09
Ağu
09

Türkiye’de Kürt İsyanları

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, artık Kürt sorunu diye bir sorunu tanıdığını Başbakanının ağzından açıklamıştır. Bu, Batı emperyalizmi ve onun güdümündeki Kürt ayrılıkçıları için önemli bir başarıdır.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başlangıcındaki Kürt isyanlarından bugüne Ankara’ya Kürt sorununu tanıması için baskı yapılmaktadır. 1920 yılından 1938’e kadar gerçekleşen ondokuz Kürt isyanının ve 1978’den bugüne yaşanan PKK terörünün hedefi aynıdır: Türk Devletine bir Kürt sorunu kabul ettirip, Türkiye Cumhuriyeti topraklarının parçalanması.

Atatürk döneminde Kürt isyanları en sert şekilde bastırıldı. Sorun Kürt sorunu olarak değil, İngiliz ve Fransızların Türk Milleti ve devletini parçalamak için yaptığı kışkırtmalar ve aşiret düzeni olarak ele alındı.

1980 sonrası yaşanan PKK terörü de Kürt sorunu olarak ele alınmadı ve sorun askerî açıdan çözüldü. Ancak AB ve ABD’nin baskılarıyla zayıf düşen Türk Devleti artık terörden ayrı olarak bir Kürt sorunu tanımaktadır.

Mütareke döneminden bugüne kadar emperyalizmin Ortadoğu’da planı değişmemiştir: Bölgede ajan bir Kürt devleti kurdurarak Türk, Arap ve Fars uluslarını parçalamak. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi Kürt isyanlarının ortak özelliği, yabancı devletlerin Türk Devletini zayıf düşürmek için bu isyanları desteklemesi ya da bizzat organize etmesidir. İkincisi, şehirleşememiş Kürt kitlelerin uluslaşma sürecine direnen aşiret şeyhleri ve beylerinin güdümüyle hareket etmeleridir.

A- Osmanlı Döneminde Kürt İsyanları

1800’lerden itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nda 30 civarında Kürt ayaklanması olmuştur. Bunların tamamına yakını aşiret beylerinin devlet otoritesiyle egemenlik paylaşımı mücadelesinin sonucudur. Bu yüzden isyanların milli bir karakterinin olduğunu söyleyemeyiz. Ancak Batılı dinî ve siyasî misyonerlerin 1850’lerden itibaren Kürtlerin yaşadığı bölgelerde yaptığı faaliyetler sonucu, bu hareketlerde Kürtlük öğesinin de kullanılmaya başlandığını görüyoruz.

Osmanlı İmparatorluğu Kürtlere bir çeşit özerk beylikler verilmişti. Aşiret düzeni içinde yaşayan bu topluluklar dinsel yönden Sünnî, Şafiî ve Alevî olmak üzere üçe ayrılmışlardı. Osmanlı, Sünnî ve Şafiî Kürtlerle ilişkileri iyi tutmaya gayret etmiştir. II. Abdülhamit, bu Kürtlerden Hamidiye Alaylarını kurarak Ermenilere karşı kullanmıştır. Bu alayları İstanbul’da açılan, beş yıllık hizmet veren “Aşiret Mektepleri” izlemiştir. II. Abdülhamit bu okullarda kendisine bağlı Kürt asker ve sivil bürokratları yetiştirmiştir. Buraya alınan çocukların tamamı aşiret reisi, bey ve ağaların çocuklarıydı. Buralarda yetişen çocuklar ileride Kürt isyanlarının başında yer alacaklardır.

Asıl konumuz Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemi ayaklanmaları olduğu için Osmanlı’daki Kürt ayaklanmalarının belli başlılarının yalnızca isimlerini anmakla yetineceğiz.

1. Babanzade Abdurrahman Paşa İsyanı (1806-1808, Süleymaniye)
2. Babanzade Ahmet Paşa İsyanı (1812, Süleymaniye)
3. Zaza Aşiretleri İsyanı (1818-1820, Dersim)
4. Revaduz Yezidi İsyanı (1830-1833, Hakkari ve çevresi)
5. Mir Muhammet İsyanı (1832-1833, Soran)
6. Kör Mehmet Paşa İsyanı (1830-1833, Erbil, Musul, Şirvan)
7. Garzan İsyanı (1839, Diyarbakır)
8. Bedirhan Bey İsyanı (1843-1847, Hakkari ve çevresi)
9. Yezdan İzzettin Şer İsyanı (1855, Bitlis)
10. Bedirhan Osman Paşa İsyanı (1877-1878, Cizre ve Midyat)
11. Şeyh Ubeydullah İsyanı (1880, Hakkari, Şemdinli)
12. Emin Ali Bedirhan İsyanı (1889, Erzincan)
13. Bedirhani Halil ve Ali Remo İsyanı (1912, Mardin)
14. Molla Selim ve Şeyh Şehabettin İsyanı (1913-1914, Bitlis)

Bedirhan ve Ubeydullah Aileleri

Bu isyanların niteliğini göstermek için Bedirhan Osman ve Şeyh Ubeydullah İsyanına değinelim. Her ikisi de Ruslarla yapılan ‘93 Harbinin kaybedilmesi sonucu bölgede egemenliği zayıflayan Osmanlı idaresine karşı yapıldı. Bedirhan Osman ve kardeşi Hüseyin Paşa, II. Mahmut döneminde dedeleri Bedirhan Bey’in kaybettiği yarı bağımsızlığı elde etmek istiyorlardı. Şeyh Ubeydullah ise Hakkari’den hareketle İran ve Osmanlı’yı tehdit edecek bir ayaklanma planlamıştı. İki yıl arayla çıkan bu isyanların ikisi de şeyh aileleri tarafından yönetiliyor, aynı bölgede çıkıyor ve birbirinden bağımsız hareket ediyorlardı. Bugün Kürtçü yazarların saygıyla adlarını andıkları iki isyancı da başarısız olunca Osmanlı’ya sığınmışlardır. Osman ve Hüseyin Paşa affedilip İstanbul’a yerleşirken, Ubeydullah ise II. Abdülhamit’ten geçimini sağlayarak Mekke’ye sürülmüştür.

Her iki aile de Milli Mücadele yıllarında yeniden karşımıza çıkar. Sevr Antlaşmasını imzalayan kurulda yer alan ve 1918’de kurulan Kürt Teali Cemiyeti Başkanlığına getirilen Seyyid Abdülkadir, Şeyh Ubeydullah’ın büyük oğludur. Bu adam, 1925 yılında Şeyh Sait İsyanıyla ilgisinden dolayı idam edildi. Şeyhin diğer oğlu Abdullah ise, babasının öcünü almak için 1926 Haziran’ında Şemdinli Ayaklanmasını çıkaracaktır.

İngiltere’nin 1919 Haziranı’nda Kürt ayaklanması çıkarmak için görevlendirdiği Binbaşı Noel, bu iş için Bedirhaniler ailesini seçmişti. Bedirhani ailesinin lideri Bedirhan Paşa’nın oğlu Kürt Teali Cemiyeti Başkan Vekili Emin Ali Bey’dir. İngilizler ile Bedirhanilerin ilişkisi Fransız istihbaratının 1920’deki bir raporunda şu şekilde geçiyor:

“Botan aşiretinden Bedirhan ailesi İngiliz ajanları ile anlaşmış ve İngiliz mandasını kabul etmiştir.”

Mustafa Kemal Paşa da, Sivas Kongresi’nde bu işbirliğini açıklayarak gerekli tedbirleri aldıklarını açıklar. Mustafa Kemal, Binbaşı Noel, Ali Galip ve yanındakilerin tutuklanması emrini verince hepsi çareyi kaçmakta bulur.

B- Türkler Emperyalizmle Savaşırken Kürtler Ne Yaptı?

Osmanlı’nın İtilaf Devletleriyle Mondros Antlaşmasını imzalaması ve arkasından gelen işgaller, Anadolu’daki Türkleri harekete geçirdi. İşgallere karşı Kuvayı Milliye örgütleri kurarak çarpışan Türkler, Müdafaai Hukuk Cemiyetlerinde toplanıyorlardı. Mustafa Kemal’in liderliğinde birleşen ulusal direniş, bir taraftan emperyalist işgalcilerle çarpışırken bir taraftan da içerdeki ayaklanmalarla uğraşıyordu. Bu ayaklanmalar esas olarak padişahın desteğindeki gerici ayaklanmalar ile Güneydoğudaki Kürt ayaklanmaları idi.

Kürtler, 2. Meşrutiyet’le birlikte İstanbul’da çeşitli siyasi cemiyetler kurdular. 1908’de kurulan Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ilk örgütlenmeleridir. Başında ömür boyu kalmak üzere Seyyit Abdülkadir vardır. Diğer kurucular, Bedirhanlı Emir Ali ve Şerif Paşa’dır. Kürt çocuklarını okutmakla işe başlayan örgüt bir basımevi kurar ve Kürdistan adlı bir gazete çıkarır. Örgüt Emin Ali ve Seyyit Abdülkadir’in anlaşamamaları üzerine kısa sürede dağılır.

Aynı isimler 1919 Mayısı’nda ilk siyasi örgütleri olan Kürdistan Teali Cemiyetini kurarlar. Başkanlığa yine Seyyit Abdülkadir seçilir. Cemiyet mevki sahibi asker-sivil bürokratlara dayanır. Yabancı elçilikler dolaşılarak destek ararlar. Wilson Prensiplerinden yararlanarak ayrı bir devlet kurmak peşindedirler. Doğuda Türkler, Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyetinde örgütlenirken, bunlar Diyarbakır, Bitlis ve Elazığ illerinde cemiyetin şubelerini açarak emperyalistlerle işbirliğine girdiler.

2 Ocak 1920’da İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthrope’a başvuran Kürdistan Teali Cemiyeti, Erzurum, Van, Bitlis, Harput, Diyarbakır ve Musul illerinin nüfusunun ezici çoğunluğunun Kürt olduğunu ve Ankara, Konya, Sivas, Adana ve Halep illerinde çok sayıda Kürt yaşadığını iddia ederek İngiliz mandası altında özerklik istediler. İngilizlerin zaten Mardin, Bitlis ve Van illerini içine alan İngiltere koruması altında bir Kürdistan devleti kurma planları vardı. Erzurum ve Trabzon ABD koruması altında Ermenilere verilecekti.

İngilizlerin planları ve desteğiyle hareket eden Kürt isyancılar, Milli Mücadeleyi önemli ölçüde zarara uğrattılar. Türk İstiklal Savaşını desteklediğini söyleyen Kürt aşiretleri olsa bile, bunlar bölgede etkin olamadılar. Kürtler, doğudaki Türkler Müdafaai Hukuk Cemiyetlerinde birleşirlerken bunun dışında kalmışlar ve ayrılıkçı aşiret şeyhlerinin peşinden gitmişlerdir. Türklük dışında ayrı bir Kürt örgütlenmesinin varacağı başka bir son olamazdı zaten.

Kurtuluş Savaşında Türkler cephede savaşırken Kürtler, Ankara hükümetine karşı İngiliz desteğiyle başkaldırıyorlardı. Milli Mücadelenin Türkler ve Kürtler tarafından birlikte verildiği iddiasını tarihsel gerçekler ve rakamlar yalanlıyor. Kurtuluş Savaşında verdiğimiz 34 bin şehidin yalnızca 700’ü Kürt’tü. Milli Mücadelede sırasında 4, Cumhuriyetin ilanından sonra ise 11 Kürt isyanı çıkmıştır.

Ali Batı İsyanı

Midyat’ın güneyindeki aşiretlerin başkanı olan Ali Batı otorite boşluğundan faydalanarak; Mardin, Savur, Cizre ve Nusaybin bölgesindeki aşiretlerin de bir bölümünü etkisi altına alarak, 11 Mayıs 1919’da adamlarıyla birlikte Nusaybin’e girer. İngilizlerin kışkırtmasıyla harekete geçen Ali Batı, Padişahın izni ile hareket ettiğini yayar. Kürdistan’ı kurmak amacındaki Ali Batı, tutukluları serbest bırakarak işe başlar. 19 Ağustos’ta Meddah bölgesine çekilen Ali Batı öldürülür ve isyan son bulur. Bu, Türk Milli Mücadelesi döneminin ilk Kürt ayaklanmasıdır.

Cemil Çeto İsyanı

1920 Mayıs ayında Hıdranlı Aşireti Reisi Hüseyin Paşa Garzan çevresinde Kürt Teali Cemiyeti’nin bir beyannamesini dağıtır. Bu beyannamede, İtilaf Devletlerinin Kuvayı Milliye’yi dağıtacağı ve bir Kürdistan kurulacağı belirtiliyor, silahlanarak hazırlıklı olunması isteniyordu. Hüseyin Paşa’yı misafir eden Bahtiyar Aşireti Reisi Cemil Çeto, başka aşiretleri de kışkırtarak Garzan bölgesinde güçlenmeye başlar. Reşkotan aşiretini de yanına çekmek ister, ancak başaramaz. Cemil Çeto, harekete geçtiyse de, askerî birliklerin önlemleri karşısında adamlarını bir arada tutamaz ve 4 oğlu ile 7 Haziran 1920’de teslim olur.

Milli Aşireti İsyanı

Bitlisli Kürt milletvekili ve aynı zamanda İngiliz ajanı Yusuf Ziya Bey’in yakın arkadaşı Cibranlı Halit Bey, Haziran 1920’de Kürt aşiretlerini “birlik halinde bulunmadıkları için altı yüz yıldır Türk hakimiyetinde yaşadıkları, şimdi kurtuluş gününün geldiği ve silahlanarak harekete geçmeleri” yönünde propaganda yapıp kışkırtıyordu. Ankara’da kurulan Hükümetin Padişahı tanımadığı ve bu Hükümetin Yunanlılar tarafından ortadan kaldırılacağını yayıyordu. Bu yolda yapılan kışkırtmalar sonucu Milli Aşireti, güneydeki İtilaf devletleriyle ilişki kurdu ve Fransızların Urfa’ya ikinci kez saldırdıkları sırada, fırsattan yararlanarak ayaklanıp Siverek’e doğru yürüdü. Fakat burada bulunan 5. Tümen 19 Haziran’da üzerlerine gidince, isyancılar Suriye’ye kaçılar. Bir ay sonra hazırlık yaparak, 3000 atlı ve deveyle ve 1000 yaya kuvvetle, Viranşehir’e girdiler. TBMM’ye karşı harekete geçtiklerini ilan ettiler. Ancak Dersim ve Elazığ yöresindeki aşiretlerin bekledikleri desteği vermemesi sonucu 5. Tümen isyancıları tekrar mağlup etti ve Milli Aşireti tekrar çöle kaçtı.

Koçgiri İsyanı

Türk Milli Mücadelesini en çok tehlikeye düşüren isyan, Koçgiri İsyanı olmuştur. İkinci İnönü Savaşı’nın başladığı günlerde başlayan isyan, Ankara’yı çok zor duruma soktu. Yunan saldırısıyla eşzamanlı başlayan isyan, Türk düşmanlarının planlı bir şekilde çalıştıklarını göstermektedir.

Koçgiri, Sivas’ın İmranlı ilçesinde yaşayan Kürt-Alevi aşiretidir. Bu aşiret Sivas’tan Erzurum’a kadar yayılan bir alanda yaşamaktadır. Kürdistan Teali Cemiyeti, Koçgirili Aşireti Şeyhi Mustafa Paşa’nın oğlu Alişan Bey’i Dersim’e cemiyetin şubesini açmak için gönderir. Alişan, Baytar Nuri ile birlikte çalışmaya başlar. Mustafa Kemal Paşa, Doğuda yaşanabilecek bir tehlikeyi önlemek için her ikisiyle de görüşmek ister. Alişan ile görüşen Mustafa Kemal, onu ikna eder ve milletvekilliği önerir. Baytar Nuri ise, Alişan aracılığıyla kendisine yapılan milletvekilliği önerisini reddeder. Baytar Nuri, Seyyit Abdülkadir’i de pasif bulmakta, Kürt devleti kurmayı hedeflemektedir.

1921 yılı başında belli başlı Kürt aşiretleri reislerini toplayan Baytar Nuri, toplantıdakileri ikna eder ve Temmuz ayında Zara’da karakola saldırarak isyan başlar. Ankara Hükümeti, Koçgirili Alişan Bey’i Kaymakam Vekilliğine, kardeşi Haydar Bey’i de Bucak Müdürlüğüne atasa bile onlar da ayaklananlara yardım ederler.

Kürtler Kemah’ı ele geçirirler ve Ankara Hükümetine Kürdistan’ın özerkliğini tanıma, Türk memurların bölgeden çekilmesi ve Koçgiri’ye gönderilen birliklerin geri alınması konusunda bir muhtıra çekerler. Ardından TBMM’ye şu başvuruda bulunurlar: “Sevr Antlaşması gereğince Diyarbakır, Elazığ, Van ve Bitlis illerinde bir Kürdistan kurulması gerekiyor. Bu nedenle bu oluşturulmalıdır. Yoksa bu hakkı silah zoruyla almaya mecbur kalacağımızı beyan ederiz.”

İsyan gittikçe büyür ve 50 binden fazla silahlı insan bir araya gelir. Bölgede Türk köylerine saldıran isyancılar büyük katliamlar yaparlar. Bu esnada Yunanlılar da Bursa’yı ele geçirmişlerdir. Ancak isyanın büyümesi üzerine Nurettin Paşa komutasındaki Merkez Ordusu 11 Nisan 1921’de isyancıların üzerine yürür. Topal Osman komutasındaki Giresun Alayı da Nurettin Paşa’nın emrine verilir. 17 Haziran tarihinde isyan tamamen bastırılır.

İsyanı bastıran Nurettin Paşa önlem olarak isyan çıkartan aşiretlerin batıya Türk köylerinin yanına iskan ettirilmelerini önermişşe de bölgenin milletvekilleri bunu kabul etmezler. Hatta Nurettin Paşa’nın katliam yaptığını ve görevinden uzaklaştırılmasını istemektedirler. Nurettin Paşa’nın Kürt milletvekillerinin isteğiyle yargılanmasına karar verilir. Mustafa Kemal, tüm muhalefete ve Bakanlar Kuruluna karşı tek başına Nurettin Paşa’yı savunmuş ve onun ağır bir işleme tabi olmasına izin vermemiştir.

Nurettin Paşa’nın Kürtleri iskan önerisi ise Atatürk tarafından ileride 1935’de uygulattırılacaktır.

C- Cumhuriyet Döneminde İsyanlar

Cumhuriyetin ilanından 1938’e kadar 17 Kürt ayaklanması çıktı. Bu ayaklanmalar tarih sırasına göre şöyledir:

1. Nasturi (1924),
2. Şeyh Sait (1925),
3. Raçkıtan ve Raman (1925),
4. Sason (1925),
5. Ağrı (1926),
6. Koçuşağı (1926),
7. Mutki (1927),
8. İkinci Ağrı (1927),
9. Bicar (1927),
10. Asi Resul (1929),
11. Tendürük (1929),
12. Savur (1930),
13. Zeylan (1930),
14. Oramar (1930),
15. Üçüncü Ağrı (1930),
16. Pülümür (1930),
17. Dersim (1937-1938).

Bu ayaklanmalara 20 binden fazla silahlı isyancı katıldı. İsyanlar; Ağrı, Tunceli, Bingöl, Diyarbakır, Siirt, Şırnak ve Hakkari ve çevrelerinde gelişti. Bu isyanların genel karakterini yansıtan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni en çok uğraştıran dört isyanı incelemekle yetineceğiz.

Nasturi İsyanı

Nasturiler Süryani mezhebine bağlı Hıristiyan Kürtlerdir. Suriye’den Mısır’a kadar yayılan Nasturiler, Türkiye sınırları içinde Hakkari bölgesinde yaşamaktaydılar.

Nasturi İsyanı doğrudan doğruya İngiltere’nin çıkardığı bir ayaklanmadır. Musul konusunda İngilizlerle yaşanan gerginlik, 19 Mayıs 1924’te İstanbul’daki Haliç toplantısında ele alınır. İngilizler, Musul’daki haklarından vazgeçmek bir yana, bir de Nasturî sorununu ortaya atmışlardır ve Hakkari’yi de istemektedirler. Toplantı 5 Haziran’da biter. İki ay sonra da ayaklanma başlar.

Nasturiler Hangediği bölgesinde Hakkari Valisi Halil Rıfat Bey’i yaralayarak tutsak almışlar ve jandarma komutanını öldürmüşlerdir.

Nasturilerin İngilizler tarafından ayaklanmaya sevk edildiklerine dair pek çok gösterge ve kanıt vardır. Bunlardan birkaçını sıralayalım:

a) Ayaklanmadan hemen önce Hakkari bölgesinde İngiliz misyonerleri görülmüştür.

b) Ayaklanmayı bastırmak üzere görevlendirilen Cafer Tayyar Bey’e bağlı 21. Süvarı Alayı’na Musul’dan kalkan üç İngiliz uçağı ateş etmiştir.

c) Başbakan İsmet İnönü, Nasturi ayaklanması ile ilgili Mustafa Kemal’e verdiği raporda şunları yazmıştır:

“İngilizlerle vaki olan temasımız, 1. Süvari Tümenini Hazil Suyu batısındaki toplanma yerinden Habur Suyu üzerindeki toplanma bölgesine hareketinde sağ yancı olarak ayırdığı bir bölük süvari ve aşiret erlerinden mürekkep kuvvetin İngilizlerin sınır karakolu yaptıkları Birsivi civarına 12 Eylül 1924’te yaklaştıkları vakit bu karakoldan ateş yemelerine karşılık taarruz ederek karakol erlerini tart etmelerinden ibarettir… İngilizlere ait Banona Karakolu erleri de merkezi Banona olan ve ordumuza arzı hizmet eden Güli aşiretleri reisi Sadık Ağa tarafından kıtalarımızın gelmesinden üç-dört gün önce ellerinden silahları tart edilmiştir.

ç) İsyanı bastırmaya giden birliklerden kaçan ve Bitlis Milletvekili Yusuf Ziya’nın kardeşi Teğmen Rıza’nın da aralarında olduğu subaylardan biri Zaho’daki İngiliz birliklerine katılmıştır.

Bir ayrıntı daha belirtelim: “Turkish Petroleum” şirketi 25 Temmuz 1923 günü İngiltere Dışişleri Bakanlığına başvurarak Musul’un Türklere bırakılmamasını istemişti. İngiltere 6 Ağustos 1924 günü Cemiyet-i Akvam’a başvurarak Musul sorununun ele alınmasını talep etmişti. Nasturi ayaklanması bu başvurudan bir gün sonra başladı!

İsyan 28 Eylül günü kesin olarak bastırıldı. İsyanın liderleri Irak’a doğru kaçtılar. İsyanın bastırılmasında kimi aşiretlerden de faydalanıldı.

İsyanın bastırılmasından sonra Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak Milli Savunma Bakanlığına bir rapor göndererek, Musul sorununda hâlâ bir belirsizlik olduğunu, İngilizlerin bu konuda çok ısrarcı olduklarını ve bölgeyi karıştırabileceklerini belirterek, yalnız siyasal görüşmelerle yetinilmemesini, savaşa hazır olunmasını istemiştir.

Bu raporun yazılmasından üç ay sonra Şeyh Sait İsyanı patlak verdi.

Şeyh Sait İsyanı

Nasturi ayaklanmasının üzerinden altı ay geçmiştir. Genç Cumhuriyet, Lozan ile Misak-ı Milli sınırlarını önemli ölçüde dünyaya kabul ettirse de Musul meselesi yüzünden İngiltere ile gerginlik yaşamaktadır. Ayrıca Hilafetin kaldırılması ve çağdaşlaşma yolunda atılan adımlar da gerici-yobaz kesimi hareketlendirmiştir. Bu kesimler, Terakiperver Cumhuriyet Fırkası’na girerek seslerini duyurmaya çalışmaktadırlar. Şeyh Sait İsyanı böyle bir dönemde çıkar.

Uğur Mumcu’nun “Kürt-İslam” olarak nitelendirdiği ayaklanmanın lideri Şeyh Sait’i ilk olarak Kürt Azadi (İstiklal) Cemiyetinin Erzurum’daki ilk kongresinde görüyoruz (1924). Bu kongrede iki karar alındı.

a) En geç Mayıs 1925 tarihine kadar bir ayaklanma başlatılacak.

b) Gerekli dış destek İngiliz, Fransız ve Ruslardan sağlanacak.

Yabancılardan yardım alma önerisine bazı üyeler karşı çıkınca Şeyh Sait yabancılardan yardım almanın mübah olduğunu anlatmıştır.

Şeyh Sait, Erzurum ve çevresinde tanınan ve sevilen Nakşibendi şeyhidir. Bitlis Kürt milletvekili Yusuf Ziya, Kürt İstiklal Cemiyeti’nin verdiği görev üzerine Şeyh Sait’in yanına, Hınıs’a gider. TBMM’ye hainlik yapan Yusuf Ziya ile Şeyh Sait anlaşırlar.

1924 yılı Ağustos ayında Şeyh Sait, Hamidiye Alaylarını oluşturan Cibranlı ailesinden Cibranlı Halit Bey ve Mutki Aşireti Reisi Musa Bey, Erzurum’da bir araya gelirler. Kürt İstiklal Cemiyeti’nin başkanlığına Şeyh Sait seçilir. Şeyh Sait Erzurum-Hınıs’tan ayrılarak yaz boyunca Kürt ağaları ve beyleri ile görüşür. Ayaklanma için tarih belirlenmiştir: 21 Mart 1925.

15 Kasım günü Şeyh Sait’in oğlu Ali Rıza İstanbul’a giderek Kürt Teali Cemiyeti Başkanı Seyid Abdülkadir ile görüşür. Abdülkadir, ayaklanmanın daha çok dinsel motiflerle yapılması gerektiğini söyler. “Bütün gücümle ayaklanmayı desteklerim” diyen Seyid Abdülkadir’, Mustafa Kemal aleyhine yazılmış bildirileri Ali Rıza’ya dağıtması için verir.

Nakşibendi tarikatını Kürtler arasına yayan iki kol vardır. Bu iki koldan Seyit Taha kolu Şeyh Abdülkadir aracılığıyla Kürt Teali Cemiyeti’ni, Şeyh Ali Sebdi kolu da Şeyh Sait aracılığıyla Kürt İstiklal Cemiyeti’ni yönetmektedir. Şimdi ikisi de ortak hareket etmektedir.

Ocak 1925’te Şeyh Sait imzasını taşıyan ve elden ele dolaşan bildiri şöyle başlamaktadır: “Kurulduğu günden beri İslam dininin temellerini yıkmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti Reisi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Kuran Ahkâmına aykırı hareket ederek Allah ve Peygamberi inkar ettikleri ve İslam Halifesini sürdükleri için gayrımeşru olan bu idarenin yıkılmasının bütün İslamların üzerine farz olduğu…”

Eski Genç milletvekili Hamdi Bey olan biteni İçişleri Bakanlığına iletir. Alevi Hormek aşireti de Şeyh Sait’in ayaklanma hazırladığını Mustafa Kemal’e gizli bir mektupla bildirir. Hamdi Bey ise, Cibranlı Halit ve Yusuf Ziya’nın faaliyetlerini aktarmaktadır. Ayrıca Bucak Müdürü Tayyib’in İngilizlerle haberleştiğini de bildirmektedir. Hamdi Bey Diyarbakır Valiliğine de bir dilekçe yazarak, İngilizlerin din sömürüsü ile halkı kışkırttığı ve Cumhuriyet aleyhine, hanedan lehine propagandalar yapıldığını belirtir.

İngiliz büyükelçisi Mr. Lindsay’ın 27 Şubat 1925’te İngiltere’ye gönderdiği telgrafta, “ayaklanmayı hazırlayanların İngiliz yetkililerinden yardım sağlama girişimlerinin karşılıksız kaldığı ve yardım isteklerinin geri çevrildiği”ni belirtmesi ayaklanmacıların İngiltere ile ilişkide olduklarını ve destek istediklerini göstermektedir.

Şeyh Sait hareketi bugün Kürtçü çevrelerce Kürt ulusal mücadelesinin önemli bir parçası olarak saygıyla anılıyor. Öyle bir ulusal hareket ki, hem İngiliz desteği arıyor, hem de şeriatçı.

İsyan planlanandan önce 13 Şubat’ta başlar. Asker kaçaklarını aramak için Şeyh Sait ve kardeşi Abdürrahman’ın Piran’daki evini saran jandarma teğmenleri esir edilir. Bir er şehit düşer. Aynı gece 350 atlı ile yola çıkan Şeyh Sait, Genç ilçe merkezine doğru yola koyulur. Evlerden jandarmaya ateş edilmektedir. Genç’ten sonra Lice’ye de hakim olan Şeyh Sait yanlılarının hedefi Diyarbakır’dır. Ergani, Palu ve Piran’ı ele geçiren isyancılara karşı Ankara’da tedbir alınmaya çalışılmaktadır. Etkin bir tavır alamayan Fethi Bey’in yerine 2 Mart’ta İsmet Paşa Bşbakanlığa getirilir. Olağanüstü hal ilanı da yetersiz kalınca hükümete olağanüstü yetkiler veren Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarılır. 35 binden fazla silahlı asker demiryoluyla bölgeye sevkedilir.

Şeyh Sait kuvvetleri Diyarbakır’a saldırarak Türk kuvvetlerine kayıplar verdirirler, ancak Nisan’ın ikinci haftasından itibaren Türk Ordusu duruma hakim olur. Şeyh Sait İran’a kaçmak üzereyken yakalanır. İsyanın diğer liderleri de teslim olurlar ya da yakalanırlar.

İsyana son noktayı Hava Kuvvetleri koyar. İsyan bölgelerine havadan yapılan saldırılarla bölge isyancılardan temizlenir.

Şeyh Sait İsyanı, Cumhuriyet tarihinin en büyük isyanıdır. 3000’den fazla kişinin katıldığı isyandan sonra kurulan İstiklâl Mahkemelerinde 5010 kişi yargılanmış, Şeyh Sait ile birlikte 420 kişiye idam cezası verilmiş ve bunlar infaz edilmiştir. 1811 kişi de çeşitli cezalar almıştır.

Hoybun Cemiyeti ve Ağrı İsyanları

Ağrı’da ilk isyan Mayıs 1926’da, ikinci isyan Eylül 1927’de, üçüncüsü de Eylül 1930’da gerçekleşmiştir. İsyanların arkasında Kürt-Ermeni dayanışmasını temsil eden Hoybun Cemiyeti vardır. Hoybun Cemiyeti’nin kuruluş tarihi ve kurucuları tam olarak belli olmamakla birlikte, Şeyh Sait İsyanından sonra yurtdışına kaçan asilerin liderlerince kurulduğu tahmin edilmektedir. Bir İngiliz raporuna göre ise, Hoybun, Taşnak Merkez Komitesi Üyesi Papazyan’ın bürosunda kurulmuştur.

Hoybun’un ilk geniş toplantısı İngiltere’nin Irak Fevkalade Komiser Muavini Edmods tarafından organize edilmiş ve İngilizlerin Revandiz kaymakamlığına getirdikleri, 1880 isyanı lideri Ubeydullah’ın oğlu Seyyid Taha’nın evinde yapılmıştır. Toplantıya çeşitli aşiret reislerinin yanında İngiltere’yi temsilen Yüzbaşı Moltfoltre da katılmıştır. Toplantıda Türkiye’de yapılması düşünülen isyanla ilgili şu kararlar alınmıştır:

a) İngilizler Kürtlere para yardımı dışında lüzumu halinde silah ve mühimmat yardımı yapacaklar.

b) Nasturiler, Kürtlerle birlikte hareket edecekler.

c) Hoybun, isyanı Yüksekova’dan başlatacak ve hedef Van’ın ele geçirilmesi olacak. Van’ın düşmesinden sonra İngiltere vaat ettiği silah ve para yardımını yapacak.

Hoybun’un 1927’de Lübnan’da yapılan kongresinde Başkanlığa Ermeni Wahan Papazyan getirilmiştir. Genel Sekreter ise Celadet Bedirhan olmuştur.

Hoybun’un faaliyetlerinde İngiliz ve Fransızların rolü konusunda uzun yıllar İran Kürdistan Demokratik Partisi Başkanlığı yapmış olan Abdurrahman Ghassemlou’nun düşünceleri oldukça önemlidir:

“Kürdistan dışında yaşayan göçmenlerin temsilcileri tarafından 1927’de bütün Kürt milliyetçi kuruluşlarının birleşmesinden Hoybun Partisi kuruldu. Bu temsilciler, feodaller, toprak ağaları ile entellektüellerinden meydana gelmişlerdi. (…) Türkiye’ye siyasî baskı yapmak için Kürt problemini kullanan emperyalist güçlerin desteğini sağladı. Bu sebeple, İngiltere ortada kendisi görünmeden, Türk politikasına karşı, olayları Hoybun’un faaliyetleri gibi gösteren bir politika takip etti. Türkiye ile anlaşmazlıkları konusunda Fransa’da İngiltere’yi takip etti. Öyle ki, Taşnaklar Hoybun’u doğrudan kontrollerine aldılar.”

Ağrı İsyanı doğrudan Hoybun’un örgütlediği bir isyandır. İsyancıların başı, Kürtlerin kendisine “Paşa” ünvanı verdiği, daha önceleri Türk Ordusunda Kurmay Binbaşı olan İhsan Nuri’dir. İhsan Nuri, 1925 yılında da Beytüşşebab’da isyancı askerlerden oluşan bir gruba komuta etmiştir.

Ağrı İsyanlarının başlaması, 16 Mayıs günü Yusuf Taşo ve çetesinin İran sınırını geçip, Beyazıt köylerinden hayvan çalarak Ağrı yaylalarına sığınması ve Hası Telli’nin halkı kışkırtması ile başlamıştır. Bir ay sonra ayaklanma bastırılır. Ancak harekât tam başarıya ulaşamamıştır. Bu nedenle 1927 yılının Eylül ayında ikinci bir harekâta girişilir. Hoybun Cemiyeti, bu yıllarda yurtdışında da etkin olmaya başlamıştır. Yalnız İngilere ve Fransa’da değil, ABD’de de sesini yükseltmektedir. Detroit’de Hoybun’un bir şubesi kurulur.

Türk Devleti bu isyanları bastırmak için komşuları İran ve Sovyetler Birliği ile de temas halindedir. Temmuz 1927’de Moskova’da, SSCB’nin Kürt isyanlarında Türkiye’nin yanında olduğunu bildiren bir antlaşma yapılır. SSCB’nin resmî görüşü, “Ağrı isyanlarının arkasında uluslararası emperyalizm” olduğudur.

1928 yılına gelindiğinde İhsan Nuri liderliğindeki Kürt gruplar Ağrı Dağına hakim olurlar. Dağlık arazi Kürtler için uygun savaşma imkanı sağlamaktadır. 2 bin kişiden fazla Kürt dağlardadır. Türk Devleti yine bir bela ile karşı karşıyadır. Askerî yöntemlere geçmeden önce ikna çalışmaları yapılsa da başarılı olunamamıştır.

Mayıs 1930’de 4. ve 6. Kolordular Ağrı Dağı yakınlarında toplanırlar ve harekât başlar. Eylül ayında tüm isyancılar etkisiz hale getirilir. Kendisini Ağrı Ayaklanması Başkomutanı ilan eden İhsan Nuri ise İran’a kaçmıştır. Hem bu yüzden hem de sınır ötesine taşan operasyonlar yüzünden İran’la kısa süreli bir gerginlik yaşansa da sonradan bu sorun halledilir.

İsyanı sert bir şekilde bastıran Türk Devleti içerde ve dışarda ağırlığını koymuştur. 1932 yılının başında iki resmi Türk heyeti (birinin başında Celal Bayar, diğerinin başında Tevfik Rüştü Aras vardı) İran’a ziyaretlerde bulunurlar. Türk heyetinin 6 kadar Kürt köyünün bulunduğu toprak parçasıyla Küçük Ağrı’yı değiştirme isteği Rıza Şah tarafından kabul edilir.

Bu ziyaretlerden önce de Irak Dışişleri Bakanı iki kez üst üste Türkiye’yi ziyaret etmiştir. Görüşmelerde Türkiye, Irak Hükümetinden, “Barzan bölgesinde Türk tabiîyetinde bulunan Barzan’ı bir merkez olarak kullanan Kürtlere karşı operasyon yapılmasını” ister. Irak hükümeti bu isteği kabul eder ve Barzanlı Şeyh Ahmet’e karşı Irak birliklerince saldırılar düzenlenir. Aynı günlerde Irak’ın Ankara Büyükelçisi, İngiliz Büyükelçisine Irak, İran ve Türkiye hükümetleri arasında Kürtlerle ilgili işbirliğinden söz etmektedir. Bu ittifak, Irak’taki Kürt isyancıları Şeyh Ahmet ve Mahmut’un da sonunu hazırlamıştır.

Atatürk Türkiyesi kararlı tutumuyla komşu ülkeleri de kendi yörüngesinde birleştirmeyi başarmıştır. Bu görüşmeler ileride kurulacak Sadabad Paktı’nın sinyallerini veriyordu.

Ağrı İsyanının bastırılmasından sonra Devlet, meseleyi çözmek için çeşitli önlemler alır. 5 Mayıs 1932’de çıkarılan İskan Kanunu’yla Kürtlerin bir kısmı batı bölgelerine yerleştirilir. Aynı kanunla şeyhlik, beylik, ağalık kaldırılır. Aşiret reislerinin ve dini liderlerin sahip olduğu yetkiler ellerinden alınır. Türkçeden başka bir dil kullanmak, yeni köyler ve mahalleler kurmak, zanaatkar cemiyetleri kurmak yasaklanır.

Dersim İsyanları

Dersim’de ilk olaylar 21 Mart 1937 yılında başlamıştır. Altı ay süren isyan 10 Eylül’de isyanın lideri Seyit Rıza’nın yakalanmasıyla bastırılmıştır. İkinci isyan ise 2 Ocak 1938’de başlar, Eylül ayında bastırılır.

İsyanın nasıl başladığına ve geliştiğine değinmeden önce bölgenin sosyal yapısı hakkında bilgi vermemiz gerekiyor. Dersim’de sosyal yapı aşiret düzeni üzerinde yükselmektedir. Cumhuriyetin ilanından sonra da toprak sistemi değişmemiş, ağanın, beyin elindeki toprak, tapulu malı olmuş, aşiret hayatı yıkılamamıştır.

Ankara Hükümeti bu aşiret düzeninin bir an evvel yıkılması gerektiğinin farkındadır. Dersim’in ıslahı ile ilgili ilk rapor, 2 Şubat 1926 tarihinde Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey tarafından yazılır. 1933 yılına kadar bölgede inceleme yapan üst düzey bürokratların yazdığı 7 adet rapor vardır. Bu raporların ışığında Devlet tarafından bir takım tedbirler alınır.

Bu tedbirlerin ilki 14 Haziran 1934 tarihinde kabul edilen İskan Kanunu’dur. Bu kanun aşiretlerin hükmî şahsiyetlerini ortadan kaldırır. Aşiret reisliği, şeyhlik ve ağalık kalkar, topraklarına ve tasarrufları altındaki mallarına el konulur. Aşiret efradının göç ettirilmesine veya devletin istediği bölgelerde yerleşme politikasına karar verilir. Bir kısım bölgeler yerleşime kapatılır.

Atatürk bu konuyla bizzat ilgilenmiştir. 1935 yılı Kasım ayında TBMM’yi açış konuşmasında, “İç idare teşkilatımızı, yurdun Doğu bölgelerinden başlayarak genişletmek ihtiyacını duymaktayız. Bu arada Dersim bölgesinde esaslı bir ıslahat programının tatbiki de düşünülmüştür.” demiştir. Bu konuşmadan yaklaşık iki ay sonra 25 Aralık 1935’te Meclis, “Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun”u kabul eder.

Kanuna göre Tunceli isimli bir vilayet kurulur. Bu vilayete Kolordu Komutanı rütbesinde bir kişinin vali ve kumandan olacağı hükmü getirilir. Vali lüzum gördüğü takdirde kaza ve nahiyelerin hudut ve merkezlerini değiştirebilir. Ayrıca kanuna göre Tunceli merkezinde bir ağır ceza ve asliye mahkemesi, kazalarında ise birer asliye mahkemesi kurulması kararı alınır.

1936 yazında Başbakan İsmet İnönü bölgeye gider. Aralık 1936 yılında İçişleri Bakanlığı’nda Bakan Şükrü Kaya yönetiminde Umumi Müfettişler Konferansı yapılır. Tunceli’nin kalkındırılması ve asayişin sağlanması için yapılacaklar konuşulur.

Tunceli’de devlet otoritesinin kendisini hissettirmesi ağa, bey ve seyitlerin nüfuzlarını kırmıştır. Aşiret reisleri üzerinde Suriye’den gelen Ermeniler ve Koçgirili Alişir’in propagandalarının da etkisi olur. Hoybun Cemiyeti tarafından 1933 ve 1934 yıllarında Türkiye’ye gönderilen Ermeni Boğos ve M. N. Dersimi de uzun zamandır bölgede çalışmaktadır.

Dördüncü Umum Müfettişi Alpdoğan durumu hissederek yayımladığı bildiride bütün aşiretlerin silahlarını teslim etmesini ister. Ancak bir çok aşiret buna yanaşmaz ve askerî karakollara saldırır. Aşiret reislerinin lideri Seyit Rıza da Alpdoğan’dan Tunceli Kanununun kaldırılmasını, Dersim için özel ve milli haklarını sağlayan bir idarenin kurulmasını ister.

İpler artık kopmuştur. İlk olay 21 Mart 1937 gecesi Pah bucağı ile Kahmut’u birbirine bağlayan köprünün yıkılması olur. Daha sonra Pah karakoluna saldırı düzenlenir. Batı Dersim’de Seyit Rıza’nın emri ile Hozat’ın Sin köyüne baskın yapılır. Aşiretlerin saldırıları sürerken, 28 Nisan’da İçişleri Bakanlığı durumu şöyle açıklar:

“Dersim aşiret reisleri, hükümet kuvvetlerini kendi aralarından uzaklaştırmak maksadıyla zaman zaman karakollarımıza tecavüzler yapmışlar ve kuvvetlerimiz tarafından tart edilmişlerdir. Bu aşiretlerin bu hareketleri devam ettirmeleri ve genişletmek istemeleri ihtimali vardır. Tunceli’ne muhit ve özellikle Kürtlere meskun olan illerde her türlü olayları karşılayabilecek şekilde tedbirli olunmalıdır.”

3 Mayıs’ta hava kuvvetlerine bağlı bir uçak filosuyla askerî harekât başlar. 25-30 bin civarındaki isyancılar hava saldırılarının caydırıcılığı karşısında gittikçe güç kaybederler. Seyit Rıza’nın saklandığı Kızıldağ kuşatılmış ve evi Sabiha Gökçen’in kullandığı uçakla bombalanmıştır.

Tunceli Harekatına girişen 25 bin kişilik Türk Kuvvetleri Haziran ayında isyancıları bulundukları yerlerde sıkıştırırlar. Temmuz ve Ağustos ayları kaçan isyancıları yakalamakla geçer. İsyanın lideri Seyit Rıza, 10 Eylül’de Erzincan jandarmasına teslim olur. Gazeteler, olayı, “Türkiye’de son derebeyinin de imha edilmiş olduğu”, “Bir efsanenin yıkıldığı” şeklinde yazarlar. Seyit Rıza ile birlikte 11 kişi idam edilir.

Ancak uslanmayan aşiretler, 2 Ocak 1938’de yeni bir ayaklanma hareketine daha girişirler. Tunceli bölgesinde asker kaçaklarını toplamakla görevli sabit jandarma müfrezesinden yedi jandarma eri, Kör Abbas, Keçel ve Baluşağı aşiretlerine mensup kişilerce pusuya düşürülerek öldürülür. Ardından Mercan karakolunu basarak iki eri daha şehit ederler.

Genelkurmay Başkanlığı kapsamlı bir harekât planı hazırlar ve 3. Ordu Müfettişi Org. Kazım Orbay’ın komutasında üç kolordunun katıldığı saldırı başlar. 16 Eylül 1938’de arama, tarama ve silahtan arındırma işlemi ile operasyon sona erer. Bu tarihten itibaren Tunceli’nin yönetimi Vali ve Komutanlığa bırakılır.

1 Kasım 1938’de TBMM’nin yeni çalışma yılının ilk toplantı gününde, Atatürk hasta olduğu için Başbakan Celal Bayar’a okuttuğu konuşmasında şöyle demiştir:

“Uzun yıllardan beri süregelen ve zaman zaman aşırı bir duruma giren Tunceli’deki toplu haydutluk olayları belli bir program içindeki çalışmaların sonucu olarak kısa bir zamanda ortadan kaldırılmış, o bölgede böyle olaylar bir daha tekrarlanmamak üzere tarihe aktarılmıştır.”

Sonuç

Kürtlük, aşiret düzeniyle kendini var etmektedir. Kürt isyanların tamamı bu düzenin kaymağını yiyen ağa, bey ve şeyhlerin önderliğinde çıkmıştır. Şeyh Sait ile Dersim’i, Ağrı isyanıyla Koçgiri’yi birleştiren bu ortak özelliktir.

Bu isyanların ulusal isyanlar olduğu söylemek saçmadır. Çünkü ulusal hareketler hem gerici derebeylik sistemiyle mücadele eder, hem de emperyalizme karşı kendini ifade eder. Bu bakımdan Türk Ulusal Kurtuluş hareketi ve Türk Devrimi tam anlamıyla ulusal bir harekettir. Kendisini Türk Devleti ve Devrimiyle savaşarak var eden Kürt hareketi ise gerici ve işbirlikçidir.

Kürt isyanlarına İngilizlerin, Fransızların ve Ermenilerin desteği ve hatta bizzat onlar tarafından organize edilmesi, Kürt hareketinin işbirlikçiliğini gösterir.

Bugün ister sağ, ister sol görünümlü olsun Kürtçü hareketler bu isyanlara sahip çıkıyorlar ve bunları Kürt ulusal harketinin doğuşu olarak görüyorlar. Şeyh Sait anması yapan bir “sol” harekete rastlamak artık şaşırtıcı değil. Çünkü bu hareketlerin ortak noktası Kürt olmalarıdır. Ne siyaset, ne de başka bir şey önemli değildir. İşte bu yüzden aynı zamanda ırkçıdırlar.

Bu isyanlar Türk Devriminin emperyalizm ve onun desteklediği geri toplumsal yapıyla mücadelesinin önüne konmuş bir engeldir. Atatürk ve devrimci kadrolar bu meseleyi en sert şekilde çözdüler ve 1938’ten sonra bu isyanlar bitti. Ancak 1970’lerin sonunda kurulan PKK, bugün ABD ve AB’den aldığı destek ve Türk Devletinin zayıf düşmesi sonucu yeni bir isyan dalgası yaratmak üzeredir.

Tehlike büyüktür. Bölgede 2000’lere kadar Kürt bölücülüğüne karşı en kararlı tavrı alan Türk devletinin, bugün vereceği en ufak tavizin bedeli Misak-ı Milli sınırlarının değiştirilmesi olacaktır.

Cumhuriyet tarihi bu meselenin nasıl çözüldüğünü bize göstermektedir. Atatürk’ün isyanlara karşı sert tavrı ve Kürtçülüğün yeşerdiği toplumsal zemini yok ederek Türklüğü yüceltme politikası bize yol göstermelidir.

Özgür Billur


24 Responses to “Türkiye’de Kürt İsyanları”


  1. 1 josentin
    Ekim 29, 2009, 3:35 pm

    Cumhuriyet dönemindeki Kürt isyanlarına katılanların hepsi Kürt değildi, aralarında Ermeni ve Bedirhanlar gibi Yahudi asıllı Kürtler de vardı. Çünkü o bölgelerde eskiden Kürtler değil, Ermeniler önemli bir azınlık oluşturuyordu. Hatta Gürcü ve Ermeni tarihlerinde önemli rol oynamış Yahudi asıllı Bagrat (Gürcüler Bagrationi, Ermeniler Pakraduni der) hanedanı da vardır. kanımca PKK, Kürt değil Kürt kılığındaki Ermenilerin (nam-ı diğer Kripto Ermeni) kurduğu terör örgütüdür. Bu örgütün ASALA’nın geri çekilmesinden hemen sonra ilk eylemini yapması tesadüf değildir. Üstelik liderleri Abdullah Öcalan Ermeni asıllıdır. Çünkü memleketi Halfeti, eskiden Hromkla adıyla 1147-1293 arası Ermeni Ortodoks Kilisesi’nin merkezi olmuştu ve Memlüklerce 1293’te zaptedilmeden önce bugünkü Adana, Mersin, Osmaniye ve Gaziantep ilinin tamamıyla Hatay’ın kuzey ilçeleri, Kahramanmaraş’ın merkez, Andırın, Pazarcık ve Türkoğlu ilçelerini, Antalya’nın Alanya ve Gazipaşa, Adıyaman’ın Gölbaşı ve Besni ve Şanlıurfa’nın Halfeti ve Birecik ilçelerini kapsayan ve sırasıyla Doğu Roma (Bizans), Anadolu Selçuklu ve İlhanlı’ya bağımlı olduktan sonra 1375’te Memlükler’ce yıkılan Kilikya Ermeni Krallığı’na bağlıydı.

  2. 2 DOĞRUCU DAVUT
    Aralık 16, 2010, 2:30 pm

    Sayın yorumcu bu isyanlar bazı haksızlıklara karşı çıkan kürt aşiretler tarafından çıkarılmıştır. Topyekün kürt isyanı değildir. Osmanlının tanıdığı feadal düzeni devam ettirmek veya kendi üstünlüklerini diğer aşiretlere kabul ettirmek isteyenlar tarafından çıkarılmış en çok 10 bin kişilik yerel aşiret hareketleridir. Bir çoğu Irak ve İran da olmakla birlikte daha çok Türkiye sınırları içerisinde olmuştur. Şeyh Said isyanı ise tamamen gerici nedenlere dayanıyor ve Atatürk ün kılık kıyafet devrimini hedef alarak yapılıyor. Yani Menemen olayının bir benzeri gibi…

    Hainliğe gelince sen maksadını kat be kat aşıyorsun. Hain Kürtler olduğu gibi hain Türkler de tarih sayfalarında doludur. Bugün Doğu Türkistan da kendi dilleri ile eğitim yapamayan UygurlarıN kalkışmaları için hain sayabilirmisin? Kıbrıs Türkleri 200 bini geçmiyor onlar için korsan bir devlet kurdun mu? Ya Timur ? Anadoluyu yıllarca fetret devrine mahkum edip Bayazıt Hanı bir maymun gibi kafeste teşhir ederek ölüme mahkum etmedi mi? Azeriler ne kadar kurtuluş savaşında katkıda bulundu? Tarih boyunca İranin yanında yer aldılar mı? Ya Cengiz Hana ne dersin? Selçukluları darmadağın etmedi mi? “Türkün Türkten başka dostu yok mu ?” Yoksa tersini mi söylesem ? Topal Osman olayı nedir? Hangi kasabayi basmıştır ? Neden Atatürk onu hakladı? Vatansever olduğu için mi? Damat Ferit Paşa kimdir?

    Bankaları boşaltıp Türkiyeyi bunalıma sürükleyenler hain türklerden çok kim bu ülkeye hiyanet etti? Tarih boyu bir kaç lokal olayı almış çiğneyip duruyorsun. Kürtler nerede türklere soykırım uyguladı? Bu isyanlarda kaç türk öldürüldü? Yok değil mi? Ne kadar türk sürgün edildi? Yok yok yok …

    PKK mı ? Bu sizin eseriniz ve sizin projeniz. İpin ucunu neden kaçırdınız peki? Kürtlerin haklı taleplerini terorize etmek için mi? Kim bu adamlar ? Cin olamadan adam çarpmayın tarihi doğru okuyun öyle yazın. Türk milleti yüce bir milletir senin gibilere kanmaz , sen iç savaş çıkarmak istiyorsun ama bu millet vakurdur ve sabırlıdır oyuna gelmez. En az PKK kadar bölücülük yapıyorsun bunu iyi bil!

  3. 3 Volkan
    Şubat 8, 2011, 3:03 pm

    Dua etki bu memlekette Kurtler var. Senin pek ilgin olmaz ama, Ingilizler tepeden bu memleketin dininide degistireceklerdi. nasil ki kurtler Alparslana asker verip dioejeni maglup edip, sizi sunnet edip musluman etti ise, dini erdebilde, horosan da sizlere ogretti ise cumhuriyet doneminde de dine sahip cikmistir. bugun turkiye demokratiklesiyor ise kurtlerin payi turklerden daha fazladir. Yoksa tek parti , dikta, ve fasist yonetimler devam edecekti.
    Simdi kurtleri yargilayacagina birazda kendini yargila.
    Kurtler sizin gibilere ragmen musluman kardeslerine silah cekmez. Ancak senin gibi kafalarin urettigi PKK ile iyi anlasir senin agabeylerin.
    Halk isyani o saydiklarin, Babanzadeleri ac okuda kim oldugunu ogren, soroz un planladigi cumhuriyet mitingleri degil.

  4. Nisan 11, 2011, 9:06 pm

    ew serhıldana geli kürd jı boy islamı jı boy halifı jı bo ümmetıbu.hun kıne hatıne dıbıjın kurd hainın kurd bölicine ew atayı we heye kuçıkekbu ewi jını we da bınıhü ewi dini we destı we hılda batı ani da destı we tarihi rın bihunen paşı were vıra haberde kuçıkı kürı kuçıka tc da penci milyon kurd heye zemanı were ciwanı kurda yı tc seri weda hılşinın yı kurdistan islam devleti çıkın …….

  5. 5 f can
    Mayıs 5, 2011, 11:25 am

    ulan vijdanınız kurusun ABD AB.tüm bunlar PKK yi (terörörgütü olarak) görüyor siz yılardı bunların silahı desteği ile kürtlarin dağlarını bombalıyorsunuz.kim kimn mütefiki..ulusal kurtuluş mücadelesi mazlum halkların öncülüğünde verilir.mazlumları talepleri var diye öldürerek deyil.bak negüzel anlatıyorsun her isyanı bastırdık isyancıları öldürdük diyorsunuz.ama sonda yine isyan.hiçbir isyanda kürtlerin ne istediğini sormadınız.teleplerinin haklılığını tartışmadan öldürerek.bitireceğinizi zanetiniz .olmadı olmuyor.kürt ler spor olsun diye isyan etmiyor talepleri var talepleri.oda insaanolmaktan doğan haklar.sen olaya retçi yaklaşırsan farklı ülkelerle çıkar emelindeitifaklar gelişirşbu dünyanın her yerinde böyle.siz ırakta,afganistanda,libyada kiminle niye itifak yaptınız bunlar çıkar temelinde deyilmi osmanlı 1. dünyasavaşında niye bir kaç ingiliz altını karşılığı almanların yanında yer aldı her halde babasının hayrına deyil.bütün dünya nasıl yapıyorsa itifakları kürtlerde öyle yapıyor.. bu ülkee şeyhlik ağalık halen yaşıyorsa türk devletinin sayesindedir .kürdistanda onların tek dostu dayanağı onlardır .koruculuk kim yapıyor adıyamanda erzurumda siirte vs.bu şehleri kim koruyor cumhuriyetin temel ilkeleriyle çelişmesine rağmen,PKK,mi……budası türk cumguriyeti yürkiye cumhuritetidir.ne yalnız türklerin babasının malıdı ne de türkler büyük abidir .bu ülkede yaşayan herkes kendini kendi dilinde kimliğinde ifade etme hakına sagiptir bunu zorbalıkla engeleyemesin şimdi bunları talep etmemi derebeylik ,gericilik, yoksa bunları ret edip onları katletmekmi. ha sahi hitlerde kendine anti emperyalist ilerici diyordu sende öyle birisin .çanakaledeki şehitleri saymışsın 700,kürt varmış 700 mü 1000,mi bilmem ama sen çok kurnazsın sen baban deden orda olmadığı kesin.sana tafsiyem bu bölgede ölen her PKKlinin cenazesine on binler katılıyor bunu biraz düşünün.birlikte yaaşamanın şansı halen var.bu birlikteliği dinamitlemeyin bu gönül bağlarını koparmayın. kürtler bu zulüme daha fazla dayanamaz hiç bir canlı dayanamaz.bütün kuşlar karga deyil her kuş kedi dilinden öter.siz kürtlere bizim dili konuşun beni sevdiğimi sevin cocuğuna köyüne mahalene benim istediğim ismi koyun diyeceksin kabul etmeyince bölücü deyip öldüreceksin.adıda ilerici anti emperyalist. yasen hangi türdensin…

  6. 6 metin
    Haziran 30, 2011, 2:17 am

    İki taraf da kendine göre haklı.
    Tek bildiğim emperyalizim uşaklığında asla ve asla hak ve hukuktan bahsedilemeyeceğidir…
    Bugün AKP de BDP de aynı emperyalist güçlerden yardım alıyor..
    Biri sözde türk biri sözde kürt…
    Sosyalizm emperyalizme karşıdır..
    Emperyalist güçlerden para ve silah yardımı alıp daha sonra ben emperyalizm karşıtıyım diyenler bugün en büyük yalancılardır..
    Bu topraklarda bizler yaşıyoruz, ingilizler fransızlar ya da amerikalılar değil..
    Madem çözüm istiyoruz, önce emperyalistlerle tüm bağları koparmalı, onlarla işbirliği içinde olanları elemeli ve cezaları neyse çekmelerini sağlamalıyız..
    Sonra oturup düşünmeliyiz.. İki taraf da nerede hata yaptığını düşünmeli..
    Amerika’da İspanya’da özerk bölgeler var doğrudur, ama adamların zaten kendileri emperyalist…
    Kapitalizmin pazarı olmuş bir ülkede tam bağımsızlığı elde etmeden yapılacak tüm girişimler bölünme, ayrılma ve toplu yok olmaktan başka bir sonuç çıkarmaz…
    Her iki taraf için de geçerlidir bu…
    Saygılar…

  7. 7 welat Amed
    Ekim 19, 2011, 8:11 pm

    Tarih Boyunca TÜRK,lere Gerçek DOSTLUK Yapmış tek bir millet vardır.oda KÜRT MİLLETİDİR……………. EĞER BİRİLERİNİN CANI YANARKEN SEN YAŞAMAYA DEVAM EDEBİLÇEK KADAR KENDİNİ ONURLU BİR İNSAN OLARAK GÖREBİLİYORSAN SANA SÖYLENEBİLEÇEK TEK BİR SÖZ VAR ODA HELAL OLSUN ULA OĞLUM SEN KENDİNİ AŞMIŞSAN ARTIK DOMUZ AİLESİNE GEÇMENİ KUTLAYABİLİRİZ……???

  8. 8 nedir bu
    Ekim 21, 2011, 8:22 pm

    f can sen tam olarak ne istiyorsun daha ne soracağız size… altınızımı deişeceğiz kaç senedir kalkınma bölgesi diye vergilerimiz size akıyor kaşıkla yemekmi koyalım önünüze bu amk özgürlük nasıl biseydir neyin peşindesiniz

    azad kürtçe site açacaklar size yakındır neye cevap yazıyorsun okur yazarın varmı senin kürdistan devleti dediniz bitirdiniz benim 3 tane dedem ağrıda şehit düşmüş kimin malını kimden alıyorsunuz o toprakları yedirmezmiyim sana sizde ırak gibi amerikayla birlik olun alın toprakları yarın öbürgünde porno çeksinler çoluk çocuğunuzla biz size hoşgörğü gösterdikçe tepemize çıkıyorsunuz

    özgür billur … konuyu ammada sapıtmışsım josentin ve doğrucu davut haklı o kadarda uç nokta değildik birlikte çokşey yaşayıp paylaştık

    welad amet sana sonuna kadar katılıyorum

    bakın arkadaşlar bölünürsek tutunamayız yapmayım böyle ….
    birbirimizi kadırmayalım tarihtea daha gerilere gitseniz aslında 2 milletin tek soydan geldiğini göreceksiniz biz hep birlikte yaşadık ne yani şimdi sokakta gördüğüm her kürt teröristmi böyle bir mantelitemi var

    bakın başından beri söylüyorum kürtlerle bi zorum yok zorum bölücülerle

  9. 9 Süleyman KARATAY
    Kasım 14, 2011, 12:55 am

    S. Karatay/İzmir
    Fransız ihtilalinin bütün dünyada estirdiği eşitlik- özgürlük rüzgarını, Kürtler diğer milletlere göre daha erken algılamalarına ve ilk isyan/bağımsızlık hareketini 1806 yılında başlatmalarına rağmen istedikleri sonucu bugüne kadar elde etmiş değiller. Nedenini Kürt aydın ve siyaset adamları derinlemesine incelemeli , sırtlarını her sıvazlayanın gerçekten dostu olduğuna inanıp, kan dökerek bu amaca ulaşmanın artık mümkün olmadığını görme zamanının geldiğini bilmelidir. Aydın sorumluluğu bunu gerektirir. Dünyanın ve Türkiyenin içinde bulunduğu konjektürel yapı artık günümüzde Kürtlerin Bağımsız bir devlet kurmalarını imkansız hale getirmiştir. Kürtleri destekleyen iç dinamik ve dış destekler 21. yy da böyle bir imkanı sağlıyacak kadar güçlü değildir. Kürtler, daha akılcı bir tutum sergileyip modern çağın önlerine altın tepsi içinde sunduğu imkanları kullanmalı, Türkiye Cumhuriyetinin birinci sınıf vatandaşı olarak kendi kültürlerini yaşamalı, sahip oldukları hak ve özgürlükleri ile diğer ülkelerde yaşayan ve bu imkanlara sahip olmayan diğer Kürtlere örnek olmalıdır.
    İki yüz yıldır binlerce insanımızı kaybettik. Daha ne kadar ölmesi gerekiyor? Bırakın silahınızı barışalım.

  10. 10 Murat
    Kasım 23, 2011, 8:53 pm

    Yukaridan ikinci “dogrucu davut” iti gibi bazi salaklarin varligi inkar edilemez. Dedikodu ve kulaktan yalanlar ile tarihi anlatamamanin acziyeti icinde büyüklenen sarhos köpek. Sana deginmek bile zaman kaybidir. Köhne anlayisindan vaz gecip ilim ile tanis yada ciktigin deligine geri dön.

    Türkler hakkinda büyük gafletinden haric kürt diye zikredilen kimliksiz insan yiginina iliskin yorumlarin da picliginin yansimasidir.

    Kürt terörizmi yüzyillardan beri süregelen kanserdir. Osmanliya zarar verdigi gibi Türklere de büyük ölcüde zulüm etmistir. Son 200 yilda ise bu terörizm siddetlenmistir. Ve dis etkenler de dahil edildiginde bu koyun sürüsü iyice yolan cikmistir.

    Pkk ise kürtlerin terörizminin resmen örgütlesmesidir. Tabi ki bu örgütün düsünce yapisi cok önceden kurulmustur ve dis etkenler olan abd, ab, ermenistan, rusya, israil vesair ülekeler tarafindan bu güne kadar desteklenmektedir.

    Pkk birden bire cikmis bir mantigin ürünü degildir. Pkk uzun zamandir var olan kürt terörizminin resmi yansimasidir.

  11. 11 Aşkın TAN
    Şubat 20, 2012, 5:25 pm

    Yorumların neredeyse hepsını Okudum Sasırdım ama Herkesın Kendı GOrusu Saygımız Varda Arakadasın Bırı yazmışkı Turkiye Cumhurıyetının Kurulusunda TUrklerden cok Kurtlerın payı var madem Kurtler coook emek vermıs Tc ye Neden Tc Kurulmadan Kurtulus Savasındayken Sureklı ISyan cıkardılar ? Neden Bız DUsmanla Savasırken Hep Arkadan İş Cevirdiler ? Neden Kardeş Dedıklerı Mıllete Kurşun Sıktılar Hanı Bırı yorum yapmış Kurtler kardeş dedigine Kurşun SIkmaz 600 Yıldır Aynı Cografyada yaşadıgı Kardeş Dedıgı Mıllete 10-20 yıl da Batının Egemen guclerıne kanıp Kursun sıkıyor ?? Hadı BUnların Hepsını Geçtım Sadece Kurtulus Savasında 34 Bin Şehit Vermişiz Bunların 33.300 Turk 700 Yurtsever Kurt Kardes Olan 700 Kısı Sadece Canını Vermıs Vatan Icın Gerısı Iş Cevırmıs Yazık kı Ne yazık Bugunde Aynı Davalar Donuyor uyanık Olan Dogru yolu Buluyor Uyanık Olmayan Da boyle yorumlar yapıyor Kendını Kandırıyor yazıkkk :S

  12. 12 adar
    Nisan 9, 2012, 11:19 pm

    kurtler olmasaydi bu gun bir turkiye cumhuriyeti yoktu… madem sizin ataturkunuz bu kadar kahramandi da neden doguyu kurtardida. selanigi kurtaramadi himmm dogdugu topraklari yunanlara birakti. oysa kuertler dogdugu topraklari hic birakmadi ve hep orada kaldilar… kurt tarihini bi okuyun . o zaman bir gercek turk tarihinin var olmadigini anlarsiniz…

  13. 13 adar
    Nisan 9, 2012, 11:23 pm

    size bi tavsiye ” hur adam ” filmini bi izleyin ondan sonrada seyh said isyanini bi okuyun … belki bir seyleer anlarsiniz

  14. 14 bayram
    Nisan 16, 2012, 3:45 pm

    konuşun tartışın ayrımcılık yapmayın dogru yolu bulursunuz

  15. 15 nur efşan
    Haziran 4, 2012, 10:40 pm

    Köpeğin birisi de demiş ki Türkiye Cumhuriyetimizin kuruluşunda kürtlerin payı varmış. Bu ülke aslında onlarınmış.Siz belki farkında değilsiniz ama biz Türklerin 5000 yıla yakın bir geçmişi var sizin neyiniz var? Lisanınız lisan değil,yaşadığınız yer bile size ait değil bu ülke olmasa nerelere sığınırdınız acaba? Size resmen bu ülkenin insanı bakıyor be şerefsizler. Siz hala neyin peşindesiniz. İtten farkınız yok inanın.!

  16. 16 bahtiyar
    Haziran 9, 2012, 2:34 am

    Arkadaslar gecenin bu saatinde büyük bir dikkatle okudum yazılarınızı ve yorumlarınızı 1-2 saat öncesine kadar daha önce okudugum ve duyguğum kürt istanları ve cumhuriyetimize yaptıkları saldırılardı sakın kimse yanlıs anlamasın kürt değilim türküm isterseniz surdan yola çıkalım herkesin neye ihtiyacı olursa onun için mücadele eder karnımız aç ise doyurmak için mücadele ederiz arabamız yoksa bir araba sahibi olmak için mücadele ederiz egerki insan olarak görülmüyorsak haklarımızı sürekli gasp ediyorlarsa düsünki ülkenin belirli bir kesimi refah içinde yasarken bir bölümü büyük ızdıraplar çekiyorsa gelde isyan etme gelde patlama az öncesine kadar beynimde olan türk kürt meselesi değişik bir hal aldı sadece sunu demekle yetinecem allah türk ve kürt kardeşlerimize zeval ermesin keşke imkan olsada dış düşmanlardan arınsak o zaman dahada iyi anlarız biz birbirimizin halinden saygılar…

  17. 17 Ciwan
    Temmuz 2, 2012, 7:25 am

    Aranızda bazı kitapsizlar var kürtleri milletten saymayan yok sayan.bu mantık bu düşünce yapısı 2.dunya savasinda yerle bir edildi.lafim o salaklara sizde dönün ve altlarına sığının o molozlarin altına yeriniz orası faşizmin sonu orası…

  18. 18 ne mutlu türküm sana
    Temmuz 6, 2012, 5:37 pm

    adar isimli aptal, kürtler olmasa bu gün kazandığının hepsini kalkınmaya ve gelişmeye harcayan daha güçlü bir türkiye olacaktı, bu ülkenin kurulmasında ve kurtulmasında hiç bir katkınız olmadığı gibi aksine her zaman ayakbağı oldunuz. beş kuruş vergi vermeden yıllardan beri bizim kazandıklarımızla yaşıyorsunuz ama maşallah nankörlük köpekten fazla, beyinsiz olduğunuz için onun bunun gazına gelip askerlerimizi öldürüyor kaynaklarımızı tüketiyorsunuz, lağım fareleri bile daha erdemli bir hayat yaşar emin ol, ve yine emin ol bu gün sizi gaza getirenler yukarda bir arkadaşında dediği gibi ilk fırsatta tepenize çöküp karınızı kızınızı porno filmlerine oyuncu yapacaklar, siz bekler durursunuz türkler bizi bırakınca güllük gülistanlık yaşayacağız diye, gerçi sizde bu boş beyin hazırken size yaptıkları kötülüğü seve seve kabul edersiniz bu insanların, bayıla bayıla oynarsınız o filmlerde

  19. 19 Semih
    Ağustos 28, 2012, 3:07 am

    En iyi kürt ölü kürtttür bu kadar basit.

  20. 20 ALİ AYAZ
    Ekim 5, 2012, 7:29 pm

    ULAN ŞEREFSİZPĞLU ŞEREFSİZ FAŞİSTLER, NAMERDİN TÜREMELERİ! ULAN ALÇAKOĞLU ALÇAĞIN SOYSUZ PUŞTLARI!
    SİZ KİM OLUYORSUNUZ DA ÇEYREK BEYNİNİZLE KÜRT ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNE DİL UZATIYORSUNUZ?CAHİLLER , SERSEMLER , ALIK ŞOVENLER! BİR HALK OLDUĞUMUZU BİLE BUGÜN KABUL EDİYORSANIZ , O DA PKK NİN KELEŞİ SAYESİNDEDİR, İTOĞLUİTLER! SİZ BU KAFAYLA ADAMA ZORLA DEVLET KURDURURSUNUZ!SERSEMLER , PKK Yİ BİR KENARA BIRAKIN, ÖNCE BU HALKIN ULUSAL DEMOKRATİK HAKLARINI VERİN!BİR ALÇAK ÇIKMIŞ ANTİ-EMPERYALİZM LAFINI AĞZINA SAKIZ ETMİŞ(SANKİ TC NİN ADINI BİLE İNGİLİZLER VERMEMİŞ GİBİ) VE 28 KEZ BU HALKI NE GÜZEL EZDİKLERİNİ SÖYLÜYOR… YANİ MAZLUM BİR HALK VAR , DEVLETİN SINIRSIZ TERÖRÜNE MARUZ KALMIŞ BİR MİLLET VAR…. NASIL BU KADAR TENEKE YÜREKLİ VE KİREÇLENMİŞ BEYİNLİ OLABİLİYORSUNUZ? BU DA ALDIĞINIZ SALAK EĞİTİM SİSTEMİNDE GİZLİ… TABİİ ÖMER SEYFETTİNİ OKUYUP OKUTAN BİR KIŞLACI EĞİTİM SİSTEMİ BÖYLE OGÜN SAMAST BOZUNTULARI FIRLATIVERİR ORTAYA… BİLİM YOK ,11-12 YIL BOYUNCA ATATÜRKÜN NEREYE İŞEDİĞİNİ, NEREDE RAKI İÇTİĞİNİ ANLATAN ABUK SABUK BİR MÜFREDAT VAR … SONUÇ ŞAŞIRTICI DEĞİL TABİİ…AMA BUNCA ACI VE TRAJEDİYE RAĞMEN HALEN SALAKÇA YAPILAN BU BİLİNÇ VE GERÇEK DIŞI YORUMLARI GÖRÜNCE İNSAN İSYAN EDİYOR! KAÇINIZ PKK TARİHİNİ ONUN İLKE VE PROGRAMINI BİLİYOR HIYAR İBİŞLER!KAÇINIZ PKK NİN ÖRGÜTSEL İLKE VE AMAÇLARINI BİLİYOR? BUNLARI BİLMEDEN O SİZE ÜFÜRÜLEN BASMAKALIP RESMİ PALAVRALARLA KONUYU DAHA DA DERİNLEŞTİRİRSİNİZ…BU TARİHİ M.Ö. 12000 YIL ÖNCEYE KADAR DAYANAN MEZOPOTAMYA NIN OTOKTON HALKIDIR…YANİ BÖGENİN EN ESKİ HALKIDIR…BU TARİHİ BİLMEDEN DE YİNE ÇAKARSINIZ… HERŞEYDEN ÖNCE KÜRTLER ADINA KONUŞMAK SİZ ŞOVEN NAMUSSUZLARA DÜŞMEZ…BİLİNÇLENİN OKUYUN O ZAMAN ADINIZIN ÖNÜNE BAŞKALARI DOĞRUCU LAFINI TAKAR… KENDİNİ DOĞRUCU DAVUT İLAN EDEREK DOĞRUCU DAVUT OLUNMUYOR!!

  21. 21 nur
    Kasım 30, 2012, 8:31 pm

    KAÇINIZ PKK TARİHİNİ ONUN İLKE VE PROGRAMINI BİLİYOR HIYAR İBİŞLER!KAÇINIZ PKK NİN ÖRGÜTSEL İLKE VE AMAÇLARINI BİLİYOR? sen bunu yazabiliyorsan ALİ AYAŞ BEY başta birşeyleri beynine yerleştirmiş ibiş dediğin kişilerin seviyesine inebilmişsin . Taraftarı değilsen birşeylerin tek taraflı yorum yapmayacaksın diğer arkadaşların yaptığı gibi okumuş okumamış TÜRKİYE ‘de fark etmiyor insanlık görmek istiyorsan milletinde toprağında tek ben varım bana hak verilsin diye karşındakine köpürmeyeceksin . Gerçekten hak istiyorsan bölücülük lafını unutup Türk Kimliğinle Türkiyede barınacaksın kardeşce birbirine karşı hoş görü içinde türkü türke kırdırarak değil birbirine hakaret ederek değil. PKK gerçeği bariz ortada bunu yok etmek HERKESE düşer onlar bizim içimizden olamaz bizim milletimizin içinde allah sevgisi var . Yaradandan korkan kendini bilen hangi müslüman kardeşini öldürür. Yapmayın arkadaşlar böyle yorumlar bölücülük istemiyosunuz o ki attınız mesajları gerçekten baştan okuyun . Kalbinde onun aşkı varsa gerisini boşver sana da kalmayacak bu dünya banada kavga ettiğin toprakta başına geçmek istedin devletin toprağında sende çürüyeceksin bende neyin derdindesiniz efendi efendi yaşayın birbirinizin haklarına saygı duyarak çocuğunuzu yetiştirirkende sen kürt sen iç anadolu sen trakyalı sen laz böyle değil sen türksün hayatta iki insan var iyi ve kötü bunu aşılayarak yetiştirin . Kalkınacaksak beraber kalkınalım bölünerek değil. Tüm halkımı seviyorum yaradandan ötürü . Saygılar…

  22. 22 cegerxin
    Mayıs 20, 2013, 6:56 pm

    direneeee direneee kazanacağiz….ne mutlu kürdüm diyene !!!!

  23. 23 hakan
    Ağustos 25, 2013, 7:57 pm

    ırkıyla övünen kürtler şunlar size nereden tanıdık geliyor:kardeşinin karısına tecavüz eden baba,kardeş.tavuk yüzünden amca oğlunu öldüren kuzenler.uyşturucu kadın ticareti gibi gayri meşrununda en rezillerini çolupuna çocoğuna yedirenler.namazla dalda geçenler.taksim travestileri vs. vs. vs. siz bunlarsınız işte

  24. 24 utku devran
    Nisan 7, 2014, 3:51 am

    kürdistan anlatılmaz yaşanır .hiç sabah bomba sesiyle uyandın mı….


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


İstatistikler

  • 1,896,634 Tıklama

Ağustos 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Tem   Eyl »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 37 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: