20
Ağu
16

SADAT ile yola devam ede(bile)cek iz’an(sızlığın)da olanlara şu Anwar el-SADAT'(Enver SEDAT’)ın sonunu hatırlatıyoruz…

 

 

*       *       *       *       *       *       *       *       *       *       *       *       *

NOT :  Aşağıdaki  yazı  05.09.2012  tarihinde  yayımlanmıştır :

POYRAZKÖY  TEZGÂHINDAN  TARİKATÇI  ‘SADAT’  ŞİRKETİ  ÇIKTI

SADAT-YÖNETİMİ

Aydınlık / Askerhaber  /  05  Eylül  2012  /

POYRAZKÖY  TEZGÂHINDAN  ‘SADAT’  ÇIKTI

Emekli  Koramiral  Ahmet  Feyyaz  Öğütcü  işaret  etmişti.

İrticacı  oldukları  için  TSK’tan  atılan  askerlerin  kurduğu  As-Der’in  yan  kuruluşu  olan  ve  Suriye’de  Esad’a  karşı  savaşanları  eğitmekle  suçlanan  SADAT  adlı  şirketten  bambaşka  bir  rezalet  çıktı.

Birkaç gündür Aydınlık’ın gündeme getirdiği SADAT’ın Yönetim Kurulu üyelerinden emekli SAT’çı Mehmet Emin Koçak’ın (fotoğrafta en solda) SAT komandolarının tutuklanmasına neden olan (SÖZDE) Poyrazköy davasında rol aldığı öğrenildi.Aydınlık’a bilgi veren emekli bir SAT komandosu, Koçak’ın Poyrazköy kazılarının yapıldığı dönemde Emniyet’le işbirliği yaptığını belirtti.

Kuzey Deniz Saha eski Komutanı Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü de SÖZDE) Poyazköy davasında bir ihbar mektubu aldığını belirterek şöyle demişti:

“Bazı personelin borçlu ve geçinemediklerini söyledikleri bir dönemde aniden paralanıp ev ve araba aldıkları vurgulanmıştı.İsimlerden biri de Mehmet Emin Koçak’tı.Koçak’ın çok defa izinsiz ABD’ye gittiği de tespit edildi.Bu yüzden 2009′da tutuklandı”

SADAT’ın örütbağ yayınındaki, “Yönetim Kurulumuz” başlıklı fotoğrafta yer alan Mehmet Emin Koçak’ın, SAT komandolarının tutuklanmasına neden olan (SÖZDE) Poyrazköy davasında rol aldığı öğrenildi.Koçak, Poyrazköy kazılarının yapıldığı dönemde emniyetle işbirliği yaptı,dava başladıktan sonra da kendi isteğiyle emekli oldu.

Koçak’ın adı, SADAT’ın “Danışman listesi” bölümünde, “Deniz Kuvvetleri muharip sınıf” başlığı altında şu şekilde yer alıyor: E.SAT Kd.Başçavuş Mehmet Emin Koçak, Su Altı Taarruz, Komando, Dalgıç, Balık Adam, Keskin Nişancı, İleri Tahrip, Özel Hrk.Şahıs ve Tesis Koruma Uzmanı.

BİR  ANDA  ZENGİN  OLDU

Kuzey Deniz Saha eski Komutanı Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütcü de, (SÖZDE) Poyazköy davasında, Mehmet Emin Koçak’tan bahsetti.Öğütçü, İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki, 12 Ocak 2011 tarihli duruşmada, şu bilgileri verdi:

“Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’na 20 Mayıs 2005′te Cemal Korkmaz sahte ismi ile gönderilen bir ihbar mektubunda, SAT Grup Komutanlığı’nda bir gruptan bahsedilmişti.Bahse konu personelin son zamanlarda SAT Grup Komutanlığı’nda yaşanan olaylarla ilgili olabileceği belirtildi.Bu personelin aşırı borçlu oldukları ve geçinemediklerini söyledikleri bir dönemde aniden paralanıp ev ve araba aldıkları vurgulanmıştı.İsimlerden biri Mehmet Emin Koçak’tı”

ABD’YE  İZİNSİZ  GİTTİ

Öğütçü, gelen ihbarda yer alan bir bilginin de yurtdışı ziyaretleri olduğunu hatırlattı:

“Bu şahıslardan birinin ABD’ye gidip gelmesinden sonra SAT grubunda olayların meydana gelmesinin dikkat çektiği belirtilmişti.Prensip olarak imzasız ve sahte imzalı mektuplara işlem yapılmadığı için mektuba ilişkin bir işleme geçilmemişti.Ancak 25 Mayıs 2009′da, şahıslardan birinin denize mühimmat attığı telefon ile tarafıma rapor edilmiştir.Şahıs da ifadesinde mermileri denize attığını itiraf etmiş ve tutuklanmıştır”

2009′DA  TUTUKLANDI

İsmi geçen personelin iş yerleri ve evlerinde delil olabilecek tüm CD, doküman ve malzemelere el konulduğunu, yapılan aramalarda C4 maddesi bulunduğunu anlatan Öğütçü, şöyle devam etti:

“Mektupta ABD’ye tatile gittiği belirtilen astsubayın araştırılmasında, Mehmet Emin Koçak’ın çok defa izinsiz yurt dışına çıktığı tespit edilerek 23 Haziran 2009 tarihinde tutuklanmıştır.Özellikle Deniz Kuvvetleri hedef seçilerek hedef alınan komutanlıklar ile subay ve astsubaylara karşı içimize yerleşmiş sütü bozukları vasıtasıyla tertipler hazırlanmıştır”

ASDER  İTİRAF  ETTİ

SADAT da, internet sitesinden Aydınlık’ın haberlerinin doğru olmadığını öne sürmek üzere yaptığı yazılı açıklamada, TSK’yı hedef alan tertiplerde rol aldıklarını itiraf etti.

Aydınlık’ın haberinde geçen, “ASDER, Ergenekon ve Balyoz davalarına bilgi ve belge sızdırılması ile bu belgelerin sahtelerinin oluşturulmasında görev almıştır” ifadesine SADAT, şöyle yanıt verdi:

“ASDER Mensupları, bildikleri bir şey varsa bunu açık olarak bildirmekten başka bir şey yapmamıştır”

NOT : Konuyu daha derinlemesine öğrenmek için bakınız ;

İSTANBULDA GAYRİ NİZAMİ HARP TEŞKİLATLANMASI
VE SURİYE SINIRINDA OLANLAR

http://nacikaptan.com/?p=190

*       *       *       *       *       *       *

İSTANBUL’DA  GAYRİ  NİZAMİ  HARP  TEŞKİLATLANMASI  VE  SURİYE  

SINIRINDA  OLANLAR

Değerli okur,

Suriye’den  gelen  lejyoner  askerler  nedeniyle  Antakya  ve  çevresindeki  yerleşim  bölgelerinde  can  güvenliği  ve  huzur  kalmamıştır.

Hatay valisi ise bu konuda yaptığı açıklama ile gerçekleri saklamış ve saptırmıştır.Vali siyasi bir duruş sergileyerek, hükümetin istek ve beklentilerine uygun bir açıklamayı yapmıştır.

GERÇEKLER ;

Yandaş basın bu olayları saklasa da sesi susturulamayan az sayıdaki
gerçek Ulusal basın ve yerel sivil toplum kuruluşları gerçekleri duyurmaya çalışıyorlar.
Bu önyazının sonunda İskenderun Çevre Koruma Derneğinden gelen bir mektup,yörede olanları anlatmaktadır.

Türkiye komşumuz olan Suriye’ye karşı kurulan Haçlı ordularının karargahı ve taşaronu
haline gelmiştir.Dışişleri bakanı Davutoğlu ve Başbakan Erdoğan savaş naraları atarak,
ülkemizi felakete sürüklemektedirler.Bir sene önce Suriye ile kanka olanların neden bu kadar değiştikleri sorgulanmalıdır !!!

Suriye’ye karşı açılmış olan örtülü savaşın karargahı Ülkemizde olup,kamplar sadece savaştan kaçan aileleri değil,Esad güçlerine karşı olan askerleri ve komutanları Hatay’daki Apaydın kampında barınmaktadır.Bu asker ve lejyonerler,kamplardan sınır ötesine geçerek savaşıp dönmektedirler.Suriye’ye karşı oluşturulan karışık lejyoner birliklerine her türlü silah,cephane desteği,ekonomik yardım ve sağlık ,tedavi hizmetleri AKP iktidarı tarafından ve MİT aracılığı ile sağlandığı dış ve iç basında açıkça yazılmaktadır.

AYDINLIK  GAZETESİ  03 Eylül 2012

İşin daha da tehlikeli ve ürkütücü tarafı Farklı ülkelerden para karşılığı gelen yeni nesil lejyoner askerlerin bir kısmı AYD Türkiye’de,İstanbul Beylikdüzü’nde eğitilmektedir.Aydınlık’ın haberine göre TSK’dan irtica nedeniyle ihraç edilmiş askerlerin İstanbul’da kurdukları SADAT isimli KONTRGERİLLA MERKEZİNDE Suriye’ye gönderilen lejyonerlere kendi web sitelerinde yazılı olan aşağıdaki eğitimler verilmektedir;

* GNH’te (Gayri Nizami Harp) teşkilatlanma
* İstihbarat
* Mukavemet harekatı
* Gerilla harekatı
* Kurtarma-kaçırma harekatı
* Özel Kuvvetler harekatı
* Gizli deniz harekatı
* Hava harekatı
* Psikolojik harp harekatı
* Muhabere ve muhabere emniyeti
* GNH kuvvetlerine karşı harekat
* GNH’de liderlik
* GNH’de ilk yardım

Kursiyerlere GNH kursu sonucunda kazandırılacak kabiliyetler ;

* Başta psikolojik harp ve harekat olmak üzere
* Sabotaj
* Baskın
* Pusu
* Tahrip
* Suikast
* Kurtarma ve kaçırma
* Tedhiş
* Sokak hareketleri türü eylemlerde ve gizli etkinliklerden oluşan harekat teknikleri

İMKAN  VE  KABİLİYETLERİNE  ULAŞTIRILIR.
BAŞARILI  OLANLARA  GNH  UZMANLIK  SERTİFİKASI  VERİLİR.

GNH eğitimleri teorik,pratik ve simulasyon olarak toplam 16 haftalık
bir programdan oluşmaktadır.

http://www.sadat.com.tr/

İşte böyle sayın okur,
İstanbul’un göbeğinde sabotaj-pusu-suikast eğitimleri verilmektedir.
Polise ve askere gerek kalmamıştır.
Terörist yetiştirmek için artık internette ilanlar verilmektedir.
Şirketin kurucusu 28 Şubatta emekli edilen tümgeneral Adnan Tanrıverdi şöyle diyor ;
“İslam ülkelerinde kanlı bir değişim başlamıştır,onlara yardımcı olmak istiyoruz”
Nasıl yardımcı olacakları ise eğitim programlarından bellidir.
Asılsız ve dandirik nedenlerle TSK mensuplarını tutuklayan Cumhuriyet savcıları,
Aydınlık gazetesinin bu haberlerine karşı bakalım ne yapacaklardır ???

***

Sizlere 03.09.2012 tarihine ait Cumhuriyet ve Aydınlık gazetelerinden haber başlıkları sunuyorum :

Cumhuriyet

İşte Apaydın kışlası

“Suriyeli muhaliflerin ‘talimat merkezi’ olarak kullandığı karargâhta 386 subay, 72 astsubay var.
CHP milletvekillerinin sokulmadığı Antakya’nın Apaydın kampında Suriye ordusundan kaçarak saf değiştiren 1 tümgeneral, 32 tuğgeneral, 82 albay ve 59 yarbay bulunuyor. “Özgür Suriye Ordusu” lideri Albay El Assad ve yardımcısı Albay Kurdi, Suriye’deki savaşı buradan yönetiyor.

Subayların oluşturduğu üç ayrı “askeri konsey” bulunuyor. Yetkililer, “Kampta kalan subay ve askerler zaman zaman Suriye’ye savaşmak üzere gidip geri geliyor. Suriye’ye savaşmaya giden subaylar arasında iki general de yer aldı” diye konuştu.”

***

Aydınlık

İstanbul’un  göbeğinde  ‘yasal’  kontrgerilla  merkezi : SADAT

TSK’dan  atılan  irticacı  askerler  Suriyeli  çeteleri  eğitiyor,  silahlandırıyor – 1

Suriyeli ve yabancı militanlar, AKP Hükümeti’nin özel bir şirket olarak kurdurduğu SADAT tarafından eğitiliyor ve silahlandırılıyor. SADAT görünüşte yasal bir şirket. Gerçekte ise bir Kontrgerilla merkezi gibi örgütlenmiş

Suriye’de iç savaş çıkaran Suriyeli ve yabancı eylemcileri eğitmek ve silahlandırmak üzere kurulan İstanbul’daki merkezi bulduk. SADAT (Uluslararası Savunmak Danışmanlık İnşaat, Sanayi ve Ticaret AŞ) adlı merkez, 28 Şubat sürecinde ordudan atılan veya çıkarılan AKP çizgisindeki emekli askerler tarafından kuruldu.ASDER (Adaleti Savunanlar Derneği) adlı bir derneğin şemsiyesi altında faaliyet gösteriyor. Her ikisinin de başında İslamcı bir emekli tuğgeneral var.

Aydınlık’a bilgi veren istihbarat çevreleri tarafından “İslamcı Kontrgerilla” olarak adlandırılan SADAT, kendi internet sitesinde verdikleri “eğitim hizmetleri”ni açıkça ilan etmiş. Bu “hizmet”lerin hepsi hem Türk yasalarına göre, hem de uluslararası hukukta ağır suç kapsamına giriyor.

03.09.2012

Sevgili Dostlar,

Suriye sınırında yaşanmakta olan savaştan rahatsız olarak başlattığımız çağrı üzerine İskenderun Çevre Koruma Derneği olarak 31 Temmuz akşamı saat 17.30 da Antakya Çevre Koruma Derneğinde arkadaşlarla bir araya geldik. Samandağ, Antakya ve İskenderun çevre koruma derneklerinin katılımcılarıyla 15 kişi kadardık. Gündemde Suriye ve savaş vardı. Toplantıda konuşulanlarla ilgili notlarım aşağıdadır:

Antakyalı arkadaşlar tedirginliklerini dile getirdiler. Bu koşullar altında miting yapamayız. Güvenlik sorunu var. Her an provokasyona açık bir ortam var.Bazı evlerin üçüncü kişilerce kiralanıp içlerine sığınmacı adıyla silahlı kişiler yerleştirildi. Bu kişilerin çevreyi rahatsız etmesi üzerine çağrılan polislerin, bulaşmayın bunlara biz bir şey yapamayız dedikleri,Yayladağı’ndaki kamplarda yaşayan sığınmacılara yazılan reçetelere her türlü ihtiyaç malzemesi yazılabiliyor. Şampuan, kolonya, çocuk bezi, doğum kontrol ilacı, viagra, prezervatif vb. ürünlerin yazılabildiği SGK’ nın ödemediği bu ürünlerin sığınmacılara serbestçe yazılabildiği, verilebildiği ve bu reçetelerin bedellerinin Valilik Bütçesinden karşılandığı. Bazı sığınmacıların bu yolla temin ettikleri ihtiyaç maddelerini işportada satarak paraya çevirdikleri söylendi.

Bazı sığınmacıların kimlik kartlarında “Şii” yazdığı ve bu kart sahiplerine hasta muayenesi dahil hiçbir hizmetin verilmediği, çok açık çifte standart yaşandığı dile getirildi.
Kan bankasında kan stokunun bitirildiği ve alınan kanların Suriye’de sözde savaşan (!) muhalif güçlere tahsis edildiği, bu nedenle yapay kan sıkıntısı yaşandığı dile getirildi.

Bir arkadaşımız, Şam’da bahçeli bir lokantada arkadaşlarıyla yemek yerken ortamın gayet sakin olduğunu, halkın sokaklarda gezintiye çıkmış olduklarını ve yaşamın normal olduğunu gözlemlediğini. Ancak aynı anda yayın yapan yabancı TV lerin Şam’ın yarısının muhalif güçlerce işgal edildiği haberini verdiğine bizzat şahit olduğunu. Özetle dezenformasyonun çok yüksek olduğunu. Şam’da sohbet ettiği arkadaşlarının biz daha çok Türkiye için endişeleniyoruz dediklerini aktardı.

Sorun’un Hatay Meslek Odaları Koordinasyon Kurulu (HAMOK) un gündemine taşınması ve başka STK ların katılımıyla en kısa zamanda tekrar toplanmak üzere toplantımız sona erdi.
Bir gün sonra;

Antakya Çevre Koruma Derneği’nden bir arkadaşım Yeşiller Partisi üyesi sıfatıyla Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu sözcüsü Claudia Roth’un kendisiyle görüşmek istemesi üzerine buluştuklarını 4-5 kişinin katılımıyla yapılan toplantıda Claudia Roth’a “-Bir gün önce uçakla İstanbul’dan geldiğini, uçakta çok sayıda hiç tanımadığı sakallı ve kılıksız insanların bulunduğunu, uçak indiğinde normal yolcuların uçaktan indirildiğini, bunların ise daha sonra indirilip götürüldüğünü, ancak nereye götürüldüğü konusunda bilgileri olmadığını” söylemiş ve huzursuzluklarını, tedirginliklerini dile getirmiş.

Claudia Roth ise yanıt olarak aynı gün uçakla kendisinin de İstanbul’dan geldiğini aynı kişilere benzer kişilerin yine uçakta olduğunu, neredeyse uçak yolcularının yarısının bu kişilerden oluştuğunu, yine bu yolcuların ayrı indirildiği ve nereye gittiklerini bilmediklerini söylediğini aktardı. Bu kişilerin paralı asker oldukları düşünülüyor.

***

Daha sonra konuyla ilgili olarak Hatay Eczacı Odası’nda HAMOK Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla yapılan toplantıya Eczacı Odası yöneticisi olmam nedeniyle bizzat katıldım. Toplantıya 35-40 kişi kadar bir katılım vardı ve toplantıyı HAMOK Dönem Sözcüsü Dr. Selim Matkap yönetti. Bu toplantıda söz alanların aktardıkları;

Devlet Hastanesi sığınmacılara tahsis edildi. Buraya gelen hastalar, doktor arkadaşlara, Alevi isen (Arap isen) beni muayene etme. Elini bile dokunma diyorlar. Alevi sünni çatışması yaratılmak isteniyor.

Türkiye’den de paralı asker gidiyor. Ben 2 kişi tanıyorum. 1000 dolar alıyorlar. Reyhanlı’dan Suriye’ye her akşam gidip savaşıp geliyorlar.

Antakya’da gece sokağa çıkamıyoruz. Gece parka gittim. Park’ta yoğun olarak sığınmacılar vardı parktan dışarı nasıl çıkacağımı bilemedim.Komşumuzun eşi bu kişiler tarafından taciz edildi. Polis çağırdık. Polis; emir var, biz bunlara bir şey yapamıyoruz. Bulaşmamaya çalışın dedi ve gitti.

Yayladağı’nda yine olay çıkardılar! Polis çağırdık polisin başına çuval geçirdiler ve polisin silahıyla polise ateş ettiler. Polis ve bir genç yaralandı.

Bir evin bodrum katı 2 kişi tarafından kiralandı. Ev bahçeli bir ev, bahçeye araçlarımızı park ediyoruz. Bahçe kapısına Suriye plakalı bir araba park etmişler. İçerdekiler çıkamıyor. Dışardakiler giremiyor. Uyardığımızda kulak ardı edildi ve araba oradan kaldırılmadı.

Bir esnafa: “-Sen arapça bilmiyor musun ?” deniyor.

“Neden Arapça bilmiyorsun” diyorlar ve Arapça bilmediği için yüksek sesle bağırılıp hırpaladılar.

Reyhanlı’da Suriye’ye sürekli araçlar gelip gidiyor.

Bir TIR geldi eşyalar gece yarısı daha önce kiralanan eve taşındı.

Sınırda Ambulanslar karşıdan yaralı taşıyor. Ambulanslarda yaralılar ve Suriyeli askerler var. Her gün olay çıkartıyorlar. Her gün 5-6 olay oluyor. Yaralılar tedavi ediliyorlar yeniden Suriye’ye savaşmaya gidiyorlar. Ambulanslar dönüşlerinde silah taşıyorlar. Sığınmacılar alış veriş yaptıklarında aldıklarının parasını ödemiyor veya çok az bir kısmını ödüyorlar. Reyhanlı’da dükkanlar akşam saat 18.00 de güvenlik nedeniyle kapatılıyor.

Sığınmacının  biri  Veterinerler  Odası  Başkanına: “Ben  veterinerim  Yayladağı’nda  çalışmak  istiyorum.  Bana  araç  verin  diyor.”

Başkan Türkiye’de çalışamayacağını ısrar ederse kendisini sınır dışı ettireceklerini söylüyor.

Cevaben:  “Ama  bana  böyle söz vermediler. Araba  vereceklerini  ve  burada  veterinerlik  yapabileceğimi  söylediler.”

Bir başka arkadaş Antakya’da ve Samandağ’da köylülerin silahlandıklarını ifade etti.
Bir başka arkadaş benim aktardığım uçaklarda yaşananlar konusunda; aynı şeyi kendisinin de uçakta yaşadığını, sakallı ve kılıksız insanların uçakta ayakta gezindiklerini, hostesleri rahatsız ettiklerini, yanında oturan onlardan bir kişiyle sohbet ettiğini, kendisine Libya’dan bir grup halinde, turistik amaçlı geldiklerini söylediklerini aktardı.

HAMOK Toplantısında söz alarak şu konuları dile getirdim ve şu konularda önerilerde bulundum:

Antakya’da  herkes  tedirgin.

Dağın  öte  tarafında  İskenderun’da  ortalık  daha  sakin.

Çünkü  hiç  kimse  Antakya’da  yaşananları  bilmiyor.

Antakya  yerel basını  ise  hiç  bir  şey  yazmıyor.

Meslek  Odaları  olarak  genel  merkezlerimizi  bilgilendirelim.

Esnaf  derneklerini  hareketlendirelim.


Varsa  uluslararası  meslek  örgütlerimize  de  bilgi  aktaralım.

Ecz.   A. Oktay  DEMİRKAN

http://nacikaptan.com/?p=1902


0 Responses to “SADAT ile yola devam ede(bile)cek iz’an(sızlığın)da olanlara şu Anwar el-SADAT'(Enver SEDAT’)ın sonunu hatırlatıyoruz…”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 2,200,315 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Ağustos 2016
P S Ç P C C P
« Tem   Eyl »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

En fazla oylananlar


%d blogcu bunu beğendi: