Eylül 2007 için arşiv

22
Eyl
07

Aranıyor ama yakalanamıyor!

Interpol’ün ’kırmızı bültenle’ aradığı işadamı Alp Canseven, Türkiye’de sosyetik mekanlarda gezip sık sık da görülmesine rağmen, yakalanamıyor. Ankara’da bulunduğunu söyleyen Canseven aranmadığını iddia etse de, durumunu sorduğumuz Interpol ve ABD, ’Kendisi halen kaçaktır’ diye yanıt veriyor.

YAZILI, görsel ve dijital medyaya prodüksiyonlar yapan, ünlü sanatçıları Türkiye’ye getiren ANC Grup’un sahiplerinden 33 yaşındaki Alp Canseven, vatandaşı olduğu ABD’de 2005 yılında suça karıştı. Maryland, Washington DC ve Virginia’da, 2001’den 2005 yılına kadar iki hukuk firmasının, 25 bin dolar karşılığı, sahte belge ve işlemlerle yabancılara göçmen izni çıkarttığını belirleyen ABD güvenlik güçleri, operasyonla şebekeyi çökertti.

SEZER’LE FOTOĞRAF
Gözaltına alınan Jay Fredman, Rus Sergei Danilov ve Azeri Elnur Veliev tutuklandı. Şebekenin topladığı paraları transfer ettiği ileri sürülen iki şirketten birinin sahibi, bir diğerinin ortağı Canseven ise, eski manken Nilgün Han’la evlenerek Türkiye’ye döndü. Yakalansa 10 yıl hapis ve 250 bin dolar para cezası alabilecek Canseven’in dosyasını ABD Interpol’e teslim etti ve işadamı ’Kırmızı Bülten’le aranmaya başlandı. Buna karşın eşiyle tatillerinde çekilen fotoğrafları yayımlanan, sosyetik mekanlardan çıkarken görüntülenen Canseven’i, polis hálá yakalayamadı. Canseven’in şirketinin internet sitesinde, aralarında 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in de bulunduğu birçok ünlüyle yakın zamanlarda çekilmiş fotoğrafları yer alıyor.

’BERAAT ETTİM’ DİYOR
Telefonla ulaştığımız Canseven, “Altı ay önce beraat ettim. Aransam Ankara’da nasıl dolaşırım? Suçlu kiracımdı, bilgime başvurdular” dedi. Interpol ve Baltimore Savcılığı ise, Canseven hakkında kırmızı bültenin hálá yürürlükte olduğunu bildirdi.

Polis eskortu vardı

Küçükçekmece’de yolu sık sık polis tarafından kesilen Alp Canseven, geçen yıl mart ayında, arkadaşı Hasan Söyler’den yardım istedi. Söyler, Canseven’e, üç polisi eskort olarak gönderdi. Söyler’in daha sonra 100 bin dolar istemesi üzerine, Canseven ’tehdit’ iddiasıyla polise başvurunca, olay ortaya çıktı. Söyler ve iki adamı gözaltına alındı, 3 polis hakkında soruşturma açıldı. Söyler ve iki adamı serbest kalırken, Canseven, hakkında uluslararası arama kararı olmadığı gerekçesiyle bırakıldı.

22
Eyl
07

Ahmedinejad “düşmanlarını” uyardı!

İran’da, 8 yıl süren İran-Irak savaşının başlangıç yıldönümü dolayısıyla düzenlenen Kutsal Savunma Haftası, ülke genelinde törenlerle kutlandı.

Başkent Tahran’da İslam devrimi lideri Humeyni’nin mezarı yanındaki alanda düzenlenen törene, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Komutanı ile diğer üst düzey komutanlar, din adamları ve siyasiler katıldı.

Ahmedinejad, burada yaptığı konuşmada, “düşmanların 27 yıldır kendilerine baskı yaptığını, ancak bu baskılar altında bütün alanlarda çok ilerlediklerini ve bütün tehditleri fırsata dönüştürdüklerini” ileri sürdü.

Ahmedinejad, Orta Doğu’daki milletlerin kendi güvenliklerini sağlayabileceklerini ve bölgeyi yönetmek için de yabancı güçlere ihtiyaçları bulunmadığını belirtti.

Orta Doğu’daki huzursuzluğun kaynağının yabancı güçler olduğunu ifade eden Ahmedinejad, işgalcilerin Irak halkına saygı göstermelerini ve bölgeden çekilmelerini istedi.

Ahmedinejad’ın konuşması ardından, Silahlı Kuvvetler, Devrim Muhafızları ve gönüllü milis teşkilatı Besic’e ait birlikler, ordunun elindeki silahlarla resmi geçit yaptı.

Resmi geçitte gösterilen silahlar arasında askeri Zelzal, Fecr, Kased, Naziat ile menzili 1900 kilometreye varan Şahab füzeleri de yer aldı.

Törende, İranlı uzmanlarca üretilen ve iki gün önce deneme uçuşunun başarıyla yapıldığı açıklanan “Saiga”, türkçesiyyle şimşek, adlı savaş uçağı da gösteri uçuşu yaparak, resmen İran hava kuvvetleri filosuna katıldı.

Diğer yetkililerin açıklamaları

İran Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Ali Caferi, “İran düşmanlarına topraklarını açan ülkelere füzelerle cevap vereceklerini” söyledi.

Tuğgeneral Caferi, törenden sonra gazetecilerin, “muhtemel askeri saldırıya” ilişkin soruları üzerine, komşu ülkelerden “İslam düşmanlarıyla birlikte hareket etmemelerini” istedi.

Caferi, başka bir soruyu yanıtlarken de, “İran’a karşı topraklarını düşmana kullanma izni veren ve bize saldırma imkanını sağlayan bir ülke, kesinlikle düşmanın müttefiki sayılır. O zaman da İran cevabını füzelerle verecek” ifadesini kullandı.

İran’ın silah sanayisinde kendine yeter hale geldiğini söyleyen Caferi, “Şimdiki teçhizatımız elimizde olsaydı, İran-Irak savaşı 8 yıl sürmezdi, birkaç ay içinde düşmanı yenilgiye uğratırdık” diye konuştu.

Savunma Bakanı Mustafa Muhammed Neccar da şu anda hiçbir tehdit hissetmediklerini, ancak herhangi bir tehdit durumunda, her türlü tehdide “sert yanıt” vereceklerini kaydetti.

Deniz Kuvvetleri komutanı Tuğamiral Habibullah Seyyari de “İran’a saldıranların bütün dünyadaki çıkarlarını hedef alacaklarını” belirtti.

8 yıl süren İran-Irak savaşının başlangıç yıldönümü, İran’da Kutsal Savunma Haftası olarak kutlanıyor.

22
Eyl
07

Bir mahalle edebiyatıdır gidiyor…

Rauf Tamer, bugünkü yazısında, ‘Medya Mahallesinin Kabadayıları’na hitaben; “Önce o delikanlılar kayboldu gitti. Sonra da zaten mahallede namusu korunacak kız kalmadı. Sizin şimdi bahsettiğiniz mahalle baskısı nedir kuzum? Hangi semtte, hangi mahalledir o? Bana yolunu tarif eder misiniz?” diye sordu.

Bir “mahalle” edebiyatıdır gidiyor.

İşin oralara indirgenmesi biraz avam kaçmıştır ama herkese de kendi mahallesini hatırlatmıştır.

Bizim mahallede delikanlılar vardı… Dışardan gelen çapkınlar, önce onlara toslardı. Çünkü “mahallenin namusu” onlardan sorulurdu.

***

Önce o delikanlılar kayboldu gitti.

Sonra da zaten mahallede namusu korunacak kız kalmadı.

Geçenlerde bizim mahalleye uğramıştım. Bir baktım, arkadaşının sevgilisine askıntı olan yeni tipler türemiş.

Hayret.

Saraylı Teyze’nin evi yıkılmış, yerine market açılmış. Top oynadığımız arsayı aradım, yok… Orada şimdi 16 katlı bir apartman yükseliyor…

Cambazhane ve Lunapark vardı, ne gezer? Büyük bir otel yapılıyor orada.

Alkapon İlhami’yi sordum. Kimse tanımıyor. Marlon Behiç’i sordum, kimse hatırlamıyor.

Bu mu bizim mahalle?

Aman Allah.

Böyle mahallenin baskısı’ndan ne olur? Hamidiye Çeşmesi akmıyor. Has Fırın’da artık pizza pişiyor…

Canım sıkıldı.

Kös kös döndüm.

***

Halbuki o mahalle’nin bir anayasası vardı. Tıkır tıkır işlerdi.

Orada halk filozofları vardı. Herbiri hergün bir atasözü üretirdi.

Kimse mahkemelik olmazdı. Çünkü hak hukuk diye bir racon vardı.

Mutfak terbiyesi ve sofra adâbı vardı. Tanrı Misafiri diye bir şey vardı.

Biz böyle bir mahallede büyüdük. Sizin şimdi bahsettiğiniz mahalle baskısı nedir kuzum?

Hangi semtte, hangi mahalledir o? Bana yolunu tarif eder misiniz

22
Eyl
07

AİHM’den Türkiye’ye işkence cezası!

AİHM 17 yaşındayken işkence gören Onay’ın davasında işkence ve işkencenin etkili soruşturulmaması nedeniyle Türkiye’yi mahkum etti. Onay 5 bin avro tazminat alacak.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 2002’de 17 yaşındayken Diyarbakır’da gözaltında işkence gören Sıddık Onay’ın davasında, Türkiye’yi işkenceden ve işkenceyi etkili soruşturmamaktan dolayı mahkum etti; Onay’a beş bin avro manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Onay Mayıs 2002’de gözaltına alındı. Kötü muamelenin izleri adli tıp raporlarınca saptandı. Sorgu yargıcıyla görüşmesinde de kayda geçti. Savcılık polislerle ilgili başlattığı soruşturmayı iki buçuk yıl sonra sonuçlandırdı ve dava açmamaya karar verdi. Onay mahkemede itiraz etti; ama Ağır Ceza Mahkemesi savcılığın kararından iki ay sonra bu itirazı da reddetti.

Mahkeme dün (20 Eylül) verdiği kararında Onay’a işkence yapıldığını, savcılığın işkence iddiasını soruşturmadığını saptadı; Onay’ın gözaltı süreci boyunca alınan tıbbi raporların hepsi işkence izlerini gösterirken, “işkence bulgusu yok” diyen bir tıbbi raporun hiçbir bulgusunu dikkate almadığını da yazdı.
Dört günlük gözaltı

AİHM kayıtlarına göre, Diyarbakır Asayiş Şubesi’ne bağlı polisler Onay’ı Mayıs 2002’de kapkaççılık şüphesiyle gözaltına aldı. Gözaltı öncesi Adli Tıp raporunda, Onay’ın vücudunda bazı kesikler olduğu ama işkence, kötü muamele izi olmadığı yazılıydı.

Ertesi gün, 27 Mayıs’ta alınan bir başka raporda da Onay’ın vücudunda dayak veya fiziksel kuvvet kullanımına dair bir iz bulunmadığı yazıldı. Aynı gün savcılık, polisin isteğiyle gözaltı süresini Onay’ı görmeksizin iki gün daha uzattı. Polisin raporuna göre, Onay, Çocuk Şubesi’ne teslim edildi.

28 Mayıs’ta Onay yeniden tıbbi kontrole getirildi. Bu seferki raporda, üst kolunda 10×2 santimetrelik iki çürük, omzunun hemen altında 5×1 santimetrelik bir başka çürük olduğu, bunların iki yada üç günlük olduğu yazılıydı. Rapor, gözaltı öncesinde varolan kesikleri de saptamıştı.

Onay için aynı gün öğleden sonra bir tıbbi rapor daha alındı. Bu da bir önceki raporun bulgularını doğruluyordu. İki rapor da Asayiş Şubesi’nin isteği üzerine alınmıştı.

29 Mayıs’ta Çocuk Şubesi bir rapor daha aldı. Ama bu raporda gözaltı öncesi kesikler saptanırken, önceki raporlarda yer alan işkence izlerine dair hiçbir bulgu yoktu.

Aynı gün savcılığa çıkarılan Onay, kendisine yönelik suçlamaları reddetti. Baro’nun görevlendirdiği avukatı, Onay’ın gözaltında kötü muamele gördüğünü, vücudunda izleri olduğunu söyledi ve tam bir tıbbi rapor istedi.
İzleri yargıç da kayda aldı

Onay aynı gün görüştüğü soru yargıcına işkence gördüğünü, polislerin gözlerini bağladığını, vücuduna elektrik verdiğini, coplarla dövdüğünü ve kendisini suçlamaları itiraf etmeye zorladıklarını söyledi.

Yargıç da Onay’ın sağ üst kolunda serçe parmak kalınlığında, 7 santimetrelik, sol omzunun altında aynı kalınlıkta 3 santimetrelik çürükler, sol dizkapağında kabuk bağlamış bir yara, sol ayak bileğinde şişlik ve eski kesikler bulunduğunu saptadı.

Ancak Onay yeniden gözaltına gönderildi.
Savcının aldığı ifade

30 Mayıs’ta Onay’ın avukatı savcılıktan gözaltında görevli polislerle ilgili işlem yapmasını istedi. Tam bir tıbbi rapor isteğini de yineledi. Bunun ardından savcılık soruşturma başlattı.

Aynı gün, savcı Onay’dan ayrıntılı bir ifade aldı. İfadede Onay’ın yargıca söylediklerini tekrarladığı, ancak Çocuk Şubesi’ne aktarıldıktan sonra artık kötü muamele görmediği, kollarındaki yaralarıysa, kötü muamelenin acısına dayanamadığı için, hücre penceresinden söktüğü metal tellerle kendisinin yaptığı yazılıydı.

Savcılık Adli Tıp Enstitüsü’nden ayrıntılı bir inceleme ve yaraların nedeni hakkında açıklama istedi.

Adli Tıp Enstitüsü’nün 30 Mayıs’ta hazırladığı rapor koldaki çürüğün üç, dört günlük olduğunu ve kaba kuvvet kullanımından kaynaklandığını saptadı. Raporda yaraların hayati olmadığı, ancak bir gün iş göremezliğe neden olacak nitelikte olduğu yazılıydı.
2,5 yıl sonra takipsizlik

18 Kasım 2004’te, savcılık yaraların hepsinin gözaltı öncesine ait olduğunu, kol ve gövdedeki izlerinse Onay’ın kendisi tarafından yapıldığını belirterek polis memurları hakkında kovuşturma yapmamaya karar verdi.

Onay bunun üzerine Siverek Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme 19 Ocak 2005’te bu başvuruyu reddetti.

22
Eyl
07

Gazateciler Köşk’ü halka açıyor!

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün seçim öncesi dile getirdiği “Köşk halka açılacak” sözlerine ilişkin çalışmalarda sona yaklaşıldı. Köşk ilk olarak Pazartesi günü gazetecilere tanıtılacak. Ankara’da görev yapan basın yayın kuruluşlarından muhabirler, Çankaya Köşkü yerleşkesini görüntüleyecek, yapılar hakkında bilgi alacak.

ANKA’nın edindiği bilgilere göre, Köşk yönetimi, “bürokrasisiz ve protokolsüz devlet olmaz” anlayışından yola çıkarak, Köşk’ün halka nasıl açılacağı yönündeki çalışmalarında sona geldi. Çalışmalar şekillendikten sonra Cumhurbaşkanı Gül’ün onayına sunulacak.

Köşk’te yapılan programların çoğunluğunun basına açık olacağı belirtilirken, Cumhurbaşkanı Gül’ün yoğun bir program izleyeceği kaydedildi.
Çankaya Köşkü’nün halka nasıl açılacağının tam olarak netleşmediğini belirten yetkililer, çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

Bürokrasinin ve protokolün en çok hissedildiği yerlerin dünyanın her yerinde cumhurbaşkanlığı çalışma alanları olduğuna dikkat çeken yetkililer, “Bu ince ayar, bir çizgide tutulacak. Halk, daha önceden başvurarak randevularla ve belli periyotlarla alınacak. Vatandaşlar Çankaya Köşkü’nün çalışma sistemini, müzeyi ve mekanları tanıyacak. Flora bakımından zengin olan Köşk’ü gezecek. Köşk nedir sorusuna yanıt bulacak” dediler.

Bu kapsamda Çankaya Köşkü’nü önce gazeteciler tanıyacak.
Ankaralı gazeteciler Pazartesi günü Köşk’ü tanımak ve tanıtmak için Çankaya’ya davet edildi. Muhabirler, kameramanlar ve foto muhabirlerinin Pazartesi günü saat 10.00’da başlayacak gezisinde gazeteciler, Köşk yerleşkesi hakkında bilgi alacak.

22
Eyl
07

Aşka muhalefet yetkisi!

22
Eyl
07

fıkralar

  FAHRİ DOKTORA

………Zenginlerden biri bir üniversiteye yüklü miktarda bagis yapmis. Yaptigi bu bagistan ötürü ona “Fahri Doktora” lik vermisler. Ancak eve geldiginde karisi :

– Sen doktor oldun. Bende istiyorum. Git bir bagista benim için yap. Banada doktoralik al demis.

– Yaw etme eyleme. Bak ya verirler ya vermezler.

. . ….Adam yine gitmis üniversiteye. Rektörle görüsmeye baslamis.

– Yaw ben doktor oldum. Ancak benim karimda istiyor. Evde huzur kalmadi. Bir bagis daha yapsam

onada doktoralik alabilir miyiz ?

– Tabii. Neden olmasin.

…….Adam yine yüklü miktarda bagis yapmis üniversiteye. Karisi da doktor olmus. Bir süre sonra karisi :

– Beey. Git bizim ata da doktoralik al. Sen doktor oldun, ben doktor oldum hayvan komplekse girdi.

– Yaw olur mu hanim. Ata doktorluk verirler mi.

– Ama hayvan yemeden içmeden kesildi. Çabuk git ona da doktorluk al.

– Valla ya olur, ya olmaz. Ben giderim rektörle görüsmeye.

……..Adam yine üniversitede. Rektörle görüsüyor.

– Rektör bey. Ben doktor oldum, karim doktor oldu. Bizim at bunalim geçiriyor. Hayvan komplekse girdi

Bir bagisda onun icin yapsam ona da doktorluk verir misiniz?

. ….Rektör bir süre düsünmüs.

– Tabii. Neden olmasin. Simdiye kadar ne eseklere doktorluk verdik… . . . :)))


Yüzme Yarisi

. . . . . Bir gün çok özürlüler arasinda yüzme yarisi yapilacak. Yarismacilar geliyorlar

kulvarlarin basina. Bir tanesinin kollari yok, bir tanesinin bacaklari yok, bir tanesinin

belden asagisi yok ve bi tanesi de sadece kafa.

. . . . .Diziliyorlar kulvarlarin basina. Silah sesi duyuluyor. Hep birden atliyorlar havuza

Yaris basliyor. Kollari olan kollarini çirpiyor, bacaklari olan bacaklarini çirpiyor. Ama

kafa meydanda gözükmüyor. Aradan 2 dakika geçiyor. Diger yarismacilar 2. tura basliyorlar

ama kafadan hala haber yok. Yarisi durduruyorlar. Hemen bir dalgiç ekip yolluyorlar

havuzun dibine. Bir bakiyorlar kafa havuzun bir kösesinde duruyor. Hemen tutup çikartiyorlar

disari. Kafa disari çikar çikmaz derin bir nefes aliyor.

Soruyorlar.

– Yaw noldu birader.

Kafa cevap veriyor.

– Sorma abi kramp girdi. Kramp. . . . . : D


Polis oluyor.

…. Polisin biri birgün kumsalda gezinirken kumla garip sekiller yapan cocuk gormus.

Yanina gitmis.

-Cocugum sen ne yapiyorsun

-Polis yapiyorum

-Nasil yapiyorsun

-Kum katiyorum, su katiyorum, bok katiyorum polis oluyor.

-Ne ! Bok katiyorsun haa !

-Al sana

Cocugu bir guzel dovmus. Ertesi gun gelmis bakmis cocuk yine orada

-Cocugum sen ne yapiyorsun

-Polis yapiyorum

-Nasil yapiyorsun

-Kum katiyorum, su katiyorum, bok katiyorum polis oluyor.

-Ne ! Bok katiyorsun haa !

-Al sana

Cocugu yine dovmus. Ertesi gun gelmis bakmis cocuk yine orada. Gitmis yanina.

-Cocugum sen ne yapiyorsun

-Asker yapiyorum

-Nasil yapiyorsun

-Kum katiyorum, su katiyorum asker oluyor.

-Bok katmiyor musun ?

-Yoooo. Bok katinca polis oluyor ! ! !


Müdürler

…. Bir gün insanin iç organlari toplanmis bir karara varmaya çalisiyorlar.

“Durumumuz hiç iyi degil. Yeni bir sistem gerek. Yeni bir yönetici gerek”

Beyin ilk yönetici adayi olarak geliyor…

– En iyi düsüneniniz benim. Ben olmasam düsünemezsiniz. Ben yönetici olucam

Arkadan ayaklar geliyor…

– Sizi ben tasiyorum. Ben olmasam yürüyemezsiniz.

Sonra mide geliyor…

– Yediklerinizi ben sakliyorum ben müdür olucam.

Böylece bütün organlar geliyor ben müdür olucam diyor.

Ama bu görüsmeye götü çagirmiyorlar bile. Bu duruma göt çok bozuluyor ve kendini kapatiyor.

Aradan bir hafta geçiyor. Bakiyorlar durum daha kötüye gidiyor. Gidiyorlar götün yanina…

-Ne olur aç kendini

diyorlar. Götde

-Müdürlügü bana verirseniz açarim kendimi diyor.

Vermiyorlar müdürlügü. Bir hafta geçiyor üstünden. Durum hepten kötüye gidiyor. Diger

organlarda derman kalmiyor. Gidiyorlar götün yanina.

-Tamam. Aç kendini. Müdürlükte senin olsun. diyorlar

. . . . . . . . O gün bugündür bütün götler müdür…


Felsefe

. . . . . Temel kahveden içeri girmis. Bir bakmis adamin biri gömülmüs kitaplarin arasina

biseyler okuyor. Merak etmis gitmis yanina. Sormus.

– Hemserim. Sen ne okuyon böyle.

– Sssshhhttt. Felsefe okuyorum.

– Felsefe mi ? O ne ula ?

– Simdi sana anlatsam anlamazsin. Ben iyisi sana bir örnek vereyim. Senin evinde akvaryum var mi?

– Heee. Vaaar.

– Evinde akvaryum varsa demek ki sen hayvanlari seviyorsun.

– Heeee seviyorum.

– Hayvanlari seven insanlari da sever.

– Heee seveeeer.

– Sen evlisindir.

– Evet evliyiim.

– Senin çocuklarinda vardir.

– Heee vaaaaar.

– Demekki sen ibne degilsin !!!

. . .

. . Bu is Temel’in çok hosuna gitmis. Ertesi gün ayni kitaplardan kendiside almis. Oturmus

kahveye baslamis okumaya. O sirada Dursun gelmis.

– Ula Temel ne okuyorsun öyle ?

– Sssshhhhttt. Felsefe okuyorum.

– Ula felsefede neymis.

– Simdi sana anlatsam anlamazsin. Ben iyisimi sana bir örnek vereyim. Senin evinde akvaryum

varmi?

– Hayiir. Yoook.

– Hadi ordan ibne seni ! ! !

22
Eyl
07

cimbomlu

Kadinin biri futbol hastasi olan GS`li kocasinin kendisine olan ilgisizliginden sikayet ediyormus. Ne yaptiysa kocasinin istegine, ilgisine muhatap olamiyormus. Sonunda bir arkadasi ona kocasinin nefret ettigi sari lacivert renkli ic camasirlarla yataga girerse belki istedigini alabilecegini soylemis. Kadin arkadasinin onerisini denemis.
Kocasi onu sari lacivertrenklerle gorunce gercekten de azgin bir boga kesilivermis ve karisina istedigini vermis, onu sabaha kadar uyutmamis.
Bu ertesi gun de boyle gitmis, ondan sonra da… Kadin cok mutluymus, ancak bu tempo ilerideki gunlerde kadini yormaya baslamis. Ama o camasirlari giymese de kocasi artik durmuyormus. Ne yapacagini dusunurken, arkadasi bu defa da ilk yaptiginin tersini yapmasini onermis. Kocasinin karsisina sari kırmızı renklerle cikarsa onu rahat birakabilecegini onermis. Kadin da bunu uygulamis.
Gece karisini karsisinda sari kırmızı camasirlarla goren kocasi gulumsemis:
“Ee, adami iste boyle Sike sike cimbomlu yaparlar” demis.

22
Eyl
07

Biliyor muydunuz?

Biliyor musunuz erkek organina Almanlar kibarca ne dermis?
>> > >Perde…
>> > >Cunku oyun bittiginde inermis…
>> > >Ya Ingilizler?
>> > >Centilmen…
>> > >Kadinlari gorunce ayaga kalktigi icin…
>> > >Fransizlar da sarki diyormus. Agizdan agiza dolastigi icin…
>> Iranlilara
>> > gore kibarcasi, kalles… Hep arkadan saldirdigindan oturu…
>> > >Eskiden Ruslar da partizan diyorlarmis. Ne zaman sertlesecegi
belli
>
>> > >olmadigi icin…
>> > >Listede Turklerin bulunmamasi yuregime dokundu. Onu da ben
ekledim.
>
>> > >Turklere de sormuslar:
>> > >* Kibarca erkek oranina ne derler sizde?
>> > >* Şef…
>> > >* Neden?
>> > >* Her birimizi o yonettigi icin…

22
Eyl
07

“YONETIMLER”

“YONETIMLER”
“Baba hayat bilgisi dersinde yonetimleri isliyoruz, bana demokrasiyi anlatirmisin?” demis. Babasi: “anlatmasina anlatirimda yavrum ama senin bazi tanimlari bilmen gerekiyor” demis, “Bak simdi benim fabrikam var ve eve para getiriyorum, ben kapitalistim; paranin nasil harcanacagina annen karar verir,o hukumet; hepimiz senin icin calisyoruz, sen halksin besikteki kardesin gelecek; hizmetcimiz ise isci sinifi. Sen bunlari ogren. Ben sana sabah demokrasiyi anlatirim” demis. Gece cocuk uyanmis bir bakmiski kucuk kardesi altini pisletmis ve durmadan agliyor. Hemen anne ve babasinin odasina gitmis. Annesi horul horul uyuyor. Uyandirmaya calismis ama basaramamis. Babasi yatakta degil, gecerken hizmetcinin odasina bir bakmiski hizmetci ile babasi sevisiyor. Caresiz donup yatmis. Ertesi sabah babasi” gel oglum sana demokrasiyi anlatayim” demis. Cocuk: “gerek yok baba, ben artik biliyorum” yanitini vermis ve anlatmaya baslamis: “Kapitalistler isci sinifini becerirken hukumet uyuyor, halk endiseli, gelecek ise bok icinde”.




İstatistikler

  • 2,194,210 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Eylül 2007
P S Ç P C C P
« Ağu   Eki »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

En fazla oylananlar