Temmuz 2011 için arşiv

19
Tem
11

TÜRKÇE, TÜRK DİLİNİN DESTANı

Binlerce yıl öncesinden geliyor köklerim,

Ural- Altay dil ailesinin Altay kolundan gelirim…

***

Anadolu’ya geldiğimde Türk Beyliklerinde geliştim…

İlk zamanlar iyiydi durumum, sonra başladı varlığıma saldırı,

Yabancı sözler, yerine geçti Türkçe sözlerimin.

Türk ulusunun varlığı tehlikedeydi, yabancı sözler yerleştikçe içime…

İşte, ta o zamanlardan beri yabancı dillerin saldırısındayım.

Karamanoğlu Mehmet Bey haykırmıştı 1277’de, fermanında:

“Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, mecliste, seyranda

Türk dilinden başka bir dil kullanmaya!..”

Selçukluların İranlaşması karşısında demişti bunu.

Türklüğün, Türk değerlerinin yaşatılması için…

Türk dilinin, Türkçenin korunabilmesi için…

***

Atatürk Büyük Nutku’nda da bildirmiştir:

“Türkiye Devleti’nin resmi dili Türkçedir.”

***

Arapçanın Farsçanın etkisiyle bozulan dilimiz için de:

“Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk Milleti,

Dilini de yabancı diller boyunduruğundan korumalıdır.

Millî his ile dil arasındaki bağ çok önemlidir.” demişti Atatürk.

Okumaya devam edin ‘TÜRKÇE, TÜRK DİLİNİN DESTANı’

19
Tem
11

EMPERYALİZMİN KOLTUK DEĞNEKLERİ !..

 

Güneş doğuyor, ortalık aydınlık… Hava çok sıcak. Ama yaz ortasında kışı, güneşin aydınlığında karanlığı yaşıyor Türkiye… İçimiz üşümekte, üzerimize çöken karanlıktan ötürü bir adım ötemizi bile görememekteyiz.

Kendi askerini esir, 41 generalini esarete mahkum eden bir ülkeyiz. Bu dünya tarihinde bir ilktir. Tarih hiç bir düşman kuvvetin, Türk’ün bu sayıda generale eş değer rütbeli askerini esir ettiğini yazmamıştır, yazamaz da… Kendi kendimizi, kendi askerimizi esir eden bir millet olarak tarihe düşürülecek kaydın ayıbını, utancını yaşamak zorundadır.

Garip veya programlanmış bir robot örneği kendi bindiğimiz dalı kesip, sonra da şehit edilen 13 yiğidin arkasından ağıt yakmaktayız.

Aynı gün Aysel Tuğluk denen densizin “Demokratik özerkliğimizi ilan ediyoruz.” açıklaması ise, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin açıkça aşağılanması ve yok sayılmasıdır.

Ne yazık ki bu aşağılanmanın ve yok sayılmanın utancını Türk milleti, terörle mücadele etmek yerine müzakere edenlerle birlikte yaşamaktadır.

Elbette bu duygu utanmasını bilenler içindir. Ancak arsız derileri meşinleşmiş olan güruh, yüzleri kızarmak şöyle dursun, Aysel Tuğluk’un bu açıklamasını, “Ya Rabbi şükür” anlayışı ile karşılamışlardır.

O kadının “Tek devlet, tek vatan” söylemine aldanmamak gerekmektedir. Bu söylem Türkiye’nin çok yakın bir gelecekte bölünme isteğinin işaretidir.

Okumaya devam edin ‘EMPERYALİZMİN KOLTUK DEĞNEKLERİ !..’

18
Tem
11

Erdemsizliğin Bedeli…

“ Cumhuriyet,   kökü   erdeme   dayalı   bir   idaredir.  

Cumhuriyet   erdemli   ve   namuslu   insanlar   yetiştirir. 

Sultanlık  ise  korkuya,  tehdide  dayalı  olduğu  için  korkak,  alçak ,

sefil,  rezil  insanlar  yetiştirir. 

Aradaki   fark   bundan   ibarettir..!!! ”   

Mustafa Kemal  ATATÜRK

Yalnız Türk ulusunun değil tüm ezilen milletlerin kabullendiği büyük önderin, Mustafa Kemal Paşa’nın, sözlerine sığınıp girdik yazıya…

Evet, Cumhuriyet erdemdir, erdemli yurttaşlar yetiştirmek de Cumhuriyet’in değişmez ilkesidir.

Ancak, 27 Aralık 1949’dan sonra ABD’li uzmanlara teslim edilen Milli Eğitim’imiz ağır, usul milli niteliğini yitirirken erdem kavramı da, erdemli yurttaş kavramı da tarihe karışmaya başlamıştır.

Ol sebepten günümüzde Mustafa Kemal’in ilkelerine sahip çıkan, onları yaşama biçimi olarak benimseyenlere “üretim hatası” demekteyiz.

Geldiğimiz noktada balık baştan kuyruğa kadar kokmuştur. Trajik olan budur. Pis kokulardan soluk almak olanaksızdır. Bu durum tuzun da kokması halidir.

Ancak tuzun bunca kokuşmuşluğuna rağmen gerçeği görmek yerine, sanal gündemlerin arkasına saklananlar, gaz maskesi kullanmayı tercih edenler ne yazık ki çoğunluktadır.

Allah’ın, Peygamberin metalaştırıldığı, inançların ticarete merdiven, siyasete tramplen haline getirildiği bir toplumda erdemsizlik, istisnalar dışında (üretim hatası bireyler), ortak payda olmuştur. Burada Aziz Nesin’i öykünerek bir yüzde belirlemesi yapmıyoruz.

İşimize geldiği zaman % 100 akıllı, işimize gelmediği zaman ise % 100 aptal veya duyarsız olabiliyoruz. Malum “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı…

“Gemini kurtar da nasıl kurtarırsan kurtar” diyerek gelinen uçurumun kıyısındayız artık.

Burada görülmesi gereken bir gerçek daha vardır. “ Ilımlı İslâm Anlayışı”.

1896’da Osmanlı’da uygulanmaya başlayan bu anlayış, ticarileşerek tabana yayılmayı başarmıştır.

Hemen herkesin bir hocası vardır ve icazet alınarak her şey mubah olabilmektedir.

Zamanımızın en makbul hocaları ise, malumunuz Washington ve Pensilvanya’dır.

Erdem mi dediniz? Erdemin bile pazara çıkarıldığı bir ülkede yaşıyorsak…

Futbolcu, hocaya sorar, “Gol atmamak karşılığı 100 bin dolar veriyorlar. Bu parayı almam dinen caiz midir?” Hoca, “Caizdir…” der, sonra ilave eder “Ama belgesi olmasın…” Muhterem hocamız bir taraftan da cebini işaret etmektedir!!!

Cennetin tapusunu satan papazlarla el etek öperek yapılan “Dinler Arası Diyalog” süreciyle geldiğimiz noktaya sıfat biçmek kolay değildir.

Erdem mi dediniz?

Yasa dışı ilişkisi ortaya çıkanlar ise “İmam nikâhımız var…” diyerek sığınıyorlar dinde özelleştirmenin cennetine… Malum şimdi cennet, en az beş yıldızlı oteller veya Erdoğan’a tahsis edilen dinlence villaları…

Erdem mi dediniz?

Ne demiş Hoca’nın biri “Ben şikeci futbolcunun icazet alanını severim… Eğer beni görürse…”

Emperyalizme elinizi verip, kolunuzu, bırakın kolunuzu bedeninizi bile kurtaramadığınız günlerde yaşıyorsanız, “erdem-fazilet” bir kez raydan çıktıysa, siz seyredin gürültüyü… Türkiye ne kadar temizse futbol da o kadar temizdir. Bu durum toplumsal bileşik kapların evrensel ilkesidir.

1990’lı yılların ikinci yarısında anlı şanlı bir gazetemiz, ekonomi sayfasında “Yeşil Sermaye” haberleri yapmaktadır.

Halktan toplanan paralarla kurulan şirketler, holdingler… Ve verilen paraların buharlaşıp gitmesi… Faizsiz kazancın dayanılmaz temizliği… Daha doğrusu faizin kralını uygulayıp, “faiz günah” diyenlerin dayanılmaz açıkgözlüğü… Saadet zinciri kopunca feryat eden mağdur kalabalık…

İşte bu holdinglerden birinin bir yöneticisi o gazetenin reklam servisini arar. Bir hafta süreyle tam sayfa reklam vermek istediklerini söyler!

Ne  mi  olur ?

Okumaya devam edin ‘Erdemsizliğin Bedeli…’

17
Tem
11

ÖZERKLİK İLAN EDİLDİ, TÜRKİYE PARÇALANıYOR… EY CHP, EY MHP NERDESİNİZ..?!!!

Özerklik  ilan  edildi.

Hem  de  13  fidanımız  vurulup  toprağa  düştüğü gün…

Aynı  gün  ABD  Dışişleri  Bakanı  alelacele  Türkiye’ye  geldi.

Kapalı  kapılar  arkasında  görüşmeler  yapıldı.   Emperyalist  Bakan  emirler  yağdırdı.

Direktifler verdi:  “Din  özgürlüğünü  anayasaya  koyun. Ruhban  okulunu açın…  Suriye’ye,  Libya’ya  yaptırımlar  uygulayın… ”

Türkiye  parçalanıyor.

Türkiye  bölünüyor.   Ana  kuzuları  toprağa  düşüyor.

Ey CHP milletvekilleri, ey MHP milletvekilleri  nerdesiniz?

Sağ   mısınız ?

Yaşıyor  musunuz ?

Neden   dut   yemiş   bülbüllere   döndünüz ?

“Bizim kırmızı çizgilerimiz var, kimse bunların üzerinden geçemez. Bunlara aykırı anayasa yapamaz. Kimse vatanı bölemez… Biz milliyetçiyiz…” diyen MHP’liler nerdesiniz?

Diyarbakır’da yeni bir Kürt Parlamentosu kuruldu. Kararlar alıyor. Emirler yağdırıyor. Direktifler veriyor. Şantaj yapıyor. Tehditler savuruyor. Özerklik ilan ediyor…

Şimdi iki başkent var Türkiye’de.

Şimdi iki parlamento var Türkiye’de.

Şimdi iki başkan var.

Bunlar kırmızı çizgilerinize aykırı değil mi?

Terörist Başı APO ve Karayılan “Biz devletle anlaştık” diyor.

“…Memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içindedirler. Şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid etmişlerdir.

“Anayasayı tebdil, tağyir ve ilgaya teşebbüs suçu işlemektedirler… Yani bugünkü Türkçeyle Anayasayı, değiştirme, ortadan kaldırma suçu işliyorlar. Mevcut Anayasayı çiğneyen kararlar alıyorlar.

Bu suçun kenarından bile geçmeyen üç fidan, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin inan bu nedenle idam edilmişlerdi. Şimdi bu suçu tüm ulusun gözü önünde, göstere göstere işliyorlar.

Şimdi Amerika’sı, Avrupa’sı, PKK’sı, Ermeni’si, Rum’u, Osmanlı’nın son dönemlerinde olduğu gibi Türkiye’nin üzerine çullanabilmek için, pusuya yatmış, akbabalar gibi bekliyorlar…

Milletvekilleri göreve başlarken:

“Devletin varlığını ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma…” andı içer.

Peki, Türkiye’nin bugünkü ortamında toplumun huzur ve refahından, bağımsızlıktan, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünden söz etmek mümkün müdür?

Ey “Hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete, Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağına, namusu ve şerefi üzerine ant içen milletvekilleri, verdiğiniz sözün gereğini yerine getiriyor musunuz ?

Yemininize  sadık  kalıyor  musunuz ?

Atatürk’ün  1920’de  kurduğu  meclis  ile  bugünkü  Türkiye  Büyük  Millet  Meclisi  arasında  uzaktan  yakından  bir  benzerlik  var  mıdır ?

Neden  sesiniz  soluğunuz  çıkmıyor ?

Üzerinize  ölü  toprağı  mı  serpildi ?

Türkiye’nin,  Türk  ulusunun  başına  çuval  geçiriliyor,  görmüyor  musunuz ?

Ne  bağımsızlığımız  kaldı,  ne  onurumuz.   Süt  dökmüş  kedilere  döndük.

Aldığınız  maaş ı hak  ediyor  musunuz ?

Vicdanınız  rahat  mı ?

Gece  yastığa  başınızı  koyduğunuzda  uyuyabiliyor  musunuz ?

Bir  düşünün  hele.    Ama  derin  derin düşünün…

Ali  ERALP

http://www.ilk-kursun.com/haber/76894#more-76894

Facebook’ta Paylaş   Twitter’da Paylaş  FriendFeed’de Paylaş

2 Yorum
Yorum bırakın »

  1. Kemal Rastgeldi 17 Temmuz 2011 14:59 :Ender Erdemil gibi, ben de terörü lanetlemiyorum; onu doğuranı, yani terörün anasını lanetliyorum. Terörü ırkçılık, dincilik doğurur ve cehaletle, önyargılarla, (akılcılık yerine) duygusallıkla besleyip büyütür. Bu kötü kalpli annenin besin kaynağı da, en başta hızlı nüfus artışıdır. Biz, aklı başındakiler, bir iki çocukla yetinirken ve onları en iyi şekilde yetiştirmeye çalışırken, cahili cühela, fakiri fukara (imamın da kışkırtmasıyla) bizlerinkinin üç dört katı çocuğu bilinçsizce, sorumsuzca dünyaya getirip, çoğunu toplumun başına bela eder. Özellikle de doğuda, güneydoğuda aşsız, işsiz, güçsüz bir yığın genç, dağa çıkmayı, PKK’ya katılıp asker avlamayı güçlenmenin (eksilmeyip, yıllardır nüfusla beraber) ha bire artan sorunları çözmenin tek yolu olarak görmektedir. Nüfus planlamasını (örneğin, Çin’in yaptığı gibi) ivedilikle ve ciddiyetle uygulamadan, hiç bir yolun kalıcı bir çözüme götüremeyeceğini göremeyen (veya görmek istemeyen) siyasetçiler, yetkililer başımızda bulundukça (onlardan yakamızı kurtaramadıkça) bundan böyle de (belki sonsuza dek) terörü lanetlemeye devam edeceğiz, “şehitlerin kanı yerde kalmaz” diyerek çenemizi boşuna yoracağız, ama “cehalet ana” nın yavruları, daha da çoğalarak, dağda, bayırda adam avlamaktan yorulmayacaklar. Çoktandır ağlamamıştım. Dün televizyonlarda şehitlerin kısa yaşam öykülerini ve evlerine düşen yangını izlediğimde, yüreğim yanarken gözlerimden nasıl da tuzlu yağmurlar yağdığını (ama ateşi söndüremediğini), toplumdaki körlükler karşısında çekinmeden itiraf etmekte sakınca görmüyorum ve diğer yüreği yanan, duyarlı Türk ve Kürt vatandaşlardan yanıt, öneri bekliyorum!
    16 Temmuz 2011 Kemal Rastgeldi
  2. Doğan GÜNER 17 Temmuz 2011 15:00 :  MHP  ve  CHP     esas  patronun   (ABD + AB)   “muhalefet”  partileri   olarak,   toplumun   gazını   alma   çabalarından   yorgun   düşmüş   olup   dinlenmeye   çekilmişlerdir.     Merak   edenlere   duyurulur…   BU   KADAR   BASİT…

17
Tem
11

DUYARSıZLıK

Ülkemize,  vatanımıza,  bağımsızlığımıza,  bölünmez  bütünlüğümüze  yönelik  alçakça  hain  saldırılar  artarak  devam  etmektedir.

12 Haziran seçimlerinden bugüne kadar PKK terörüne  25 şehit verildi.

Bunun  yanında  yaralananlar  ve  kaçırılanlar  da  oldu.

Emperyalizmin maşası, PKK terör örgütünün başı için “sayın”, “sosyalist”, “lider” gibi sözcükleri kullananlar, aymazlık ve sapkınlıkları sayesinde ülkenin bölünmesine çanak tutmaktadırlar.

14 Temmuz Perşembe günü verilen 13 şehidin dışındaki olaylarda, herkeste bir suskunluk, bir boş vermişlik ve bir duyarsızlık vardı.

Yüksekova’da iki uzman çavuşun öldürülmesi, gazetelerde başlık olmadı, televizyonlarda ilk haber olamadı.

PKK  tarafından  kaçırılan  insanlar,  toplumun  ilgisini  çekmedi.

Toplum  duyarsız,  siyasiler,  ilgisiz,  genelkurmay 

sessiz,  demokratik  kitle  örgütleri  çaresiz.

İşte  böylece  emperyalizmin  istediği  konuma 

getirilmiş  olduk…

Bu  hain  saldırıları  basın  geçiştiriyor,  siyasiler  kınamıyorlar.

Son saldırı üzerine iktidarın PKK ve uzantılarına karşı tepkisi; “kardeşlik projemize devam edeceğiz…” şeklinde oldu.

Ana muhalefet partisinin tepkisi de; “terörle mücadelenin özü ve çözümü silah değildir…” şeklinde oldu. Sorunun özüne girmeden, beylik sözlerle durumu kurtarmaya çalışanlar, ABD’yi memnun etmek için uğraşmaktadırlar.
ABD, PKK terör örgütünü kanatları altına alarak, Türkiye’ye bir sınır çizmiştir. Ve bize: “o sınır dışına çıkmayacaksın, bu işi PKK ile anlaşarak çözeceksin” dayatmasında bulunmaktadır. Ne iktidar, ne de ana muhalefet partisi, o sınırın dışına çıkmayı düşünememektedirler.

“Tunceli’de sabaha kadar helikopter ve kurşun sesleri nedeniyle uyuyamadık, Türkiye’nin en acil sorunu Kürt sorunudur, bu sorunun çözümü konusunda ne yapılacaksa çok hızlı bir şekilde yapılmalı” diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, bu alçakça saldırılar hakkında ne düşünmektedir ?

Okumaya devam edin ‘DUYARSıZLıK’

16
Tem
11

YARıN HERKES, ŞEHİTLERİMİZ İÇİN MEYDANLARDA OLACAK… VE HİÇBİR MAZERET GEÇERLİ DEĞİL — KATıLMAK VATAN GÖREVİDİR.. ONA GÖRE..!!!

“ŞEHİTLER  ÖLMEZ  VATAN  BÖLÜNMEZ”  DİYENLER  NERDESİNİZ ?”   ADLI   YAZIMDAN  ETKİLENEREK,  KENDİSİNİ  GENÇLİĞE  HİTABE’NİN  MUHATABI  KABUL  EDİP,   İÇİNDE  BULUNDUĞU  DURUMUN  İMKAN  VE  ŞERAİTİNİ  DÜŞÜNMEDEN  HAREKETE  GEÇEN  ADLARI  TARİHE  GEÇECEK  BİR  GRUP  VATANSEVERİN  İNTERNETTE  YAPTIKLARI  ÇAĞRI ;  13  ŞEHİDİMİZİN ARDINDAN  OLAĞANÜSTÜ  BİR  YANIT  BULDU…  YARIN  YÜZBİNLERCE  KİŞİ  BAŞTA  İSTANBUL  OLMAK  ÜZERE  TÜM  YURTTA  TÜRK  BAYRAĞINI  ALARAK,  PARTİ  KİMLİĞİNİ  BIRAKIP  TÜRK  KİMLİĞİNDE  BİRLEŞEREK  EŞİ  BENZERİ  GÖRÜLMEMİŞ  BİR  EYLEME  İMZA  ATARAK  SADECE  ŞU  MESAJI  VERECEK :  “DAHA  ÖLMEDİK,  UMUTLARIN  BİTTİĞİ  YERDE  TÜRK’ÜN  KUDRETİ  BAŞLAR”…  SİYONİZME,  EMPERYALİZME  HİZMET  EDEN  DEVASA  MEDYA  İŞGAL  GÜCÜNÜN  DOĞAL  OLARAK  TEK  SATIR  BİLE  DUYURMADIĞI  BU  EYLEME  KATILIMIN  YÜKSEK  OLMASI  BELKİ  DE  İŞGALE  KARŞI  YÜKSELECEK  BÜYÜK  BİR  DİRENİŞİN  BİR  KIVILCIMI  OLARAK  TARİHE  YAZILACAK  KİMBİLİR…

İŞTE  KIVILCIMI  ÇAKAN  O  ETKİNLİK  ÇAĞRISI :

http://www.facebook.com/event.php?eid=238056266212671

Güneş  ERKUL
İLK  KURŞUN

GÜNEŞ  ERKUL   FACEBOOK  SAYFASI  İÇİN  TIKLAYINIZ

Facebook’ta Paylaş   Twitter’da Paylaş  FriendFeed’de Paylaş

5 Yorum
Yorum bırakın »

  1. AYHAN GÜLMEZ 16 Temmuz 2011 13:54 :ŞEHİTLERİMİZİ  VATAN  İÇİN  Mİ  VERİYORUZ  YOKSA  ŞEREFSİZ  PKK  İÇİN  Mİ..??!!!   BU   SORUNUN   CEVABINI  BAŞBAKAN’DAN  İSTİYORUM..!!!!!!!!!  BU  ÜLKE  SANA  YETKİ  VERDİ  YETKİNİ  KULLAN  O  ŞEREFSİZİN  KELLESİNİ  UÇUR..!!!!!!!!!!!!!    BECEREMİYOSAN  YETKİNİ  HALKA  DEVRET…  TÜRK   MİLLETİ  GEREKENİ  YAPAR..!!!!!!!!!!!!
  2. ramo 16 Temmuz 2011 14:09 :
    YA…
    YARINDAN    SONRA….
    KALDIĞIMIZ    YERDEN
    DEVAM    MI…..
    NE   OLDU   CUMHURİYET   MİTİNGLERİ ?  –   %47..
    NE   OLDU   TEKEL   İŞÇİLERİ  DİRENİŞİ ? – %58..
    NE   OLDU  VARDİYA   BİZDE ?
    NE   OLDU  ŞEHİTLER  ÖLMEZ   VATAN   BÖLÜNMEZ ?
    NE   OLDU   HEPİMİZ   AHMET’İZ,   NEDİM ‘İZ?  – %50..
    Artık   sıkışan   basıncımızı   aldırmak   istemiyoruz..!!!!!!!
    PATLAMAK   İSTİYORUZ…
    DAĞ   GİBİ..
    VOLKAN   GİBİ..
    KIYAMET   GİBİ..
    YENİ  BİR  19 MAYIS ..
    9  EYLÜL..
    29  EKİM..
    YAZMAK    İSTİYORUZ….
  3. ramo 16 Temmuz 2011 14:12 :sayın Güneş Erkul’a…
    GÜNEŞ’LERİN DOĞUŞUNU
    bir pazar değil!
    hergün görmek umuduyla…
    saygılarımla….
  4. Tayyar ÜNAL 16 Temmuz 2011 14:48 :En az bölücüler kadar korkusuz değilsek haram olsun bu yurdun ekmeği bize!.. Artık sahip çıkmalıyız Türkiye Cumhuriyeti’ne ve kurucumuz Atatürk’e… Ayrımız gayrımız yok ki Kurtuluş Savaşı’nı yapan halkız biz, yurttaş olarak TÜRK deniyor, yüzyıllardan beri hepimize!..
  5. A.Y.YILDIRIM 16 Temmuz 2011 14:55 :Teröre arka çıkan, vatan savunması yapan askere el kaldıran ve kurşun sıkan er ile namerdi aynı teraziye koyup tartan, her kişi kurum yada kuruluş mutlaka bir gün bunun bedelini agır ödeyecektir. Denizlerin ve Mahirlerin siyasi ve manevi mirasların temsilcileri oldukları iddialarını sürdüren ÖDP ve BİRGÜN gazetesini, EMEP ve Evrensel gazetesini bu son olayda da takınmış oldukları sözde tarafsız barışçı tutumları lanetliyorum. Onların miraslarını devam ettirdiklerini iddia ettikleri Denizler, Mahirler, değil askere kurşun atmak, kendilerini asker ölmesin diye siper eden vatansever sosyalistlerdi.   Nitekinde öyle oldu.    Ya sizler ; emperyalizmle hesaplaşmaktan kaçan; postu deldirtmemek adına emperyalizmine sığınan, liberal ortamdan siyaset tüccarlığı yaparak, etnik milliyetciliği-ırkçılığı (geçen sen adanada bir türkübarda Kürtçe türkü söylemediği için öldürülen bir müzisyen için doğru dürüst bir tepki vermezken, dün İstambul da, hiç olmazsa kürtçe türkü-şarkı okuyan bir bayandan askerlerin anısına ve vatanın selameti için Türkçe söylemesini isteyen dinleyicileri, provakatörlük ve ırkcılıkla suçlamak pervasızlığını gösterecek kadar yandaşlaşmış-yalakalaşmış ve kişiliksizleşmiş bir tepki veriyorsunuz) özgürlük ve hak mücadelesi olarak pazarlayan, küresel sermayenin staratejik amacına hizmet eden (( bunun içindir ki, Türkiyede ve Emperyalist batıda rahatca siyaset yapmanıza müsade ediliyor) bir kulvardar yuvalanmaya devam etmektesiniz.   Vatan savunması görevi yapan- ordusuna, vatanına, namusuna sahip çıkmak yurtseverliktir.    Ya  sizler,  sap  ile  samanı,  terörle  vatan  hizmetini  aynı  teraziye  koyup  tartacak  kadar  siyasi  körlüğe saplanmış  şaşkın  ördeklersiniz !
    Lanet  olsun  size,  miras  yiyici  menfaatcı  dönekler !
16
Tem
11

Kendim hakkında bir suç duyurusu yazısı !

Bugün  yazı  yazmak  falan  değil,  yaşamak  bile  istemiyor  canım…

Bugün  nefes  almak  zulüm…

Bugün,  gündüz  gece  benim  için  zifiri  karanlık !

Bugün  sıcak  donduruyor  bedenimi…

Kan  değil,  öfke  dolaşıyor  damarlarımda…

Her  zaman  sağduyuya,  kardeşliğe  önem  veren  beynim,  bugün  bir  seri  katil !

Sinek  bile  öldürmeye  kıyamayan  elim  bir  makineli  tüfek  bulsa  Azrail  kesilecek  bugün…

Bugün  ben  hiç  iyi  ve  hiç  normal  değilim!

Kendimden  korkar  haldeyim  bugün…

***

13 askerimizi   daha  katletti  birileri…

Saf  bakışlı,  iyi  ve  temiz  çocukları…

Ve  daha  cenazeleri  bile  kalkmadan  düştüğü  topraktan…

“Demokratik  özerklik”  ilan  etti  birileri,  leş  kargaları  gibi…

Bu  ülkenin  ana  muhalefet  partisinin  liderine  şahin  kesilen,  ağzından  geleni  arkasına  koymayan  Başbakan’dan  çıt  çıkmıyor  bugün…

Matem ;  sadece  13 askerin  kederli  ailelerinin  evinde,  köyünde…

Televizyonlarda  göbek  atmaya  devam  ediyor ;  yağlıboya  suratlı  kadınlar…

Yılışık  adamların  çapkınlık  hikâyelerinden  geçilmiyor ;  bugün  bile…

Hele  hele,   “İşsizlik,  tarihin  en  düşük  noktasına  ulaştı”  diye  pişkin  pişkin  gülümsemiyor  mu  spiker…

Dayanamıyorum…

Bugün  ben,  delirmek  üzereyim…

Kendimden  korkar  haldeyim  bugün…

***

Facebook’ta  fotoğraflarını  kaldırmış  yurtsever  anneler…

Güzel  yüzlerinin  yerine,  siyah  kurdeleler  koymuşlar  “Şehitler  ölmez”  diyerek…

Ölüyor  anneler,  ölüyor  ablalar,  ölüyor  sevgililer…

Sevdikleriniz,  oğullarınız,  kocalarınız,  ağabeyleriniz,  yeğenleriniz  tek  tek  ölüyor…

Ve  sizin  siyah  kurdelelerinizle,  acılı  ailelere  bağlanan  üç  kuruşluk  şehit  maaşlarından  başka  hiçbir  işaret   tanıklık  etmiyor  bu  ölümlere…

Akan  kanın  kurumasını  bile  beklemeden,  “yeni  bir  devlet”  ilan  ediyor  birileri ;  leş  kargaları  gibi…

Benim  hükümetim  ise,  varlığı  bunca  yıldır  kanıtlanamayan  darbe  çeteleriyle  meşgul  hâlâ…

Eli  tüfekli,  beli  bombalı;  kararlı  ve  kalleş  caniler,  bildikleri gibi  devam  ediyorlar  işlerine…

İşleri  bölmek,  işleri  öldürmek,  işleri  yuva  söndürmek  çünkü…

Bir de kardeşlikten söz etmiyor mu içlerinden biri…

Bomba  olup  düşmek  istiyorum  tam  orta  yerlerine…

Bugün  ben  deliriyorum…

Kendimden  korkuyorum  bugün…

Okumaya devam edin ‘Kendim hakkında bir suç duyurusu yazısı !’

16
Tem
11

BEN DE SİZİN SANATıNıZA TÜKÜREYİM !

Yalan  yok,  ağzımda  sizden  yapılma  nice  küfür…

Ve  nicedir  beynimi  tecavüzünüzden  kurtarılmış  bölge  görmenin  keyfiyle,  yüreğimi  satılık  tabelanızdan  uzak  tutmuş  olmanın  gururuyla  yaşamaktayım.

Size  inat  aydınlık  bir  yol  tutturmuşum  kendime ;  bozuk  ahlakınızın  da,  tuzak  hukukunuzun  da,  emperyalizmin  genelevine  dönmüş  canevinizin  de,  paçavra  programlarınızın  da,  alçak  açılımlarınızın  da,  meymenetsiz  suratlarınızın  da  küfüründeyim.   Sizden  yapılma,  yani  bir  o  kadar  omurgasız  nice  küfür  var  ağzımda…

Ananızdan  doğma,  babanızdan  olma  kardeşliğinizin  değil;  içinizden  çıkma  kalleşliğinizin  püfür  püfür  estiği  memleketimin  dağlarının  küfüründeyim.

Ustalık,  sanatta  büyük  bir  yerdir.   Usta,  dünyanın  tüm  gizemini  barındıran  kuytular  arar  kendine;  çünkü  bilir  ki,  çırak  ve  kalfanın  girmeye  cesaret  edemeyeceği  ama  güzelliklerle  dolu  zorlu  bir  yoldur  o  kuytular…   Usta,  tehlike  ile  mükemmelliğin  sınırı  olan  uçurum  kenarlarında  gezer;  çünkü  bilir  ki,  çırak  ve  kalfanın  yüreğinin  kaldırmayacağı  ama  gerçeklerle  dolu  ince  bir  çizgidir  o  kıyılar…

Usta  bunu  bilir,  kendinden  bilir;  çünkü  kendisi  de  çırak  ve  kalfa  olmuştur  geçmişte.

Ama  bu  söylemek  istediğim,  “sanat”  denince  ilk  akla  gelen  sözcüğe  dair  ustalıktır.

Mayakovski’nin   şu   sözünü   nasıl   unuturum :

“Sanat  dünyayı  yansıtan  bir  ayna  değil,  dünyaya 

şekil  veren  bir  çekiçtir.”

Öte  yandan,  “Siyaset  de  bir  sanattır.”  derler  ama,  değil  mi ?

Bu çekici vuran eğer Mustafa Kemal ise, küllerinden bir ulusu yeniden doğurur sanatıyla. Bu çekici vuran eğer bir ahmaksa, bu ahmaklığın tüm ulusça pahalıya ödendiği bir sanattır siyaset…

Ben iyi yaparım ya da yapmam, buna izleyenler karar verir; ama bir tiyatro oyuncusu olarak sanattan anlarım. O yüzden ben de tüküreyim sizin yaptığınız bu sanatın içine!

Mustafa Kemal’i tanımamış olsa bu yürek, kendinizi adamdan saydıracaksınız… Mustafa Kemal’i görmemiş olsa bu gözler, kendinizi şerefli vatan evlatları olarak yutturacaksınız… Mustafa Kemal’e koşmuyor olsa bu ayaklar, kendinizi Türkiye aşkından yanıp kavrulan siyaset sanatçıları saydıracaksınız, benim tarih sayacımda…

Ama yaptığınız ve yapacağınız bu sanatın içine tüküreyim ben!

Bir hödük kendini dev aynasında “usta” olarak görürken, bizim gibi devrim aynasına bakanlardan korkacaktır elbette; çünkü biz o aynaya bakarken içimizdeki Mustafa Kemal’i görürüz, o ise kendi içindeki yarasa leşlerini görür, PKK leşlerini görür.

Dünya siyaset tarihinde, memleketlerini pazarlamakla övünenler iyi bilirler. Memleketin eğer adi bir malsa, onu “süper güç” yapıp, “dünya jandarmalığına” oynatabilmek de ustalıktır; ama memleketin eğer “1923” tarihli muhteşem bir sanat yapıtıysa, bunu kendi çamurunla sıvayıp adi bir mal gibi ucuza satabilmek de ustalıktır, hünerdir, cürettir.

Midemi bulandıran manevralarınızdan da, o öyle dediydi, bu böyle dediydi diye diye kulağımı oyan iğrenç seslerinizden de, “gizli oy” dediğiniz transparan kandırmacalarınızdan da, aptallık defterine kenar süsü olan cehaletinizden de, dalkavukluk kitabına bez cilt yapılan Amerikan bezi elbiselerinizden de tiksiniyorum…

Kürdistan’ı ülke, tornistanı ilke bilen siyasetiniz sanatsa, o sanatınıza tüküreyim ben sizin!

Münevver Karabulut adında bir kızcağız, testereyle ikiye bölünüp tüketim çılgınlığınızla doldurup taşırdığınız çöplüğünüze fırlatılıp atılır; günlerce yalaka medyanızın gündeminden düşmez. Neden? “Geleceğimiz gördüğümüz bir genç kızımız böyle vahşice öldürüldü diye mi? Ah ah da vah vah!… Dürüst olun en azından, aşağılık olmayı bile beceremeyen satılık sanatçılarsınız siz… Tuallerinize Mehmetçik’in kanıyla Obama’nın portresini çizen, Kandil’in taşlarından Apo itinin heykelini yapan, Derviş Mehmet’in boynundaki ipten şeriatın bayrağını dokuyan satılık sanatçılarsınız hepiniz. Münevver’ler zerre umurunuzda olmaz sizin… Olsaydı, onun gibi her yıl yüzlerce cinayet olayı yaşanıyor, onlar da olurdu… Ama zenginin katili önemlidir sizin gözünüzde, fakirin öleni değil. Nice garip oğlu garip, yollara döşenmiş mayınlarda paramparça olur, beş dakikanızı ayırmazsınız da; bir “garipoğlu” katil zanlısı olunca, zengin canlısı medyanızla beş ayınızı utanmadan harcarsınız… Sonra yarattığınız bu medyanız, bağırsağa dönmüş beyninizden çıkan bu pisliğinize tüy dikerse, o pisliğinizi bile mübarek sanırsınız siz.

Cudi’deki subay garip oğlu gariptir, Gabar’daki astsubay garip oğlu gariptir, Yüksekova’daki uzman çavuş garip oğlu gariptir, Silvan’daki er garip oğlu gariptir. Türküsünü  yapmışız:

Zenginimiz  bedel  verir,   askerimiz  fakirdendir !

Ama siyasetteki Eyyam Efendi Hazretleri ile kiyasetteki Hayyam Efendi Hazretleri, zengindir, muktedirdir ve aynı zamanda da muzdariptir… O yüzden gelir gelmez vizitesini ödediğiniz ve karşılığında 4 yıl boyunca komple muamele gördüğünüz medyanız da her ikinize birden müteşekkirdir.

Böyle bir medya yaratmak, ancak sanat ustalığı ister. Ben de sizin takkenizle örttüğünüz saçınızdaki bitleri çiftleştirip bit yavrusu medya üreten sanatınızın içine tüküreyim!

Düne kadar porno kasetlerle yerlerde süründürdüğünüz siyasi ahlaksızlığınız, toplumsal çöküşlerin en trajik olanına gebeyken, yatak odasına kamera sokmanın belaltı keyfini sürüyorsunuz evlerinizde, öyle mi ?

Pornoyu  bu  kadar  çok  seviyorsanız,  şimdi  sıkı  durun :

Yabancı  sermayeye  okşatarak  büyüttüğünüz  ekonominizde,  gümrüklerinize  giren  çıkan  belli  değilse,  porno  odur !

Kadrolaşmanız  ve  kadro  açmanız  adına  kurumlardaki  çalışanlar  sürekli  pozisyon  değiştiriyorlarsa,  porno  odur !

Kanala  şifre  koyar  gibi  sınava  şifre  koyup  ondan  sonra  tarikatçı  öğrencilerinizin  en  iyi  puanları  aldığını  televizyondan  izlerken,  hepiniz  birden  “Tatmin  olduk!”  diyorsanız,  porno  odur !

Okumaya devam edin ‘BEN DE SİZİN SANATıNıZA TÜKÜREYİM !’

16
Tem
11

MAVİ MARMARA ; ABD-İSRAİL-TÜRKİYE ORTAK SENARYOSU

Değerli uluslararası yatırım uzmanı Mete Akıncı, 28 Mayıs 2011 tarihli Aydınlık’ta; ‘Mavi Marmara olayının İsrail’le danışıklı yazılmış bir tiyatro olarak sahneye koyulduğunu.’ yazdı. O kadarla kalmadı; kaybettiğimiz 9 vatandaşımızdan birinin Yeşil Kart sahibi olduğunu, ve Eşbaşkan Erdoğan’ın AKP grup toplantıları ve ekranlarda ‘ABD’nin nasıl olup ta ona sahip çıkmadığını.’ defalarca öfkeyle eleştirdiğini de yazdı. Devamla, ‘O bilmez ama; ABD’nin umurunda olmaz böylesi büyük operasyonlarda binlerce insanı (Yeşil Kartlı olanları da) ölse.’ diye yazdı. Ölümlerin ise; Barack Obama’nın eski Beyaz Saray Başyardımcısı, şimdilerde Şikago Valisi olan Rahm Emanuel’in eseri olduğunu da deşifre etti. Bununla da kalmadı, ‘İsrail-Fransa-ABD’nin tarihi sorumlulukları üstlenmeden, kendilerine maliyeti daha düşük olan ve ayrıca İngiltere Kraliçesi’nin en üst madalyasını almış olan İngiliz Muhibi Abdullah Gülen’in başrol üstlenmesine izin verdiler.’ dedi.

‘Plana göre Mavi Marmara, 5 Haziran 2011 öncesi tam bir hafta, sahte cihat şovlarıyla AKP’nin propagandasını yapacak; seçimden Mavi Marmara çıkacak.’ dedi.

Nitekim öyle de oldu.

‘Seçimlere son bir hafta on gün kala ‘İsrail konusunda bir hareket yapmasan iyi olur.’ dediler Türkiye’ye. Mavi Marmara yola çıkmak üzereydi, ertelendi. İsrail ile bir kavgaya girilmesini istemediler. AKP içinde, İsrail ile bir kavga çıktığı zaman 3-4 puan geldiğine inanan bir kesim var. Bunlar Milli Görüş’e daha yakın kesimler. Batı’nın yönetim çevreleri bu iki basın organı aracılığıyla ‘Bunu yapmasan iyi olur.’ dedi. Nihayetinde Mavi Marmara bir şekilde gitmekten vazgeçti. Netanyahu da Başbakan’ı seçim sonucu için kutladı. O çıkışla, CHP üzerinden hükümete ‘Bölge’yi germe.’ mesajı verildi. Türkiye de germedi.’

Bu satırlar, Hürriyet Daily News’un çiçeği burnunda Genel Yayın Yönetmeni; Washington’ın deneyimli ‘Derin Gırtlak’ı Murat Yetkin’e ait.

Yetkin, bu açıklamalarıyla Amerikan-İsrail baklasını ağzından çıkarmış ve Akıncı’nın öngörüsünü doğrulamış oldu.

 

Erol BİLBİLİK

http://www.ilk-kursun.com/haber/76803

16
Tem
11

13 Mehmetçiğin şehadetinden öncelikle kimler sorumlu ?

O  çocuklar  niye  şehit  oldu  biliyor  musunuz ?

Kürdistan  kuruluyor  onun  için !

13 yiğit  Diyarbakır  kırsalında  şehadete  erişirken  merkezinde  de  özerklik  ilan  ediliyordu  ki  sakın  ha  iki  olayı  birbirinden  farklı  mütalâa  etmeyin.

Ve  heyhat,  bu  toplum  hâlâ  aslında  canlı  yayında 

izlediği  bölünmeye  gidişin  farkında  bile  değil..!!!!!

Öyle  olmasaydı  bölünmenin  taşeronu  olduğunu 

uzaydakilerin  bile  bildiği  AKP’yi  %50  ile  baş  tacı 

eder  miydi..??!!!!!

Aslında  artık  itiraf  edelim,  bölünmeye  gidiyor  falan  değiliz,  bölündük.

Şimdi  olanlar  ve  bundan  sonra  olacaklar  fiilen  gerçekleşen  bölünmeye  ambalaj  aranmasıdır.

Yok  hayır,  bugünkü  süreç  1994-95  yıllarından  bin  kere  daha  kötüdür;  çünkü  o yıllarda  PKK  bebek  öldüren  adi  bir  cinayet  örgütü  idi,  oysa  bugün  bölge  halkının  nezdinde  Kürtlere  özgürlük  örgütüdür  ki  bu  tabloyu  hazırlayan  AKP  iktidarıdır.

Evet  AKP  ya  da  kadroları  PKK’yı  terörist  olmaktan  çıkarıp  halkı  için  can  veren  gerilla  ya  da  mücahit  konumuna  yükseltmiştir.

Peki  bunu  niye  mi  yaptı ?

1)  Devleti  yönetecek  zerre  birikimi  yoktu.  Dahası  düşman  gördüğü  devletin  ne  kadrolarından  ne  de  arşivlerinden  yararlandı.  Öyle  olduğu  içindir  ki  Öcalan’la  müzakere,  Habur  olayı  ve  Kürtçe  televizyon  gibi  PKK’yı  uçuracak  adımlar  attı.

2)  Cumhuriyet  onlar  için  yıkılması  gereken  puttu  ve  devletle  çatışan  herkesi  doğal  müttefik  gibi  gördü.  Bu bakıştan  hareketle  de  PKK  ile  mücadele  yerine  rejimi  temsil  eden  TSK  ile  cenk  etti.

3)  Güçlendikçe  şımararak  Yeni  Osmanlı  rüyalarını  görmeye  başladı.  Bu  şekilde  hem  tarihin  akışını  döndürmeyi,  hem  de  Atatürk’ten  rövanş  almayı  hesap  etti.  Üniter  devlet  yerine  başka  başka  modelleri  hayal  eder  oldu.

4)  En  önemlisi  kuruluşundan  itibaren  Paxamericana’ya  paçasını  kaptırdı  ve  ona  bölgede  taşeron  olacağı  taahhüdünü  verdi  ki  BOP  Eşbaşkanlığı  bunun  en  somut  yansımasıdır.

Ve   tablo   ortada…

Zerre  birikimi  ve  muhakemesi  olan  herkes  bölünmeden  emin,  tartışılan  sadece  takvimdir.

Hadise  çok  net,  Mağrip  ülkelerinde  uç  veren  kalkışmalar  emperyalizmin  paket  projesidir  ve  bu  projenin  en  stratejik  hedefi  ise  Müslüman  bir  İsrail’in,  yani  Kürdistan’ın  kurulmasıdır.

Gelelim  toprağa  düşen  13 yiğidin  şehadetinden 

manen  öncelikle  kimin  sorumlu  olduğuna :

1)  AKP’ye  oy  verenler

2)  AKP  kadroları.

3)  PKK  ve  Öcalan

Bu   kadar   basit…

ÇIKAR  YOL  NEDİR :

Güneydoğu’ya  derhal  hemen  şimdi  sıkıyönetim !

Çok  ümitli  değilim  ama  yine  de  bir yol  var :

O  da  devletin  varlığını  bölgeye  hakim  kılmaktır.

Okumaya devam edin ’13 Mehmetçiğin şehadetinden öncelikle kimler sorumlu ?’

15
Tem
11

EKONOMİDE ALARM

Ali  Babacan,   İtalya’daki  gelişmelerin  hükümeti  kaygılandırdığını  belirterek : 

“Tüm  risk  göstergeleri  rekor  seviyeye  çıktı.   Hemen  yanı  başımızda  güçlü  bir 

deprem  olursa  bundan  Türkiye’nin  etkilenmemesi  diye  bir  şey  söz  konusu  olamaz.

Avrupa’da  olabilecek  ciddi  sarsıntı,  Türkiye’de  de  hissedilir.   Ekonomi 

politikalarında  son  derece  ihtiyatlı  gitmemiz  gereken  bir  dönemdeyiz”  demiş. 

Tabii  ki  “Dünyada  kriz  var”  dersiniz.

AKP‘nin  ekonomiyi  yönetemediğini,  eline  yüzüne  bulaştırdığını  söyleyecek  haliniz  yok  ya…

Zaten  biz  hep  başka  ülkeler  yüzünden  sıkıntıya  düşeriz…

Ekonomi  bozulursa  başkaları  yüzünden,  ama  işler  yolunda  giderse  biz  yaptık  olur…

AKP,  yine  klasik  oyununa  başladı  şimdi  de  büyüyen  deliğe  yama  bulma  derdinde.

Durumlar  iyiyken  sorumluluk  onların  ama  durumlar  kötü  giderken  hep  başkaları  suçlu…

Gören  de  üretimden  geçilmiyor,  ülkenin  ne  müthiş  bir  ekonomisi  var  diyecek !

Babacan,  krize  Avrupa’dan  falan  diye  bahane  arıyor.

Ülkenin  ekonomisi  dışarıya  bağlanmış,  her  şeyimiz  ithal !..

Hükümet  neyimiz  var  neyimiz  yok  sattı,  satamadıklarını  da  kiraya  verdi.

Dış  ticaretimiz  “2  al  1  sat”tan  ibaret !..

Devletin  satacağı  bir  şey  kalmadı  artık !..

Tarım,  hayvancılık,  sanayi  yok.

Dış  borç  ve  cari  açık  ortada !

İşte  kriz  bundan   olacak !..

Bu  bahanelerin  arkasına  sığınmayın.

Nereden  geldiği  ne  ödünler  verildiği  belli  olmayan  paralarla  ülke  ekonomisi  yürütülmez.

Üretmeyen  ülkede  de  ekonomik  istikrar  AKP’nin  büyüme  masalıyla  sürer  gider.

AKP,   Ergenekon,   Balyoz,  Şike,  Kürt  açılımı  gibi  gündemlerle  halkı  aldatıp  oyalıyor.

Bu  arada  ekonominin  durumunu  saklıyor.

Olan  biten  bu !

Anlayacağınız   takke  düştü  kel  göründü!..

Seçim  bitti  bundan  sonra  4 yıl  daha  yan  gelip  yatacaklar !..

Şeçime  az  bir  zaman  kala  da  yine  hayallerini  konuşturacaklar !..

Uçuk  projelerle  uğraşacağınıza,  hayal  ürünleriyle  halkı  kandıracağınıza  insanların  iş  ve  ekonomisiyle  ilgilenin !..

Okumaya devam edin ‘EKONOMİDE ALARM’

15
Tem
11

İZMİR TEK YÜREK… BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİNE BÜYÜK TEPKİ… İZMİR’DE BU AKŞAM YER YERİNDEN OYNAYACAK…

İZMİR   BU   AKŞAM ;   ŞEHİTLERİMİZ   VE   BDP’NİN   SÖZDE   ÖZERKLİĞİNE   TEPKİ   İÇİN 

YÜRÜYECEK…

CUMHURİYET  GÜÇBİRLİĞİ   TARAFINDAN   GERÇEKLEŞTİRİLECEK   YÜRÜYÜŞE   ONBİNLERCE 

İZMİRLİNİN   TÜRK   BAYRAKLARIYLA   BİRLİKTE  KATILIMLARI   BEKLENİYOR… 

BULUŞMA  YERİ     SAAT  18:00′de    Karşıyaka  Metro  İstasyonu    ( Karşıyaka  çarşı  sonu )…

15
Tem
11

ŞEHİTLERİMİZİN HESABıNı KİME SORACAĞıZ BİZ…

Şehidin  acısını  çeken  biliyor  çünkü  ateş  düştüğü  yeri  yakıyor…

Şehidin  acısını  şahadetlere  tanıklık  edenler  çekiyor  bizler  gibi,  omuz  omuza  göğsünü  hain  kurşunlara  siper  edenler  de  tanıyor  bu  acı  ve  gözyaşını…

Peki  ya  ülkeyi  yönetenler,  yönetenler  hiç  mi  sorumlu  hissetmiyor  kendini,  verdiğimiz  onca  şehit  karşısında,  bu  ne  suskunluk !

Soralım  o  zaman ;  1978’den  bugüne  kaç  şehidimiz  var,  biliyorlar  mı ?

Hayır,  bilselerdi  eğer  açıklarlardı  şimdiye  kadar,  bunlar  şehidi  bilmiyor,  sayısını  bilmiyor,  hesabını  bilmiyor…

Soralım  o  zaman ;  kaç  askerimiz,  polisimiz,  öğretmenimiz,  ebemiz,  hemşiremiz  şehit  oldu,  biliyorlar  mı?

Hayır,  bilselerdi  bu  hesab ı çoktan  ortaya  koyarlardı  zaten,  bilmiyorlar  bu  acı  ve  gözyaşını…

Bilmedikleri için susmak kolay geliyor onlara…

Hiç bıkmadan biz yine soralım; kaç karakolumuz saldırıya uğradı, kaç okulumuz yıkıldı, kaç camimiz yakıldı, köy köyümüz boşaltıldı, kaç insanımız göç etti yerinden yurdundan, insanı bıraktık yıkılan yakılan varlıklarımızı söylesinler, söylesinler de bilelim neler kaybettiğimizi…

Söyleyemezler ki, çünkü bilmiyorlar, ne demek olduğunu bilmiyorlar; toprağı havayı suyu terk etmek, gönderden bayrağı indirmek ne demek, bunlar bilmiyor…

Peki ya ulusal kaynaklarımız, yetim hakkı kul hakkı paraların kaç lirası heba olup gitti bu teröre?

Söylesinler ki, bilelim Türkiye bu terörle mücadele denilen trajediye kaç liralık ulusal kaynağını harcadı, eritti, yok etti?

Söyleyemezler çünkü gidenin hesabı yok, kaybolanın hesabı yok, bilmiyorlar, tutmamışlar, çünkü ateş bizi yakıyor onları değil!

Peki, kime soracağız bilmediğimiz bu hesabı?

Cumhurbaşkanı’na  mı ?

Öyle ya Türk devleti ve milletinin birliğini sağlamaktan o sorumlu değil mi ?

Şehidimizin  hesabını  biz  kime  soracağız ?

Başbakan’a  mı ?

Öyle  ya  bu  Başbakan  Türk  devleti  ve  milletinin  geçmişine,  bugün  ve  yarınına  sahip  çıkmaktan  ve  de  insanlarımızı  huzur  ve  güvenlik  içerisinde,  insanca  yaşatmaktan  o  sorumlu  değil  mi ?

Ya  İçişleri  Bakanı,  o  ne  iş  yapar ?

Halkımızın can, mal ve namus emniyetini sağlamak için yetim hakkı kul hakkı paradan maaş almıyor mu ?

Peki ya Dışişleri Bakanımız, onun sorumluluğu yok mu ?

Bu teröristlerin siyasi cephesi nerede, nereden buluyorlar parayı, AB’de cirit atan teröristleri etkisiz hale getirmek onun görevleri içinde değil mi?

Allah  aşkına  söyleyiniz,  biz  şehidimizin  hesabını  kime  soracağız ?

Okumaya devam edin ‘ŞEHİTLERİMİZİN HESABıNı KİME SORACAĞıZ BİZ…’

15
Tem
11

Sanki Hiçbir Şey Olmamış!

Hadi  iktidar  partisinin  resmen  Türkiye  Cumhuriyeti 

düşmanı  olduğunu  biliyoruz…

Ya   “muhalefet”..!!!!!       Ne  sikime  yarıyor..!!!!!

“İktidar”daki   pezevenklere   kıyakçılık   yapmaktan 

başka  ne   halt   ettiler..??!!!!!

Bir   ay   önce  yapılan   bu   düzmece  “seçim”e   seçim 

diyen  muhalefet  partilerimiz, bu “kararlılığı güçlenen” 

kişilere   yardımcı   oldukları   için   geldik   bu   günlere…

Güçlü   bir   muhalefet   yapamadıkları   için…

Buralara   geldik…

HEÖÖYYY, muhalefet  denen  hazine  yardımı  muhtaçları.

Kendi  milletinden  değil  de,  USA  denen  gangster  çete 

güruhundan   medet   umar   ve   icazet   dilenirseniz, 

daha  çooooook   oy  beklersiniz..!!!!!!!!!!! 

Ona   göre..!!!!!

Ve  götünüz   yiyorsa,  milletin  içine  karışın  da   görün 

kaç   kuruşluk   ciğeriniz   varmış… 

———————————————————————————————————————————————

Dün  akşama  kadar  haber  dinlemedim,  gazete  okumadım,  televizyon  açmadım.

On üç  vatan  evlâdının  şehid  oluşundan  bu  yüzden  hemen  haberim  lmadı.

Gazete  okusaydım,  haber  dinleseydim  bile  zaten  haberim  olmayacaktı.

Kim  kime  dum  duma  derler  ya,  durumumuz  aynen  böyle.

Bu  vatana  kıydılar !

Geçen  hafta  Türkiye’yi  sırtından  vurdular,  şimdi  kalbinden !

İki  sivil  askerimizi  arkadan  sokakta  vurdular.

Bundan  önce  mayınla  parçaladılar  iki  askerimizi.

Sonra  bir  askerimizi  daha  şehid  ettiler,  üç  askerimiz  yaralandı.

Mayınla  bir  askerimizin  ayak  parmakları  koptu.

Karakollara saldırdılar.

Şimdi  de  bu !

Benim  askerlik  yaşında  iki  oğlum  var.

Şehitlerimizin  yerine  onları  bir  an  için  koyuyorum,  içim  yanmıyor,  kavruluyor…

Buz  kesiyorum.

Öylece  kalakalıyorum.

Bu çocukların kendi doğurduğumuz, kendi büyüttüğümüz çocuklardan farkı ne?

Bu  vatanın,  bu  milletin  çocukları…

Vatan görevlerini, kutsal askerlik görevlerini yaparlarken şehit oluyorlar.

Senin çocuğun onlar!

Benim çocuğum!

Bizim çocuklarımız!

Nasıl böyle duyarsız kalınabilir?

Böyle duygusuz, lâkayt, kaskatı!

Böyle beylik sözlerle işi geçiştirme! Böyle günlük haberlere dalma! Aldırmama…

Adamlar kudurmuş, aynı anda bağımsızlıklarını ilan edebiliyorlar özvatanımızın bir parçasında! Şehit kanlarıyla sulanan vatan topraklarını sömürgecilere peşkeş çekmenin adımını atabiliyorlar. Eli kanlı canibaşına liderimiz başımıza geçecek diyebiliyorlar.

Bakıyorsun, ortalık sakin:

Sanki  hiçbir  şey  olmamış !

Bir süre sonra ne olmuş, ne olmamış gazetelere (bilgiağı) bakıyorum. Anlamak istiyorum. Neredeyiz? Nereye gidiyoruz? Artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz diyerek…

Sanki  hiçbir  şey  olmamış !

Hürriyet bilgiağı gazetesinin anasayfasının üst başına başbakan fotoğrafı koymuş.  Altına:

“Kararlılığımız  güçleniyor.”  yazısını.

Neden? Neye kararlısınız? Analar ağlamasın diye terörü bitirmeye. Ne bedelle? Vatanı böldürme, teröre boyun eğme, bölücülüğü serbest bırakma pahasına…

Türkiye’yi Yugoslavya yaptırma karşılığı. Eli kanlıları davul zurnayla karşılayıp Paşa yapma karşılığı…

Yanında bu haberin bir fotoğraf daha var:

“Diyarbakır’da  demokratik  özerklik  ilanı.   “İş  çığırından  çıkmış!

Onun  da  yanında  Bahçeli’nin  resmi.  Altında:

“Başbakanı  samimiyetle  destekleriz…”

Yazının başlığına bakın, bir de içeriğini okuyun! Nasıl çarpıtıyorlar söylenenleri! Haberi yazan gazete PKK’yı ve AKP’yi resmen destekliyor. Bir zil takıp oynamadıkları kalmış. Demin manşeti değiştirmişler:

“Barışa, huzura, çözüme kurşun” demişler. Biz istediklerinizi verecektik, ne ettiniz başlığı bu. Sevecenlikle çocuğunu azarlama başlığı. Çoktan bölünmeyi, parçalanmayı kabul etme, Atatürk Cumhuriyeti’ni bitirmeye karar verme başlığı…

Yaptıkları pislik bu kadar da değil. Yalnızca ilk üç haber başlığı bu konuda. Dördüncüsü spor haberi: “Çarşının ruhu” başlığıyla. En çok da bunun yanında verdikleri haber koyuyor insana:

“Fransa Büyükelçiliğinde şehitlere saygı duruşu. “Bizle ilgili olmasın sakın bu, diyerek haberi okuyorum.

İçim daha da yanıyor. Bir sömürgeden beter hale gelmişiz demek. Fransa bu işte nerede? Biz neredeyiz? Bizimle dalga mı geçiyorlar? Kafa mı buluyorlar?

Gazetelerin bütün verdikleri haber bu kadar. Ortalık sütliman yani, anlayacağınız…

Sanki  hiçbir  şey  olmamış !

Sonra da sıradan magazin haberlerini vermişler bunlar.

Ne ulusal bir yas ilânı var kendiliğinden yaptıkları, ne bir utanış, ne bir vatana millete saygı… Atalarımıza saygı…Şehitlerimize saygı…

Uçtukları eğitim uçağının hurdalığı yüzünden şehit olan iki havacı askerimizin acısının üzerinde, olayın nedenleri üzerinde bile durmadı basınımız yayınımız.

Hani çok aydın geçinir, çok Cumhuriyetçi geçinir ya, Cumhuriyet gazetesinin haberlerine bakıyorum.

Daha da beter Hürriyet’ten !

Başlık:

“İlk kez gündüz pusu kurdular!”

Başlığı  tıklayıp  açıyorsun,  içinde haberin,  küçücük  bir  başlık:

“13 Asker şehit 7 yaralı”

Sanki  hiçbir  şey  olmamış!

Sonra  TRT’nin  kanallarına  bakıyorum:

Ulusal bir tepki var mı?   Yas var mı?

Ağırlaştırılmış  yayın  anlayışı  var  mı?

Konu  ile  ilgili  bilgilendirme,  halkı  bilinçlendirme  var  mı ?    Millet  olduğumuzu  hatırlatma,  millî  bir  tavır  alma  var  mı ?

Ne   gezer…

Sanki  hiçbir  şey  olmamış !

Okumaya devam edin ‘Sanki Hiçbir Şey Olmamış!’

15
Tem
11

AKP VE ONUN BOP EŞBAŞKANı, ŞEHİTLERİMİZİN HESABıNı VERMELİDİR…

PKK  can  almaya  devam  ediyor.

Kudurmuş  köpekler  gibi saldırıyor  dört  bir  yana.

Taşları  bağlamışlar,  itleri  salıvermişler.

Diyarbakır’ın  Silvan  ve  Kulp  ilçeleri  arasında  öğle  saatlerinde  arama  yapan  askerler  pusuya  düşürüldü ;  3′ü  uzman  erbaş,  10′u er  olmak  üzere  13 asker  şehit  oldu.   Sayı  artabilir.

Askerler,  öğle  yemeği  için  mola  verdikleri  sırada  birkaç  noktadan  saldırıya  geçen  kalabalık  terörist  grubu  ağır  silahlarla  açtığı  ilk  ateşle  3  uzman  erbaş  ve  10  er  şehit  düştü.

2′si  ağır  7  asker  de  yaralandı.

Hedef İmralı canisinin serbest bırakılması ve Kürdistan devletinin kurulmasıdır. Nitekim daha şehitlerimiz yerdeyken, Demokratik Toplum Kongresi Diyarbakır’da, demokratik özerkliği ilan etmiştir. Avrupa’nın, Amerika’nın istediği Sevr gerçekleşmiştir.

Şunu hemen belirleyelim, bu saldırılar ile PKK yeni bir aşamaya geçmiştir. Yeni bir yöntem denemektedir. Stratejisini değiştirmiştir. Artık o, küçük çaplı karakol baskınları ile yetinmiyor. Daha büyük, daha gelişmiş hedefler peşinde koşuyor. Birliklere saldırıyor. Şehirlere saldırıyor. Otobüslere saldırıyor. Toprak işgali denemeleri yapıyor. “Kurtarılmış bölgeler” oluşturuyor.

Orduya, Türkiye Cumhuriyetine meydan okuyor.

Peki, subayların, savcıların, yargıçların nefes alışlarını dinleyen F Tipi istihbaratçılarımız nerede? Onlar niye asıl düşmanı bırakıp, Türk ordusu, yargısı ile uğraşıyorlar? Neden istihbaratçılık görevlerini yapıp saldırıları önlemiyorlar?

Neden kimse bu kalabalık ihanet sürüsünün farkına varamıyor? Ya da varmak istemiyor? Nerde istihbaratçılar?

Kimler  koruyor,  kolluyor  onları ?     Kimler  arka  çıkıyor ?

Mehmetçiğe pusu kurarak saldıranların yerlerini gelişmiş, ileri gitmiş teknolojilerle niçin belirleyemiyorlar ve onlar saldırılarını gerçekleştirdikten sonra niçin kayıplara karışıyor, bir anda buharlaşıp, yok oluyorlar?

NEREDE  BU  DEVLET ?

Soru  açık  ve  net.    Sorunun  yanıtı  da  açık  ve  net :

Çünkü  siyasi  irade  mücadele  direncini  yitirmiştir.

Amerika  tarafından  teslim  alınmıştır.

Siyasi  irade,  2003  yılında  ABD  Dışişleri  Bakanı  Powell  ile  yapılan  gizli  bir  plan  ile  ABD’nin  emrine  girmiştir.

Şimdi  bu  planın  ilk  yedi  maddesine  yeniden  bir  göz  atalım :

Okumaya devam edin ‘AKP VE ONUN BOP EŞBAŞKANı, ŞEHİTLERİMİZİN HESABıNı VERMELİDİR…’

15
Tem
11

13 Şehit Silvan Olayı Doğru Analiz Edilmelidir…

PKK  dediğiniz  nedir ?

Küresel  Kürdistan  projesinin  silahlı  Türkiye  ayağı…

Barzani  dediğiniz  nedir ?

O  da  aynı  projenin  Irak  ayağı.

Peki,  bu  küresel  proje  kimindir ?

İşte  buradan  başlayalım  anlatmaya…

Kürdistan  Projesi  1846  yılı  Bedirhan  isyanına  dayanır.

Bunu  1880  yılı  Şeyh  Ubeydullah  isyanı  izler.

Her  iki  isyan da  İngiltere  ve  Fransa’nın  desteği  ile  Osmanlı’ya  karşı  çıkarılmış  olup  amaç,  “Anadolu,  Balkan  ve  Trakya’daki  biz  Türklerin  Asya  ile  bağını  kesmek,  kuşatmak  ve  ardından  biz  Türkleri  yok  etmek”  esasına  dayanır.

Bu  proje  1908’de  siyasallaşmış,  Bedirhan  oğlu  Emin Ali Bedirhan  il e Şeyh Ubeydullah  oğlu  Seyit Abdulkadir  liderliğinde  siyasi  alanda  kurumsallaştırılmıştır,  Kürt  Teavün  ve  Terakki  Cemiyeti,  Kürt  Teali  Cemiyetleri  eliyle.

Ardından  yeni  Cumhuriyetin  kuruluş  ve  başlangıç  yıllarında  Anadolu’da  yer  yer  isyanlara  dönüştürülmüştür.

“İki yüz yıllık ihanetin kod adı Çarçella” sözümüzün temeli de bu tarihi akışa dayanır.

1920 yılında ilk olarak İngiltere ve Fransa öncülüğünde bu proje, küresel Kürdistan ve Ermenistan Projesine dönüştürülerek Sevr Planı hazırlanmıştır.

Bu plan Osmanlı Hükümeti’nce kabul görmüş, ancak Mustafa Kemal Hükümetince reddetmiş, tanınmamıştır.

Üstelik  bu  planı  imzalayanlar  vatan  haini  ilan  edilmiştir.

Kurtuluş  Savaşımız  da  zaten  böylece  başlamıştır.

1982  yılında,  Arap  dünyası  ile  kuşatılan  İsrail,  kendine  müttefik  bir  devlet  yaratmak  amacıyla  bu  Küresel  Kürdistan  Projesine  dahil  olmuştur.

Bunu  1991’de  ABD,   BOP  planı  ile  izlemiştir.

Kısacası bugün Türkiye’nin karşısında, Sevr Planı ile Avrupa, Beka Planı ile İsrail, BOP Planı ile Amerika vardır. Amaçları aynıdır; Anadolu’nun Asya ile bağını Kürdistan gibi tampon yönetimlerle kesmek, biz Türkleri Anadolu’da yalnızlaştırıp yok etmek.

Bu büyük resim içinde PKK nedir? ABD-AB-İsrail’in Türkiye’ye karşı yürüttüğü örtülü savaşın silahlı yüzüdür. Bu silahlı yüz, Özal-Çiller-Erdoğan siyasetiyle güç kanarak bugünkü silahlı ve siyasi konuma gelmiştir.

Peki,  14  Temmuz  2011,  Silvan  saldırısı  ile  verdiğimiz  13 şehit,  bu  tablo  içerisinde  bize  ne  anlatmaktadır ?

Okumaya devam edin ’13 Şehit Silvan Olayı Doğru Analiz Edilmelidir…’

15
Tem
11

SEVR İLAN EDİLDİ !

Verili  tarihten  bir  gün  önce  14 Temmuz 2011′de ,  13  vatan  evladının  şehadetiyle  birlikte  ÖZERK  KÜRDİSTAN  İLAN  EDİLDİ !
Söz  bitti !  Konuşacak  birşeyimiz  yok..  Yapacak  işimiz  çok !

91  yıl  önce  SEVR  anlaşması  imzalanmıştı.

Bir  ay  sonra yıldönümü. 90′larda  YENİDEN  SEVR  projesinden 

sözettiğimizde   birileri   ‘paranoya’   demişti.

Buyursunlar   şimdi..!!!!!!!!!!!!

Sevr,  iki  aşamada  uygulanacaktı.

Önce  ‘yerel  özerklik’  sağlanacaktı.

Suriye,  Irak  ve  Türkiye  sınırındaki  bölge  özerk  olacaktı.

Sonra,  Bağımsız  Büyük  Kürdistan  kurulacaktı.  Milletler  Cemiyeti  özerklik  isteyenlerin  arkasında  duracaktı!

Türkiye,  bu  bölgeler  üzerindeki  bütün  hak  ve  sıfatlarından  vazgeçmek  zorunda  kalacaktı.

Plan  1920’de  buydu..

Başarısız  oldu.

Peki  ya  şimdi…

Öcalan’ın  avukatı  Ahmet Zeki Okçuoğlu  David Philips’in  Kürt raporu’nun  ardından  yazmıştı.   Tarih  2010  Kasım  ayı.

‘Kürt  meselesi  bölgesel  bir  mesele  diyorlardı,   bölge  devletleri  tutumlarını  değiştirmeleri  beklenmeli’

Beklerken  yapılacakları  şöyle  sıralamıştı :

‘toplumsal,  ekonomik  ve  siyasal  istikrarsızlaştırmalar,
iç  savaşlar  ve  bölgesel  savaşlarla  ekonomik  yaptırımlar ,
uzun  vadeli  ve  karmaşık  stratejilerle  değişimin  zamana  yayılması !’

Bir  yıldır  yapılan  buydu…

İlk  aşama  tamamlandı.

BDP /PKK demokratik özerklik ilan etti !

AKP  ile  ‘zamanlama’nın  referandum  öncesi  karara  bağlandığı  birkaç  gün  önce  açıklanmıştı…

İkinci  aşamada  ‘BM  Koruma  yasası’  çerçevesinde,  Türkiye  bölgede  tüm  ‘hak  ve  sıfatlarını’  kaybedecek !

Tüm  vatanseverler,  aydınlar  ve  halk  BİRLİK  olma  sırrına  eremezlerse,  önce  Güneydoğu’da  ‘kan  çiçekleri’  açacak..

Ardından  planladıkları  gibi  Doğu  Karadeniz  ve  batıdaki  büyük  şehirlere  yayılacak.

Bu  oyunu  bozmak  bizim  elimizde !

17  temmuzda  şehitlerimiz  ve  milli  bütünlük  için  Taksim  meydanına !

Okumaya devam edin ‘SEVR İLAN EDİLDİ !’

15
Tem
11

Şehitlerimizin Sorumlusu Hükümet’tir, Yargılayın…

12  şehit  haberi  aldık,  öfke  ve  acı  içinde  masanın  başına  oturduk  ve  sizlere  bu  trajediyi  anlatmak  istedik…

Bu  bir  trajedidir,  hem  de  çok  ağır  bir  trajedi,  katlanması  artık  mümkün  olmayan  bir  trajedi…

Trajedidir  çünkü  evlatlarımızı  şehit  eden  silahın, merminin, bombanın  parası  nereden  geliyor ?

İsviçre’den !

Hükümet  bunu  biliyor  mu  ?

Evet.

Peki,  elimizde  kanıt  var  mı ?

Elbet  var,  açın  bakın  Yüce  Meclis  tutanaklarına,  Devlet  Bakanı  Cemil  Çiçek  PKK’nın  kasasının  İsviçre’de  olduğunu  biliyor.

Peki,  ne  yaptılar,  önlediler  mi  bu  kara  para  akışını ?

Hayır.

Hukuk  dilinde  bunun  adı  nedir ?

PKK  terör  örgütüne  göz  yummaktır,  bu  ağır  bir  suçtur…

Çünkü  siz  İsviçre’deki  paranın  silah  cephane  olup 

bizi  şehit  ettiğini  biliyor  da  engel  olmuyorsanız, 

bizim  katilimiz  sizsiniz  demektir,  olay  bu  kadar 

açık  ve  basittir !

12 şehit haberi çok ağır bir trajedidir çünkü evlatlarımızı şehit eden teröristler nereden geliyor ?

Irak’tan,  Barzani  bölgesinden,  Hakurk’tan,  Zap’tan,  Avaşin  ve  Basyan’dan.

Nerde  bu  kamplar ?

Okumaya devam edin ‘Şehitlerimizin Sorumlusu Hükümet’tir, Yargılayın…’

14
Tem
11

MİLLİ YAS ÇAĞRıSı…

 AĞLAYANLAR ,  DÖVÜNENLER ,  NUTUK  ATANLAR ,  SLOGAN  ATANLAR …. 

HADİ  İLK  DEFA  GERÇEKTEN  BİR  TEPKİ  VERİN..!!!

VARDİYA  BİZDE  PLATFORMU  MİLLİ  YAS  ÇAĞRISINDA  BULUNDU…     İŞTE  O  ÇAĞRI…

İşte  size  Milletvekillerinin  E-Posta  Adresleri  Listesi…

http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/mv_e_posta_sd.uye_e_posta
..

Buyrun…  aşağıda  verdiğimiz  yorumu  gönderin ..
Duyarlılığınızı    görelim..

Değerli vekil,

Ülkemiz  yıllardan  beri  terör  ile  uğraşmaktadır.  Nice şehitler  verilmiştir,  gazilerimiz  olmuştur.  Bu süreç  hâlâ  daha  devam  etmektedir.  Bugün  Diyarbakır’da  13  vatan  evladı  daha  şehitlik  mertebesine  ulaşmıştır.  Devletimizin  bir  an  önce  ulusal  yas  ilan  ederek,  açıklamalarla  geçiştirilemeyecek  mahiyetteki  bu  acıyı  tüm  yüreklerin  yaşamasına  katkı  sağlaması  gerekmektedir.

Bu  bağlamda  siz  vekillerin  gerekli  işlemleri  yapmasını  bir  vatandaş  olarak  sizden  rica  ediyorum.

Saygılarımla…
http://www.tbmm.gov.tr/develop
http://www.tbmm.gov.tr

http://www.facebook.com/groups/vardiyabizde?ap=1

14
Tem
11

VARDİYA BİZDE PLATFORMUNDAN TÜRK MİLLETİNE : “Kahramanlarımız için tek yürek olalım”

Değerli  ve  Onurlu  Türk insanı,  1  Ağustos’tan  itibaren  Atatürkçü  yaşam  tarzını  benimseyen,  savunan  ve  yaşayan  SİLİVRİ  ve  HASDAL  ESİRLERİ  OLAN  SUBAYLARIMIZLA  tek  vücut  olduğumuzu  göstermek  için  her  bir  vatansevere  ayrı  ayrı  kartpostal  göndermeye  çağırıyoruz…

Şimdi   Atatürkçü – Vatansever  önderlere  sahip  çıkma  ve  kampanya  zamanı !

Kartpostal  gönderme  Kampanyasına  haydi  sen  de  katıl !!!

Değerli  ve  Onurlu  Türk  İnsanı,
Bildiğiniz  gibi  AB-D  talimatlarıyla  Türkiye’de  bir  çok   Atatürkçü – Vatansever   çeşitli  tarihlerde  ve  yıllardır  “Ergenekon,  Poyrazkoy,  Balyoz,  Kafes,  Atabeyler,  Casusluk  vb.  gibi”  tertibler  ve  senaryolar  çerçevesinde,
BOP  projesini  gerçekletirmek  için,  dayanaksız  bir  biçimde  işbirlikçi  Fetullahçı  gladyo  ve  AKP  Hükümeti  “mahkemeleri”  tarafından  tutuklanmışlar  ve  Hasdal – Silivri  Cezaevlerine  Tutsak  olarak  konmuşlardır.

Hepimizin  de  bildiği  gibi,  her  dönemde  Türkiye  Cumhuriyeti’ni  ve  Ulus  Devletini,  karşılıksız,  ölümüne  seven  ve  savunan  bu  kahraman  insanlar,  işbirlikçilerin  ve  onların  efendisi  olan  ABD  ve  AB  emperyalistlerinin  karşısında  Türk’ün  şerefini,  haysiyetini  ve  onurunu  temsil  etmekten  bir  adım  geri  durmamışlardır.
Biz  yurtiçinde,  yurtdışında  ve  tüm  Türk  coğrafyasında  yaşayan,  kalbi  ve  beyni  Vatan  ve  Türk  Dünyası’nın  istikbali  ve  ebediyeti  için  çarpan  her  Türk’ün  bu  kampanyaya  katılarak,  Atatürkçü  düşünceyi,  Devleti  ve  Milleti  kimsenin  silemeyeceğini  göstermek  amacıyla  ve  30 Ağustos  Zafer  Bayramımız  münasebetiyle,  tutsaklara  kartpostal  gönderme  kampanyasına  katılması  gerektiğine  inanıyoruz.

Bu  amaçla,  1  Ağustos’tan  itibaren  Atatürkçü  yaşam  tarzını  benimseyen,  savunan  ve  yaşayan  bu  kahraman  önderlerle  tek  vücut  olduğumuzu  göstermek  için  her  bir  vatansevere  ayrı  ayrı  kartpostal  göndermeye  ve  bu konuda  Atatürk’ün  yaşam  felsefesini  benimseyen  ve  savunan  her  Türk  ve  Türk  dostunu  irili  ufaklı  düşmana  karşı  tek  yürek  olmaya  çağırıyoruz.

BU  MESAJI  bütün  Türk  Siteleri  ve  iletişim  ağlarına, 

gazetelere,  televizyonlara,  radyolara,  dergilere, 

kurumlara,  derneklere,  sendikalara,  vakıflara, 

Siyasi  Partilere,  Barolara  ve  diğer  ilgili  kuruluşlara 

iletmeyi  görev  sayacağınızı  umuyor  ve  bunu 

önemle    RİCA   EDİYORUZ ..!!!

VARDİYA  BİZDE  PLATFORMU
http://www.facebook.com/groups/vardiyabizde?ap=1




İstatistikler

  • 2.265.958 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Temmuz 2011
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

En fazla oylananlar