ise  ve  bu  baskı  ve  zulüm  stratejisi  Rabia  Kadir  denen  bir  ‘cia’  ajanı  bahane  edilerek  ve  tüm  mücadele  ona  mâl  edilerek  görmezden  geliniyorsa..  Irak’ta yaşayan Türkmenlerin bugün medyaca hatırlanmış olması da..  yine aynı planın bir başka yüzü olarak karşımıza çıkmaktadır.. düne kadar Irak sorunu içersinde en başta yer alması gereken ‘Türkmen’ sorunu ‘sorunsalı’, bugün neden öne çıkarılmış ve arkasında yatan amaç nedir gibisinden bir soru sorulabilir..  ama cevabı meçhuldür; zira küresel sermayenin kalemşörleri ve güya iktidar karşıtı sözde ‘ulusalcıların’ ve de ‘milliyetçilerin’ buna bir cevap vermesini beklemek saflık olur..

insanlığın  içine sokulduğu  bu  ‘sarmal  düzen’  iktidar  ve  muhalefetin  tüm  kalelerini  ele  geçirmiş  durumdadır..  bugün  chp  ve  mhp’nin  uzlaştığı  Cumhurbaşkanı  adayı  da  bu  düzenin  ‘b’  planlarından  biridir..

ve  ‘a’  planına  çalışır !..

‘İnsan’a bu sarmaldan ‘kaçış’ imkanı sunulmamaktadır; sunulmayan bu imkan, zaten sarmalın kilitlerinden biridir.. anahtarı okyanusların dibindedir.. de denebilir..

Vatan-Millet savunusu durumuna sokulmuş ‘birey’ler -bizler de dahiliz- öyle bir zaptı rap altına alınmış durumdayız ki; kendi düşmüş ya da düşürülmüş olduğumuz talihsiz durumdan dolayı, başımızı kaldırıp etrafımızda neler oluyor gibisinden bir sorumluluk içine giremiyoruz.. girmeye çalışanlar da, gereksiz detaylarla uğraşanlar olarak dışlanıyor ya da kaile alınmıyor..

oysa bugün ‘detay’; yani ikincil, üçüncül aşamada sorun gibi görünen pek çok ‘detay’; aslında, insanlığın toplu kıyımına giden yoldaki çalışmaların bütününü oluşturmakta ve lakin; kendi içsel sorunlarıyla boğuşan ‘insan’ asıl büyük tehlikeyi gözden kaçırmaktadır..

Bugün dünya çapında; uyuşturucu trafiği olsun.. kadın ticareti olsun.. organ ticareti olsun ve aklınıza gelebilecek tüm illegal ilişkilerde.. yine toplumların bölünme ve parçalanma tuzaklarına düşürülmesinde etken olan güçler iş-birliği içindedir!..

dünya petrol devleri.. banka ve finans kuruluşları.. dev sanayi kuruluşları ve sahipleri.. nin izni olmadan ‘illegalite’ işlemez.. pek çok ülkede yer alan güya ‘polis teşkilatları’ ve şimdi yeni-yeni eklemlenen ‘özel güvenlik’ şirketleri bu trafik akışının kolluk kuvvetlerine dönüşmüş.. ya da dönüştürülmüştür..

bilhassa ‘özel güvenlik’ denilen ve ileride sermayenin ‘özel kuvvetleri’ne dönüştürülecek olan bu yapının, son dönemde artan işlerliği; artık ‘ordu’ların da bir şekilde tasfiyesine yol açacak ve bugün gördüğümüz ‘yamyam’ ordularının üniformalı haline ‘legallite’ kazandırılmış olarak halkların üzerine salınacaktır..

acımasız bir plan, dört bir yandan ‘insanlığı’ hedef almıştır ve dünyanın her yerinde bu planı deşifreye çalışan -bizler gibiler- ne hikmetse müthiş bir dışlanma ve sansür ile karşı-karşıyayız..

bugün, ‘beni’ kimlerin takip ettiği ve izlediği ile ilgili bir ekip kurulduğu ve ‘izlem’ altında olduğum duyumunu aldım.. ve bu takibe girişenler ‘ulusalcı’ ve güya ‘milliyetçi’ kanadın silahşörleri.. bu aymazlığa düşecek kadar küçülen birinin ‘takip’ edin uyarısına cevaz verenleri de kendi ‘insaf’ ve ‘vicdan’larıyla baş-başa bırakıyorum.. benimle birlikte bir iki isim daha takip altındadır.. yazık..

insanlara ‘cem yağcıoğlu’nu izlemeyin.. dikkate almayın tarzında çokça ileti gittiğini ve bazı toplantılarda bunun dile getirildiğini biliyorum.. aklı olan, buradan ‘acaba neden’ sorusunu sorarak en azından bana dönüyor.. tavsiyem budur!

sistem beni ciddiye almazken, bunların beni ‘ciddiye’ alıyor olması sizce de ilginç değil mi.. acaba çekindikleri -çekindiği- bir şey mi var sorusunu ister istemez soruyorsunuzdur! evet var!

işte yukarıda anlatmaya çalıştığım ‘sarmal düzen’in bir ucu da buraya çıkmaktadır ve korkuları bunu deşifre edeceğimdir.. edeceğim de..

ancak bunu çok gayri ciddi bulduğum, ve ancak kullanmaya mecbur olduğumuz bu ortamdan değil, bir ‘eser’le yapacağım.. kendilerine güvenenlerin bu ‘takip’ işine tevessül etmeyecekleri açıkken.. kimdir bu cem yağcıoğlu demeleri gerekirken, böyle bir panik içine girmelerini.. en azından etrafında olanların yine ‘vicdan’ına bırakıyorum.. tarih onları yazacaktır..

sayıca bu denli az bir okuyucu kitlesine hitap etmeme rağmen, beni bu denli ‘ciddiye’ almış olmalarını da.. yine etrafındakilerin ‘sorgulama’ ve akıl-iz’anına bırakıyorum..

ben kendimi ciddiye almaz iken, ciddiye alınıyor olmak.. hoşuma da gitmiyor değil hani..

Bugün ülkenin düştüğü ya da düşürüldüğü durum ortada iken; iktidar ve muhalefetin akıllara durgunluk veren paralel oyunlarına herkes alıştı.. iyi de, sistemin dışında yer alan ve ülkesi için; canını ve de malını vermek için bir dakika bile düşünmeyecek olan kalabalıkların nasıl bu denli etkisiz kılındığının cevabı nerede..

sakın içimizde olmasın!..

faturayı keserken, ‘sofradan’ nemalanan hiç kimseyi göz-ardı etmememiz gerçeği ortadadır.. işte birilerinin gözünden kaçan bu gerçekleri, çok yakından izlemiş ve şahit olmuş biri olarak.. tarihe not düşmek ‘insani’ ve dahi ‘vatani’ bir görevdir.. elimden geldiğince gereğini yerine getireceğim..

Yıllarca işçi partisi ile ilgili iddialarımdan dolayı baskı altına alınmış ve gram yön değiştirmemiş biri olarak, bu yeni ‘tezgah’a da aynı karar ve dirençle karşı koyacağımdan kimsenin şüphesi olması..

ancak  ‘ölüm’  susar..   ama  bayrak  yarışım  devam  eder..

lütfen, gelişen ve gelişmekte olan olaylara farklı pencerelerden ve derinlemesine bakın..   bugün çıkarınıza oluşan bir durum, yarın tam tersi bir ortama yol açabilir..

benim, bizim, sizin olmanız ya da kaybolmamız önemli değildir, ‘bilinç’ kaybına mahal vermemek için gelecek nesillere doğru bilgileri aktarmak hepimizin görevi olmalı..  on yıl fazla beş yıl eksik, önemsiz bir detaydır!,

Kimse  bizi  susturamaz !

bazen,  sokağı  seyrederken,  evin  içinde  olanlardan  haberiniz  olmaz..   öyle  bir  durumdur  bu !..   çünkü  arkanız  dönüktür..

bu  ‘Millet’  kime  arkasını  döndüyse..

Okumaya devam edin ‘Kimse Bizi Susturamaz..’

06
Tem
14

UYAN..!!!

Aklının  ermediği  her  şeyi  reddetmekle,  hiç  bir  şeye  aklının  ermediği  fikrine  kapılman..  

aynı şeydir!..

Tek  gözlü  kedi  illuminati  değildir;  hayvanın  gözü  çıkmış  belli  ki..

ya  da  her  şey,  senin  bahçende  açan  çiçekler  kadar  masum  değildir !..

Bilimle zıtlaşan ‘din’ olmaz; ancak bilim de her şeyin cevabını ver-e-mez.. en azından bugün! yani ihtiyacın olan bilginin açılımını, belki senden üç yüzyıl sonra verecektir ve belki de, senin sandığın gibi çıkmayacaktır sonuç..

belki  de,  birileri  cevapların  üzerini  örtüyordur..

Irak’ın  kütüphanelerinden  82 bin  küsur  el  yazması  yağmalanmıştır..  bunlar bilinen rakamlar, gerisini varın siz düşünün.. yüz binlerce kitap vesaire.. Hammurabi tabletleri dahil..

yakında bu eserlerin çoğunu -bazıları hariç- medeni(!) batının müze ve kütüphanelerinde görebilirsiniz..

İskenderiye Kütüphanesinde yer alan tüm eserler de Bizans İmparatoru 1.Theodosius emriyle yakılmıştı..

Şu an Suriye’deki yağmalanan eserlerin bilançosu ortada değil..

Yöre için olmayan bir kürt tarihi yaratılmaya çalışılıyor.. olmasın sakın..

Şu cümle; ”kürdistan’daki uyanış deneyimi ve bu uyanışın ürünü olan mücadele, İbrahim’i hareket olarak Ortadoğu’ya ışık tutmaya adaydır. Bu Hz. İbrahim evlatlarının öze dönüşüdür.” (yüksekovahaber)

işte bu cümle; derin siyonist komplonun ipuçlarını açıkça vermekte; ve ülkemizin Güneydoğusunda ‘pakraduni’ bir yapılanmanın sinsi planları adım-adım uygulanmaktadır!..

asala ve pkk’nın temellerini oluşturan, bu gizli Yahudi teşkilatıdır!.. soykırım yalanlarının arkasında da bu güruh vardır.. bize Ermeni diasporası diye yutturulan lobiler, öz itibariyle ‘pakraduni’dir!

yani Ermeniler içersinde gizlenmiş Yahudi cemaati.. bizdeki sabetayistlerin bir başka kolu.. İran’da meşhedler.. ve daha niceleri..

İsrail son hız Süleyman’ın Mabedi’ni bulma peşinde..Mescid-i Aksa’yı da yıkma peşinde.. metro inşaatlarına devam ediyor..

Bizim ‘insan’ olarak kimse ile; ne Musevi.. ne Hristiyan.. ne Müslüman.. ne ateist.. ne de başka bir inanış ya da inanmayışla sorunumuz yok! olmamalı da; ancak birileri ‘gizli’ ve ‘planlı’ ve de ‘karanlık’ içeren bir şeylerin peşinde ise; ki..

ölü bulunan üç Yahudi çocuğun cesedine karşılık, bugün bir Filistinli çocuğun yakılmış cesedi bulunmuş ise.. (canlı-canlı)

ışid denen ne idüğü belirsiz yapılanma, sözde ‘Müslüman’ kimliğiyle tüm ‘İslam’i değerleri hiçe sayıyorsa, Şii’lerin mabedlerini yakıp yıkarken, ‘Kabe’yi yerle bir edeceğiz diyorsa..

burada başka bir şey aramamız gerek!

işte o şey; o üç Yahudi çocuğu katledenle, o Filistinli çocuğu yakan zihniyettir! ve bu zihniyet ‘Madımak’ katliamında da sahnedeydi.. ve bazıları dışarıda ateşe verirken.. bazıları içerdeydi!..

sabetayist ve pakraduni gerçeğini görmeden ‘bilimsel görüş’ ya da ‘gerçekçilik’ dayatmalarıyla dikkat dağıtanların da, arkasına bakmak lazım!..

kişilerin arkasına bakmayı sevmem.. ama ha-bire arka ceplerinden bir şeyler çıkarıyorlarsa..insan merak ediyor.. o nasıl bir..

Sünni mezheplerin içine sızmış oldukları kadar, Alevi düşüncesi içine de sızmış durumda olan bu ‘gizli’ciler, Cumhuriyet tarihimizin her alanında ayrılıkçı hareketlere koşulsuz destek olmuş ve bulundukları cemaatleri, diğerleri ile kavga halinde tutarak; ve temelde olmayan ayrılıkları körükleyerek, yine ‘siyonist’ düşünceye hizmet etmişlerdir ve bugün de etmektedirler..

her  zaman  en  milliyetçi..
en  Atatürkçü..
en  Müslüman..
en  Alevi..
en  Türkçü..
en  demokrat..
en  Ermeni..    durumundadırlar..

yuvaları  ve  beslendikleri  ana  alan,  ‘tarikat’  evleridir !..

ve  en  temel  amaçları  ‘büyük  israil’i  kurmaktır !..

Bugün  IŞİD  denen  karanlık  yapılanma  bunun  en  büyük  kanıtı  ve  destekçisidir !..

Bilimsel sosyalist ve sözde Atatürkçülere duyurulur; tüm bunlar belki size saçma geliyor olabilir.. ama bugün yaşananlar ve arkasında yatan felsefe budur.. işinize gelirse..

Mustafa Kemal Atatürk bunlara karşı savaştı ve başardı; ancak öldüğü günün ertesi.. ihanet yeniden başladı!..

Hrant Dink olayının perde arkası da dönüp dolaşıp bu ‘gizli’cilere dayanır!.. tetikçiden veya size gösterilenden bahsetmiyorum..

bölücü kürt hareketinin arkasında Ermeni diasporası vardır! evet!.. ancak o diasporanın arkasında.. aslında içinde ‘pakraduni’ler vardır!..

yani hepsi dönüp dolaşıp ‘derin Yahudi komplosu’na dayanmaktadır! ve bu komploya karşı çıkan Yahudi’lerin de olduğunun farkında olarak mücadele edilmelidir!..

tüm dünya sermayesinin yüzde doksan beşi, yine insanlığın en büyük düşmanı olan ‘siyonist’ düşüncenin tekelindedir!..

ülkenizi düştüğü uçurumdan kurtarmak mı niyetiniz!.. düşmanı tanıyacaksınız!..

aşırı tüm dini hareketlerin temelinde yine bu düşünce yatar! önce bu tuzağa düşmeyeceksiniz!..

Bugün Türk’ü de, ‘insan’lığı da kurtaracak yegane düşünce ve eylem sistemi ”Kemalizm”dir.. bunu iyi anlayacak ve halka iyi anlatacaksınız!..

ya mevzudan habersiz, her şeyin gelip sizi bulmasını bekleyecek, yok olup gideceksiniz.. ya bunların hepsi saçmalık deyip, güya; yaşayıp gideceksiniz!.. ya da ‘farkında’ olup, bir yerden başlayacaksınız.. sonucunu görmenize gerek yok;

yaktığınız ateş; bir gün, tüm insanlığı aydınlatan bir ateş çemberine dönecektir!..

sizin, bir günde yazıldığını sandığınız ‘tarih’; aslında geçmişte yakılan ‘çoban ateşleri’nin eseridir!..

Namık Kemal, Mustafa Kemal Atatürk örneğinde olduğu gibi..

neye veya kime inandığının ya da inanmadığının bir önemi yok! önemli olan, insanlık düşmanlarının bir şeylere inandığı; ve inançları gereği dünyayı cehenneme çevirmek istediğidir!..

ya ‘farkında’ olup tarafını seçeceksin.. ya da farkında olduğun zannıyla, onlara hizmet edeceksin!.. seçim senin.. benim.. bizim..

o  haberlerde  seyrettiğin  vahşet !   bir  gün  gelip  seni  bulmadan !

uyan !..

ha  ekmeleddin..   ha  tayyip !..   ha  tayyip..   ha  ekmeleddin !

burada  seçim  senin..   benim..   bizim  değil !..

Okumaya devam edin ‘UYAN..!!!’

05
Tem
14

Kıraç, AKePe için öyle şeyler söyledi ki..!!!

Antalya’da  gerçekleştirilen  “Farklı  Yönleri  ile  Meme  Kanseri  Sempozyumu”na,  Şarkıcı  Kıraç  da  bir  konserle  destek  verdi.

Antalya  Konyaaltı  Açıkhava  Tiyatrosu’nda  gerçekleşen  konserde,  şarkılarıyla  Antalyalıları  coşturan  Kıraç,  konuşmalarıyla  da  geceye  damgasını  vuran  isim  oldu.

Kıraç,   “Böyle   giderse   herkes   Atatürk’ün   ismini   sayıklayacak”   dedi.

Kıraç  yaptığı  konuşmada  şunları  söyledi :

“Benim  hiçbir  siyasi  parti  ile  işim  olmaz. Şucu  bucu  değilim. Ben Türk oğlu Türküm.  Mahallemizde yaşarken bütün insanlarla dost ve arkadaştık.  Aramızda hiçbir ayrımcılık yoktu.  Benim babam öğretmen.  Ben bir öğretmen çocuğu olarak bu günlere geldim . Şimdi insanlar çok büyük bir korku ile yaşıyor.  Bütün sanatçılar korkularından söz ediyor.  Neler oluyor kardeşim. Bu ülkenin her karışı cennetten bir parçadır.  Ben bu cenneti gördüm.  Böyle giderse, sanırım gelecekte çocuklarımız bu cenneti göremeyecek. İddia ediyorum birkaç seneye kadar, Atatürk’ün kim olduğunu, bize hangi değerleri kazandırdığını bu ülkenin insanı çok net bir şekilde görecektir.  Herkes Atatürk Atatürk diye ismini sayıklayacaktır.  Bütün siyasilere söylüyorum.  Aklınızı başınıza alın.  Bu ülkenin geleceği ile oynamayın.”

Kıraç’ın bu sözleri Konyaaltı açık hava tiyatrosunu dolduran vatandaşlar tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in de konsere geleceği anons edilmişti.

Ancak 15 dakika sonra Türel’in gelemeyeceği anons edildi.

Menderes  Türel’in  eşi  Ebru  Türel  de  konserdeydi.

Ancak  Ebru  Türel  de,  bu  konuşmalardan  sonra  konserden  ayrıldı.

*       *       *       *       *       *       *       *       *       *       *       *       *

Aşağıdaki  yazıyı,   bu  milletin   ilgisi   ve   parasıyla   varolup   refah   içinde   yaşayan

ama   bir   kez   olsun   bu   milletin   kılıcını   sallamayan   “sanat”çı   kılıklı   ruhsuz

yaratıklara   ithaf   ediyorum…

Victor  JARA   halkı   ve   ülküsü   için   can   vermişti…

Oysa   bu   ülkenin   ünlüleri ;   bırakın   can   vermeyi,   vatanımızın   bu   en   kötü  

günlerinde   tarafını   bile   belli   etmekten   acizler…

Miletimin   en   derin   beddua   ve   lânetleri   tüm   bu   korkak,   adî   yavşakların  

üzerinde   olsun..!!!

*           *           *

“ Şarkı   söylemiş   olmak   için   değil,  

Ne   de   iyi   bir   sesim   vardır   diye,

Dertli   ve   haklıdır   gitarım,

Bunun   için   söylerim..!!! ”

“Benim   kafamda   sanatçı   tam   bağımsız   bir  

yaratıcıdır,   böyle  olduğu   için   de   doğası   gereği  

devrimcidir…”

“Devrimci  şarkılarla  ticaret  yapmıyorum  ben.

Öyle  olsaydı,  bugün  altımda  son  model  bir  arabam,  havuzlu  bir  evim olurdu.

Şarkıların  devrimcisi  olmak,  üstü  başı  yırtık  pırtık,  bir  deri  bir  kemik  gezmek,  ahırda  yaşamak  da  değildir.

Uyum,  prensip  sorunudur.

İnsan ;   yaşamında   ideolojik   yön   çizmedikçe,  

kendi   içinde   uyumu   bulamaz…”

Bu  sözler  1973  yılında  faşist  Pinochet  darbesiyle  devrilen  Salvador  Allende’ye  “Yoldaş  Başkan”  diye  hitap  eden  Kızılderili  kökenli  devrimci  müzisyen  Victor  Jara’nın  yaşam  felsefesini  anlatan  birkaç  cümle  sadece…

1973  yılı  11  Eylül  günü  CIA  destekli  bir  darbeyle  devrilen  Salvador  Allende  ve  Unitad  Popular’ın (Halk Birliği)  çalışkan  bir  üyesi  olan  Victor  Jara,  grubu  Inti  Illimani  ile Unitad  Popular  yararına  konserler   vermektedir.

11  Eylül  1973′teki  Pinochet  darbesine  karşı  Allende’nin   Başkanlık  Sarayı’ndaki  direnişi  hayatına  mal  olmuştu.

Darbenin  ertesi  günü  geniş  çaplı  bir  tutuklama  başlamış  ve  yine  ertesi  gün  kapısı  çalınanlardan  birisi  de  Unitad  Popular’ın  ve  Başkan  Allende’nin  keskin  bir  savunucusu  olan  Victor  Jara  olmuştur.

Bugün  adı  Victor  Jara  Stadyumu  olarak  değişitirilmiş  olan  Şili  Stadyumu  hınca  hınç  doludur  ve  toplu  kurşuna  dizilmelerin  dışında  stadyum  Victor  Jara’nın  seseyle  çınlamaktadır.

Faşist  generallerden  Albay  Mario  Menriquez,  stadyumdaki  devrimcilere  işkence  ederek  onları  katletmekle  görevlendirilmiştir  ve  Victor  Jara’nın  da  orada  olduğunu  bilmektedir.

Jara’dan   kendileri   için   bir   şarkı   söylemesini   isterler,   alay   ederek.

Ve   Jara’nın   sesi   tüm   stadyumu   çınlatır :

.

– Venceremos..!!!

.

Jara’yı   ve   gitarını   susturmak   için   tüm   parmaklarını   kırarlar.

Ama   Jara   bu   kez   ıslıkla   çalmaktadır   direnişin   ezgisini…

Binlerce   insanın   gözleri   önünde   bu  kez   dili   kesilir   ve   ağır   işkenceler  

sonucu   katledilir   Jara…

İşte   Victor   Jara’nın   hikayesi…

Ama  hikaye  sonlanmaz…

Pinochet, öldüğü zaman cenaze töreninde sadece ama sadece bir kaç asker vardı, o da göstermelik…

Tıpkı  Deniz’lerin celladi  Ali Elverdi’nin cenazesi gibi…

Tıpkı  Che’nin  “Yeni  İnsan”ı  gibi  Victor  Jara’nın  “Yeni Şarkı”  dediği  İnka- Aztek -Afrika  ezgilerini  biraraya  getirerek  oluşturduğu  ezilen  dünya  kaynaklı  besteleri  dilden  dile  dolaşmakta.

Son  olarak  Şili’de  Jara’nın  katledilmesinde  ve  1973  Pinochet  darbesinde  yer  almasından  dolayı  dört  askere  dava  açıldı.

O  dönem  Pinochet’in  askerleri  olarak  görev  yapanlara  açılan  soruşturmanın  ardından  Türkçe’de  yayınlanan  Victor  Jara  kitabının  yazarı  ve  aynı  zamanda  Jara’nın  eşi  Joan  Jara  “başka  sorumlular  da  var,  işkence  ve  idam  emrini  verenler”  diyerek  geride  kalanları  işaret  etti.

Okumaya devam edin ‘Kıraç, AKePe için öyle şeyler söyledi ki..!!!’




İstatistikler

  • 2.265.958 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Temmuz 2014
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

En fazla oylananlar