Ağustos 2016 için arşiv

24
Ağu
16

Uyu yavrum niiinniiii — uyutayım seniiii… Gücü ellerinde tutmak için hükümetler herdaim halka yalan söyler — çünkü “insan”lara doğruyu söylerlerse iktidarları pek uzun sürmez… ( Bu memlekette, sürüsüne bereket “yalan” mazoşistlerine ithaf ediyorum — ki %50’den fazla olduklarına kuşkunuz olmasın..)

KANLI  TİYATRO  VE  AÇILIŞI..!!!

Her  sorunun  bir  kaynağı  vardır;  siz  eğer,  kaynağa  değil,  soruna  eğilirseniz..  başınızı  hiç  bir  zaman  dik  konuma  getiremezsiniz;  işte  bugün  yaşadıklarımızın  özeti  budur.. (sivrisinek – bataklık  meselesi)

el kaide..  el nusra..  boko haram..  ve  şimdilerde  merkeze  alınan  ışid…

Bu  örgütleri  gerçekten  ‘islâmcı’  diye  niteleyenler varsa;  ya  medyanın,  yılmaz  ‘inanıcı’ları..  ya da  bildiğiniz  ‘mevzudan  habersiz’  niyet  okuyucularıdır..!!!

bu örgütler, sempatizan ve militan bazında ‘müslüman’ kimliğe sahip gibi görünse de..   zaten  amaç ; bu  komployu  ‘islâm’ın  üzerine  yıkmaktır..

ama  gerçek  şudur  ki ;  bu  örgütlerin  bugüne  değin  eylem  ve  propagandalarından  en  çok zararı  gören..  hatta,  tüm  zararı  gören;  ‘müslümanlar’dır..!!!

dediğimiz gibi;  bu  örgütler  sempatizan  ve  militan  bazında  ‘islam’  kimliğine  sahip  gibi  görünse  de;  yönetim  bazında  ve  eylem-sonuç  ilişkisi  bakımından,  ”musevi-hristiyan’ ittifakı  olan,  ‘evangelist’  yapılanmanın  ürünüdür!.  (abd  etkin  lobi)

durduk  yerde,  bir  günde  ortaya  çıkan  ve  dahi  medya  güçlerince  ‘başa  çıkılamayacak  düşman’  imajıyla  beyinlere  kazınan  ‘ışid’;  aslında  daha  önce  adını  koyduğumuz  ‘TERÖR ÇAĞI‘nın  askerleridir  ve  içlerinden  bazı  avanaklar  hariç..  hepsi  paralı  askerdir!..

pek  çoğu  kadroludur!.

‘terör  çağı’nın  lejyonerleri..

Somali  korsanlarının  ortadan  kaybolması  ve  ABD’nin  Iraktan  çekilmesi  ve  ‘ışid’in  ortaya  çıkması;  bu  üçlü  sac-ayağı,  bugünün  savaş  planı  için  gerekliydi  ve  başarılı  da  oldu..

elbette  ki  ABD Irak’tan  çekildi;  ama iz-düşümü  ‘ışid’  yapılanması,  karanlık  bir  gölge  gibi  orada!..

Gaziantep’imiz  de  patlayan  son  bomba!.  ve  bugün  ‘işid’le  sıcak  temas!.

tıpkı ‘feto’ denen  yapılanmanın,  korkarım  tek  başına  ‘Hakan Şükür’..  namı değer  ‘şaban’a  yamanması  gibi..

hani  birinin  çıkıp :

“hepiniz  oradaydınız,  pezevenkler..!!!”  demesi  gibi..

 

bugün,  ‘ışid’le  sağlanan  sıcak  temas  da..   aynen öyle..

Bu  ‘kanlı  tiyatro’nun  açılışı  için;  bunca  çoluk – çocuğun

katledilmesine  değer  miydi,  ilâhınız  olan  “şeytan”ınızı  siktiğimin

orrrrrospu  çocukları..!!!

topunuzun  köküne  kibrit  suyu  dökeyim..!!!

Okumaya devam edin ‘Uyu yavrum niiinniiii — uyutayım seniiii… Gücü ellerinde tutmak için hükümetler herdaim halka yalan söyler — çünkü “insan”lara doğruyu söylerlerse iktidarları pek uzun sürmez… ( Bu memlekette, sürüsüne bereket “yalan” mazoşistlerine ithaf ediyorum — ki %50’den fazla olduklarına kuşkunuz olmasın..)’

20
Ağu
16

SADAT ile yola devam ede(bile)cek iz’an(sızlığın)da olanlara şu Anwar el-SADAT'(Enver SEDAT’)ın sonunu hatırlatıyoruz…

 

 

*       *       *       *       *       *       *       *       *       *       *       *       *

NOT :  Aşağıdaki  yazı  05.09.2012  tarihinde  yayımlanmıştır :

POYRAZKÖY  TEZGÂHINDAN  TARİKATÇI  ‘SADAT’  ŞİRKETİ  ÇIKTI

SADAT-YÖNETİMİ

Aydınlık / Askerhaber  /  05  Eylül  2012  /

POYRAZKÖY  TEZGÂHINDAN  ‘SADAT’  ÇIKTI

Emekli  Koramiral  Ahmet  Feyyaz  Öğütcü  işaret  etmişti.

İrticacı  oldukları  için  TSK’tan  atılan  askerlerin  kurduğu  As-Der’in  yan  kuruluşu  olan  ve  Suriye’de  Esad’a  karşı  savaşanları  eğitmekle  suçlanan  SADAT  adlı  şirketten  bambaşka  bir  rezalet  çıktı.

Birkaç gündür Aydınlık’ın gündeme getirdiği SADAT’ın Yönetim Kurulu üyelerinden emekli SAT’çı Mehmet Emin Koçak’ın (fotoğrafta en solda) SAT komandolarının tutuklanmasına neden olan (SÖZDE) Poyrazköy davasında rol aldığı öğrenildi.Aydınlık’a bilgi veren emekli bir SAT komandosu, Koçak’ın Poyrazköy kazılarının yapıldığı dönemde Emniyet’le işbirliği yaptığını belirtti.

Kuzey Deniz Saha eski Komutanı Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü de SÖZDE) Poyazköy davasında bir ihbar mektubu aldığını belirterek şöyle demişti:

“Bazı personelin borçlu ve geçinemediklerini söyledikleri bir dönemde aniden paralanıp ev ve araba aldıkları vurgulanmıştı.İsimlerden biri de Mehmet Emin Koçak’tı.Koçak’ın çok defa izinsiz ABD’ye gittiği de tespit edildi.Bu yüzden 2009′da tutuklandı”

SADAT’ın örütbağ yayınındaki, “Yönetim Kurulumuz” başlıklı fotoğrafta yer alan Mehmet Emin Koçak’ın, SAT komandolarının tutuklanmasına neden olan (SÖZDE) Poyrazköy davasında rol aldığı öğrenildi.Koçak, Poyrazköy kazılarının yapıldığı dönemde emniyetle işbirliği yaptı,dava başladıktan sonra da kendi isteğiyle emekli oldu.

Koçak’ın adı, SADAT’ın “Danışman listesi” bölümünde, “Deniz Kuvvetleri muharip sınıf” başlığı altında şu şekilde yer alıyor: E.SAT Kd.Başçavuş Mehmet Emin Koçak, Su Altı Taarruz, Komando, Dalgıç, Balık Adam, Keskin Nişancı, İleri Tahrip, Özel Hrk.Şahıs ve Tesis Koruma Uzmanı.

BİR  ANDA  ZENGİN  OLDU

Kuzey Deniz Saha eski Komutanı Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütcü de, (SÖZDE) Poyazköy davasında, Mehmet Emin Koçak’tan bahsetti.Öğütçü, İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki, 12 Ocak 2011 tarihli duruşmada, şu bilgileri verdi:

“Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’na 20 Mayıs 2005′te Cemal Korkmaz sahte ismi ile gönderilen bir ihbar mektubunda, SAT Grup Komutanlığı’nda bir gruptan bahsedilmişti.Bahse konu personelin son zamanlarda SAT Grup Komutanlığı’nda yaşanan olaylarla ilgili olabileceği belirtildi.Bu personelin aşırı borçlu oldukları ve geçinemediklerini söyledikleri bir dönemde aniden paralanıp ev ve araba aldıkları vurgulanmıştı.İsimlerden biri Mehmet Emin Koçak’tı”

ABD’YE  İZİNSİZ  GİTTİ

Öğütçü, gelen ihbarda yer alan bir bilginin de yurtdışı ziyaretleri olduğunu hatırlattı:

“Bu şahıslardan birinin ABD’ye gidip gelmesinden sonra SAT grubunda olayların meydana gelmesinin dikkat çektiği belirtilmişti.Prensip olarak imzasız ve sahte imzalı mektuplara işlem yapılmadığı için mektuba ilişkin bir işleme geçilmemişti.Ancak 25 Mayıs 2009′da, şahıslardan birinin denize mühimmat attığı telefon ile tarafıma rapor edilmiştir.Şahıs da ifadesinde mermileri denize attığını itiraf etmiş ve tutuklanmıştır”

2009′DA  TUTUKLANDI

İsmi geçen personelin iş yerleri ve evlerinde delil olabilecek tüm CD, doküman ve malzemelere el konulduğunu, yapılan aramalarda C4 maddesi bulunduğunu anlatan Öğütçü, şöyle devam etti:

“Mektupta ABD’ye tatile gittiği belirtilen astsubayın araştırılmasında, Mehmet Emin Koçak’ın çok defa izinsiz yurt dışına çıktığı tespit edilerek 23 Haziran 2009 tarihinde tutuklanmıştır.Özellikle Deniz Kuvvetleri hedef seçilerek hedef alınan komutanlıklar ile subay ve astsubaylara karşı içimize yerleşmiş sütü bozukları vasıtasıyla tertipler hazırlanmıştır”

ASDER  İTİRAF  ETTİ

SADAT da, internet sitesinden Aydınlık’ın haberlerinin doğru olmadığını öne sürmek üzere yaptığı yazılı açıklamada, TSK’yı hedef alan tertiplerde rol aldıklarını itiraf etti.

Aydınlık’ın haberinde geçen, “ASDER, Ergenekon ve Balyoz davalarına bilgi ve belge sızdırılması ile bu belgelerin sahtelerinin oluşturulmasında görev almıştır” ifadesine SADAT, şöyle yanıt verdi:

“ASDER Mensupları, bildikleri bir şey varsa bunu açık olarak bildirmekten başka bir şey yapmamıştır”

NOT : Konuyu daha derinlemesine öğrenmek için bakınız ;

İSTANBULDA GAYRİ NİZAMİ HARP TEŞKİLATLANMASI
VE SURİYE SINIRINDA OLANLAR

http://nacikaptan.com/?p=190

*       *       *       *       *       *       *

İSTANBUL’DA  GAYRİ  NİZAMİ  HARP  TEŞKİLATLANMASI  VE  SURİYE  

SINIRINDA  OLANLAR

Değerli okur,

Suriye’den  gelen  lejyoner  askerler  nedeniyle  Antakya  ve  çevresindeki  yerleşim  bölgelerinde  can  güvenliği  ve  huzur  kalmamıştır.

Hatay valisi ise bu konuda yaptığı açıklama ile gerçekleri saklamış ve saptırmıştır.Vali siyasi bir duruş sergileyerek, hükümetin istek ve beklentilerine uygun bir açıklamayı yapmıştır.

GERÇEKLER ;

Yandaş basın bu olayları saklasa da sesi susturulamayan az sayıdaki
gerçek Ulusal basın ve yerel sivil toplum kuruluşları gerçekleri duyurmaya çalışıyorlar.
Bu önyazının sonunda İskenderun Çevre Koruma Derneğinden gelen bir mektup,yörede olanları anlatmaktadır.

Türkiye komşumuz olan Suriye’ye karşı kurulan Haçlı ordularının karargahı ve taşaronu
haline gelmiştir.Dışişleri bakanı Davutoğlu ve Başbakan Erdoğan savaş naraları atarak,
ülkemizi felakete sürüklemektedirler.Bir sene önce Suriye ile kanka olanların neden bu kadar değiştikleri sorgulanmalıdır !!!

Suriye’ye karşı açılmış olan örtülü savaşın karargahı Ülkemizde olup,kamplar sadece savaştan kaçan aileleri değil,Esad güçlerine karşı olan askerleri ve komutanları Hatay’daki Apaydın kampında barınmaktadır.Bu asker ve lejyonerler,kamplardan sınır ötesine geçerek savaşıp dönmektedirler.Suriye’ye karşı oluşturulan karışık lejyoner birliklerine her türlü silah,cephane desteği,ekonomik yardım ve sağlık ,tedavi hizmetleri AKP iktidarı tarafından ve MİT aracılığı ile sağlandığı dış ve iç basında açıkça yazılmaktadır.

AYDINLIK  GAZETESİ  03 Eylül 2012

İşin daha da tehlikeli ve ürkütücü tarafı Farklı ülkelerden para karşılığı gelen yeni nesil lejyoner askerlerin bir kısmı AYD Türkiye’de,İstanbul Beylikdüzü’nde eğitilmektedir.Aydınlık’ın haberine göre TSK’dan irtica nedeniyle ihraç edilmiş askerlerin İstanbul’da kurdukları SADAT isimli KONTRGERİLLA MERKEZİNDE Suriye’ye gönderilen lejyonerlere kendi web sitelerinde yazılı olan aşağıdaki eğitimler verilmektedir;

* GNH’te (Gayri Nizami Harp) teşkilatlanma
* İstihbarat
* Mukavemet harekatı
* Gerilla harekatı
* Kurtarma-kaçırma harekatı
* Özel Kuvvetler harekatı
* Gizli deniz harekatı
* Hava harekatı
* Psikolojik harp harekatı
* Muhabere ve muhabere emniyeti
* GNH kuvvetlerine karşı harekat
* GNH’de liderlik
* GNH’de ilk yardım

Kursiyerlere GNH kursu sonucunda kazandırılacak kabiliyetler ;

* Başta psikolojik harp ve harekat olmak üzere
* Sabotaj
* Baskın
* Pusu
* Tahrip
* Suikast
* Kurtarma ve kaçırma
* Tedhiş
* Sokak hareketleri türü eylemlerde ve gizli etkinliklerden oluşan harekat teknikleri

İMKAN  VE  KABİLİYETLERİNE  ULAŞTIRILIR.
BAŞARILI  OLANLARA  GNH  UZMANLIK  SERTİFİKASI  VERİLİR.

GNH eğitimleri teorik,pratik ve simulasyon olarak toplam 16 haftalık
bir programdan oluşmaktadır.

http://www.sadat.com.tr/

İşte böyle sayın okur,
İstanbul’un göbeğinde sabotaj-pusu-suikast eğitimleri verilmektedir.
Polise ve askere gerek kalmamıştır.
Terörist yetiştirmek için artık internette ilanlar verilmektedir.
Şirketin kurucusu 28 Şubatta emekli edilen tümgeneral Adnan Tanrıverdi şöyle diyor ;
“İslam ülkelerinde kanlı bir değişim başlamıştır,onlara yardımcı olmak istiyoruz”
Nasıl yardımcı olacakları ise eğitim programlarından bellidir.
Asılsız ve dandirik nedenlerle TSK mensuplarını tutuklayan Cumhuriyet savcıları,
Aydınlık gazetesinin bu haberlerine karşı bakalım ne yapacaklardır ???

***

Sizlere 03.09.2012 tarihine ait Cumhuriyet ve Aydınlık gazetelerinden haber başlıkları sunuyorum :

Cumhuriyet

İşte Apaydın kışlası

“Suriyeli muhaliflerin ‘talimat merkezi’ olarak kullandığı karargâhta 386 subay, 72 astsubay var.
CHP milletvekillerinin sokulmadığı Antakya’nın Apaydın kampında Suriye ordusundan kaçarak saf değiştiren 1 tümgeneral, 32 tuğgeneral, 82 albay ve 59 yarbay bulunuyor. “Özgür Suriye Ordusu” lideri Albay El Assad ve yardımcısı Albay Kurdi, Suriye’deki savaşı buradan yönetiyor.

Subayların oluşturduğu üç ayrı “askeri konsey” bulunuyor. Yetkililer, “Kampta kalan subay ve askerler zaman zaman Suriye’ye savaşmak üzere gidip geri geliyor. Suriye’ye savaşmaya giden subaylar arasında iki general de yer aldı” diye konuştu.”

***

Aydınlık

İstanbul’un  göbeğinde  ‘yasal’  kontrgerilla  merkezi : SADAT

TSK’dan  atılan  irticacı  askerler  Suriyeli  çeteleri  eğitiyor,  silahlandırıyor – 1

Suriyeli ve yabancı militanlar, AKP Hükümeti’nin özel bir şirket olarak kurdurduğu SADAT tarafından eğitiliyor ve silahlandırılıyor. SADAT görünüşte yasal bir şirket. Gerçekte ise bir Kontrgerilla merkezi gibi örgütlenmiş

Suriye’de iç savaş çıkaran Suriyeli ve yabancı eylemcileri eğitmek ve silahlandırmak üzere kurulan İstanbul’daki merkezi bulduk. SADAT (Uluslararası Savunmak Danışmanlık İnşaat, Sanayi ve Ticaret AŞ) adlı merkez, 28 Şubat sürecinde ordudan atılan veya çıkarılan AKP çizgisindeki emekli askerler tarafından kuruldu.ASDER (Adaleti Savunanlar Derneği) adlı bir derneğin şemsiyesi altında faaliyet gösteriyor. Her ikisinin de başında İslamcı bir emekli tuğgeneral var.

Aydınlık’a bilgi veren istihbarat çevreleri tarafından “İslamcı Kontrgerilla” olarak adlandırılan SADAT, kendi internet sitesinde verdikleri “eğitim hizmetleri”ni açıkça ilan etmiş. Bu “hizmet”lerin hepsi hem Türk yasalarına göre, hem de uluslararası hukukta ağır suç kapsamına giriyor.

03.09.2012

Sevgili Dostlar,

Suriye sınırında yaşanmakta olan savaştan rahatsız olarak başlattığımız çağrı üzerine İskenderun Çevre Koruma Derneği olarak 31 Temmuz akşamı saat 17.30 da Antakya Çevre Koruma Derneğinde arkadaşlarla bir araya geldik. Samandağ, Antakya ve İskenderun çevre koruma derneklerinin katılımcılarıyla 15 kişi kadardık. Gündemde Suriye ve savaş vardı. Toplantıda konuşulanlarla ilgili notlarım aşağıdadır:

Antakyalı arkadaşlar tedirginliklerini dile getirdiler. Bu koşullar altında miting yapamayız. Güvenlik sorunu var. Her an provokasyona açık bir ortam var.Bazı evlerin üçüncü kişilerce kiralanıp içlerine sığınmacı adıyla silahlı kişiler yerleştirildi. Bu kişilerin çevreyi rahatsız etmesi üzerine çağrılan polislerin, bulaşmayın bunlara biz bir şey yapamayız dedikleri,Yayladağı’ndaki kamplarda yaşayan sığınmacılara yazılan reçetelere her türlü ihtiyaç malzemesi yazılabiliyor. Şampuan, kolonya, çocuk bezi, doğum kontrol ilacı, viagra, prezervatif vb. ürünlerin yazılabildiği SGK’ nın ödemediği bu ürünlerin sığınmacılara serbestçe yazılabildiği, verilebildiği ve bu reçetelerin bedellerinin Valilik Bütçesinden karşılandığı. Bazı sığınmacıların bu yolla temin ettikleri ihtiyaç maddelerini işportada satarak paraya çevirdikleri söylendi.

Bazı sığınmacıların kimlik kartlarında “Şii” yazdığı ve bu kart sahiplerine hasta muayenesi dahil hiçbir hizmetin verilmediği, çok açık çifte standart yaşandığı dile getirildi.
Kan bankasında kan stokunun bitirildiği ve alınan kanların Suriye’de sözde savaşan (!) muhalif güçlere tahsis edildiği, bu nedenle yapay kan sıkıntısı yaşandığı dile getirildi.

Bir arkadaşımız, Şam’da bahçeli bir lokantada arkadaşlarıyla yemek yerken ortamın gayet sakin olduğunu, halkın sokaklarda gezintiye çıkmış olduklarını ve yaşamın normal olduğunu gözlemlediğini. Ancak aynı anda yayın yapan yabancı TV lerin Şam’ın yarısının muhalif güçlerce işgal edildiği haberini verdiğine bizzat şahit olduğunu. Özetle dezenformasyonun çok yüksek olduğunu. Şam’da sohbet ettiği arkadaşlarının biz daha çok Türkiye için endişeleniyoruz dediklerini aktardı.

Sorun’un Hatay Meslek Odaları Koordinasyon Kurulu (HAMOK) un gündemine taşınması ve başka STK ların katılımıyla en kısa zamanda tekrar toplanmak üzere toplantımız sona erdi.
Bir gün sonra;

Antakya Çevre Koruma Derneği’nden bir arkadaşım Yeşiller Partisi üyesi sıfatıyla Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu sözcüsü Claudia Roth’un kendisiyle görüşmek istemesi üzerine buluştuklarını 4-5 kişinin katılımıyla yapılan toplantıda Claudia Roth’a “-Bir gün önce uçakla İstanbul’dan geldiğini, uçakta çok sayıda hiç tanımadığı sakallı ve kılıksız insanların bulunduğunu, uçak indiğinde normal yolcuların uçaktan indirildiğini, bunların ise daha sonra indirilip götürüldüğünü, ancak nereye götürüldüğü konusunda bilgileri olmadığını” söylemiş ve huzursuzluklarını, tedirginliklerini dile getirmiş.

Claudia Roth ise yanıt olarak aynı gün uçakla kendisinin de İstanbul’dan geldiğini aynı kişilere benzer kişilerin yine uçakta olduğunu, neredeyse uçak yolcularının yarısının bu kişilerden oluştuğunu, yine bu yolcuların ayrı indirildiği ve nereye gittiklerini bilmediklerini söylediğini aktardı. Bu kişilerin paralı asker oldukları düşünülüyor.

***

Daha sonra konuyla ilgili olarak Hatay Eczacı Odası’nda HAMOK Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla yapılan toplantıya Eczacı Odası yöneticisi olmam nedeniyle bizzat katıldım. Toplantıya 35-40 kişi kadar bir katılım vardı ve toplantıyı HAMOK Dönem Sözcüsü Dr. Selim Matkap yönetti. Bu toplantıda söz alanların aktardıkları;

Devlet Hastanesi sığınmacılara tahsis edildi. Buraya gelen hastalar, doktor arkadaşlara, Alevi isen (Arap isen) beni muayene etme. Elini bile dokunma diyorlar. Alevi sünni çatışması yaratılmak isteniyor.

Türkiye’den de paralı asker gidiyor. Ben 2 kişi tanıyorum. 1000 dolar alıyorlar. Reyhanlı’dan Suriye’ye her akşam gidip savaşıp geliyorlar.

Antakya’da gece sokağa çıkamıyoruz. Gece parka gittim. Park’ta yoğun olarak sığınmacılar vardı parktan dışarı nasıl çıkacağımı bilemedim.Komşumuzun eşi bu kişiler tarafından taciz edildi. Polis çağırdık. Polis; emir var, biz bunlara bir şey yapamıyoruz. Bulaşmamaya çalışın dedi ve gitti.

Yayladağı’nda yine olay çıkardılar! Polis çağırdık polisin başına çuval geçirdiler ve polisin silahıyla polise ateş ettiler. Polis ve bir genç yaralandı.

Bir evin bodrum katı 2 kişi tarafından kiralandı. Ev bahçeli bir ev, bahçeye araçlarımızı park ediyoruz. Bahçe kapısına Suriye plakalı bir araba park etmişler. İçerdekiler çıkamıyor. Dışardakiler giremiyor. Uyardığımızda kulak ardı edildi ve araba oradan kaldırılmadı.

Bir esnafa: “-Sen arapça bilmiyor musun ?” deniyor.

“Neden Arapça bilmiyorsun” diyorlar ve Arapça bilmediği için yüksek sesle bağırılıp hırpaladılar.

Reyhanlı’da Suriye’ye sürekli araçlar gelip gidiyor.

Bir TIR geldi eşyalar gece yarısı daha önce kiralanan eve taşındı.

Sınırda Ambulanslar karşıdan yaralı taşıyor. Ambulanslarda yaralılar ve Suriyeli askerler var. Her gün olay çıkartıyorlar. Her gün 5-6 olay oluyor. Yaralılar tedavi ediliyorlar yeniden Suriye’ye savaşmaya gidiyorlar. Ambulanslar dönüşlerinde silah taşıyorlar. Sığınmacılar alış veriş yaptıklarında aldıklarının parasını ödemiyor veya çok az bir kısmını ödüyorlar. Reyhanlı’da dükkanlar akşam saat 18.00 de güvenlik nedeniyle kapatılıyor.

Sığınmacının  biri  Veterinerler  Odası  Başkanına: “Ben  veterinerim  Yayladağı’nda  çalışmak  istiyorum.  Bana  araç  verin  diyor.”

Başkan Türkiye’de çalışamayacağını ısrar ederse kendisini sınır dışı ettireceklerini söylüyor.

Cevaben:  “Ama  bana  böyle söz vermediler. Araba  vereceklerini  ve  burada  veterinerlik  yapabileceğimi  söylediler.”

Bir başka arkadaş Antakya’da ve Samandağ’da köylülerin silahlandıklarını ifade etti.
Bir başka arkadaş benim aktardığım uçaklarda yaşananlar konusunda; aynı şeyi kendisinin de uçakta yaşadığını, sakallı ve kılıksız insanların uçakta ayakta gezindiklerini, hostesleri rahatsız ettiklerini, yanında oturan onlardan bir kişiyle sohbet ettiğini, kendisine Libya’dan bir grup halinde, turistik amaçlı geldiklerini söylediklerini aktardı.

HAMOK Toplantısında söz alarak şu konuları dile getirdim ve şu konularda önerilerde bulundum:

Antakya’da  herkes  tedirgin.

Dağın  öte  tarafında  İskenderun’da  ortalık  daha  sakin.

Çünkü  hiç  kimse  Antakya’da  yaşananları  bilmiyor.

Antakya  yerel basını  ise  hiç  bir  şey  yazmıyor.

Okumaya devam edin ‘SADAT ile yola devam ede(bile)cek iz’an(sızlığın)da olanlara şu Anwar el-SADAT'(Enver SEDAT’)ın sonunu hatırlatıyoruz…’

18
Ağu
16

Allahtan “Huzur Adası”nda yaşıyoruz, yoksa halimiz nice olurdu ? (Memleketi bok götürürken; düşünen, hisseden ve çözüm arayan insan evlâtlarına “sen mi düzeltçen lan bu ülkeyi” ve “amaaaan, böyle gelmiiiş böyle gider ” diye pişkince ahkâm kesen ahlâksız, vicdansız ve şerefsiz piçlere ithafen..!!!) Bugün olanlar son 14 yıldır TSK’yı yoketme çabalarının sonucudur…

Allahtan “Huzur Adası”nda yaşıyoruz, 
yoksa halimiz nice  olurdu ?

tuzsuz salak bekir hepimizle alay ediyor

“79 milyon nüfusuyla gelişen, büyüyen ekonomisiyle, alt yapıda ve üst yapıda elde ettiği başarısıyla Türkiye büyümeye devam ediyor. Yanı başımızdaki yangınlara rağmen işte Suriye’de 5 yıla yaklaşan iç savaşa, Irak’ta 10 yılı aşan iç kargaşaya ve başka pek çok olumsuzluklara rağmen, Türkiye huzur adası olma vasfını koruyor ve ekonomisi de her şeyiyle büyümeye devam ediyor. İnşallah önümüzdeki süreçte de Türkiye büyümeye devam edecektir.”

Bizler “Ne  olacak  bu  memleketin  hali”  diye  kara  kara  düşüncelere  dalmışken  Adalet  Bakanı  Bekir Bozdağ’ın  açıklamalarıyla  “huzur adası”nda yaşadığımız gerçeğini idrak ettik.

Öyle  ya,  memleket  huzur  içinde  geçinip  gidiyoruz  işte…

Meselâ “huzur adası” olmasak birbiri ardına canlı bomba teröründen muzdarip, herhangi bir yerde herhangi bir zamanda bulunduğumuz için ölebilirdik.

Teröristlerin ellerini kollarını sallaya sallaya dolaştığı, kendini patlatmadan dokunulamadığı bir memleket olurduk eğer bir “huzur adası” olmasaydık.

Böyle  bir  olay  yaşandı  diyelim;  sorumlular  istifa  bir  tarafa  pişkin  pişkin  sırıtır,  güvenlik  zafiyetinin  olmamasından,  fıtrattan  dem  vurur,  yaşanan  acı  yetmezmiş  gibi  milletle  bir  de  alay  ederlerdi.

Allahtan  “huzur adası”ndayız  da  bu  karaktersizlikte  adamlar  yok.

“Huzur adası” olmasaydık eğer, düşünsenize, “istikrar gelsin, huzur gelsin” denilerek terörle, korkuyla diktatörlük düzeni dayatılır, akla hayale gelmeyecek şeyler yapılırdı.

Allahtan “huzur adası”ndayız da, diktatörlüğe zorlanmıyor, kabul etmezseniz ölürsünüz diye tehdit edilmiyoruz!

Eğer “huzur adası”da olmasaydık “cadı avı”nın normalleştiği bir yer olurduk.

Muhalif olmanın suç olmadığı bir yerde yaşıyorsak, biliniz ki “huzur adası”nda olduğumuz içindir.

Allahtan “huzur adası”ndayız da tepemizdeki yöneticilerin güvenilirliğinden, ahlâkından şüphelenmeden içimiz rahat, huzurlu bir şekilde yaşıyoruz.

Öyle  ya,  ne  örnekler  var ?

Oy  çalanı  mı  ararsın,  para  çalanı  mı ?

Yolsuzluk  yapanı  mı,  sapıklığa  yol  vereni  mi,  diplomasız  cumhurbaşkanı  mı?

Allahtan  “huzur adası”ndayız  da  kafamız  rahat.

“Huzur adası” olmasaydık eğer, memleketin huzurunu kaçıran terörle müzakere edilir, teröristlerin memleketi köstebek gibi kazıp bomba düşemesine ses edilmez, bu onursuzluk yetmezmiş gibi bir de teröriste “onurlu ve gururlu” payesi verilirdi.

Çok şükür “huzur adası”nda yaşıyoruz da başımızda bu onursuzlukta insanlar yok!

“Huzur adası”nda yaşamasaydık her şey ters giderdi. Yani hırsız değil hırsızı yakalayan polis, teröre destek olanlar değil, bunun haberini yapanlar tutuklanırdı.

Televizyonlarda görüyoruz, adam teröriste tır tır silah yollamış, şimdi tir tir titriyor. Görünmesin, duyulmasın diye yemediği halt yok.

“Huzur adaları”nda iktidar teröre yardım etmez, etmeyince bunun haberi de olmaz.

Tıpkı  oy  çalmayan  iktidarın,  oy  çaldı  haberinin  olmaması  gibi.

Bu  kadar  da  olmaz  demeyin,  “huzur adası”nda  yaşamasaydık  daha  neler  olurdu neler ?

Okumaya devam edin ‘Allahtan “Huzur Adası”nda yaşıyoruz, yoksa halimiz nice olurdu ? (Memleketi bok götürürken; düşünen, hisseden ve çözüm arayan insan evlâtlarına “sen mi düzeltçen lan bu ülkeyi” ve “amaaaan, böyle gelmiiiş böyle gider ” diye pişkince ahkâm kesen ahlâksız, vicdansız ve şerefsiz piçlere ithafen..!!!) Bugün olanlar son 14 yıldır TSK’yı yoketme çabalarının sonucudur…’

13
Ağu
16

Rational Expectation — (in defiance of the flock who licks the knife of the butcher in this country are still thinking and feeling people..)

Ey  insanoğlu,  ufkun  ötesinde  bekleyen  fırtınanın  o  felç  eden  

kokusunu  hissetmeden  tek  bir  gün  geçirdin  mi  hiç..!!???

( Sözüm ;  düşünen  ve  hisseden,  VE  ÇÖZÜM  ARAYAN  İnsan  Evlâtlarınadır..)

Vietnam’a  gönüllü  veya  mecburî  hizmet  sebebiyle  giden  profesyonel  olmayan  

sıradan  erat,  bu  savaşa  vatanı  ve  onuru  için  katılıyordu..

Daha  doğrusu — buna  inandırılmıştı…

Sonucu — herkes  biliyor… 

( Bakalım  ülkemizde  de  bugünlerin  gerçeğini — ama  sadece  gerçeğini — anlatan  

yazar,  çizer,  resim  ve  filmçeker  ( üstelik  de  “sanatçı”  geçine(bile)n )  tayfadan  

BİR  İNSAN  EVLÂDIMIZ  çıkıp  da  bir  eser  ortaya  koyacak  mı..!!???

Kasabın  bıçağını  yalayan  sürüye  kaval  çalan  götyalayıcı,  fırsatçı  beste’kârcı’lara

değildir  sözüm — YANLIŞ  ANLAŞILMASIN — Ona  Göre..!!!  ) 

 




İstatistikler

  • 2,203,615 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Ağustos 2016
P S Ç P C C P
« Tem   Eyl »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

En fazla oylananlar