Archive for the 'Abdullah Gül' Category

02
Tem
08

Laiklik Bir Yaşam Biçimi midir?

Yargıtay Başsavcısı Laiklik bir yaşam biçimidir diyor.

AKP, Hayır laiklik bir yaşam biçimi değildir diye itiraz ediyor.

Hüzün verici bir durum!

Hüzün verici bir durum, çünkü Türkiye’yi altı yıldır yönetenlerin dünya görüşü, felsefi yaklaşımı, siyaset anlayışı ve tabii bilgi düzeyi hakkında insanı umutsuzluğa sürüklüyor.

***

İnsanların yaşam biçimi, içinde yaşadıkları toplumsal yapı tarafından belirlenir.

Toplumsal yapıyı belirleyen ana öğe ise, üretim ilişkileridir.

Demek ki esas olarak yaşam biçimi, üretim ilişkileri tarafından belirlenir.

Örneğin köleci toplumda, insanların, işlerini sahip oldukları kölelere yaptırmaları doğaldır.

Örneğin feodal tarım toplumlarında, ağanın toprağa ve onun üstündeki bütün varlıklara sahip olması, köylülerin onun için üretim yapması doğaldır.

Örneğin kapitalist endüstriyel toplumlarda, işçilerin ücret karşılığında serbestçe çalışmaları ve kazandıkları parayı istedikleri gibi harcamaları esastır.

***

Hiçbir toplumda bütün bireyler homojen nitelik taşıyan tekdüze bir yaşam biçimini paylaşmaz.

Üretim ilişkilerinin belirlediği yaşam biçimi, sadece din, dil, ırk, milliyet, mezhep, yani manevi kültür bakımından çeşitlilikler göstermekle kalmaz, bireyin özgürlük alanlarında da farklılaşır.

Ama bütün bu çeşitlilikler ve farklılaşmalar, esas olarak üretim ilişkilerinin belirlediği toplumsal yapının egemen yaşam biçimini ortadan kaldırmaz.

***

Ayrıca, yaşam biçiminin temel belirleyicisi olan üretim ilişkileri dahi her toplumda tekdüze değildir:

Her toplumda egemen üretim ilişkisinin yanında, eski üretim ilişkilerinin kalıntıları ve gelecek üretim ilişkilerinin filizleri, yani farklı yaşam biçimleri vardır.

***

İşte bir yaşam biçimi olarak laiklik, kapitalist endüstriyel kent toplumlarının özelliklerinden biridir…

Aynen dinselliğin veya dinciliğin, feodal tarım toplumlarının bir yaşam biçimi özelliği olması gibi.

***

Her üretim biçimi kendi siyasal rejimini de yaratır.

Kapitalist endüstriyel üretim biçimi, zaman içinde laiklik, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti çizgisinde gelişmiştir.

***

Birey açısından, laik bir toplumdaki laiklik herkes için zorunlu bir yaşam biçimi midir?

Kuşkusuz hayır!

Aynen demokratik bir toplumda demokrasinin, bireylerin zorunlu yaşam biçimi olmaması gibi.

Doğal olarak, demokratik bir toplumda bireyler kendi özel yaşamlarında demokrat da olabilir, otoriter veya totaliter de…

Laik bir toplumda laik de olabilir, dinci veya ateist de…

Buradaki ince nokta, laikliğin de aynen demokrasi gibi, bireysel tutum ve davranışların dışında ve ötesinde toplumsal ve siyasal bir yaşam biçimi oluşturmasıdır.

Sorun kahvaltıda ne yendiği, ne tür müzik dinlendiği değil, insanların ortak etkileşim alanlarındaki (yani kamu alanındaki) egemen ilişkilerinin niteliğidir.

Hiç kuşkusuz, bu açıdan laiklik de, aynen demokrasi gibi, toplumsal ve siyasal bir yaşam biçimidir.

Tabii birey olarak demokrat olmayanlarla demokratik bir rejimi yürütmek ne denli güçse, laik olmayanlarla da laik bir rejimi sürdürmek o denli zordur.

29
Nis
08

ZAMAN GAZETESİ AKP’Yİ KURTARMAK İÇİN ÇIRPINIYOR

 
 Fethullah Gülen’in yayın organı Zaman gazetesi, AKP’yi kapatma davasından kurtaracak formüller için çırpınıp duruyor. Zaman ilk olarak Fazilet Partisi kapatma davası sürürken gündeme gelen, ancak tepkiler nedeniyle yasalaşmayan Anayasa değişikliğini manşete taşıdı. Ardından Demokratikleşme paketi ve Bahçeli’nin açıklamalarına sarıldı. Son olarak, 30 sene önce Milli Selamet Partisi döneminde yapılan Anayasa değişikliğini AKP’yi kurtaracak çözüm gibi sundu.Fethullah Gülen’in yayın organı Zaman gazetesi, AKP’ye açılan kapatma davasının ardından ne yapacağını şaşırdı.

Zaman, AKP’yi kurtarmak için neredeyse her gün farklı bir formül ortaya atıyor. Zaman ilk olarak, 2000 yılında, Fazilet Partisi kapatma davası sürerken, DSP-MHP-ANAP hükümeti dönemindeki Anayasa değişikliğini gündeme getirdi. Zaman, MHP ve DSP de dava sürerken değişiklik yapmış başlığıyla duyurduğu haberde dava sürürken Anayasa değişikliği yapıldığını iddia etti. Oysa 2000 yılında gündeme gelen Anayasa değişikliği askıya alınmıştı.

1999 yılında Siyasi Partiler Yasası’nda yapılan değişiklik ise Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Baltayı taşa vuran Zaman, demokratikleşme paketine bel bağladı. CHP ve MHP’nin yanı sıra AKP içinde de destek bulmayan paket birkaç gün sonra gündemden düştü.

Zaman, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 23 Nisan resepsiyonunda yaptığı açıklamanın üzerine atladı. Zaman’a göre Ankara Bahçeli’nin formülünü konuşuyordu. Acaba Bahçeli, bir kez daha AKP’ye kurtarıcı rolüne soyunabilir miydi? Ancak bu da tutmadı.

Zaman son olarak 30 yıl öncesine gitti. O dönemde Milli Selamet Partisi döneminde yapılan Anayasa değişikliğini kurtarma formülü olarak ortaya attı. AKP’yi kapatmaktan kurtarmak için ne yapacağını şaşıran Zaman’ın MSP formülü de Tayyip Erdoğan’ın CHP Atatürk’ün resmini paradan çıkartmıştı açıklamasına bentildi. 

29
Nis
08

Sızlanma! Kasti faul yaparsan kırmızı kart görürsün

AB’ye “Maç başladıktan sonra kural değişmez” diyen Tayyip’e yanıt:
Sızlanma! Kasti faul yaparsan kırmızı kart görürsün

İzinli Kuran kursları sayısını dört yılda 4 bin 332’den 7 bin 367’ye, kurslardaki öğretici imam sayısını 6 binden 11 bin 682’ye ve öğrenci sayısını 128 binden 250 bine çıkaranların bir adım geri atması neyi çözer?

İzinli Kuran kursları sayısını dört yılda 4 bin 332’den 7 bin 367’ye, kurslardaki öğretici imam sayısını 6 binden 11 bin 682’ye ve öğrenci sayısını 128 binden 250 bine çıkaranların bir adım geri atması neyi çözer? Türban takanların oranı son 4 yılda yüzde 3.5’tan yüzde 16.2’ye, türban takan lise mezunlarının oranı yüzde 2.5’dan yüzde 17.2’ye ve türban takan üniversite mezunlarının oranı yüzde 2.6’dan yüzde 11.4’e yükselmiş ise bir adım geri gitmek neyi çözümler?

Parti kapatılması
milli iradeye aykırı değildir

İspanya’da BASK Komünist Partisi, Almanya’da Nasyonel Sosyalist Partisi ve Komünist Partisi, İtalya’da Faşist Parti’yle Avusturya’da ırkçı FPÖ kapatıldı. Almanya’da aşırı ırkçı Ulusal Demokrat Parti (NPD) kapatılıyor. ABD’nde komünist ve faşist parti kurmak yasak olmasına rağmen Başbakan RTE; “parti kapatma anlayışı milli iradeye karşı tavırdır” ve Anadolu Aslanları Derneği kongresinde ise; “darbe çığırtkanları var” diyebiliyor. Oysa darbecilerin hukuka saygısı ve inancı yoktur.

Franco, Hitler ve Mussolini gibi tek adam yani “yarı tanrı liderler” ancak faşist yönetimlerde olur.

Ayrıca Başbakan RTE geri adım atmıyor; “Geri adımın ne olduğunu anlayamadım. Böyle bir şey söz konusu değil.”, “Açıklamaların hedefi ne? İktidar nasıl adım atmalı?” “Anlatsınlar da öğrenelim.” ve “Ben bin düşünüp bir adım attım” diye beyanat veriyor.

Anayasa Mahkemeleri, ülkelerin kuruluş felsefelerinden ve anayasalarından yana taraftır ve bunun için kurulmuşlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının devamı için Anayasa Mahkemeleri vardır ve istemeyenlere rağmen olacaktır.

Anayasamız gereğince yeni anayasa yapılması mümkün olmadığı, Anayasa’cılarca açıklanmasına rağmen kendilerine yakın isimlere Anayasa taslağı ısmarlayıp, hazırladıkları taslağı kamuoyuna ve muhalefete göstermeden ABD’ne gönderip, görüş alanlar bir adım geri atsalar, toplumca kabul gören bir Anayasa meydana çıkar mı?

Stockholm’de yaptığı konuşmada, Türkiye’nin tam üyeliğini kastederek; “Maç başladıktan sonra kural değişmez” diyen Başbakan RTE, Türkiye’de, Anayasa Mahkemesinde başlamış olan maçın kurallarını değiştirmeyi düşünebilir mi?

Milli iradeye yabancı müdahalesi

Newsweek, ABD eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz ile Türkiye Uzmanı Dr. Henry Barkey ikilisinin yazdığı, “Türkiye’de Yargı Darbesi” başlıklı yorum yazılarının değerlendirmesinde; “AKP kazansa da kaybetse de sonuç kötü olacaktır. ABD kenarda oturup bekleyemez. Türkiye’nin istikrarına yönelik tehdit çok büyük boyutlarda ve ABD’nin çıkarlarını etkileme olasılığı da yüksek. bu nedenle ABD ciddi bir müdahalede bulunmalı. Bunu özel olarak da yapabilir, açık olarak da.”

“Türkiye’ye özel veya açık olarak müdahale yapılmalıdır” diyenlere, Başbakan RTE bu milli iradeye karşı bir tavırdır diye neden tepki koymuyor?

Irak’a “demokrasi” götüren ABD’ne şimdi Türkiye’ye güç kullanarak “istikrar” getirmesi önerilmektedir. ABD’nin Türkiye’ye müdahaleyi göze alacak kadar AKP neden vazgeçilmezdir?

Osmanlı’nın son döneminden çok daha ağır bir cüretkârlık ve saygısızlıkla karşı karşıyayız. ABD’nin ürettiği “Ilımlı İslâm” modelinden sonra şimdi de AB yeni bir model üretti; “Demokratik laiklik.”

Yabancıların haddini aşan küstah söylemleri AKP’yi tahrik etmesin. Kapatma davasının karar vericisi ne ABD’dir ne AB’dir ne de TBBM ‘dir. Tek karar verici vardır, oda Büyük Önder’in dediği gibi “Yüce Mahkeme”dir.

Türkiye’de rejimin yasal çerçeve içerisinde kendisini korumaya geçmesi neden yabancıların çıkarlarına ters düşmektedir? Bu müdahaleye sebep olanlar, bu utancı sahiplenmelidirler. AKP’nin çıkarları,ABD ve AB’nin çıkarlarıyla nasıl örtüşebilir?

AKP, menfaati gereği taraf olduğu konularda uluslar arası kişi ve kurumları ve son olarak da Jose Manuel Barroso örneğinde olduğu gibi destek alabileceği kişileri, milletin egemenliğinin karar ve kullanılma yeri olan TBMM’ de konuşturuyor.

AKP’nin birden “demokrasi paketi” aşkı depreşiverdi.

İktidarın bu tutumundan cesaret alan Rehn “Türkiye demokrasinin laiklikten önemli olduğunu göstermeli,” Barroso “Zorla laiklik dayatılamaz” ve en son da Solana “Mahkeme mantıklı olsun” küstahlığını yapabilecek konuma gelmiştir..

Terör örgütüne ve Türkiye’yi din devletine dönüştürmek isteyenlere destek veren AB’ne 2 yıldır sırtını döndükten sonra kapanma süreci başlayınca AB’den destek arayanlar AB’ne girmek istiyor mu? Veya girebileceğine inanıyor mu?

Hukukun kimse elini tutmaya kalkmasın. Yargıya müdahale kimsenin haddine değildir. Herkes konumunu ve yerini bilmelidir.

Hukuk meselesi değil siyaset ve ideoloji meselesidir.

Kültür Bakanı Ertuğrul Günay; “Öyle anlıyor ve üzülüyorum ki Türkiye’nin ileriye gitmesini istemeyen çevreler çok önemli yerlere sızmıştır.” diyor ve devam ediyor; “Türkiye bununla hesaplaşacaktır meraklanmayın.Türkiye demokrasisi bu tuzağı aşmayı başaracaktır. Halka güveniyoruz, Hak’ka güveniyoruz. Gerisi boş.” bunları söyleyebilen bir Bakan, hesaplaşmadan vazgeçer mi?

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç; “ Endişemiz yok, düşe- kalka doğru hedefe gideceğiz!..” Hedefe yönelmiş olan bir kişiyi bir adım geri getirebilmek mümkün müdür?

“Meclis’i kapatın,” “İyice şımardılar,” “Abdullah Gül Başsavcıyı azletsin,” Milli iradeye kilit vurulamaz” ve “Velev ki kapattın!” diye manşetler atabilen dinci medyanın geri bir adım atması medyayı Artin Kemal’lerden kurtarabilir mi?

Araf Suresi 179. ayetinden “Gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar” bölümünü alarak kendileri gibi düşünmeyenleri “biz ve ötekiler” dinsel yorumuyla eleştirenlerin bir adım geri atmaları insanları birleştirir mi?

“Laik bir ordunun askerleri şehit olamaz, türbanı reddeden laiklerden şehit olmaz” diyen bir emekli imam ve onun gibi düşünenlerin bir adım geri atması şehitlerimizin onurunu kurtarır mı?

“Karar 9’a 2, ya da 8’e 3 çıkacak. Bu bir hukuk meselesi değil, bir siyaset ve ideoloji meselesidir” diye TRT-1’deki “Enine-Boyuna” programında yorum yapan ve “ Anayasa Mahkemesi 367 ayıbını yapabilmişse bunu da yapar” diyebilen eski Devlet Bakanı Hasan Celal Güzel, bir adım geri atsa Anayasa Mahkemesi aklanır mı?

Bir Başbakan… Hukuka zarar getirmeyin diyen Hukuk Fakültelerinin Dekanlarına; “iş dekanlara mı düştü” diye sesleniyorsa o ülkede bağımsız hukuk eğitimi yapılabilir mi?

Sosyal ve ekonomik çöküntü

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Sanayimiz bitti. Pakistanlının, Çinlinin, Hindistanlının komisyoncusu olduk” diye feryat ediyor. Sanayicinin ihraç ettiği malın içindeki işlenmiş ara malı ithalat payı yüzde 59 oranına çıkmış bir ekonomi kolay, kolay düzelir mi?

Kendi kontrolündeki SHÇEK çocuk yuvaları ile öğrenci yurtlarındaki kimsesiz çocukların yıllardır arka arkaya tecavüzüne ve hatta grup tecavüzüne uğramalarını engelleyemeyip sesi çıkmadan seyredenlerin bir adım geri atması kimsesiz yavruların ırzını kurtarabilir mi?

Yoksuldan al zengine ver. Devletten al özel sektöre ver ve Türk insanından al sömürgeci yabancılara ver. Dışarı daim servet transfer et.

Ekonomik yokluktan; Evde şiddet, sokakta şiddet. adliyede dahi şiddet. Neyi çözdünüz de bunları çözeceksiniz? 5 yıldır türbanla yattılar, İmam Hatiple kalktılar.

Sekiz yılda tam 9 mahkeme dolaşanların ve 35 kişiden 25’i hakkında zaman aşımı dolan ve kendisinin de zaman aşımına 2 yıl kalan ve son celsede de; Mahkeme Heyeti Başkanı ve 2 üye hakimin de; “haklarında iftira ve suçlamalar olduğu” gerekçesiyle davayı bırakma kararı almalarını görmezden gelen bir yerde hak’tan, adaletten ve demokrasiden kim söz edebilir?

Bu davanın mağduru hanım bir daha ne olursa olsun mahkemeye gitmem noktasına gelebiliyorsa hukukun üstünlüğünden bahsedebilir misiniz?

Kadınımızı; “Çarşafı çıkarıp pardösü giysem Allah beni cezalandırır mı? Günaha girer miyim?” diye insanlarımızı din adamından görüş alabilecek duruma getirenlerin bir adım geri atması bu kadının vicdanını rahatlatabilecek mi?

Emekli İmam Abdullah Cihangir, katıldığı cenazede; “Kadınların sesi 4 duvar arasından dışarıya asla çıkmayacak. Kadın sesi 4 duvar arasından çıktı mı bu haya perdesinin yırtılmasıdır,” “ Televizyonlarınızı fazla seyretmeyiniz göz nurunuz, yüz nurunuz gitmesin,” diyen bir imamın bir adım geri gitmesi cenaze namazlarına bir huzur getirecek mi ?

Bolu İlinde yapılan Risale-i Nur Enstitüsü’nün konferansına katılan Said-i Nursi’nin öğrencisi 80 yaşındaki Mustafa Sungur’un elini öpmek için sıraya giren Bolu İl Milli Eğitim Müdürüne soruşturma açıldı mı?

Kendi göbek deliğini dünyanın merkezi sananlar, tarihe bakarlarsa göbek deliklerini dünyanın merkezi sananların feci sonlarını görürler. Akıl, bilim ve mantıktan uzaklaşmış halkı aptal sanan kurnazların sonu hep aynı olmuştur.

Türban için 5 yıl sabrettik

Başsavcının iddialarına gönderme yaparcasına konuşmalarında ayetlere referans verip, Türban için “5 yıl beklediklerini” açıklayanlar bir adım geri atsa geriye 4 yıl 364 gün kalır. Bu kayıp kolay telafi edilebilir mi?

Ayet-i Kerimelerle, Hadis-i Şeriflerle, şiirlerle, atasözleri ve hakaret dolu ifadelerle dolu eleştirilerden bir adım geri gitmek neyi çözer?

Dinci hamlelerin ucu devamlı açık tutuluyor. Önce fiil yaratılıyor ve daha sonra yaratılan fiili duruma çözüm getirmek amacıyla hukuki yollar zorlanıyor. Hukuki olmayan yolları açmak içinde herkes demokrat, özgürlükçü ve AB’ci oluyor.

Hem “başı açık olan zina yapmakla eşdeğerdir” diyeceksin hem de Yüce Peygamberimize kurban kesmek için cemaatten para toplayacaksın. Kurban Allah için kesilir. En büyük mertebeye ulaşmış Yüce Peygamberimizin bu din sömürücülerinin göndereceği ne kurbana, ne de sevaba ihtiyacı vardır?

28 Şubat 2006 tarihinde TSK’da görev yapan dönemin komutanlarını fotoğraflarını yayınlayıp terör örgütlerine hedef gösterdikleri iddiasıyla yargılanıp suçlu bulunanlar yine daha sonra resim yayınlamaya devam etmişlerdir.

Muhalefet, 22 Temmuz seçimlerinin ardından 9 ayda iktidarın çıkardığı kanun ve Anayasa değişikliğinin iptali için Yüce Mahkemeye gitmek zorunda kalıyorsa iktidar bir adım geri atsa muhalefet Yüce Mahkemeye sadece 8 kez gitmek zorunda kalırdı. Sekiz veya dokuz. Sekiz kere giden dokuz kere de gider.

İzinli Kuran kursları sayısını dört yılda 4 bin 332’den 7 bin 367’ye , kurslardaki öğretici imam sayısını 6 binden 11 bin 682’ye ve öğrenci sayısını 128 binden 250 bine çıkaranların bir adım geri atması neyi çözer?

Türban takanların oranı son 4 yılda yüzde 3.5’tan yüzde 16.2’ye, türban takan lise mezunlarının oranı yüzde 2.5’dan yüzde 17.2’ye ve türban takan üniversite mezunlarının oranı yüzde 2.6’dan yüzde 11.4’e yükselmiş ise bir adım geri gitmek neyi çözümler?

İşe alınırken, kadının türbanı ve erkeğin badem bıyığının referans alındığı ve bu doğrultuda üst bürokraside artık inkâr edilemez biçimde örneklerin yer aldığı kadrolaşmadan bir adım geri neyi çözer?

Hamdolsun 79 yıldan daha fazla borçlandık

“Hamdolsun enflasyon hedefini tutturduk,” “Hamdolsun askerimiz görevini yerine tam anlamıyla getirdi,” “Hamdolsun 79 yılın en büyük büyümesini yaptık,” diyerek dini kavramlarla kendini yüceltirken kendinden önceki dönemi küçümseyen Başbakan RTE, “Yargı dini kararlar alırken bize sorsun” diyen Diyanet İşleri Başkanı ile maçı kazandıktan sonra “çok çalıştık Allah da yardım etti” diyen Beşiktaş Kulübü teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam bir adım geri atsa dünya şampiyonu mu olacağız?

Başarıyı Allah’a bağlayanlar başarısızlığı da şeytana mı bağlayacak? Böyle bir yaklaşımı akıl ve mantığın kabul etmesi mümkün değildir.

2004 yılında kapatılmış olan Milli Gençlik Vakfı’nın bir devamı olarak kabul edilen Anadolu Gençlik Derneği, Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Töreninde, şehitlikte alternatif anma töreni düzenlemişler ve bu dernekle İzmit-Gölcük’ten gelen Sabri Göney; “Çanakkale Zaferi için melekler indi” yorumunu yapmıştır.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kayseri’de üniversite açılış töreninde “Üniversiteler, tüm inançların serbestçe yaşandığı yerler olmalı” diyerek akıl ve bilim merkezi Üniversiteleri, ibadethaneler merkezi gibi tanımlamıştır.

Kurulan tuzakların bir an önce çökmesi için suni uzlaşma yok.

Tam bağımsız gerçek çözüme evet. Mevcut yoz sömürüye hayır.

“Demokrasi, çoğunluğun borusu değil, azınlığın korunmasıdır.”

AKP ve zihniyeti gitmeden hiçbir hiçbir şey çözülemez.

Büyük önderin dediği gibi: “Karar Türk hakimlerinindir.”

28
Nis
08

Ne Kadar Özelleştirildik?

Aşağıda geçen işletmeler 5 yıl önce devlete ait, şirketlerin kimi hisseleri ise dolaylı yoldan ya da doğrudan millete ait idi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül mü olsun diye referandum yapan zihniyet, millete ait şirketleri satarken millet uyanmasın diye bin takla atıyor. Ancak aşağıdaki liste devletin ve milletin kaynaklarının nasıl yağmalandığını gözler önüne seriyor. İleride çok daha detaylı bir şekilde özelleştirmelere değineceğiz. Ancak bu yazıyı da tarihe not düşüyoruz:

 

Türk Telekom, Arap’ ın.

Telsim İngiliz’in.

Kuşadası Limanı İsrailli’nin.

İzmir Limanı Hong Konglu’nun..

Araç muayene işi Alman’ın.

Başak Sigorta Fransız’ın.

Adabank Kuveytli’nin.

İETT Garajı Dubaili’nin.

Avea Lübnanlı’nın.

Petkim? Ermeni’nin. (Kazak’a sattık, dediler. Kazağı bi çıkard ık..Ermeni…)

Rakı , Amerikalı’nın.

Finansbank Yunanlı’nın…

Oyakbank Hollandalı’nın.

Denizbank Belçikalı’nın.

Türkiye Finans Kuveytli’nin.

TEB Fransız’ın.

Cbank İsrailli’nin.

MNG Bank Lübnanlı’n ın.

Alternatif Bank Yunanlı’nın.

Dışbank Hollandalı’nın.

Şekerbank Kazak’ın.

Yapı Kredi’nin yarısı İtalyan’ın.

Turkcell’in yarısı Finli’nin Rus’un.

Beymen’in yarısı Amerikalı’nın.

Enerjisa’n ın yarısı Avusturyalı’nın.

Garanti’nin yarısı Amerikalı’nın.

Eczacıbaşı İlaç, Çek’in.

İzocam, Fransız’ın.

TGRT(Fox) Amerikalı’nın.

Demirdöküm Alman’ın.

Döktaş Fransı z’ın.

Süper FM Kanadalı’nın.

 

Bunların Hepsi TÜRK’tü.

Sadece 4.5 yıl önce.

Daha önce de söylemiştik. Sırada Etibank özelleştirmesi var ki Türkiye’nin Bor rezevrlerini bu banka elinde tutuyor. Banka satılırsa bankayı alacak olan taşınmazlara da sahip olacak. Bu demek oluyor ki Bor madenleri ve işletmeleri satılan kişilerin ellerine geçecek…

Bu yağmaya dur demek için Ulusal düşüncede bir parti başa gelmelidir. Amerikan’ın Kuşatma Partisi daha fazla iş başında kalamaz. Yoksa sonumuz Meksika’dan beter olur.

Saygılar

28
Nis
08

Müslüman Değil Bunlar ‘Uğursuz’…

Müslüman Değil Bunlar ‘Uğursuz’…

AKP’nin iktidarı simdiye dek esine rastlanmayan bir hortumculuğun hırsızlık, rüsvet,
sömürü, üçkâğıt, yolsuzluk, fırsatçılık, alavere dalavere mesherine döndü…
Oğullar..
Damatlar..
Yeğenler..
Hısım, akraba, taallukatın seferberliğinde ye takıyyeci ye!..
Bunlar mı Müslüman?..
Bunlar kutsal Đslamı, memleketi soymak, yabancıya satmak, devleti hortumlamak için
kullanıyorlar…
Đslamiyete düsman bunlar…
Müslümanlığı kirli siyasetlerine alet eden üçkâğıtçılar bunlar…
*
AKP’nin kodaman takımı ne diyordu?..
“Hani bu düzen bozuktu… Bunun yerine hak bir düzen getirilecekti…
Adalet, huzur, güven, haysiyet olacaktı…
Heyhat heyhat heyhat…
Böyle diyenlerin bir kısmı ellerine fırsat geçer geçmez bozuk dedikleri düzenin
kemiklerine, menfaatlarına, rantlarına köpekler gibi saldırdılar.
Gençliklerinde ‘Bu düzen bozuktur’ diye küçük dilleri görünecek sekilde avaz avaz
bağıran nice uğursuz simdi mücahitliği bıraktı, müteahhitlik yapıyor.
Rant rant rant…
Onların aklı fikri ranttadır.
Dinleri paradır, kıbleleri karıdır o hâbislerin.
Ya Rabbi, su saf Müslümanlar ne korkunç tuzaklara, ne dipsiz uçurumlara düstüler.
Meskenin en iyisi ve lüksü..
Yazlığın en iyisi ve lüksü…
Giysilerin en iyisi…
Yemeklerin en iyisi…
Allah Allah!.. Peygamber bize böyle mi öğüt veriyor?
……………………………
Hani mensubu olmakla övündüğümüz Đslam dini ve seriatı haram yemeyi yasak
etmisti?
Su sahtekârlar bunca serveti sâmânı malı mülkü nereden ve nasıl kazanmıslar?
Kimi devleti soymus, kimi eyidelebleri talan etmis, kimisi de saf ve akılsız
Müslümanları…
Çatlayıncaya, patlayıncaya, tıksırıncaya kadar yemisler, sismisler…
Dinimiz haram yemeyi yasak kılmıstır… Dinimiz süpheli seylerden kaçınmayı
öğütlemektedir… Dinimiz ‘Helalin hesabı, haramın azabı vardır’ demektedir…
Uğursuzlar dilleriyle bunları söylerler, uygulamada ise tam tersini yaparlar…”
*
Yukarıda italikle dizilmis bölüm Mehmed Sevket Eygi ‘nin dün Milli Gazete’de
yayımlanan yazısından aktarılmıstır.
“Uğursuzlar” ın Müslümanlık pazarlamasıyla “saf ve akılsız Müslümanları”
ketempereye getirdiklerini söylemektedir, ki doğrudur…
Bunlar kimlerdir?..
Bunlar eslerine basörtüsü yerine türban taktıranlardır…
Bunlar Müslümanlığa yürekleriyle değil, mideleriyle bağlı olanlardır…
Bunlar Evangelist Bush takımına biat ederek iktidar koltuğuna oturanlardır…
Cumhuriyet tarihinde bunlar kadar üçkâğıtçı iktidar görülmedi!..
Allah Türkiye Cumhuriyeti’ni bu üçkâğıtçı sahte Müslümanlardan kurtarsın…
Amin!..

28
Nis
08

TAYYİP ERDOĞAN-ABDULLAH GÜL İKTİDARI GAYRIMEŞRUDUR

15-16 Mart 2008 günlerinde Ankara’da toplanan İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu, milletimize ve dünya kamuoyuna aşağıdaki bildiriyi yayınlamayı oybirliğiyle kararlaştırmıştır.

AZİZ MİLLETİMİZ!

Türkiyemizin toprak bütünlüğünü ve Atatürk Devrimi’yle kurulan Cumhuriyeti savunmak ve hayata geçirmek, bütün milletimizin, bütün yurttaşlarımızın, siyasal partilerimizin ve özellikle devlet organlarının görevidir.

Milletimizin çeşitli kesimleri ve millî devletimizin kurumları, eylem ve uygulamalarıyla bu görevi yerine getirmektedirler. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, AKP hakkında açtığı kapatma davasıyla, Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül iktidarının gayrimeşru olduğunu saptamış ve Cumhuriyet hukukunun gereğini yapmıştır.

– En son iki saatlik iş bırakma eylemini başarıyla gerçekleştiren emekçi hareketi,
– Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Danıştay ve diğer yargı kurumlarımız,
– Hava ve Kara Kuvvetleriyle sınır ötesi harekâtı başarıyla uygulayan Türk Ordusu,
– Türban bölücülüğüne karşı direnen üniversitelerimiz,
– Ortaçağa ve bölücülüğe karşı toprak talebiyle harekete geçen Doğu ve Güneydoğu köylümüz,
– Cumhuriyet mitinglerinde, Mehmetçik yürüyüşlerinde ve Şehit cenazelerinde AKP iktidarından kurtulma özlemlerini haykıran halkımız;

bir bütün olarak aynı cephede mücadele ediyorlar. İşçi Partisi, milletimizin bu büyük mücadelesinin hizmetindedir.

CUMHURİYETİ HEDEFİNE GÖTÜRECEK
DİNAMİKLERİN BULUŞMASI

Yükselen emekçi hareketi; vatan savunması mevzisindedir, Cumhuriyet ekonomisini korumaktadır, halkçılık ilkesine dayanan sosyal güvenlik sistemine siper olmaktadır; bu nedenle sonuna kadar haklıdır.

İşçi Partisi, emekçi hareketini; Cumhuriyetimizi hedefine ve güvenceye ulaştıracak temel dinamik olarak görmektedir; bu hareketin en ön safında görev yapmaktadır.

Milyonlarca emekçi, “Kahrolsun ABD, işbirlikçi AKP” sloganlarıyla Türkiye’nin yüz yüze geldiği dış ve iç tehdidi dünyaya ilan etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, AKP’yi kapatma talebiyle halkın vicdanından yükselen iddianameyi yazmıştır.

Cumhuriyet’in sahipleri, Cumhuriyet’e yönelik tehditleri alt etmek için, aynı cephede buluşmuş ve ayağa kalkmışlardır. Bu büyük buluşma Türkiye’nin geleceğinin biricik güvencesidir.

ABD VE AB’NİN KÜSTAHÇA MÜDAHALELERİ
ABD ve AB yetkililerinin, AKP iktidarını desteklemek için yargı organlarımıza karşı küstahça suçlamalarını, Türk devleti içinde temizlik yapılmasını istemeye varan dayatmalarını ve ülkemiz yönetimine müdahalelerini mahkûm ediyoruz. Onları hadlerini bilmeye, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine saygılı olmaya davet ediyoruz.

Bu müdahaleler, Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül yönetimin hangi dış kuvvetlere dayandığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

ABD MARİFETİYLE İKTİDAR KOLTUKLARINA OTURTULANLAR MİLLİ İRADEYİ TEMSİL ETMİYOR

ABD makamlarının daha 1996 yılında Tayyip Erdoğan’ı Başbakan, Abdullah Gül’ü Dışişleri Bakanı yapmayı kararlaştırdığı belgelerle kanıtlıdır. AKP iktidarı, Türkiye’nin devlet egemenliğini dışta ABD ve AB’ye devretmiştir. Bütün uygulamaları bu yöndedir. O nedenle
Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül yönetimi, millî iradeyi temsil etmiyor.

Tayyip Erdoğan, başka bir devletin hizmetinde bulunduğunu, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı olduğunu ve bu kapsamda “Diyarbakır’ı merkez yapma” görevini yaptığını, 15 Şubat 2004 gecesinden başlayarak, 11 ayrı konuşmasında itiraf etmiştir.

Yine Abdullah Gül, 2 Nisan 2003 günü ABD Dışişleri Bakanı Powel ile “2 sayfa 9 maddelik gizli bir anlaşma yaptığını” itiraf etmiştir ve bu itiraf, 24 Mayıs 2003 günlü Vatan gazetesinde manşetten yayınlanmıştır.

İşçi Partisi, Tayyip Erdoğan yönetiminin gayrimeşru olduğunu daha iktidara oturtuldukları ilk günlerde, Kasım 2002’de saptamış ve milletimize ilan etmişti. Buna bağlı olarak Partimiz, 29 Temmuz 2004 tarihinden başlayarak en son 26 Mart 2007 günü Yargıtay Başsavcılığı’na başvurarak, AKP hakkında kapatma davası açılması için üç kez talepte bulunmuştu.

Bu başvurularımızda, AKP’yi kapatma gerekçesi olarak, laiklik karşıtı faaliyete odak olmak yanında, AKP yöneticilerinin devletin ülkesi ve milletiyle bölünmesine yönelik faaliyetini de bütün kanıtlarıyla sunmuştuk.

ABDULLAH GÜL VE TAYYİP ERDOĞAN İSTİFA ETMELİ

Şehit cenazelerinden, emekçi hareketinden, üniversitelerden yükselen taleplere ve Yargıtay Başsavcılığı’nın açtığı davaya uygun olarak, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan’ı yasadışı yollardan işgal ettikleri ve yasadışı uygulamalarla Cumhuriyet yıkıcısı amaçlarına alet ettikleri makamları millete iade etmeye çağırıyoruz.
Türkiye’yi bölme hedefini dünyaya haritalarıyla ilan eden ABD ile gizli anlaşma yapanlar, Çankaya’yı işgal edemez.

Başka bir devletin proje görevlisi olanlar, Türkiye’yi bölen Büyük Ortadoğu Projesinde görev üstlenenler, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanlık koltuğunda oturamaz.
Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün artık yapabilecekleri tek icraat. istifa etmektir.
Yalnız ABD ile yaptıkları gizli anlaşmalar ve ABD’den üstlendikleri yasadışı görevler nedeniyle değil, AKP’yi kapatma davasının sağlıklı bir biçimde yürütülmesi için de, istifaları şarttır.

KRİZDEN ÇIKIŞ,
MİLLİ HÜKÜMET GÜNDEMDE

Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül yönetimi, Türkiye’nin içine girdiği, derin ekonomik krizin baş sorumlusudur. Bu yönetim, küresel merkezlerden dayatılan üretimi çökertme politikasıyla ülkemizi borç batağına saplamıştır. Türkiye’nin mal varlığını “babalar gibi” yabancılara satmak yoluyla Türkiye’yi sömürgeleştirmektedir. Halkımız, bu ekonomik felaketi, işini, toprağını, mülkünü, tezgâhını, dükkânını kaybederek özetle yoksullaşarak yaşamaktadır.

ABD ekonomisinin derinleşen krizi Türkiye’yi daha vahim boyutlarda sarsmaktadır. Sıcak para kanallarının tıkanması, Merkez Bankası Başkanı’nın da itiraf ettiği kaçınılmaz iflası tetiklemiştir. Yabancı devletlere bağlanma ve Cumhuriyet yıkıcılığı yanında derinleşen ekonomik kriz, hükümet krizini getirmiştir. AKP hakkında açılan kapatma davası, bu hükümet krizinin en yüksek savcılık makamı tarafından ilan edilmesi anlamını da taşımaktadır.

Bu koşullarda Tayyip Erdoğan- Abdullah Gül yönetiminden kurtulmak ve ülkemizi bir Milli Hükümet’e kavuşturmak yakıcı sorundur ve gündemdedir. İşçi Partisi, Türkiye’yi bu krizden kurtaracak Milli Hükümet Programı’nı halkımıza sunmuştur. Önümüzdeki temel mesele, çeşitli cephelerde ilerleyen halk hareketinin başına geçerek ülkemizi Milli Hükümet’e kavuşturmaktır.

İşçi Partisi, milletimizden aldığı güçle görev ve sorumluluğunu yerine getirme kararındadır.

Milletimize saygıyla duyururuz.

22
Eyl
07

Gazateciler Köşk’ü halka açıyor!

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün seçim öncesi dile getirdiği “Köşk halka açılacak” sözlerine ilişkin çalışmalarda sona yaklaşıldı. Köşk ilk olarak Pazartesi günü gazetecilere tanıtılacak. Ankara’da görev yapan basın yayın kuruluşlarından muhabirler, Çankaya Köşkü yerleşkesini görüntüleyecek, yapılar hakkında bilgi alacak.

ANKA’nın edindiği bilgilere göre, Köşk yönetimi, “bürokrasisiz ve protokolsüz devlet olmaz” anlayışından yola çıkarak, Köşk’ün halka nasıl açılacağı yönündeki çalışmalarında sona geldi. Çalışmalar şekillendikten sonra Cumhurbaşkanı Gül’ün onayına sunulacak.

Köşk’te yapılan programların çoğunluğunun basına açık olacağı belirtilirken, Cumhurbaşkanı Gül’ün yoğun bir program izleyeceği kaydedildi.
Çankaya Köşkü’nün halka nasıl açılacağının tam olarak netleşmediğini belirten yetkililer, çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

Bürokrasinin ve protokolün en çok hissedildiği yerlerin dünyanın her yerinde cumhurbaşkanlığı çalışma alanları olduğuna dikkat çeken yetkililer, “Bu ince ayar, bir çizgide tutulacak. Halk, daha önceden başvurarak randevularla ve belli periyotlarla alınacak. Vatandaşlar Çankaya Köşkü’nün çalışma sistemini, müzeyi ve mekanları tanıyacak. Flora bakımından zengin olan Köşk’ü gezecek. Köşk nedir sorusuna yanıt bulacak” dediler.

Bu kapsamda Çankaya Köşkü’nü önce gazeteciler tanıyacak.
Ankaralı gazeteciler Pazartesi günü Köşk’ü tanımak ve tanıtmak için Çankaya’ya davet edildi. Muhabirler, kameramanlar ve foto muhabirlerinin Pazartesi günü saat 10.00’da başlayacak gezisinde gazeteciler, Köşk yerleşkesi hakkında bilgi alacak.

22
Eyl
07

fıkralar

  FAHRİ DOKTORA

………Zenginlerden biri bir üniversiteye yüklü miktarda bagis yapmis. Yaptigi bu bagistan ötürü ona “Fahri Doktora” lik vermisler. Ancak eve geldiginde karisi :

– Sen doktor oldun. Bende istiyorum. Git bir bagista benim için yap. Banada doktoralik al demis.

– Yaw etme eyleme. Bak ya verirler ya vermezler.

. . ….Adam yine gitmis üniversiteye. Rektörle görüsmeye baslamis.

– Yaw ben doktor oldum. Ancak benim karimda istiyor. Evde huzur kalmadi. Bir bagis daha yapsam

onada doktoralik alabilir miyiz ?

– Tabii. Neden olmasin.

…….Adam yine yüklü miktarda bagis yapmis üniversiteye. Karisi da doktor olmus. Bir süre sonra karisi :

– Beey. Git bizim ata da doktoralik al. Sen doktor oldun, ben doktor oldum hayvan komplekse girdi.

– Yaw olur mu hanim. Ata doktorluk verirler mi.

– Ama hayvan yemeden içmeden kesildi. Çabuk git ona da doktorluk al.

– Valla ya olur, ya olmaz. Ben giderim rektörle görüsmeye.

……..Adam yine üniversitede. Rektörle görüsüyor.

– Rektör bey. Ben doktor oldum, karim doktor oldu. Bizim at bunalim geçiriyor. Hayvan komplekse girdi

Bir bagisda onun icin yapsam ona da doktorluk verir misiniz?

. ….Rektör bir süre düsünmüs.

– Tabii. Neden olmasin. Simdiye kadar ne eseklere doktorluk verdik… . . . :)))


Yüzme Yarisi

. . . . . Bir gün çok özürlüler arasinda yüzme yarisi yapilacak. Yarismacilar geliyorlar

kulvarlarin basina. Bir tanesinin kollari yok, bir tanesinin bacaklari yok, bir tanesinin

belden asagisi yok ve bi tanesi de sadece kafa.

. . . . .Diziliyorlar kulvarlarin basina. Silah sesi duyuluyor. Hep birden atliyorlar havuza

Yaris basliyor. Kollari olan kollarini çirpiyor, bacaklari olan bacaklarini çirpiyor. Ama

kafa meydanda gözükmüyor. Aradan 2 dakika geçiyor. Diger yarismacilar 2. tura basliyorlar

ama kafadan hala haber yok. Yarisi durduruyorlar. Hemen bir dalgiç ekip yolluyorlar

havuzun dibine. Bir bakiyorlar kafa havuzun bir kösesinde duruyor. Hemen tutup çikartiyorlar

disari. Kafa disari çikar çikmaz derin bir nefes aliyor.

Soruyorlar.

– Yaw noldu birader.

Kafa cevap veriyor.

– Sorma abi kramp girdi. Kramp. . . . . : D


Polis oluyor.

…. Polisin biri birgün kumsalda gezinirken kumla garip sekiller yapan cocuk gormus.

Yanina gitmis.

-Cocugum sen ne yapiyorsun

-Polis yapiyorum

-Nasil yapiyorsun

-Kum katiyorum, su katiyorum, bok katiyorum polis oluyor.

-Ne ! Bok katiyorsun haa !

-Al sana

Cocugu bir guzel dovmus. Ertesi gun gelmis bakmis cocuk yine orada

-Cocugum sen ne yapiyorsun

-Polis yapiyorum

-Nasil yapiyorsun

-Kum katiyorum, su katiyorum, bok katiyorum polis oluyor.

-Ne ! Bok katiyorsun haa !

-Al sana

Cocugu yine dovmus. Ertesi gun gelmis bakmis cocuk yine orada. Gitmis yanina.

-Cocugum sen ne yapiyorsun

-Asker yapiyorum

-Nasil yapiyorsun

-Kum katiyorum, su katiyorum asker oluyor.

-Bok katmiyor musun ?

-Yoooo. Bok katinca polis oluyor ! ! !


Müdürler

…. Bir gün insanin iç organlari toplanmis bir karara varmaya çalisiyorlar.

“Durumumuz hiç iyi degil. Yeni bir sistem gerek. Yeni bir yönetici gerek”

Beyin ilk yönetici adayi olarak geliyor…

– En iyi düsüneniniz benim. Ben olmasam düsünemezsiniz. Ben yönetici olucam

Arkadan ayaklar geliyor…

– Sizi ben tasiyorum. Ben olmasam yürüyemezsiniz.

Sonra mide geliyor…

– Yediklerinizi ben sakliyorum ben müdür olucam.

Böylece bütün organlar geliyor ben müdür olucam diyor.

Ama bu görüsmeye götü çagirmiyorlar bile. Bu duruma göt çok bozuluyor ve kendini kapatiyor.

Aradan bir hafta geçiyor. Bakiyorlar durum daha kötüye gidiyor. Gidiyorlar götün yanina…

-Ne olur aç kendini

diyorlar. Götde

-Müdürlügü bana verirseniz açarim kendimi diyor.

Vermiyorlar müdürlügü. Bir hafta geçiyor üstünden. Durum hepten kötüye gidiyor. Diger

organlarda derman kalmiyor. Gidiyorlar götün yanina.

-Tamam. Aç kendini. Müdürlükte senin olsun. diyorlar

. . . . . . . . O gün bugündür bütün götler müdür…


Felsefe

. . . . . Temel kahveden içeri girmis. Bir bakmis adamin biri gömülmüs kitaplarin arasina

biseyler okuyor. Merak etmis gitmis yanina. Sormus.

– Hemserim. Sen ne okuyon böyle.

– Sssshhhttt. Felsefe okuyorum.

– Felsefe mi ? O ne ula ?

– Simdi sana anlatsam anlamazsin. Ben iyisi sana bir örnek vereyim. Senin evinde akvaryum var mi?

– Heee. Vaaar.

– Evinde akvaryum varsa demek ki sen hayvanlari seviyorsun.

– Heeee seviyorum.

– Hayvanlari seven insanlari da sever.

– Heee seveeeer.

– Sen evlisindir.

– Evet evliyiim.

– Senin çocuklarinda vardir.

– Heee vaaaaar.

– Demekki sen ibne degilsin !!!

. . .

. . Bu is Temel’in çok hosuna gitmis. Ertesi gün ayni kitaplardan kendiside almis. Oturmus

kahveye baslamis okumaya. O sirada Dursun gelmis.

– Ula Temel ne okuyorsun öyle ?

– Sssshhhhttt. Felsefe okuyorum.

– Ula felsefede neymis.

– Simdi sana anlatsam anlamazsin. Ben iyisimi sana bir örnek vereyim. Senin evinde akvaryum

varmi?

– Hayiir. Yoook.

– Hadi ordan ibne seni ! ! !

15
Ağu
07

AP ve Reuters arasında Gül farkı!

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün AKP’nin cumhurbaşkanı adayı olması dış basında geniş yankı buldu.

Bu adaylığın yeni bir gerginliğe neden olma ihtimali bulunduğu belirtilirken, Cumhurbaşkanı adayı olan Gül’ün ‘siyasi kimliği’ uluslararası haber ajanslarında farklı yorumlandı. Amerikan haber ajansı AP Gül’ü ‘İslami eğilimli’ olarak tanımlarken, İngiliz haber ajansı Reuters ‘eski İslamcı’ ifadesini kullandı.

AP konu ile ilgili ‘İslamcılar yeniden Cumhurbaşkanlığı için çabalıyor’ başlıklı haberinde, “Türkiye’nin iktidar partisi güçlü laik muhalefete rağmen İslamcı birini Cumhurbaşkanlığı için yeniden aday gösterdi” denildi. AKP’nin İslami merkezli parti olarak tanımlandığı haberde, “Adaylık, ordunun da içinde bulunduğu laik kesimler ile karşı karşıya gelme ihtimalini arttırıyor” ifadesi kullanıldı. Gül’ün bir önceki adaylığına ordudan ve laik kesimden büyük bir tepki geldiği bilgisine yer verilen haberde, muhalefetin cumhurbaşkanlığı adayını uzlaşma ile seçilebileceği yönündeki sözleri hatırlatılarak muhalefetten bu konuda gelebilecek tepkiye dikkat çekildi.

ESKİ İSLAMCI

Reuters ise, “Kutuplaşan aday cumhurbaşkanlığı için ikinci kez deniyor” başlığı ile gelişmeyi aktardı. Türkiye’nin iktidar partisi olan AKP’nin pazartesi günü ‘eski İslamcı’ Dışişleri Bakanı Gül’ü, yeniden cumhurbaşkanlığı için sunduğu kaydedilen haberde, Gül için ‘eski İslamcı’ ifadesinin kullanılması dikkat çekti. Reuters’in daha önce ‘İslamcı olarak tanımladığı Gül’ü son aylarda ‘eski İslamcı diye nitelemeye başlaması dikkatlerden kaçmadı. Reuters’in neden bu ifadeyi kullandığı bilinmiyor.

TÜM DÜNYA BASINI GÜL’Ü TARTIŞIYOR

Uluslararası basın kuruluşlarının bir kısmı Gül’ün adaylığı ile yeni bir krize girileceği görüşünü savunurken, diğer bir kısmı Gül’ün laikliğin korunacağı yönündeki sözlerine dikkat çekiyor. Önde gelen gazetelerde yer alan yorum ve haberlerden bazıları şöyle:

-INDEPENDENT: “GÜL KARİZMATİK BİRİ”-

İngiltere’nin en saygın gazetelerinden Independent, Gül’ün Cumhurbaşkanlığı görevine ikinci kez aday olmasıyla, Türkiye’deki siyasi krizin yeni ve muhtemelen nihai bir evreye girdiğini yazdı. Abdullah Gül’ün eşinin başörtülü olduğu vurgulanan haberde, Gül için de “alçak gönüllü ve karizmatik” ifadesi kullanıldı.

-GUARDIAN: “LAİK TÜRKİYE KARGAŞADA”-

İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden bir diğeri olan Guardian, “eski İslamcı Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı olması ile laik Türkiye’nin bir kargaşada olduğunu” yazdı. Haberde, Türkiye’nin yenilenmiş bir siyasi krizle karşı karşıya bulunduğu değerlendirmesini yaptı. Gül’ün “sıkı bir Müslüman olduğu ve karısının başörtüsü takmakta ısrar ettiği” ifadelerine yer verilen haberde ” Türkiye’de kapalı kadınların bırakın içinde yaşamayı Cumhurbaşkanlığı köşküne girmesinin bile yasak olduğu” belirtildi.

-EL CEZİRE: “GÜL LAİKLİĞİ KORUYACAĞINI SÖYLEDİ”-

Televizyon kanalı El Cezire, Cumhurbaşkanlığına tekrar aday olan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, laikliği koruyacağı söylediğini vurguladı. Haberde Gül’ün daha önceki adaylığının siyasi bir krize neden olduğu kaydedildi. Ana muhalefet partisi CHP’nin bundan önceki Cumhurbaşkanı seçimlerini boykot ettiği hatırlatılan haberde, CHP’nin bu tavrını sürdüreceği ayrıca Gül’ün seçilmesi halinde resepsiyonlar ve dış gezileri de protesto edeceği ifade edildi.

-EURONEWS:“MUHALEFET OYLAMAYI BOYKOT EDECEK”-

Euronews haber kanalı, muhalefetteki CHP’nin, Cumhurbaşkanı oylamasına katılmayacağını vurguladı. Haberde Gül’ün “İslami kökenli AKP’nin Dışişleri Bakanı olduğu” kaydedildi.

-DW:“TÜRKİYE’NİN GÜVENİLMEZ SEÇMENLERİ”-

Deutsche Welle’nin haberinde ise “Ordunun, laik elitlerin, Anayasa Mahkemesi’nin ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Gül’ün adaylığını engellemek istediklerini ve bunun için demokratik bir bakış açısıyla hoş görülemeyecek taktiklere başvurdukları” ifade edildi. Haberde, “bunun sonucunda seçmenlerin onları cezalandırdığını ve Dışişleri Bakanı Gül’ün tekrar aday olduğu” ifade edildi.

-TIME:“TÜRKİYE TEKRAR UÇURUMUN KENARINDA MI”-

Dünyanın önde gelen haftalık haber dergilerinden Time, “Türkiye tekrar uçurumun kenarında mı” diye soru sorduğu haberinde Gül’ün tekrar aday olmasıyla, Türkiye’yi erken seçime götüren siyasi krizin yeniden yaşanıp yaşanmayacağı kaygılarını yenilediğini yazdı. Haberde, Vecdi Gönül, Mehmet Ali Aydın gibi AKP’den başka adayların da gelecek günlerde aday olabileceğini ifade edildi.

-DAILY TIMES:“GÜL DESTEK ARIYOR”-

Pakistan’da yayınlanan Daily Times gazetesi, “Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ün destek aradığını ancak İslami geçmişinden endişe duyan laiklerin ona karşı olduğunu” yazdı.

-WP: “GÜL LAKLİĞİ KORUYACAĞINI SÖYLEDİ”-

Washington Post gazetesi, “Gül’ün Cumhurbaşkanı adaylığının cami ile devlet arasındaki çizgiyi belirsizleştireceği korkusu olduğunu ancak Gül’ün adaylık başvurusu ardından laikliği koruyacağını söylediğini” yorumunu yaptı

14
Ağu
07

Gül bağımsızlara gidiyor!

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün, Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda CHP ve DSP’den istediği randevu taleplerine 10.30 itibarıyla henüz bir yanıt gelmedi. Bu arada TBMM’deki 3 bağımsız milletvekili Gül’ün görüşme talebine olumlu karşılayarak randevu verdiler.
CHP, Gül’ün randevu talebini, 13.00’da toplanacak Merkez Yönetim Kurulu toplantısında değerlendirecek. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, Başbakan Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanını “uzlaşı ile seçeceğiz” açıklamalarının arkasında durmadığını belirterek, Gül’e randevu vermeyeceği ifade ediliyor. Randevu için son karar MYK’da karara bağlanacak.
Diğer yandan, Gül’ün randevu talebinde bulunduğu DSP Genel Başkanı Zeki Sezer de partisinin 13 milletvekili ile bugün parti genel merkezinde bir araya gelecek.
Saat 13.00’da başlayacak toplantıda, Gül’ün adaylığı ve randevu talebi değerlendirilecek. Toplantının ardından bir açıklama yapılması bekleniyor.

-BAĞIMSIZLAR-

Öte yandan, Gül, Meclis’te bağımsız milletvekillerinin desteğini de arıyor. Gül, Meclis’te saat 13.30’da BBP Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun odasında bir araya gelecek. Gül ayrıca, Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç ve Şanlıurfa Bağımsız Milletvekili Seyit Eyüpoğlu’yla da bugün öğleden sonra Meclis’te bir araya gelecek.
Rize Bağımsız Milletvekili Mesut Yılmaz Ankara dışında olması nedeniyle randevu saati belli olamadı

14
Ağu
07

Dünya medyasında Gül yorumu

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, tekrar Cumhurbaşkanı adayı olması, yurt dışında da geniş yankı buldu. Dünyanın önde gelen basın kuruluşları, Gül’ün bundan önceki adaylığında yaşananları hatırlatarak, Türkiye’de yeni bir krizin yaşanabileceği değerlendirmesinde bulundu.

-BBC: “GÜL YENİDEN ADAY OLDU”-

İngiliz yayın kuruluşu BBC, AKP’nin Cumhurbaşkanı adayı oyarak tekrar Gül’ü gösterdiğini belirtti. Haberde, Gül’ün daha önce seçilememesi nedeniyle erken seçime gidildiği ve seçim sonuçlarında AKP’nin ciddi bir çoğunluk elde etti kaydedildi. Haberde Gül’ün üçüncü turda seçilebileceği vurgulandı.

-FT: “KRİZ OLASILIĞI VAR”-

Financial Times gazetesi, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün tekrar Cumhurbaşkanı adayı olması nedeniyle Hükümet ile laik ve askeri elitler arasında yeni bir krizin yaşanabileceği değerlendirmesinde bulundu. Gül’ün daha önce Nisan ayında aynı görev için aday olduğu hatırlatılan haberde, o dönemde Türkiye’nin en ciddi siyasi krizlerinden birini yaşadığı yorumu yapıldı. Haberde, Abdullah Gül’ün AKP içinde oldukça popüler isimlerden biri olduğu ifade edildi.

-TIMES: “GÜL’ÜN SEÇİLMESİ KESİN GİBİ”-

Times gazetesi, Dışişleri Bakanı Gül’ün, AKP tarafından üç ay sonra yeniden Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterildiğine dikkat çektiği haberinde, Gül’ün bu kez seçilmesinin kesin gibi olduğu değerlendirmesinde bulundu. Gül’ün İngiltere’de eğitim aldığı vurgulanan haberde, Gül’ün daha önce aday gösterilmesinin ardından Ordu’dan tehditler geldiği, binlerce kişinin de sokaklarda protesto gösterileri yaptığı vurgulandı. gazete ayrıca AKP’nin Gül’ü tekrar aday göstermesinin orduya açık bir mesaj olarak değerlendirildiğini yazdı.

-NYT: “CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ YENİDEN ÇATIŞMA BAŞLATACAK”-

New York Times gazetesi ise Abdullah Gül’ün yeniden aday gösterilmesini “parti ve onun dindar takipçilerini Türkiye’nin laik kesimi ile bir koalisyon noktasına taşıdı” şeklinde değerlendirdi. Haberde, “Bu ay mecliste gerçekleştirilecek olan ve bir kaç turu bulması beklenen oylama ile yapılacak seçim, ülkenin gidişatını, İslami orta sınıfın 1923’ten beri Türk devletini kontrol eden laik kesimin karşısına çıkmak sureti ile değiştireceğe benziyor” değerlendirmesi yapıldı.
Öte yandan ABD’de yayın yapan CNN ve ABC gibi televizyon kanallarından yayınlanan haberlerde de Gül’ün yeniden aday gösterilmesinin bir gerginliğe neden olma ihtimali bulunduğu kaydedildi.

14
Ağu
07

Polis, geleceğini planlıyor!

Emniyet Genel Müdürlüğü’nde Strateji Geliştirme Üst Kurulu, polisin geleceğini şekillendirmek için genç müdürlerden ve amirlerden oluşturulduğu özel bir ekiple geniş kapsamlı bir çalışma yapıyor.
Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal’ın bizzat takip ettiği çalışmada 6 Strateji Geliştirme ve Planlama Gurubu oluşturuldu.
Teşkilat içinde alt kademe yöneticilerin kafasında bulunan geleceğe yönelik planların tartışılmasını ve hayata geçirilmesini amaçlayan yapılanma, polisin geleceğini şekillendirecek.
Poliste beyin fırtınası tekniğiyle geleceğin emniyet teşkilatını oluşturmayı amaçlayan oluşumun zirvesini merkezde Emniyet Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcıları ve Daire Başkanlarının oluşturduğu Strateji Geliştirme Kurulu’nun yapıyor. Alt kademe ise Adli ve Önleyici Hizmetler, Destek Birimler, İnsan Kaynakları, Uluslar arası İlişkiler, Denetim ve Danışma Hizmetleri ve Trafik Hizmetleri Strateji Geliştirme ve Planlama Grupların da ise her birimin görevli 2 üst, iki alt düzey yöneticisinin katılımıyla toplam 96 kişilik ekip polisin geleceğini oluşturmak için ayda 2 defa toplanıyor.
Alt kademede yapılan işlerin yansıdığı yöneticilerin, “Ya bu böyle yapılır mı?, ben bu teşkilatın başında olsam şöyle yapardım. Bu işin yapılması yada yapılmaması teşkilat için iyi oluyor yada olmuyor” gibi sözlerin üst kademeye iletilip çalışmaya dönmesini amaçlandığı ifade ediliyor.
23 Mayıs 2007 tarihinde Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal emriyle oluşturulan gruplar geçtiğimiz hafta ilk toplantılarını yaptı. Bu alt grup toplantılarının haftada 1’e kadar düşürüleceğini kaydeden emniyet yetkilileri, çıkan sonuç ve değerlendirmelerinde stratejiye dönmesi için makama sunulacağını bildirdiler

14
Ağu
07

‘Bütün Abdullah Gülleri savunmak zorundayız artık’

Bugün, 12:17“Turgut Özal’ın ülkeye yaptığı hizmetleri yok sayıp onu hakaret oklarına hedef kılan aynı kafaların, şimdi Abdullah Gül’ün ülkeye yaptığı hizmetleri yok sayıp, onu aşağılamaları, beni tüm Abdullah Güller’in yanına itiyor.”


Posta – Mehmet Barlas

“İşin içinden çıkamadığım zaman, Türk müziğinin ayrılmaz parçaları olan güftelere takılırım.

Bugünlerde de, Ali Rıfat Çağatay’ın Nihavend bestesiyle ölümsüzleşen Orhan Seyfi Orhon’un “Tereddüdüt”üne sarıldım: “Sarahaten, acaba, söylesem darılmaz mı? Darılmak adeti, bilmem ki çapkının naz mı? Desem ki: ‘Ben, seni…’ , yok, dinlemez ki, hiddet eder! Niçin? Bu sözde ne var? Sanki hiddet etse ne der?” Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı olup olmaması konusunda süregelen tartışma herhalde beni “Tereddüt”e bağımlı hale getirmiş olmalı. Örneğin ben de Gül’ün aday olmasını savunanlardanım. “Bütün Abdullah Güller’e yapılanlara “artık yeter” demek gerektiğini düşündüğüm için onun aday olma hakkını savunuyorum. Belki Adnan Menderes’i savunamadığım için, belki Süleyman Demirel’in iki kez darbeyle devrilmesi karşısında suskun kaldığım için, “artık yeter” diyorum.Artık yeter

Turgut Özal’ın ülkeye yaptığı hizmetleri yok sayıp onu hakaret oklarına hedef kılan aynı kafaların, şimdi Abdullah Gül’ün ülkeye yaptığı hizmetleri yok sayıp, onu aşağılamaları, beni tüm Abdullah Güller’in yanına itiyor. “28 Şubat bin yıl sürecek” diyenlerin, bugünün dünyasında takvimlere değil saatlerine bakmaları gerektiğini düşündüğüm için, Gül’ü savunuyorum. Ayrıca takvimlerde nasıl “27 Nisan e-muhtırası” varsa, aynı takvimlerde “22 Temmuz seçimi” de var olduğu için, “Gül aday olmamalı” diye tutturanları dinlerken, disk çalara “Tereddüt”ü koyuyorum. Çünkü onlar söylemek istediklerini “Sarahaten” söylemiyorlar. Cumhuriyet döneminde Abdülhamit paşaları gibi davranıyorlar. Karınlarından konuşuyorlar. Onlar bu karından konuşmaları ile siyasi hayatının zirvesindeyken Abdüllatif Şener’i de “Cumhuriyet Muhafızı” rolüne soyundurup, partisinden kopartmadılar mı? Mesela Cumhurbaşkanı adayı Yargıtay Onursal Başkanı Doç. Dr. Sami Selçuk olsa, bu beni mutlu eder. Veya Hikmet Çetin Cumhurbaşkanı olsa, ben de derin bir nefes alırım. Bilirim ki bu isimler de, Türkiye’nin Avrupa Birliği yolundaki ilerleme çabalarını, Çankaya’daki tribünden izlemeyecekler.Tereddüdüm acaba…

Ancak Engin Ardıç’ın da söylediği gibi “yüzde 20 oy alıp yüzde 80’lik konuşanlar”ın, halkı yok saymalarını kabul edemiyorum. Biliyorum ki, Abdullah Gül başı kapalı bir hanımla evli olmasaydı ve bekar olsaydı, aynı çevreler yine “O olamaz” diyeceklerdi. 1960’ta Prof. Ali Fuat Başgil cumhurbaşkanı adayı olmayı düşündüğü için onu yurt dışında yaşamaya zorlayan kafalar, bu defa bekar Abdullah Gül’ü “Neden evli değilsin” diye sorgulayacaklardı. Bu düşünceler arasında IPod’umda yine “Tereddüt”ü buluyorum. Önce Münir Nurettin Selçuk’tan, sonra da İnci Çayırlı’dan dinliyorum. “Desem ki: ‘Ben, seni pek…’ Ya kızar, konuşmazsa? Derim: ‘Bu çektiğim insaf edin, eğer azsa…’ Desem ki: ‘Ben, seni pek çok…’ hayır, kızar bilirim, Tereddüdüm acaba hiddetinden az mı elim? “ŞAKA

CHP için kömürü stoklama zamanıdır…

TKİ Genel Müdürlüğü kömür satış fiyatlarına 4 yıldan bu yana zam yapmamış. TKİ tarafından üretilip satılan kömürlerin KDV hariç FOB (üretim-satış noktasında teslim) satış fiyatları 24 YTL/ton ile 155 YTL/ton arasında değişiyor. Hazır fiyatlar uygunken bence CHP’de şimdiden 30-40 milyon ton kömür alıp, gelecek seçimler için hazırlığa başlasa iyi olur. Tabii gerçekten seçimi AK Parti’nin dağıttığı kömürler yüzünden kaybettiklerine inanıyorlarsa bunu yapmalılar.Siyasetin en zor haftası

Siyasetin özellikle bu coğrafyada ne kadar fazla riskler içeren bir meslek olduğunu herhalde aklı başında olan herkes görüyor. Gerçekten bekara karı boşamak kolaydır. Tribünde oturup “Ben olsaydım şöyle yapardım” şeklindeki cümleleri kurmak ve siyasi sorumluluk taşıyan insanlarla akıl yarışına girişmek, elbet de keyifli bir iştir. Ama kendinizi Tayyip Erdoğan’ın ve Abdullah Gül’ün yerine koymayı denerseniz, siyasetin size yüklediği riskleri biraz olsun anlayabilirsiniz. Bu hafta gerçekten zor ve gergin bir hafta olacak. Bu hafta alınan karar sonrasında, “Keşke başka türlü karar alsaymışız” demek imkanı bulunmayacak. Allah herkese akıl, itidal, öngörü yeteneği ve doğru kararı alma becerisi versin.”

14
Ağu
07

Gül için partiler ne dedi?

Gül için partiler ne dedi?

14 Ağustos 2007 Salı 07:29

Gül’ün adaylığına partilerin ilk tepkisi ne oldu? Gül için kim ne dedi?

Gül bugün muhalefeti ziyaret ederek ‘uzlaşma’ arayacak. Gül’e randevu veren ilk parti MHP olurken CHP hemen randevu vermedi..

MHP: KAOS İSTEMİYOR

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural oylamaya katılacaklarını belirterek “MHP olarak aday gösterme eğilimimiz devam ediyor” dedi. MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı da AKP’nin 3. turda kendi oyları ile cumhurbaşkanını seçebileceğini belirterek, “Cumhurbaşkanlığı seçiminin yeni bir kaosa neden olmasını istemiyoruz” diye konuştu.

CHP: RANDEVU YOK

Gül’ün adaylığı CHP’yi memnun etmedi. CHP lideri Deniz Baykal, “Konuyu bugün değerlendireceklerini söyledi. Baykal, Gül hakkındaki “militan” değerlendirmesinde de ısrarını sürdürerek şöyle dedi: “Militan sözünü Sayın Gül’ü üzecek, ona saygısızlık anlamına gelecek bir deyim olarak kesinlikle düşünmedim. Bir ideolojik iç çemberin bilinçli bir üyesi. Yani malum tartışmalara girmek istemiyorum. Abdullah Bey’in öyle yazıları var ki o yazılar ancak çok ideolojik derin bir angajmanla yazılır. Bunlar sıradan ayaküstü söylenmiş sözler de değil.”

DSP: ŞIK OLMADI

DSP Genel Sekreteri Masum Türker, ” Uzlaşı ve diyaloğun cumhurbaşkanı adaylığının açıklanmasında olmaması şık olmadı” dedi.

DTP: ÖNYARGILI DEĞİLİZ

DTP de Gül’e Mardin Milletvekili ve Grup Başkanı Ahmet Türk Ankara dışında olduğu için hemen yanıt veremedi. Randevu gün ve saati daha sonra belirlenecek. Ancak Türk, “Şu anda bir şey söyleme şansına sahip değilim ama bir ön yargımız yok” dedi

14
Ağu
07

Baykal kesinlikle karşı

Baykal kesinlikle karşı

14 Ağustos 2007 Salı 07:11

Baykal Gül’e yüklendi. Dünkü açıklamaları randevunun zor olduğunu gösterdi.

CHP lideri Deniz Baykal, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün bir ideolojik iç çemberin bilinçli üyesi olduğunu belirterek, “‘Milli Görüş gömleğini çıkardık’ diyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel kuruluş felsefesini içine sindirdiği konusunda güven vermeyen bir siyaset çizgisi izliyor” dedi.

CNN Türk’te, Ankara Kulisi programında Fikret Bilâ’nın sorularını yanıtlayan Baykal’ın mesajları şöyle: “Abdullah Bey’in öyle yazıları var ki, ancak, çok ideolojik derin bir angajmanla yazılır.

Türkiye’nin tarihiyle, anayasasının özüyle hesaplaşmaya yönelik değerlendirmeler.

Gül cumhurbaşkanı olursa, bir süre sonra Türkiye’nin genel siyasi dengesi Türkiye’yi, bir Ortadoğu, dini kimliği ağır basan, Kuzey Irak’ta PKK sorunu karşısında, AB’nin Türkiye’de azınlık yaratma gayreti karşısında gerekli duyarlılığı sergilemeyen bir siyaset çizgisinde, dış güçlerin oyuncağı haline daha kolayca dönüşür.

changeTarget(document.getElementById(“news_content”))

14
Ağu
07

Adaylığa ilk tepki CHP kanadından

AKP’nin Abdullah Gül’ün ikinci kez cumhurbaşkanı adayı olarak desteklemesine ilk tepki CHP’li Ali Toğuz’dan geldi.

Ali Topuz, Çzankaya sürecinde gerginlik çıkacağını söyledi ve başbakan Erdoğan için “yazıklar olsun” ifadesini kullandı.

CNN TÜRK televizyonuna konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Topuz, “Başbakan sözüne güvenilmeyen bir devlet başkanı olarak tarihe geçecektir. Artık çıkacak krizlerin, gerginliklerin sorumlusu Erdoğan ve AKP olacaktır. Kendilerini izleyeceğiz. Demek ki meclis başkanlığı sırasında edilen sözler aldatmacaymış, yazıklar olsun onlara” dedi

14
Ağu
07

AKP’nin adayı Gül!

AKP MYK toplantısında bugün cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda Abdullah Gül’ün ismi ağırlık kazandı. Gül’ün adaylığı hakkındaki açıklamanın yarın yapılması beklenirken Gül’ün de açıklamadan önce muhalefet liderleriyle görüşeceği bildirildi. Açıklama, bu görüşmelerin ardından yapılacak. AKP Grubu’nun da bu hafta içinde toplanmayacağı öğrenildi.

AKP MYK’nın yaklaşık 2.5 saat süren toplantısı sonrası yapılan açıklamada, AKP’nin cumhurbaşkanlığı adayının Abdullah Gül olduğu açıklandı.

Saat 21.05 AK PARTİNİN ADAYI GÜL

AKP MYK toplantısı sona erdi. AK Parti, cumhurbaşkanlığı için adayını açıkladı: Abdullah Gül. Dışişleri Bakanı Gül, yarın muhalefet liderleriyle görüşmelere başlayacak.

Toplantıda toplanan imzalar sonucu Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda mutabakata varıldı. Abdullah Gül’ün sabah saatlerinde başlayacak olan muhalefet liderleriyle görüşmelerinin ardından AKP’nin, öğleden sonra Gül’ün adaylığını açıklanması bekleniyor.

Saat 19.15 GÜL AYRILDI

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısından ayrıldı.

AK Parti Genel Merkezi’nde saat 18.30’da başlayan toplantıdan yarım saat önce parti binasına gelen Gül, yaklaşık 1 saat 15 dakika sonra genel merkezden ayrıldı.

Abdullah Gül, partiden ayrılırken gazetecilerin cumhurbaşkanı adaylığı konusundaki sorularını yanıtlamadı

14
Ağu
07

AKP’YE OY VERENLER

kapak254.jpg

07
Ağu
07

‘Türkiye Musul-Basra’yı almalı’

Almanya, İran ve PKK, Türkiye ve Arap devletlerine karşı Orta Doğu güç yarışında.

Bu saldırgan politikanın esasıysa, Irak’a, Türkiye’ye ve Suriye’ye karşı, Kuzey Irak’ta bulunan ve bugün fiilen ABD’nin himayesinde olan PKK üslerinden PKK’yı bir şahmerdan olarak kullanmaktır. Irak, Türkiye ve Suriye parçalandıktan sonra da Orta Doğu’da, Almanya-İran ekseni desteğinde yeni bir süper güç olarak bir PKK Kürdistanı ortaya çıkacaktır. Ağustos, Orta Doğu’da barış veya savaş için kritik bir ay.

The Conservative Voice’dan Scott Sullivan yazdı

ABD, Washington: Erdoğan, Türk ordusunun güçlü muhalefetine rağmen, tüm Türk kadınlarının başörtüsü takmasını; Almanya, İran ve PKK yandaşı olan Kürt devlet başkanı Mesut Barzani ile dost Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü yine Türkiye’nin cumhurbaşkanlığına aday göstermek istiyor.

Bu durumda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türk ordusu ile Türk milliyetçilerinden gelen desteği muhafaza etmek için ne yapabilir? Bunlar, Almanya, İran ve Kürtlerin, Irak, Türkiye ve Suriye’den başlayarak Arap devletlerini parçalama planlarından korkuyorlar. Yanıtı basit. Başbakan Erdoğan, ABD’ye danıştıktan sonra Türk barış gücü askerlerini ABD güçlerine destek için Musul’a göndereceğini açıklamalıdır. Türkiye, ABD ve İngiltere’den, Musul ile Basra güvence altına alınırken asker azaltımına gitmekten şimdilik vazgeçmelerini talep etmelidir. Bir başka seçenekse, Türkiye’nin Suriye ve Arap devletlerinden Irak’taki Türk barış gücüne katkıda bulunmalarını istemesidir. Böylece Türkiye PKK’yı, Musul dışında kalması, İran’ı da Basra dışında kalması için uyarmış olacaktır. Bir cesur adımla Türkiye Irak’ın toprak bütünlüğünü güvenceye alabilecektir. Böylelikle PKK, Kuzey Irak’tan bir Kürdistan yaratma planlarından cayacak, İran da Irak’ın güneyinde bir Şiistan yaratma planlarından… Üstelik Irak’ın kuzeydeki sınırlar da güvence altına alındığında Erdoğan, Türkiyeli Kürtlerle uzlaşmak için yeterince güçlü bir konuma erişmiş olacaktır. Bir Irak Kürdistanı’na katılacak ayrılıkçı bir Türkiye Kürdistanı seçeneği masadan büsbütün kalkacaktır. Gerçekten de Türk güçleri o zaman, kuzeyden güneyden saldırılarla PKK’yı kapana kıstırmış olacaktır.

Öte yandan Basra’ya barış gücü göndermekle Türkiye, İran’ı, ABD askerlerinin, Irak’ın tek büyük limanı Basra üzerinden çekilmesine karışmak gibi bir niyeti varsa da bundan caydıracaktır. Son olarak belirtelim; Musul ve Basra’yı güvence altına alma kararı ile Türkiye, ordusuyla PKK peşinde Kuzey Irak’a saldırmakla elde edeceğinden daha üstün bir konumda olacaktır. Zira bu tür askeri saldırılarla Türkiye’ye PKK sorununu kökten çözemez. Sözün kısası, Türk güçlerini Basra ve Musul’a konuşlandırarak Başbakan Erdoğan, PKK ve İran’ı birer tehdit olmaktan çıkarıp Türkiye Kürtlerine daha fazla esneklik göstermek konusunda pazarlık konumunu güçlendirecek, Türk ordusu ve milliyetçilerinden gelen desteği muhafaza edecek ve Basra’yı ABD askerlerinin çekilmesi için güvenli hale getirecektir. Neden harekete geçilmesin ki?

“Erdoğan, PKK’yı Nasıl Durdurabilir?”

Almanya, İran ve PKK -ABD politikasının da yardımıyla- Türkiye, Suriye ve Arap devletlerine karşı bir Orta Doğu güç yarışında. Bu saldırgan politikanın esasıysa, Irak’a, Türkiye’ye ve Suriye’ye karşı, Kuzey Irak’ta bulunan ve bugün fiilen ABD’nin himayesinde olan PKK üslerinden PKK’yı bir şahmerdan olarak kullanmaktır. Irak, Türkiye ve Suriye parçalandıktan sonra da Orta Doğu’da, Almanya-İran ekseni desteğinde yeni bir süper güç olarak bir PKK Kürdistanı ortaya çıkacaktır.

Ağustos, Orta Doğu’da barış veya savaş için kritik bir ay. Almanya, İran ve PKK bu ay İran ve Türkiye’ye son bir hamle yapmayı planlıyor. PKK, Kerkük’ü Irak’tan çalarak başlayacak bir yayılma kampanyasını belirgin biçimde hızlandıracak.

Orta Doğu hakettiği istikrar, barış ve refahın yerine PKK’nın cebri sınır düzenlemeleri, büyük oranda Arap nüfusu hedef alan geniş ölçekli bir etnik temizlik kampanyası ve artan dış müdahalelere gebe bir yola girecek.

Bereket versin Başbakan Erdoğan, son seçimleri PKK karşıtı açıklamalarından sonra artık bu Almanya-İran-PKK ekseninden savaşa iten hamleleri engellemek için güçlü bir halk desteğine sahip. Savaşa sürüklenmemek için yanıtlanması gereken büyük soru şudur: Dışişleri Bakanı Gül’ün Başbakan Erdoğan ve Türkiye için artı mı eksi mi olduğudur?

Başbakan Erdoğan şimdi Türkiye’nin yeni cumhurbaşkanı olarak Dışişleri Bakanı Gül’ü tekrar aday göstermek istiyor. Ne yazık ki Gül; çoğu kez, Avusturya’nın geçen hafta PKK için para toplayan Ali Rıza Antal’ı güvenliği için bir uçakla Kuzey Irak’a, yani Türk adaletinden uzakta bir yere gönderme kararını onaylayan Almanya; Türkiye ve Suriye’yi bölmek için PKK ile işbirliği yapan İran; hiçbir şekilde PKK’ya hayır demeyen ABD ve Kürt devlet başkanı ve PKK yandaşı Mesud Barzani gibi Türkiye düşmanlarının en iyi dostu görüntüsü veriyor. Bu noktada Dışişleri Bakanı Gül, Türk milliyetçilerinin desteğini kazanmak için ne yapabilir? Yine açık konuşmak gerekirse Türkiye’nin milliyetçileri Dışişleri Bakanı Gül’ün dışarıdaki dostlarının Türk devletini toptan parçalamak değilse de, Türkiye’yi ikinci sınıf bir güce dönüştürme planları olduğundan korkuyorlar. Dışişleri Bakanı Gül, şu üç öneriyle Türk milliyetçilerini yatıştıracak bir adım atabilir:

1) Bakan Gül, PKK finansörü Antal Türkiye’ye iade edilmedikçe Kuzey Irak’ın bir parya devlet olarak kabul edileceğini ve Barzani ile ilişkileri koparmayı öngören bir ortak politika üzerinde anlaşmak üzere Berlin, Tahran ve Washington’daki mevkidaşlarıyla temasa geçsin;

2) Bakan Gül, ABD’ye, PKK ve İran’ın saldırılarına karşı Irak’ın toprak bütünlüğünü güvence altına almak için derhal harekete geçmesi gerektiğini bildirsin. Gül, MideastWeek.com’da “ABD PKK’yı Caydırmalıdır” başlıklı yazıda, ABD’nin Irak’ı korumak için PKK’ya karşı atması önerilen adımların bir listesini bulacaktır.

3) Bakan Gül, ABD’ye, Türkiye’nin ABD güçlerini desteklemek için Musul’a, İngiliz güçlerini desteklemek için de Basra’ya barış gücü birliği göndereceğini bildirsin. Ayrıca Bakan Gül, Suriye’den ve Arap devletlerinden Musul ve Basra’daki Türk barış gücüne katkıda bulunmalarını isteyebilir. Bu yolla PKK’ya, Musul’dan, İran’a da Basra’dan çıkması için bir uyarıda bulunmuş olur. Üstelik Türkiye’nin güney sınırlarının güvenceye alınmasıyla Türkiye Başbakanı Erdoğan, Irak’ın toprak bütünlüğünü de korur. Musul’da Türk ve Arapların varlığı sayesinde Erdoğan Kürt bölgelerindeki ekonomik kalkınmayı destekleyebilir ve Kerkük’ün statüsü konusundaki referandumu da kabul edebilir (Bkz: Turkey plus Northern Iraq Equals to Golden Age/ Türkiye+Kuzey Irak = Altın Çağ, 3 Temmuz 2007).

Son olarak da Musul’da Türklerle Arapların varlığı Kürt devlet başkanı Barzani’yi PKK’yı kovmaya ikna edecektir. Bu olursa da ABD’nin Kuzey Irak’taki PKK kamplarına yapacağı hava saldırıları gibi, herkes de kabul ediyor ki, bir uç seçeneğe gerek kalmayacaktır. Kısacası Musul’da Türklerle Arapların varlığı PKK’nın, savaşçı ve yayılmacı PKK süper devleti çatısında birleşecek Türkiye Kürdistanı seçeneğinin de sonu olacaktır. Orta Doğu güvenli sınırlara kavuşacaktır. Bir diğer deyişle Irak’ı korumak Türkiye’yi korumaktır, Türkiye’yi korumak Suriye’yi ve geri kalan Arap dünyasını korumaktır. Türklerin ve Arapların Musul’daki varlığı İran’ın Basra’yı ilhak planlarını da boşa çıkaracaktır. Dışişleri Bakanı Gül tüm bunlara katılıyor mu? Bakan Gül bunları yapabilir mi? (ABD’li bir muhalif oluşuma ait internet sitesi The Conservative Voice’un 26 Temmuz 2007 tarihli web sayfası)

dunyagundemi.com

07
Tem
07

Sizi de Satabilirler!

Türk Telekom, Arap’ın.
Telsim İngiliz’in. Kuşadası Limanı İsrailli’nin. İzmir Limanı Hong Konglu’nun… Araç muayene işi Alman’ın. Başak Sigorta Fransız’ın. Adabank Kuveytli’nin. İETT Garajı Dubaili’nin. Avea Lübnanlı’nın.
Petkim?
Ermeni’nin.

(Kazak’a sattık, dediler.
Kazağı bi çıkardık… Ermeni…)
N’olacak bu memleketin hali?
Rakı, Amerikalı’nın.

Finansbank Yunanlı’nın… Oyakbank Hollandalı’nın. Denizbank Belçikalı’nın. Türkiye Finans Kuveytli’nin. TEB Fransız’ın. Cbank İsrailli’nin. MNG Bank Lübnanlı’nın. Alternatif Bank Yunanlı’nın. Dışbank Hollandalı’nın. Şekerbank Kazak’ın. Yapı Kredi’nin yarısı İtalyan’ın. Turkcell’in yarısı Finli’nin Rus’un. Beymen’in yarısı Amerikalı’nın. Enerjisa’nın yarısı Avusturyalı’nın. Garanti’nin yarısı Amerikalı’nın. Eczacıbaşı İlaç, Çek’in. İzocam, Fransız’ın. TGRT Amerikalı’nın. Demirdöküm Alman’ın. Döktaş Fransız’ın. Süper FM Kanadalı’nın.

 

Hepsi Türk‘tü.
Sadece 4.5 yıl önce.

 

Yukarıdaki yazı Yılmaz Özdil’in makalesinden alıntıdır.

Bir gün sizi de evinizden çıkartırlarsa hiç şaşmayın. Çünkü AKP iktidarı sizin evi de satmış olabilir. Satışları önlemek için AKP’ye oy vermeyelim.




İstatistikler

  • 2,193,978 Tıklama

Son Eklenen Yazılar

Ekim 2017
P S Ç P C C P
« Ağu    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

En fazla oylananlar