Temmuz 2007 için arşiv

31
Tem
07

SEZER, BAYKAL VE BAHÇELİ İLE GÖRÜŞECEK

 Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yarın CHP lideri Deniz Baykal ve MHP lideri Devlet Bahçeli’yi kabul edecek.Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Yüksek Seçim Kurulu arafından seçim kesin sonuçlarının dün açıklanmasının ardından, TBMM’de yer alacak olan siyasi parti genel başkanlarını kutlamak üzere kabul edeceği bildirildi.

Cumhurbaşkanı Sezer, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile yarın saat 11.00’de, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile ise saat 11.30’da görüşecek.  

31
Tem
07

BİR TEK BU SATILMAMIŞTI

 Kamuoyunun susuzluk kaygısını fırsat bilen hükümet, ayağının tozuyla Türkiye’nin akarsularını satacağını açıkladı. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın hazırladığı projeye göre akarsular, göletler ve tatlı su kaynakları “Yap, işlet devret” modeliyle 49 yıllığına özel sektöre devredilecek. Satılması öngörülen akarsular arasında Fırat, Dicle ve Kızılırmak da bulunuyor. Böylece satılmayan bir tek dağlarımız kaldı. Hükumet hazırladığı projeyle akarsuların işletme hakkını özel sektöre satmaya hazırlanıyor. Projeyi açıklayan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, hazırlanan proje kapsamında akarsuların, göletlerin ve tatlı su kaynaklarının “yap işlet devret” modeliyle, 49 yıllığına özel sektöre satılmasının planlandığını açıkladı. Böylece proje uygulamaya konulabilirse, Fırat, Dicle ve Kızılırmak’da satılığı çıkarılacak.

Hükümetin bu projesine, daha açıklanır açıklanmaz çeşitli kesimlerden tepkiler geldi. Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, her vatandaşın, su hizletlerini sağlıklı ve güvenli bir ortamda almaya hakkı olduğunu açıkladı. Şube Başkanı Eylem Tuncaelli tarafından yapılan açıklamada, projenin uygulanması durumunda, suyun kamu yararına kullanılmaktan çıkacağı belirtildi.

Çevre Mühendisleri Odası’nın açıklamasında dikkat çekici bir ayrıntı da, projenin IMF’ye verilen taahhütler gereği gündeme getirilmiş olması. Açıklamaya göre, 2000 yılında Uluslararası Finans Kuruluşları tarafından ödenen tam 12 IMF kredisinde, suyun özelleştirmesi koşulu bulunuyor.

 

31
Tem
07

AKP’DE MECLİS BAŞKANLIĞI TARTIŞMASI

 Yeni Meclis’in ilk işi Meclis başkanını belirlemek olacak. Ancak AKP’nin kimi aday göstereceği netleşmiş değil. Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, “Meclis başkanı olabilecek başka arkadaşlarımız var” dedi ve AKP’den daha üst düzey bir görev talep etti. Arınç’ın yerine, Meclis Başkanlığı için Köksal Toptan, Ülkü Güney ve Cemil Çiçek’in adı geçiyor. CHP ise Meclis Başkan adayı çıkarmayacak.4 Eylül’de milletvekillerinin yemin ederek göreve başlamalarının ardından Meclis’in ilk gündem maddesi Meclis Başkanını seçmek olacak.

Yeni Meclis Başkanı 14 Ağustos’a kadar seçilecek. Ancak AKP’de kimin Meclis Başkanı olacağı netleşmiş değil.

Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, yeni dönemde AKP’den daha üst düzey bir görev bekliyor. Arınç, milletvekilliği mazbatasını aldığı gün yaptığı açıklamada, parti içinde meclis başkanı olabilecek çok iyi arkadaşları olduğunu söylemişti.

Bülent Arınç’ın, parti içinde üst düzey bir bakanlığa getirilmemesi durumunda görevine devam edeceği konuşuluyor. Ayrıca Meclis Başkanlığı için Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan, İçişleri eski Bakanı Ülkü Güney ve Adalet eski Bakanı Cemil Çiçek’in adı geçiyor.

CHP ise, Meclis Başkanlığına aday göstermeyi düşünmüyor. Ulusal Kanal’a konuşan CHP eski Grup Başkanvekili ve İstanbul milletvekili Ali Topuz, bu konuda henüz bir parti kararı almadıklarını ancak, seçilemeyecek bir adayı göstermenin de söz konusu olmayacağını söyledi.

 

31
Tem
07

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE AKP İKİYE BÖLÜNDÜ

 Abdullah Gül adaylığını açıklamış gibi görünse de; AKP, Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin net bir tutum almış değil. Tayyip Erdoğan’ın seçimden önce cumhurbaşkanlığı için uzlaşı mesajları vermesinin ardından Abdullah Gül’ün, adaylığını ilan etmesi, parti içinde görüş ayrılığına neden oldu. Birinci kanat, Abdullah Gül’ün adaylığında ne olursa olsun ısrar etmeyi savunuyor. Diğer bir kanatsa uzlaşma görüntüsü sergileyerek, Gül’den başka bir aday çıkarılmasını istiyor.

Seçimden oyunu artırmasına karşın, milletvekili sayısı azalarak çıkan AKP’de cumhurbaşkanlığı seçimi için net bir tavır sergilenmiyor. Bunun nedeni, Abdullah Gül’ün, geçen hafta cumhurbaşkanlığı adaylığını işaret etmesine dayanıyor.

Seçim meydanlarında cumhurbaşkanının uzlaşmayla seçileceğini söyleyen Tayyip Erdoğan, Gül’ün adaylığını açıklamasının ardından net bir tutum takınmış değil. Erdoğan, “Abdulah Gül’ün iradesine saygı duyuyorum” derken, “adayımız Gül’dür” diyemiyor.  

Meclis Başkanı Arınç ise yeni adaylar olabilir, Abdullah Gül de olabilir” açıklamasını yapıyor.
Genelkurmay Başkanlığı başta olmak üzere kamuoyunda Gül’ün adaylığına yönelik tepkiler üzerine geri adım atmak zorunda kalan AKP’de iki kanat oluştu.

Birinci kanat, “Abdullah Gül’ün adaylığında ısrar edelim” çizgisini savunarak meydan okuyan bir tutum sergilemekten yana.

Diğer bir kanatsa uzlaşmayı işaret ederek, Gül’den başka bir aday çıkarma çizgisini izliyor. Özellikle Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın, “12 Nisan’da söylediklerimizin arkasındayız” açıklamasının ardından AKP’nin nasıl bir yol izleyeceği merak konusu.

En geç 14 Ağustos’ta başlayacak cumhurbaşkanlığı seçim süreci için Tayyip Erdoğan’ın, 4 Ağustos’ta sona erecek YAŞ toplantısını beklediği ifade ediliyor.

Abdullah Gül’ün Meclis başkanı yapılması fikrinin de AKP içinde konuşulduğu Ankara kulislerine yansıdı. Böylelikle Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı Vekili sıfatını kazanacağı görüşü parti içinde öne sürülüyor.

30
Tem
07

ABD’DEN ENERJİ TEHDİDİ

 İran’la enerji anlaşması imzalayan Türkiye’ye, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson’dan tehdit geldi. Wilson, Türkiye’nin İran’la enerji konulu mutabakat imzalamasının, Hazar Havzası doğalgazının, Türkiye’ye ve Uluslararası Pazarlara taşınmasını sekteye uğratacağını öne sürdü.

ABD Büyükelçisi Wilson, büyükelçiliğin internet sitesinde yer alan “Büyükelçi’ye sorun” köşesinde, “Türkiye’nin İran’la yaptığı anlaşma hakkında ABD neden yorum yapıyor? Bizler sizin Kanada ve Meksika’yla yaptığınız anlaşmalara hiç karıştık mı? Bu konu neden sizleri ilgilendiriyor?” şeklindeki soruya yanıt verdi.

Wilson, cevabında Türkiye’nin İran doğalgaz işbirliğine ilişkin ön anlaşmayla iki nedenden dolayı ilgilendiklerini ifade ederek, şunları söyledi:

“Birincisi, ön mutabakat belgesi, Türkiye ve ABD’nin on yıldan beri üzerinde çalışmakta olduğu Hazar Havzası doğalgaz kaynaklarının geliştirilmesi ve boru hatlarıyla bu kaynakların Türkiye ve uluslararası pazarlara taşınması çalışmalarını ciddi biçimde sekteye uğratabilir.”

Devamında gerekçelerini açıklayan Wilson, Türkiye’nin, Hazar Havzası doğalgaz boru hattı gibi projelere destek vermeyi sürdürerek, gerek kendi enerji ihtiyacı gerekse diğer Avrupa ülkelerinin enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında bölgesel liderlik üstlenmiş olacağını kaydetti.

Türkiye’nin doğalgaz alanında anahtar konumundaki geçiş ülkesi olmasıyla komşuları ile olan ekonomik ilişkilerinin de güçlenerek gelişeceğini savunan Wilson, “İran’dan Türkiye’ye ithal edilen doğalgazdaki büyük artış, Azerbaycan, Kazakistan ve batı Türkmenistan’dan Türkiye’ye gelebilecek doğalgaz kaynakları konusundaki gelişmeleri engelleyebilir” ifadesini kullandı.

30
Tem
07

SARIGÜL BAYKAL’I İSTİFAYA ÇAĞIRDI

 Mahkeme kararıyla CHP’ye dönme hazırlığı içinde olan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, “Baykal hemen gitsin” dedi. Sarıgül, sadece CHP genel başkanlığına değil, Başbakanlığa da aday olduğunu açıkladı.
Seçim sonuçlarının ardından harekete geçen CHP’li muhalifler hergün basının huzurunda Baykal’a yükleniyor. Hikmet Çetin’in ardından Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de CHP Lideri Baykal’ı istifaya çağırdı.

Mustafa Sarıgül, “Defalarca seçim kaybedip pişkinliğin ötesinde tutumla koltukta oturmak anlaşılamaz” ifadesini kullandı. “İstifa değil derhal siyasetten çekilmelidirler” diyen Sarıgül, kurultaya gitme anlayışını doğru bulmadığını söyledi. Sarıgül sözlerine şöyle devam etti: “Beyler çekip gitme zamanınız geldi. CHP’yi halktan uzaklaştırdınız. Koltuklarınıza anlayışı bırakınız. Seçim sonuçları halkın sizinle ilgili düşüncesini ortaya koydu.”

Muhalifler yarın Genel Merkez önünde toplanacak. Muhaliflerin “Halk hareketi” dedikleri de “Ukrayna modeli”. Muhalifler Soros’un “Turuncu karşıdevrimleri”ni örnek alıyorlar.

30
Tem
07

BAYKAL: ORTAK ADAYA OY VEREBİLİRİZ

 CHP lideri Deniz Baykal basın toplantısı düzenleyerek, cumhurbaşkanı seçimi öncesinde liderler turuna çıkacak olan Başbakan Erdoğan’ı beklediğini söyledi, ancak “Buraya bilgi vermeye geleceksen anlamı yok” mesajı gönderdi. Baykal, Erdoğan’ın alternatif listeyle uzlaşma arayacağı sözünü hatırlattı. 
Deniz Baykal, Erdoğan’ın ortak aday için gelmesi halinde, kendilerinin de isim önerebileceğini ve ortak adaya oy vereceklerini söyledi.

Baykal, “Biz, AKP’yle cumhurbaşkanı oylamasına katılmayız, demiyoruz. Kimin aday olacağı önemli” dedi.

Baykal, adaylar üzerinde konuşmayı ise doğru bulmadığını belirtti, “Başbakan’ın ne düşündüğünü bilmiyoruz” dedi.

29
Tem
07

DÜNYA BASINI: ORDUNUN SİYASETE MÜDAHALESİNE HALKIN TEPKİSİ

Türkiye’deki genel seçimleri yakından takip eden dünya basını, AK Parti’nin seçim zaferini orduya, yargıya, bürokrasiye ve anamuhalefete güçlü bir mesaj olarak değerlendirdi.

22 Temmuz seçimlerini ülkede demokrasi ile askerî darbelerle desteklenen laik kamp arasındaki mücadele olarak gören yabancı basın, sonuçların “ordunun siyasete müdahalesi karşısında halkın tepkisi” olduğu görüşünde birleşti. Seçim sonuçlarını okuyucularına birinci sayfadan duyuran dünyanın önde gelen birçok gazetesi, AK Parti’nin laikliği tehlikeye attığı düşüncesinin ciddi bulunmadığını belirterek, “AK Parti hükümetinin yurtiçindeki ve dışındaki meşruiyeti tescillendi” yorumunu yaptı. İşte dünya basınında yer alan bazı seçim değerlendirmeleri:

Guardian (İngiltere): “Sonuç, ordunun baskısına cevap niteliği taşıyor” başlığını kullanan gazete, AK Parti’nin, ordunun örtülü tehditlerine rağmen büyük bir zafer kazandığını yazdı. “Başbakan’a karşı olan generaller ve politik rakiplerinin hükümetin altını oyma çabaları fiyasko ile sonuçlandı.” yorumunu yapan Guardian, “Zaferin düzeyi Erdoğan hükümetinin meşruiyetini içeride ve dışarıda bir kez daha tescil etmiş, tartışılmaz noktaya taşımıştır.” ifadesine yer verdi.

Independent (İngiltere): “AK Parti’nin önemli bir seçim zaferi kazandığına” dikkat çeken Independent gazetesi, sonucu “halkın ordunun siyasete müdahalesine karşı verilmiş ültimatomu” olarak değerlendirdi.

Times (İngiltere): Gazete, ‘halkın, AK Parti’nin İslami bir devlet kuracağına dair ürkütücü planları bulunduğuna dair endişeleri reddedip, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bir kez daha iktidar olma hakkı verdiğini’ yazdı. Gazetedeki bir yorumda, “seçimin etkilerinin sınırları aştığı, bu seçimin Müslüman dünyası için politik İslam açısından emsal olarak algılandığı” ifade edildi.

Financial Times (İngiltere): “Türk seçmeni AK Parti’ye ezici çoğunlukla destek verdi” başlığını kullanan gazete, sonuçların, ‘laikler ve ordu için darbe niteliği taşıdığını’ vurguladı.

Le Monde (Fransa): Sandıktan çıkan sonuçların Başbakan Erdoğan’a verilen “güvenoyu gibi” olduğu yorumunda bulundu. AK Parti’nin “aşırı laik İzmir’den Güneydoğu’nun köşelerine kadar” bütün bölgelerde başarılı olduğunu belirten gazete, iş dünyası ve Hıristiyan cemaatlerinin de gizlice AK Parti’yi desteklediğini yazdı.

Le Figaro (Fransa): Seçim sonuçlarını, “İslamcıların mutlak çoğunluğu” başlığıyla manşetine taşıyan sağ eğilimli Le Figaro, AK Parti’nin başarısını “dinî muhafazakârlığın laik muhafazakârlığa karşı zaferi” olarak yorumladı. Gazete, AK Parti’nin zaferine rağmen sonuçların AK Parti-ordu gerginliğini bitirmeyeceğini ileri sürdü.

Deutsche Welle (Almanya): Alman yayın kurumu Deutsche Welle “AKP şaşırttı” başlıklı haberinde Türkiye’de 50 yıldır ilk defa bir iktidar partisinin oylarını yükselterek yeniden hükümet kuracağına dikkat çekti.

El Mundo (İspanya): “Erdoğan, ordu ile bilek güreşini oy sandıklarında kazandı.”

New York Times (ABD): Seçmenlerin, ‘eski tüfeklere acı bir ders’ verdiğini kaydeden gazete, “Çok sayıda seçmen, partiyi Türk demokrasisine bir tehdit olarak görmedikleri mesajını verdi.” ifadesini kullandı.

Washington Post (ABD): ‘Laikler ve ordunun azarlandığı’ değerlendirmesini yapan gazete, AKP’nin ılımlı İslam’la yoğun bir ekonomik gelişmenin karışımı olduğu yorumunu yaptı.

El Cezire (Katar): Arap dünyasının en çok izlenen televizyon kanalı El Cezire, haberlerinde özellikle bir İslam ülkesi olarak Türkiye’nin demokraside gösterdiği büyük olgunluğa vurgu yaparken, AK Parti’ye verilen oyların sadece mütedeyyin kesimlerden değil, liberal, Atatürkçü ve ülkenin farklı etkin kesimlerinden de geldiğini duyurdu.

Türkiye’deki parlamento seçimlerinin, gündeminin en ön sıralarına yerleştiği Ortadoğu’da bölgenin önemli televizyon kanalları Türkiye’den sık sık canlı yayınlar yaparken, birçok gazete de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin büyük zaferini manşetten duyurdu.

29
Tem
07

BU MAAŞA 5 VAKİT NAMAZ OLMAZ!

İmamlar yatsı ve sabah namazı için tazminat istiyor

Merkezi Konya’da bulunan Diyanet ve Vakıf Çalışanları Sendikası (DİVA-SEN), günün 18 saati görevleri gereği camilere bağımlı oldukları gerekçesiyle Hükümete sunulmak üzere yatsı ve sabah namazları için imamlara tazminat ödenmesini öngören bir dosya hazırlıyor.
DİVA-SEN Genel Başkanı Hüseyin Demirci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, imamların, birçok ekonomik sıkıntılarının bulunduğunu belirtti.
Devlette döner sermayesi bulunan kurumların maddi getirileri nedeniyle el üstünde tutulduğunu ifade eden Demirci, “Buna karşın imamlara, maddi getirileri olmadığı için bugüne kadar hep tüketici gözüyle bakılmış.
Halbuki, imamlar ve diğer din görevlileri, toplumun ahlaki ve manevi yönünü kuvvetli hale getirerek önemli bir sorumluluğu yerine getiriyorlar. Bu açıdan imamlara da maaş konusunda, diğer memurlarla eşit davranılması gerekir” dedi.

İMAMLAR, HAFTALIK İZİN DE YAPAMIYOR

Demirci, bugün ülke genelinde imamların temmuz-ağustos aylarında yaz kuran kurslarının açılması nedeniyle yıllık izin yapamadıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bunun dışında imamlar, haftalık izinlerini de kadro eksikliği nedeniyle kullanamıyorlar. Bir imam sabah namazı için en geç 04.00’de ayakta olması gerekiyor. Gün içinde diğer vakit namazlarını kıldıran imamların 22.00’de okunan yatsı namazını kıldırdıktan sonra en erken gece 23.00’da görevi tamamlanıyor. Yani imamlar aşağı yukarı günün 18 saatinde görevleri gereği camilere bağımlılar. Görev yerlerinden kesinlikle uzaklaşamıyorlar. Hafta sonu ve hafta içi tatile veya uzaktaki bir akrabalarına dahi gidemiyorlar. Gecelerini gündüzlerini veren imamlar bunların yanı sıra camilerin temizliği, çevre bakımı gibi görevleri olmayan konularla da ilgilenmek zorunda kalıyorlar. Buna rağmen, 20 yıllık bir imamın aldığı maaş 800-900 YTL arasında. Bu maaş, yerine getirdikleri görevleriyle kıyaslanırsa oldukça düşük.”

YATSI VE SABAH NAMAZLARI İÇİN 300 YTL TAZMİNAT İSTİYORLAR

Ekonomik anlamda bir iyileştirme için Hükümete sunulmak üzere bir dosya hazırladıklarını anlatan Demirci, dosyada sabah ve yatsı namazları için imamlara aylık 300 YTL tazminat ödenmesini istediklerini bildirdi.
Demirci, dosyanın tazminat talebinin yanı sıra din görevlilerinin sosyal haklarında iyileştirmeler yapılması, Diyanetin Teşkilat Kanunu’nun çıkarılması gibi düzenlemeleri de içerdiğini dile getirerek, yeni Hükümetin kurulmasından sonra hazırladıkları dosyayı Hükümete sunacaklarını anlattı.
Ülkenin ilerlemesini istemeyen bazı yabancı odakların Milli Eğitim ve Diyanet çalışanlarını yıpratmaya çalıştığını ifade eden Demirci, “Diyanet çalışanları ekonomik yönden zayıflatılarak, vatandaşa bağımlı hale getiriliyor ve itibarlarının yitirilmesine çalışılıyor. Böylece insanların manevi ve ahlaki yapıları çökertilerek, toplumu parçalamak istiyorlar. Bu nedenle imamlar ve diğer din görevlilerinin ekonomik bağımsızlıklarının kazandırılması gerekiyor” diye konuştu.
Demirci, ülke genelinde çok sayıda imam açığı bulunduğunu, ancak maaşların düşüklüğü nedeniyle mevcut imamların da öğretmenliğe geçmeye çalıştığını sözlerine ekledi.

29
Tem
07

SEÇİM SONUCU PAŞALARI ŞOK ETMİŞ!

22 Temmuz 2007… Saat 19.00 gibi, haberleri ilk almaya başladığımız an bulunduğumuz ortama bomba düştü sanki!” Emekli paşalar seçim gecesini anlattı.
Türkiye Emekli Subaylar Derneği Başkanı emekli Tümgeneral Rıza Küçükoğlu, o dakikaları “22 Temmuz 2007… Saat 19.00 gibi, haberleri ilk almaya başladığımız an bulunduğumuz ortama bomba düştü sanki!” şeklinde özetliyor.

Aktüel dergisine konuşan Küçükoğlu, AK Parti’nin yüzde 46,6 oy almasını olumlu da buluyor: “Mutlu olduğumuz bazı şeyler var. Biri, tatil dönemi olmasına rağmen Türkiye’nin koşarak bu sıcakta oy vermesi ve yüzde 80’lere varan katılım; olaysız, hilesiz, iradenin seçim sandığına tam olarak yansıması. Bir diğer konu, AK Parti’nin Güneydoğu’da DTP’den fazla oy alarak bölgede söz sahibi olması, başka bir bölücü ittifakın Meclis’te olmaması ve halkın gerçekten istikrar, kalkınma ve çağdaşlık yolunda ümitlerinin devam etmesi.”

Cumhuriyet mitinglerinin rüzgarının arkaya alınamadığından yakınan Küçükoğlu, “Cumhuriyet mitingleriyle doğan inanılmaz bir hava vardı. Bu havayı Sayın Baykal, Zeki Sezer kadar okuyamadı. Bu mitinglerde oluşan rüzgar, adaylar ne olursa olsun CHP’ye yarayacak diye düşündü.” diyor.

Önümüzdeki günlerde kalabalıkların yeniden sokağa dökülebileceğini de iddia eden Küçükoğlu şunları söyledi: “Sivil toplum kuruluşlarıyla gene toplantı halindeyiz. Durumu, tepkileri konuşuyoruz. Örneğin Meclis’te yemin konusunda yine bir skandal olursa ne yapılacaktır? AB süreci diye egemenlik haklarımız kaybedilmeye başlarsa neler olabilir? Bu konulara karşı SMS’ler, internet gibi araçlarla milyonların toplanması söz konusu olabilir.”

29
Tem
07

MEHMET BARLAS-EMRE KONGAR KAVGA ETTİ

Prof. Emre Kongar ile Mehmet Barlas NTV’deki ’Yorum Farkı’ programında seçim sonuçları üzerine konuştular. İkili ilk kez canlı yayında kavga etti. İşte o anlar…
İşte o diyalogun bir bölümü:

Prof. Emre Kongar ile Mehmet Barlas NTV’deki ’Yorum Farkı’ programında seçim sonuçları üzerine konuştular. İkili ilk kez canlı yayında kavga etti. İşte o anlar…
İşte o diyalogun bir bölümü:

Barlas: AKP yüzde 47 ile onay aldı
Kongar: Ben de yüzde 53’le onay almadı diyorum.

Barlas: Siz yüzde 14’ün temsilcisisiniz, MHP’nin…
Kongar:Bırakın ayıptır, yakışmıyor.

Barlas: Size de yakışmıyor.
Kongar: Ben AKP muhalifleri diyorum. Siz demogoji yapıyorsunuz.

Barlas: Siz demogoji yapıyorsunuz
Kongar: Çok ayıp

Barlas: Sizin yaptığınız ayıp
Kongar: İzleyici sizin ne yaptığınızı görüyor.
Barlas: İzleyici hepimizi görüyor.

Tartışmanın ilerleyen dakikalarında Kongar’ın Barlas’a ‘siz’ diye hitap etmesi gerğinliği daha da artırdı ve yeni bir tartışma başladı.

:

28
Tem
07

Nihat Genç “Sürpriz değil”(CEM UZAN ZEKASI İLE BOKA BATTILAR)

small font medium font large font

Keskin yorumları ile tanınan yazar Nihat Genç seçim sonuçları ile ilgili ilk açıklamalarını yaptı ve sonucun sürpriz olmadığını söyledi.

Yayın Tarihi:22/07/2007-21:02
Toplam 4432 kez okundu.
Bugün 21 kez okundu.
0 yorum var.

Haberi YazdırHaberi Tavsiye Et

Keskin yorumları ile tanınan yazar Nihat Genç seçim sonuçları ile ilgili ilk açıklamalarını sandik.org’a  yaptı ve sonucun sürpriz olmadığını söyledi.

Seçime 10 gün kala SKY Türk’de Serdar Akinal ile yaptığımız programda AKP ‘nin %47.5 alacağını söylediğimizde CHP’liler tarafından topa tutulmuştuk. Gerçi ekranda bu sonucu söylediğimiz halde biz bile inanmadık.

Ama şimdi bu seçim gecesinin uzun bir gece olacağını tahmin ediyorduk. Gece çok kısa sürdü.  Sonuçlar açıklandıktan 10-15 dakika sonra AKP nakavt ile galip geldi.

Söylenecek çok şeyimiz var. Önümüzdeki günlerde ileri geri konuşuruz. Ancak bir iki cümle söylemek istiyorum. Muhalefet partileri mazotun peşine düştüler bu mazot reklâmı Cem Uzan zekasınındı.

Cem Uzanın zekâsına diğer muhalif partileri de bok  varmış gibi atladılar ve bu mazot ile başlayan seçim süreci CHP’nin tarihi yenilgisi ile sonuçlandı.

Herhalde CHP’nin reklâmcıları, danışmanları 100’lerce trilyonu aralarında bölüşmüştür, bizim kapımızı çalan olmadı. Bize fikir danışan olmadı. Olsa idi söyleyeceğim şu idi.

Ki ekranlarda 100’ün üstünde yaptığım programda şunları söyledim. Dünyanın en büyük olayı hangisidir, nedir?

Ülkemiz insanlarını paniğe korkuya sürükleyen en büyük siyasi olay nedir?

Şüphesiz Amerikanın Irak’ı işgali ve 1 milyona yakın Iraklı müslümanın öldürülmesidir. İşte seçimlerde Amerika ile işbirliğine giren ve at pazarlığı yapan AKP’ye Türkiye halkının huzurunda bu soru sorulmalı idi. Ancak bu devasa siyasi olay hiç tartışılmadı. Mazot ile başlayıp mazot ile sona erdi.

Sonuç ülkemize hayırlı olsun, halkımız neylerse güzel eyler.

Devam edecek…

NİHAT GENÇ’İN DİĞER SEÇİM TAHMİNLERİ

Agar

Nihat Genç

28
Tem
07

Tarihe İmza Atmak

Cemaatin içinde bazı insanlar hep ilklere imza atarlar. Toplum adına koştururlar, düşünürler, etkin olurlar, uygularlar ve tabiki zaman zaman da ilklere imza atarlar…
Ancak tarihe imza atmak, her an ve sık sık olan gelişmeler değildir. Adından da belli olduğu gibi bir olayın tarihi olabilmesi için bazı özelliklere sahip olması gerekir. Bunların başında ‘ilk’ olmak, olmazsa olmazlardandır. Bir olay hem ilk olacak hem tarihi bir manası olacak. Böyle bir olaya öncülük etmek, vesile olmak yani tarihe imza koyabilmek her babayiğide nasip olmaz herhalde.
Yarınki tarih bugünlerde yazılır. Bugünlerde yapılanlar hep not alınıyor. Yazılıyor, çiziliyor, kayıt altına alınıyor yani arşivleniyor. Ve bu yapılanlar bir gün karşınıza tarih olarak çıkıyor. Çocuklarınız ve gelecek nesiller artık yaptıklarınızı kitaplardan okurlar veya beyaz perdede seyrederler.
Evet bugünlerde Hollanda’da bir ilke daha imza atıldı. Daha doğrusu tarihe bir imza düşüldü.
Amerika’da en çok satan kitaplar arasına giren, milyonlarca insanı etkileyen ve sarsan, adeta bir ilaç gibi görülen Mevlana’nın “Mesnevi”si, artık Hollandacaya tercüme ediliyor. Hollanda Türkleri bu olaya, yani tarihi oluşuma ön ayak oluyorlar. Elbette buna vesile bu yılın UNESCO tarafından Mevlana ve Hoşgörü Yılı ilan edilesidir.
Mesnevi’nin Hollandacaya tercüme edilmesi tarihe atılan bir imzadır. Çünkü Hollanda tarihinde bugüne kadar hiç bir şekilde Mesenevi tamamen Hollandacaya tercüme edilmemiştir. Geçen yüzyılda Mesnevi’den Seçmeler adında eski Hollandaca olarak bir kitap yayımlanmasına karşın, Mesnevi ilk defa bu yıl yani 2007 ve 2008 yılında tamamen Hollandacaya tercüme edilmiş olacak.
Mesnevi’nin tercümesi Hollandalı yazar, sufi Abdulwahid van Bommel tarafından yapılacak. Van Bommel tasavvuf literatürüne hakim birisi. 1991 yılında Dünya Yunus Emre Yılı vesilesiyle Yunus Emre’nin şiirlerinden oluşan bir kitabı Hollandacaya tercüme etmişti. Türkçeye’de hakim olan yazar van Bommel önümüzdeki onsekiz ay gece gündüz sadece Mesnevi’yi terüme edecek. Bütün işlerini bir kenara bırakan ve gündemine Mesnevi’nin tercümesnini alan van Bommel’la geçen hafta Amsterdam’da Türk çayı içtik. Beraberinde getirmiş olduğu örnek tercümleri verdi bana.
Mesnevi’nin ilk onsekiz beyitini, yorumlu ve açıklamalı tercüme etmiş. Eğer tüm Mesnevi’yi bu şekilde tercüme etmeye kalkarsam kesin bir on senemi alır diyor. Peki nasıl bir tercüme yapılacak?
İlk onseki beyitten sonraki beyitler yarumsuz tercüme edilecek. Ancak, günümüzü ilgilendiren, ya da günümüzde insanların tartışma konusu olan temalara gelindiğinde yorum ve açıklamalar yapılacak. Böylece Mesnevi’nin günümüz sorunlarına bakışını öğrenmiş olacağız.
Ayrıca toplam altı cilt olan Mesnevi’ye bir de giriş mahiyetinde yedinci kitabı eklemek istiyor. Yedinci kitap Mesnevi’den seçmelerden oluşacak. Dünya gündemindeki konuları içerecek yedinci kitap Mesnevi’yebir giriş mahiyetinde olacak. İsteyenler ilk önce bu kitabı okuyacaklar ve daha geniş mesnevi okumak isteyenler ise Mesnevi’nin tümünü okuma ve öğrenme fırsatı yakalayacaklar.
Hakikaten Hollanda Türkleri olarak Hollanda’da bulunuşumuzun kırküçüncü yılında kendimizi nasıl heyecanlı hissediyoruz, kelimelerle anlatamayız. Bize ait olan bir değeri Hollandalılara takdim etmekten duyacağımız keyfi varın siz düşünün…
Tabiki iş sadece Mesnevi’nin tercümesiyle bitmiyor. Bu işin bir tanıtımı olacak, siyasilere, edebiyatcılara, yazarlara, tarihçilere ve ilgi duyanlara bu işin bir takdimi olacak. Yani yıllarca sürecek olan, yani sürdürülebilir bir etkinliğin başlangıcında Hollanda Türkleri. İlerleyen yıllarda Mesnevi akşamları, toplantıları, kursları organize edilecek.
Başta Konya Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, Kültür Bakanlığı ve özel şirketlerin destek vermeleriyle gerçekleşecek olan bu proje Hollanda olmak üzere tüm Avrupa’da çok konuşulacak.
Eee, tarihe imza atmak öyle kolay olmasa gerek!…
 

28
Tem
07

CHP’de Kavgayı Kim Çıkardı?

  Seçimle ilgili tartışma bitmeyecek. Epey daha sürer. Bu AKP’nin aldığı oyları gölgelemek için yapılmış tartışmalar elbette değil. Ama beklenenin altında oy alan partiler ve yöneticilerinin elbette bir özeleştiri yapması gerekiyor.
Her seçimde olduğu gibi bu dönemde yine en fazla tartışılan parti CHP, lider Baykal.
Evet, Baykal’ın lider olarak bana göre de çok hataları var.
Sıralarsak sayfa yetmez belki.
Ama, Baykal şu anda Türkiye’deki en deneyimli “devlet adamı” olan siyasetçi-liderdir.
Cumhuriyet Halk Partisi de her ne kadar örgütleri seçim için çalışmadıysa da ülke söz konusu olduğunda en duyarlı örgüttür.
Kuşkusuz iktidar partisi başta olmak üzere diğer partilerin de vatanseverliğinden kuşku duymamak gerek.
Şimdi ne yapmalı.
Bu soruya verilecek tek bir yanıt var.
CHP örgütü Baykal, etrafında bütünleşmeli.
Biliyorum, CHP örgütleri şu anda sessiz de olsa çok tepkili. Ama bu tepki eyleme dönüşmemeli. CHP’yi içinde bulunduğu umutsuzluk ve perişanlıktan yine Baykal çıkarabilir.
Nasıl mı?
En başta, en yakınında yer alan ve yıllardır “Emredersiniz efendim” demekten başka hiçbir özelliği olmayan ve demokrasiden nasibini almamış insanlara “artık dinlenin” demeli.
Sonra sırf kartvizitinde “Başkan” yazılsın diye il ve ilçe başkanlığı yapanlardan özveri istenmeli.
Kadın kolları, AKP ve Saadet Partisi’nde, DSP’de nasıl çalışıyorsa CHP’de de öyle çalışacak şekilde  yeniden yapılanmalı.
Gençlik kolları üniversiteler başta olmak üzere her tarafta örgütlenmeli. CHP gençlik kolu üyesi gururla “Ben CHP gençlik kolu mensubuyum” diyebilmeli.
Halkevleri, sosyal demokrasi dernekleri ile ilişkiler kurulmalı.
Baykal bunu başarabilir mi?
Evet; isterse.
Bunlar yapıldığında CHP’nin çok daha aktif bir muhalefet partisi olarak Türkiye’nin sorunlarına çözüm üreteceğini düşünüyorum.

Bu arada Hikmet Çetin ve Mustafa Sarıgül’ün fırsattan istifade yaptığı açıklama, Baykal’a tepki göstermek için istifaya hazırlanan örgütleri de “yeniden düşünmeye” itti.

Deniz Baykal’ın iki gündür çok  sayıda telefon görüşmesi yaptığını biliyorum. Gelen telefonlardan birinde Baykal’a söylenen, “CHP’ye asıl bu dönemde gereksinim var. Türkiye dünden daha tehlikeli bir yola girdi. Hem kişisel hem parti olarak sorumluluğunuz daha da arttı” diye özetlenebilecek söz, CHP’den beklentilerin ne kadar önemli olduğunu vurgulamaya yeter sanırım…

* * * 

Genel Merkez önündeki olayları kimin yaptığına gelince.
İki grup vardı; biri, Mustafa Sarıgül ekibi, diğeri AKP Sincan  ilçe yönetimi ile Sincan Belediyesi’nde görevli bin yöneticinin organize ettiği ekip. Olayları bunlar çıkardı. CHP genel merkezinde çalışanlar da oyuna geldiler.

28
Tem
07

HOCA EFENDİ’NİN SEÇİM YORUMU…

İnternet sitesi Herkül.org kendi sesinden Fethullah Gülen’in seçim sonuçlarıyla ilgili yorumunu yayınladı. “Seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Gülen, “Seçimde muzaffer olan insanlara bundan sonra daha büyük vazifeler düşmektedir; onlar, daha kuşatıcı, daha anlayışlı ve daha yumuşak olmalı, mülayim halleriyle hırçınlıkların önünü almalıdırlar.” cevabını verdi.

Türkiye’nin atlatılamaz gibi görünen çok ciddi badireleri atlattığını belirten Gülen, ülkeyi fevkalâde hallere sürükleyecek ve demokraside çatlamalar hasıl edecek muhtemel tuzakları aşarak, halk büyük bir sükunet içinde yeniden iradesini ortaya koyduğunu kaydetti.

Gülen şu öngörüde bulundu: “Ne var ki, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde ve genel seçim öncesinde ortaya çıkan hırçınlıklar bir anda bertaraf edilemez; hatta başarısızlık bir kısım insanlarda daha büyük hırçınlıklara ve cinnet sayılabilecek hezeyanlara sebebiyet verebilir. Bu itibarla, seçimde muzaffer olan insanlara bundan sonra daha büyük vazifeler düşmektedir; onlar, daha kuşatıcı, daha anlayışlı ve daha yumuşak olmalı, mülayim halleriyle hırçınlıkların önünü almalıdırlar.”

28
Tem
07

MHP VE CHP’LİLER AK PARTİ BÜROSU’NU BASTI

Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyesi bir grup, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) İlçe Teşkilatı Seçim Bürosunu bastı. Bıçakların çekildiği olay polisin müdahalesiyle büyümeden engellendi.

Alınan bilgilere göre, seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte partilerinin geride kalmasını hazmedemeyen MHP sempatizanı birkaç genç, AK Parti İlçe Teşkilatı Seçim Bürosuna girerek ellerindeki bıçaklar ile tehditler savurdu. Büroda bulunan çok sayıdaki kişi tarafından grup etkisiz hale getirilerek, olay yerine polis çağırıldı. Polisin olaya müdahale ettiğini gören MHP ve CHP sempatizanlarından oluşan yaklaşık 150 kişi olay yerine gelerek AK Parti bürosuna girmek istedi. Takviye ekiplerin çağırılmasıyla polis, kalabalığı dağıtmayı başardı. Emniyet güçleri, grubun yeniden girişimde bulunması ihtimaline karşı çevrede güvenlik önlemleri aldı.

Öte yandan AK Parti’nin Türkiye genelinde ve Aydın’da elde ettiği seçim başarısı Atatürk Meydanı’nda il yönetimini ve milletvekili adaylarının katılımıyla davul zurnalar eşliğinde kutlandı. Ellerindeki bayraklar ile meydanı dolduran partililer hep birlikte şarkılar söyledi. Buradaki kutlamaların ardından partililerin konvoy oluşturmalarına izin verilmezken, kalabalık olaysız bir şekilde dağıldı.

28
Tem
07

HASAN CEMAL VE SEDAT ERGİN’İN DEMOKRASI KAVGASI!

“27 Nisan muhtıraysa bu da halkın muhtırasıdır” diyen Hasan Cemal’e Sedat Ergin karşı çıktı. Hasan Cemal ise bu durumun çok açık olduğunu dünya basınının da aynı yorumları yaptığını ifade etti.

Milliyet yazarı Hasan Cemal ile Milliyet Genel Yayın yönetmeni Sedat Ergin seçim sonuçlarının değerlendirildiği Işın Gürel’in Seçim 2007 programında tartıştılar.

“27 Nisan muhtıraysa bu da halkın muhtırasıdır” diyen Hasan Cemal’e Sedat Ergin karşı çıktı. Hasan Cemal ise bu durumun çok açık olduğunu dünya basınının da aynı yorumları yaptığını ifade etti.

The Guardian’ın “Halk endişeleri reddetti” ve Financial Times’ın “Olabilicek en iyi sonuç” yorumlarını hatırlatan Cemal, New York Times gibi gazetelerin de sonuçları benzer şekilde değerlendirdiğini savundu.
Ergin ise dış basınının üslubunu beğenmediğini sonuçlarla TSK bildirisi arasında bağ kurulmamasını istedi. Sertleşen tartışma üzerine yayına reklamla son verildi.

Hasan Cemal bugünkü yazısında da Halkın Muhtırası başlığını kullandı. İşte Cemal’in Milliyet gazetesinde yayımlanan köşe yazısının tamamı…..

Evet öyle, bu da milletin muhtırası diyerek başlıyorum yazıma. Ve içimden yaşasın demokrasi demek geçiyor.
Evet öyle.
Demokrasilerde siyaseti normal rayında bırakmaktır doğru olan. Seçim sandığından korkmamaktır, halkın sağduyusuna inanmaktır.
Belki bir başka deyişle:
Türkiye’de demokrasi korkusundan sıyrılmaktır doğru olan…
Bir kez daha görüldü:
Siyasete demokrasi dışı müdahaleler, askerin gece yarısı muhtıraları, hukuku siyasete alet etme çabaları seçim sandığında yine geri tepti.
AKP’nin oylarını 13-14 puan birden artırmış olmasını başka türlü yorumlamak mümkün mü?.. Cumhurbaşkanı seçimiyle 27 Nisan Muhtırası öncesinde yapılan araştırmalarda AKP ancak yüzde 33-34 çıkıyordu. 27 Nisan’dan sonraki araştırmalarda AKP oyları ilginç bir tırmanış sürecine girdi.
Nabız yoklamak için gittiğim bütün yerlerde muhtıraya, Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararına ve cumhurbaşkanı seçimi için Meclis’e girmeyen partilere büyük bir tepki dikkatimi çekmişti.
AKP oylarındaki bu artış süreci ciddi seçim araştırmalarına da yansımaya başlamış ve Tarhan Erdem’in KONDA’sı yüzde 47.9 ile (eksi-artı yüzde 1.5’lik hata payıyla) hedefi vurmuştu.
(Sevgili Tarhan Erdem’i kutluyorum. Son günlerde kendisine eleştiri ve suçlamalarıyla büyük haksızlık edenlere de, Tarhan Erdem’e olan özür borçlarını hatırlatıyorum.)
Ve aklıma takılıyor:
Şimdi sandıktan ne çıktı?
Sandıktan irtica mı çıktı?
Geçelim.
Millet, seçim sandığında verdiği muhtırayla herkesi demokrasi dışı yollardan vazgeçmeye çağırmış durumda.
Doğru yol da budur.
2002 seçimlerinde seçmenin yüzde 45’i Meclis dışında kalmıştı. Şimdi bu oran yüzde 15 civarında. Parlamentonun temsil yelpazesi son derece genişledi. Yani Meclis’in meşruiyet tabanı büyüdü.
Türkiye’yi şimdi çok rahat bir çoğunluğa dayanan, güçlü bir tek parti hükümeti bekliyor. Yine beklenen ve doğru olan, Tayyip Erdoğan’ın bütün Türkiye’yi kucaklayan bir başbakan olarak sahneye çıkmasıdır. AKP’ye yönelik bazı kuşkuları, tedirginlikleri silmeye yönelmesidir.
Bu nokta önemli.
Çünkü partisi, DP’nin 1954 seçimlerindeki başarısından sonra, iktidardayken ikinci dönemde ilk kez oylarını böylesine yükselten bir parti oldu. Bu başarıya erişen AKP’nin herhalde ‘iktidar şımarıklığı’ndan uzak durması ve Türkiye’yi daha fazla kutuplaşmaktan kurtarması gerekir.
Türkiye yeterince gerildi.
Artık bu tansiyonu düşürmenin sorumluluğu en başta AKP liderine, böylesine büyük bir seçim başarısının altına imza atmış olan Tayyip Erdoğan’a düşüyor.
Bu açıdan, kapıda bekleyen cumhurbaşkanı seçiminin de krizsiz, Türkiye’yi daha fazla germeden çözülmesi de lazım. Bu konuda da Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisinin sorumluluğu elbette büyük olacak.
Bir başka nokta:
Türkiye’nin muhalefet sorunu!
Bu konu, 22 Temmuz seçimlerinde CHP’nin almış olduğu oy oranıyla bir kez daha olanca çıplaklığıyla gözler önüne serildi.
Baykal ne yapacak?
1995, 1999 ve 2002 genel seçimlerini kaybetmişti. Hatta 1999’da yüzde 10 barajına takılmıştı. Şimdi de, 22 Temmuz öncesinin bunca tantanasına rağmen bir kez daha yenildi.
Ne yapacak şimdi?
Baraja takılan DP’nin Genel Başkanı Mehmet Ağar’ın istifası Baykal’a örnek oluşturacak mı acaba?..
Geçelim.
Yine belirtmekte yarar var:
Türkiye’de rejimin daha istikrarlı bir raya oturabilmesi için AKP’ye inandırıcı bir alternatifin bir an önce oluşturulması, Türk siyasal hayatını bekleyen öncelikli görevlerden biridir.
Öte yandan MHP’nin, bağımsız Kürt milletvekilleriyle DTP’nin, bir Ufuk Uras’ın bağımsız milletvekilleri olarak parlamentoya girmeleri, demokrasi açısından olumlu gelişmelerdir.
Dileriz, bu gelişmeler Türkiye’nin kutuplaşmasına ve cepheleşmesine bir yerde set çeker. Türkiye’nin yumuşamaya, uzlaşmalara ihtiyacı var çünkü…
‘Milletin muhtırası’nı bir kez daha selamlıyorum.

28
Tem
07

Çıkışta msndeyiz.

Pazar akşamı seçim sonuçları açıklandıkça msn’e girip

girip çetleşen liderler…

2007-07-22

Saat 18:00… Sonuçlar Açıklanmadan Bi Saat Önce…

Tayyip: Devlet, ip atayım mı sana? Çekip çıkarayım seni bu barajdan 🙂

Bahçeli: Az kaldı o iple yüce divana bağlaycaz seni :-

Baykal: :- ne be Devlet! Burda gül bari 😉 Ya da az bekle, nasısa ampül patlayınca karanlıkta kimse güldüğünü görmez 😀

Uzan: Tayyip’in kardeşimin kulağına geğirerek “sordum sarı çiçeğe”nin girişini çaldığı şok komik kaseti açıklıycam birazdan :p Herkes Tayyip’in gerçek yüzünü görcek <:-

Baykal: Tayyip 1 milyar dolar vereyim, Türkiye’ye girme! Gemini de al git :p Malum alışıksın sen böyle anlaşmalara :$

Tayyip: Gemiyi diil gemi azıya alıcaz birazdan… Tek başıma gelmem kaçınılmazsa, istikrardan zevk almaya bakın 😉

Saat 20:00… İlk Sonuçlar Gelir: AKP: %51 CHP: %16 MHP: %13 DP: %5

Tayyip: Offf offff, şiştin miiii Baykal! Hani Rodos’a dooru yüzerken çok su yutup :DDD İstersen benim oğlan bi kıyak yapıp kayıkçığını yollasın sana!

Baykal: Daha tüm sandıklar açılmadı ki! 60 binlik Franck Müller saatin geleceği de mi gösteriyo yoksa Tayyip :/ İzmir’e bak asıl İzmir’e, 6 okla batırıyoz gemini :] Tam yüzde biiiibuuuuçuuuuk öndeyiz ;p

Tayyip: Yaş yetmiş, bu seçimde işin bitmiş Baykal! O diil de yetmişinden soora insanın diz kapakların aşağı dooru iniyomuş, doğru mu :-8

Bahçeli: Burda kendi kendini titretmek hangi tuşla oluyo? Titreyip de bi kendimize gelelim dimi ama! Bırrrrr yüzde 13 falan riskli hala 😦

Ağar (İşsiz babası, internet müdürü, msn operatörü Mehmet) oturumu açtı

Tayyip: Yüzde 5 ne ya! Onda birim benim, var mı yaa öyle bi rakam ;] Ağar sonucu sindir diye sana soda yolluyom, kapakları da Baykal’a kalsın :DD

Uzan: Tayyiiip, doooru söyle bak, kardeşime şirketini geri vermek için zorla “şemşipasa paşajı” dedirtmeye çalıştın mı çalışmadın mı :-@ Bak kaseti şömineye atarım yanarsın!

Ağar (Polis, transformırs, devlet babası, optimus Mehmet:( seçimi kapattı

Saat 23:00… Sona Yaklaşırken: AKP: %47 CHP: %21 MHP: %15 GP:%3

Tayyip: Uzan, fırsatın varken kalk kaç! Bak Ürdün’e uçak biletin de benden :p İbo nerde İb:o

tatlıseks (bedroom’da 18’lik çıtır peşinde:) çevrimdışı gözüküyor

Uzan: Kardeşimin kolundan çift mi tek mi diye kopardığın kıllardan yaptığın burkayı gösterince ne yapcan bakalım 😦 Herkes anlıycak hain planlarını, seçimlerde biticen :-@

Tayyip: Ehe hee tv’deki Türkiye haritası Baykal’ın yüzünden bile daha sapsarı olmuş be! Baykal’da Trakya’da konfederasyon istemesin şimdi :ppp

Saat 01:00… Oranlar: Üç aşşaa beş yukarı…

Uzan, Ağar, Bahçeli çevrimdışı gözüküyor…

Tayyip: Herkes yattı sen daha keseceğimiz karpuzu mu bekliyon :p

Baykal: Halk keleği seçtiysen ben naapim! Hem bu iş burda bitmez, Anayasa Mahkemesine başvurcam, hükümet kurmak için de 551 vekil şartı aranmalı!

Tayyip: Ehe he… Sen halkın yarısından çoğu sizi istemiyo da dersin yarın 😀

Baykal: Tabiiii… Yüzde elliyi geçirmeyerek size bi mesaj verdi halk 😦

Saat 05:00… Gecenin Sonu…

Buş oturum açtı…

Buş: Helal benim Tayyibime! Bak 4 sene daha aynı istikrarla çalışıyon, ok! Şimdi bişey yolluyom, okeylersin!

BOP Dosyası Gönderiliyor… Kabul etmek için ctrl a’ya basın…

Tayyip: Aldım aldım, ben şimdi yatıyom baba! Oyları arttırmak için çok çalışmalıyım çoook! Yarın ilk iş bi gemi, bi de argo sözlük almak ossun! Byesss :))))))

28
Tem
07

Musanın Çocuklarına Bir Yorum

“30.000 kelle sayın öcalan ananı da al git ULAN” bunlar kimin sözleri. 23 Temmuzda seçim sonucuna sevinenler (ABD Avrupa Birliği) bunlar bizim dostlarımız değil mi? Bizim hep iyliğimizi isteyen ABD ve Avrupa Birliği. Yarın vatan bölündüğünde, 30.000 vatandaşımız daha katledildiğinde onların kanları AKP ye oy veren sizlerin de ellerinde olacak günahı vebali boynunuza. “Ya laiksindir ya müslüman ikisi aynı anda olmaz” bunu söyleyen kişi laik mi müslüman mı?

28
Tem
07

leman-818

e5112d0b0124caf0e2f04e1bdeba79c0.jpge91f86b8f0fb9130cefae447a26c291a.jpg




İstatistikler

  • 2,194,214 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Temmuz 2007
P S Ç P C C P
« Haz   Ağu »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

En fazla oylananlar