Ekim 2014 için arşiv

17
Eki
14

EEYYY BU ÜLKENİN “YETKİ”Lİ AMA MİLLETİN CAN GÜVENLİĞİNDE “ETKİ”SİZ KOCABAŞLARI — SİKTİRİN GİDİN ARTIK..!!!

MEMLEKET  ZEHİRLENİRKEN  OLUP  BİTENLE  ZERRE  İLGİLENMEYEN  VE  HİÇ  BİR  ŞEKİLDE 

TEPKİ   VERMEYEN ;   TEPKİYİ   BIRAKIN,   MERAK   EDİP   UYARAN   VE   UYANDIRANLARI 

“PARANOYAK”  DİYE  YAFTALAYAN  BÜTÜN  RUHSUZ  YARATIKLARA  LÂNETLERİMİZLE..!!!

“NE  OLUYO  YAHU”  DİYEBİLECEK  DANGALAKLARA  İZAH  İÇİN

KÜÇÜCÜK   BİR   NOT :  

BUGÜN   TÜRKİYENİN   TÜM   BÜYÜK   ŞEHİRLERİN   SEMALARINDA   TÜRK   MİLLETİNİ 

ZEHİRLEMEK   VE  /  VEYA   HASTALIK   YARATMAK   AMACIYLA   İÇİNDE   KULUÇKA  

VİRÜSLER   DE   BULUNAN   TOKSİNLER   SPREYLENEREK   TEKRARDAN   BİR   KİMYASAL  

(CHEMTRAILS)   SALDIRI   YAPILDI…

EĞER   Kİ   BEN   HAVA   KUVVETLERİNDE   YETKİLİ  BİRİSİ   OLSAYDIM   BU   UÇAKLARIN  

VURULMALARI   EMRİNİ   VERİRDİM..!!!

NETİCEDE   YENİ   BİR   HASAN   TAHSİN   ÇIKMASI   KAÇINILMAZ   HAL   ALMIŞTIR..!!!

ÜLKEM   YANGIN   YERİNE   DÖNMÜŞKEN ;   MEMLEKİETİN   HİÇ,   AMA   HİÇ   BİR   DERDİ  

VE   TASASINI   UMURSAMAYAN   ORRROSPU   ÇOCUKLARIYLA   BERABER,   BÖCEK   GİBİ  

ZEHİRLENMEYİ   KABUL   EDEMEM..!!!

‘YAŞAMIN   TEMELİ — NEFES   ALMAMIZ’I   BİLE   ENGELLEMEK   AMACINDALAR ;  

DAHA   ÖTESİ   YOK,   AMINA   KODUKLARIM..!!!

DÜNYADAKİ  YAŞAMIN  SÜREBİLMESİ  İÇİN  İNSAN  EVLADI  OLAN  HERKESİN  INTERNATIONAL  BİRLİKTE  YOKETMEKLE  GÖREVLİ  OLDUĞU  ŞEYTAN  İMPARATORLUĞU  MENSUPLARI

DÜNYADAKİ  YAŞAMIN  SÜREBİLMESİ  İÇİN   İNSAN  EVLÂDI  OLAN  HERKESİN   INTERNATIONAL  BİRLİK  OLUP  YOKETMELERİ   GEREKEN  ŞEYTAN  İMPARATORLUĞU’NUN  MENSUPLARI

Ve   eeeeyyy   siz — bu   ülkenin   yönetici   sıfatındaki  

insan   müsveddesi   büyükbaşlar  — şunu  da  kafanıza 

sokun  ki  bu  millete   CHEMTRAİLS   ile   ilgili   açıklama  

yapmadığınız   sürece   herkes   herşeyden   huylanma  

ve   tepki   verme   hakkına   sahiptir…!!!

15
Eki
14

Deniz Som’dan ‘Vaziyet’… (Deniz SOM’a rahmet ve saygıyla..!!!)

Şükran SONER

Şükran  SONER

9  Eylül  2010  yılı  öncesinden  Cumhuriyet  okurlarının,  Sevgili  Deniz  Som’dan,  “Vaziyet”  köşesini  ne kadar  özlediklerini  kendimden  biliyorum…

Yaşayan  güzel  Türkçeye  ilişkin  titiz  dilbilimcilerimiz  bile “‘Vaziyet’  olur  mu?   Güzel  Türkçemizden anlamlı  bir  başlık  bul…”   hiç  demediler…

12 Eylül darbesi sürecinde en çok, en uzun süreçli kapatılan Cumhuriyet gazetesinin çalışanlarının, kapalı günlerde bir arada kenetlendiklerinde, kendi çıkardıkları gazeteyi, kendi gazeteciliklerini sorgulamak üzere, illegal, gülmece yanı ağır basan bir çalışmanın ürününün adı olduğunu biliyorlardı…

Cumhuriyet’in çalışanlarının emeği gülmece tadında özeleştiri konusu olmuşsa akla gelebilen en eski, başka dillerden, Arapçadan, Farsçadan sözcüklerle donatılacaktı…

Günlük yaşamda asık surat olmasa da, ağırbaşlı duruşlu Deniz Som son karar verici, başsorumlu olunca ortaya işte öyle bir gazete çıkıyordu…

Deniz’in daktilosundan  “Vaziyet”in  her haberi, satırı, resimlerinin hazırlanışında, karşımdaki masanın başında toplanmış arkadaşlar, o kadar çok gürültü yapıyor, gülüyorlardı ki…

Susturamayınca elimdeki işten vazgeçiyor, aralarına gürültü yapmaya, gülmeye katılıyordum…

Ceza olarak verilen kapatmalar, Cumhuriyet çalışanları ile okurlarını, bizi öylesine kenetlemişti ki…

Nadir Nadi’nin ölümü, yazarları ve çalışanlarını toplu istifaya zorlayan, 2. Cumhuriyetçiler patentli, liberaller operasyonu, okurların protesto için Cumhuriyet’i boykot etmeleri, şirketin iflasa sürüklenmesi, Berin Nadi’nin girişimiyle, İlhan Selçuk önderliğinde oluşturulan Cumhuriyet Vakfı şemsiyesinde,  1991’de yeniden buluşma böylece gerçekleşti…

Deniz SOM  Cumhuiyet’te 1970’lerin  sonu

Gazeteciliğe  1973’te  Cumhuriyet’te  başlıyan Deniz Som,  1993’te  aramıza yeniden  katılırken  açılan  köşesine,  zorlu  günlerin  büyük  dayanışmasının sıcaklığını taşımak üzere  “Vaziyet”  adını  koymayı  seçmişti…

Cumhuriyet okuru ile birebir ilişkide, ortak üretimde  “Vaziyet”  köşesi  özel  bir  işlev  üstlenmiş  gibiydi…

İflas  sonrası,  patronsuz,  parasız,  okur  desteğinde  ayakta  kalmaya  çalışan  Cumhuriyet’in  bu  zorlu  günlerinde…

En  pahalı  gazeteyi  satın  almakta  zorlanan  dar  gelirli  aydın  okurlar  aralarında  birleşerek  tek  gazeteyi  paylaşarak  alır  ve  okurlarken,  göreceli  iyi  konumda  olanlar  birden  fazla  gazete  alıp,  okumak  isteyen  başkalarına  dağıtmaya  çalışıyorlardı…

Dahası  Nadir  Nadi  çevresindeki  yazarları  ile  çalışanlarının  gazeteden  kopmaları,  okurun  da  boykotla  ayrılması  geçiş  sürecinde  öylesine  sıcak  bir  Cumhuriyet’i  yaşatmak  isteyen  okurlarla,  çalışanlar  ilişkisi  kurulmuştu  ki…

Deniz Som köşesine, kendisine gelen dayanışma mektupları, söyleşi, imza günleri etkileşmelerinde özel bir köprünün kurulmasında etkin rol oynamaya başlamıştı… Sonrası onun mektuplaşmaları ile, daha önce tanışmadığı Cumhuriyet okurları ile tanışma, buluşma süreçleri…

Yine  aramızdan  ayrılmış  Sevgili  Erol  Geylan  girişiminde,  CUMOK’lar  olarak  kendilerine  yakıştırdıkları  adla,  sosyal  dernek  gibi  çalışmaya  başlayan,  örgütlenen  Cumhuriyet  okurları  dinamiği  ortaya  çıktı…

Deniz  Som,  ödünsüz  gazeteci  kimliği  ile  aramızda,  okurunun  gönlünde…

Şükran  SONER

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/130558/Deniz_Som_dan__Vaziyet_.html

12
Eki
14

Türkiye Gerçeği

Kahpe  olur  çakalların  ENİĞİ.

Türkiye  terör  üzerinden  kıskaca  alınıyor,  tehdit  ediliyor.

Eski savaşlar yüz yüze olurdu.

Ülkeler kendi orduları, kendi komutanları ile çıkardı savaş meydanına.

Karşında kim olduğunu bilirdin.

Şimdi hedef ülkelere sapıklardan, uyuşturucu müptelalarından, suç makinelerinden, ruh hastalarından, radikal dincilerden derlenmiş teröristler sürülüyor.

Terör örgütlerinin arkasında tek ülke olmuyor, ülkeler oluyor. Terör örgütleri istihbarat örgütlerince kiralık katil olarak ta kullanılabiliyor.

Karayılan  tehdit  etti.

Bebek  katili  emir  verdi.

Ayn  El – Arab  bahane  edilerek  yüzleri  örtülü,  etek  giymiş  kahpeler  şehirlerimizi  yaktı,  yıktı,  talan  etti,  cinayet  işledi.

Kahpe  olur  çakalların  ENİĞİ.

Deşifre edilen Oslo görüşmelerinde MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’in masaya oturdukları PKK’lı muhataplarına(!) söylediği;

“Metropolleri ağır silahlarla doldurdunuz” açıklamasındaki silahlar ortaya çıktı.

PKK taşeron bir terör örgütüdür. Yüzlerinde poşu, yüzlerini açamayacak kadar kahpe, etek giyecek kadar korkak, namert çakal sürüsü… Küreci, kandan-candan beslenen şirketlerin taşeronu PKK, KCK ve kravatlı kahpeleri biliyoruz da… Üstü örtülen, uykuda bekletilen IŞİD muadili 100 bin hazır kuvvet katili kimse konuşmuyor. (Kaynağım resmi bir yetkili olup, ismi bende saklıdır.)

Yanlış OKUMADINIZ!!. Türkiye’de hazır kuvvet bekleyen, emniyet istihbarat raporları ile tespit edilmiş IŞİD ve IŞİD benzeri 100 bin Türk vatandaşı katil bir talimatla harekete geçirilebilir.

Yalova’da  IŞİD’e  katılmış  bir  sapığın ;  ayaktan  ihtiyaç  giderdi  diye 

“kâfir  olmakla  suçladığı”  babasını  öldürdüğünü  biliyor  musunuz ?

Ülkenin  tepesine  oturtulan  şahsın  kızı  Esra Albayrak Erdoğan  Hizbul  Tahrir  (Saraçhane’de  “Kahrolsun  demokrasi”  diyen) ile beraber Mısır aleyhinde, Mursi işareti ile birlikte gösteriye katıldı.

Uyuşturucu tüccarı Hikmetyar’ın dizinin dibinden kalkanlar, ülkeyi Afganistan yapma yolunda hızla ilerliyor. İçki ve sigaraya yasak getirip ülkeyi uyuşturucu cenneti haline getirdiler. Tıpkı Hikmetyar’ın ülkesi Afganistan gibi…

Din öğretiyoruz diyerek ayetlerin manası öğretilmeden Arapça ayet okutularak “kendini dindar sanan” radikal kindar dinciler üretildi. AK çete meclisi ele geçirdiğinde 8 yaşında olan bir Türk vatandaşı bugün 20 yaşında. Siyasal İslamcıların din ve mezhep üzerinden sürdürdükleri Ortadoğu politikaları, Türkiye’yi radikal İslamcıların merkezlerinden biri haline getirdi. Bu bataklık Türkiye’yi Afganistan olma sürecine sokuyor.

Türkiye’nin geldiği nokta aslında bir sonuçtur. Osmanlı’nın neden yıkıldığını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hangi şartlarda kurulduğundan bi haber olan ucuz siyasetçiler, oy uğruna tarikat ve cemaatlere göz yumdular, beslediler. Tarikat şeyhlerinin ayaklarına gittiler, oy dilendiler.

Ne  yazmıştı  Toynbee ?

“Güney  Müslümanlığı  bizim  için  tehlike  olmaktan  çıktı.  Bir  şeyh  satın  alır,  bütün  ülkeyi  yönetirsin.  Bizler  için  tehlikeli  olan  Kuzey  Müslümanlığıdır.  İstanbul  Buhara  hattı  Müslümanlığı  bilimle  barışıktır.  Her  zaman  Atatürk  gibi  bir  asi  çıkarma  ihtimali  vardır.  Önlemi  şimdiden  alınmalıdır.”

Toynbee’nin uyarısı dikkate alınmış olmalı ki, T.C. Devleti aydınlık, aklın ve ahlakın hakim olduğu nesiller yetiştirmek yerine;

Şeyh Saitler, Derviş Mehmetler, Şeyh Halidler yetiştirmiş. ABD raporlarında “Türkiye’de din tehlike olmaktan çıktı” diye yayınlandığı tarih Ocak 2007’dir…

Onlar için tehlike olmaktan çıkan din, Türkiye için öldürücü bir silah haline getirilmiştir. Referandumda telefonlara sarılıp “evet” oyu verilmesini isteyen şeyh kılıklı cübbeli soytarılar işlerini iyi yapıyor. Tıpkı “Yunan askeri bizim için tehlikeli değildir, Kemal’in askerleri düşmandır” diye fetva veren dedeleri gibi; İngiliz, İsrail, Amerika’nın koynundan çıkıp T.C. Devletine karşı savaşmaya devam ediyor. Güneydoğu’da kadro verilen binlerce Mele’nin neler ürettiğini, neler öğrettiğini henüz bilmiyoruz.

Türkiye  yabancı  ajan  cenneti  bir  ülkedir.

Geçmişte yaşadığımız Sivas-Çorum-K. Maraş olaylarını hatırlarsak, ülkemizde neler olabileceğini tahmin etmek zor değildir.

Peki  ne  yapalım ?

12  Eylül  2013  tarihli,  “Gençlerimize  Sesleniyorum”  başlıklı  yazımı  yeniden  okumanızı  öneriyorum.

http://www.zahideucar.com/index.php?option=com_content&view=article&id=238%3Agenclerimize-sesleniyorum&catid=1%3Ayeni-makaleler&Itemid=5

Bu ülkede bir genç kıyımına daha müsaade edemeyiz. Ülkücü gençlik özellikle sokağa çekiliyor. Belli ki bir gençlik kıyımı hesaplanıyor.

Ülkede olanlar tahammül etme sınırını çoktan geçti.

Vatanımızı  korumak  hepimizin  boynuna  borçtur.

Namus  borcudur!!.

Yalnız  vatan  bizleri  karanlık  sokaklara  çekerek  avlamak  isteyenlerin  oyununa  alet  olarak  korunmaz.

KO – RU – NA – MAZ !!.

Efendileri varken, eniklerinin önüne çıkıp kimse  AV  OLMAYACAK!!.

Küresel çete ve işbirlikçilerinin kurduğu sahnede gönüllü oyuncu olmayın.

Önce  bu  millete  yaşatılanların  gerçek  sorumlularını  tespit  edelim:

1 –  BOP  Eş Başkanı  olan  şahıs,  yabancı  bir  devletten  görev  alarak Türkiye’yi  de  içine  alan  22 ülkeyi  bölmeyi  kabul  etmiştir.  Yani,  bir numaralı  sorumlu  şahıs  bellidir.

2 – BOP  çerçevesinde  PKK  yeniden  yaşama  döndürülmüş, beslenmiş,  büyütülmüştür.  Belli  bir  bölge  ile  sınırlı  olan  PKK  terörünün  bütün  ülkeye  yayılmasına  göz  yumulmuştur.

Göz  yumanlar ;

AKP,  MİT,  Genel Kurmay Başkanları  ve  Kuvvet Komutanları,  Emniyet Genel Müdürlüğü  ve  uyumlu  muhalefet  başkanları.

Dolayısı  ile  kime,  kimlere,  hangi  kurumlara  tepki  konacağı  bellidir.

Bu  arada  meslek  örgütleri  ellerini  taşın  altına  koymalıdır.

Bebek   katili   örgütünü   içeriden   yönetiyor   mu ? 

Yönetiyor.

Verdiği  talimatlar  nedeniyle  yapılan  saldırı  ve  ölüm  vakalarında,  maddi  ve  manevi 

kayıplar  için  sorumlular  hakkında  azmettirme,  suça  ortak  olma,  cinayete  yardım  ve 

yataklıktan  dava  açılmalıdır.

Baro  bu  konular  hakkında  bir  birim  oluşturmalıdır.

PKK’yı  muhatap  alıp  ülkeye  yayanlar,  metropollerin 

ağır  silahlar  ile  doldurulduğu  bilindiği  halde  buna 

engel  olmayan  isimler  hakkında  suç  duyurusu 

yapılmalıdır.

Mağdur  olanlar  dava  açmalıdır.

Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar, Genelkurmay Başkanlığı ve parti Genel Merkezleri önünde eylemler yapılmalıdır.

Ülkeyi   bu   hale   getirenlere   yasalar   çerçevesinde 

Türkiye   dar   edilmelidir.

Güneydoğu’nun  maddi  yükü  işçi – köylü – küçük  esnaf  ve  memurun  üzerine  yıkılmıştır.

Libya’daki  muhalif  kılıflı  işbirlikçilere  Devit-off  bavulla  para  dağıttı.

Irak-Suriye üzerinden “Türkmen hariç” gelen sığınmacıların yükü işçi-köylü-memur-küçük esnafın üzerine yıkıldı. IŞİD, ÖSO, Libya’dan Suriye, Irak’a kadar işbirliği yaptıkları teröristleri tedavi ettiren, ameliyat masraflarını halkın sırtına saran AKP çetesi, yıllarca sağlık sigortası ödeyen Türk halkının TEDAVİ HAKKINI GASP ETMEKTEDİR.

Sığınmacı diye ülkeye soktukları Arap’ların İstanbul’da dört yıldızlı otellerde misafir edildiği ve AK çetenin otel masraflarını bize ödettiğini biliyor musunuz?

Türkiye yolgeçen hanına dönmüştür.

Bu kepazeliklere yasal çerçeve içinde tepki verilmezse, Türkiye sadece parçalanmayacak, terör üreten bir ülke haline gelecek.

İtin, uğursuzun, kahpenin, sapığın doldurulduğu ülkemizde;

Dünyanın en çok ajan barındıran ülkesi olduğumuzu da göz önüne alırsak, ülkenin nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu anlayabilmek zor değildir.

IŞİD ve IŞİD benzeri yüz bin Türk vatandaşı ruh hastasının var olduğunu bilmek, her Türk vatandaşını çok çok düşündürmelidir.

Sözü  bağlarsak;

Karanlık  sokaklarda  av  olmayın.

Polis – askerin  görevine  talip  olmayın.

Yalnız…

Şunu  da  kesinlikle  untmayın  ki,

Okumaya devam edin ‘Türkiye Gerçeği’

07
Eki
14

40.000 yıl ÖNCESİNDEN BUGÜNE TÜRKLER ve GÖÇLER… (video)

 TARİH   TÜRKLERLE   BAŞLAR..

BİZ   SÖYLEMİYORUZ   “NATIONAL  GEOGRAPHIC”   ve   BİLİM   SÖYLÜYOR..

40.000  YIL   ÖNCEDEN   BUGÜNE   TÜM   DÜNYA..

BUZUL   ÇAĞINDAN   BUGÜNE..

http://www.edebiyatgazetesi.com/2014/10/07/535/

05
Eki
14

Bugünden Yarına…

Bugünden Yarına … Cem Yağcıoğlu

“Neden   yazmıyorsunuz ?”

Ne   yazayım ?

Alın  size  ‘Milliyet’  gazetesinden  haberle  ilgili  bir  cümle..

”IŞİD,  Suriye’nin  Türkiye  sınırındaki  Kürt  Kenti  Kobani ‘ye kuşatma…”

‘Kürt  Kenti’..!!!!!!!!!

İhanetin  bu  denli  pervasızca  ‘tezgah’landığı  bir  ortamda  ne  yazılabilir  ki ?

Hangi  öngörü,  hangi  ‘sav’  gerçek  olabilir  ki ?

Ayn  Al - ARAB
Ayn  al – Arab…   BU  KADAR  BASİT  –  TAMAM  MI  LAN  SİYONİZMİN  ZAVALLI  UŞŞAKLARI…   UNUTMAYIN  Kİ   ציונות   İŞİNİ  BİTİRİNCE ÖNCE  SİZİ  YARAKLARA  GETİRECEK..!!!    ONA  GÖRE..!!!

Sözde  “Türk”  medyası  ‘Kürdistan’ı  kurmuş  bile..   ki  Kürt  kentinden  bahsediyor.

Birileri  de  bu  gazetelerden  okuduklarıyla  ‘yorumlamalarda’  bulunuyor !..

Yanlış  bilgilerin  üzerine  doğru  yorum  yapmak  sizce  mümkün  mü ?

IŞİD’  denen  ‘piç’  ordusu  ve  diğerleri  yerelde  pkk’yı   Kürt  ordusu  haline  getirmek, 

bölgeyi  ‘Kürdistan’  diye  arındırmak  ve  ardından  ‘İsrail’e  katmak  için  kurulan  bir 

‘tezgah’tır !..

Bu  yorumu  yapmak  için  alim  olmaya  gerek  yok !..

Evrenselde  ise  durum  çok  daha  farklıdır ;  ‘İslâm’  dinini  ‘vahşet’  dini  şeklinde 

algılara  yerleştirmek  ve  ‘yahudi’  (siyonist)   fitnesini    Hristiyanlık  dahil  tüm  dinlere 

yerleştirmektir.

Yani  ben  bile  ‘dini’  kimliği  olmayan  biri  olarak  şunu  söyleyebilirim  ki;  müdahalenin  arkasında  ‘derin  din’  argümanları  vardır  ve  bu  ‘derin’liğin  ardında  ‘Tanrı’  yoktur !..

Aydınlığın  ve  karanlığın,   dini  argümanla,   “Allah”   ile   “şeytan”ın   savaşına   tanık 

olmaktayız.

‘Akit’  işliyor.

Akit  imzalayan  taraflardan  biri  belli.  

Ama  diğerinin  ‘Tanrı’  olmadığı,  inanan  ya  da  inanmayan  aklı  başında  olanlarca 

sabittir.

O  halde   birileri   ‘şeytanın   dini’   için,   ‘Tanrı’nın   dinlerini   maske   olarak   kullanıyor 

olmasın..!!!

Sığ  ‘milliyetçilik’  ve  sığ  ‘ateist’-çilik  ve  de  sığ  ‘din’  savunusu  bu  ‘tezgah’ı  aşmak  için  yeterli  değildir.

Başından  sonuna  ele  geçirilmiş  bir  sistemi,  gaza  gelerek  ya  da  getirilerek  terse  çevirmeniz  mümkün  değildir !

Onlar çalışıyorsa, siz de çalışacaksınız.

Televizyon  başında  ‘küfür’  etmekle,  ardından  ‘Ulan  İstanbul’  seyretmekle  olmaz.

Edebiyat  Gazetesi’nin  bir  yazarı  olarak  bana  soruyorlar;  ”Edebiyat  Gazetesi  neden  gündemi  takip  etmiyor”  diye.

Çünkü ‘Gazete’ kendi gündeminde ilerliyor; şayet bugün bir şeyleri siz belirleyemiyor ve belirlenen gündemle oyalanıyorsanız, o zaman yapmanız gereken tek bir şey kalıyor; yarının gündemini oluşturmak!..

Edebiyat Gazetesi, bundan sonra çok başka bir sistemle kaldığı yerden hayatına devam edecektir.

‘GAZETE’ yarının temellerini atmak için işe koyulmuştur. Bugünden ve yarından kaygılı olanlar ve aklı başında olanlar ne demek istediğimi-istediğimizi anlamıştır sanırım.

‘Onlar’  bizden  güçlü  ve  inançlı değiller.

İyilerin  ve  inançlıların  tek  eksiği  ‘organize’  olamamaktır.

İşte  ‘GAZETE’  bunun  için  yayındadır !..

‘İnsan’  olmanın  erdemi !.

‘Türk’  kültürünün  ve  devlet  geleneğinin  devamlılığı…

Ve  ‘göç  yollarının’  her  yerde  olduğumuza  dair  işaretiyle…

Bugün  değilse  bile  yarın,  şeytana  pabucunu  ters  giydireceğimizden  eminiz.

Esas  olan  ‘çalışmaktır’..!!!

‘Biz’  başladık.    Eğer  sen  de  bir  şeyler  yapmak  için  yanıp  tutuşuyorsan…

Okumaya devam edin ‘Bugünden Yarına…’




İstatistikler

  • 2,203,615 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Ekim 2014
P S Ç P C C P
« Eyl   Ara »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

En fazla oylananlar